YEREL HABERLER - 17 Nisan 2012 Salı 20:01

MUDANYALI DELEGELERİN BAŞKÖY TEPKİSİ

A
A
A
MUDANYALI DELEGELERİN BAŞKÖY TEPKİSİ

Mudanya Zeytin Tarım Satış Kooperatifi Başkanı Şevket Karagöz, kurucu ortak oldukları Marmarabirlik`te en çok delegeye sahip ve her yıl kâr eden bir kooperatif olmalarına rağmen, birlik seçimlerinde saf dışı bırakılmalarına tepki gösterdi.
Marmarabirlik Başköy Tesisleri`nden 21 Nisan`da yapılacak olan seçimli genel kurulda Hidamet Asa başkanlığındaki yönetim tarafından 150 Sayılı Mudanya Kooperatifi`nin saf dışı bırakılmak istendiği ileri sürüldü. Kooperatif Düğün Salonu`nda yönetim ve denetim kurulu üyelerinin çağrısıyla toplanan Mudanya`nın 59 birlik delegesi, ortak hareket etme sözü verdi.
150 Sayılı Mudanya Zeytin Tarım Satış Kooperatifi Başkanı Şevket Karagöz, Mudanya`nın Marmarabirlik`in kurucu ortağı olduğunu hatırlatarak, ilçenin Osmangazi, Nilüfer, Mustafakemalpaşa ve Karacabey gibi 5 ilçeye de hitap ettiğinin altını çizdi. Birliğin en çok delegesine sahip bir kooperatif olmanın yanı sıra her yıl kâr etmelerine rağmen birlik seçimlerinde ilçenin saf dışı bırakılmak istenmesini manidar bulduklarını dile getiren Karagöz, ``Mudanya`yı dışarıda bırakmak Bursa`yı dışarıda bırakmak demektir`` dedi.
Karagöz, eski birlik delegesi Kamuran Yılanlı ve Dr. Murat Ünal`ı ima ederek, ``Daha önce bazı kişilerle olmaz deniyordu. Şimdi onlar da yok. Bu yönetim kurulunun üzerinde emir ve tavsiyede bulunacak kimseler yok. Ama onların galiba Mudanya`ya takıntısı var. Bunun dışında bir mazeret göremiyorum`` diye konuştu. Kâr eden kooperatifin dışarıda bırakılıp, zarar edenlerin içeride olmasına isyan eden Karagöz, Başköy`deki yönetimde olanların kendilerini bu kurumun sahipleri gibi gördüğünü ifade ederek, ``Biz olmazsak kimse de olmasın diye uğraşıyorlar. Koltukların kimseye baki olmadığını, bunların gelip geçici olduğunu düşünemiyor. Maksat kuruma insanlara hizmetse, her zaman her alanda insanlara hizmet devam edebilir. Ancak gaye koltuk kavgasıysa bunun sonuçları hiç de iyi olmaz`` dedi.
``CESARETLERİ VARSA KONGREYİ BASINA AÇIK YAPSINLAR``
2. Başkan Emrullah Demir ise, geçen genel kurulda Mudanyalı delegeler olarak verdikleri tekliflerde bile art niyet arandığını kaydetti. ``Bizleri çiftçimiz, delegemiz yeri ve zamanı geldiğinde nasıl eleştiriyorsa, biz de bunları üst yönetime taşımak ve anlatmak zorundayız`` diyen Demir, ``Bunu yanlış manalar çıkarmanın bir mantığı yok. Cesaretleri varsa basın mensuplarını kongre salonuna alsınlar, önergelerimize cevap versinler`` diye konuştu.
Toplantıda daha sonra yönetim kurulu üyeleri, birlik delegelerinin görüşlerine başvurdu. Başköy`de siyaset yapıldığını öne süren Mudanyalı delegeler, iki sene üst üste zarar eden kooperatifin birlik yönetiminde de temsil noktasında varlığını sürdürmemesi gerektiğine dikkati çekti. Delegeler, 21 Nisan`da gerçekleşecek genel kurulda Mudanya kooperatifinin yönetim ve denetim kurullarının Başköy`e karşı alacağı tavırda ortak hareket edeceklerinin sözünü verdi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta evlat nöbeti devam ediyor Muş’ta DEM Parti İl Başkanlığı önünde evlat nöbeti tutan aileler, çocuklarına teslim olmaları için çağrıda bulundu. Muş’ta çocuklarının terör örgütü PKK tarafından dağa götürüldüğünü öne süren ailelerin DEM Parti İl Başkanlığı önünde başlattığı evlat nöbeti devam ediyor. Ellerinde çocuklarının fotoğraflarını taşıyan anne ve babalar, "Artık yeter", "Yakamızdan düşün" ve "Anneler direniyor" yazılı pankartlarla seslerini duyurmaya çalıştı. Zaman zaman duygusal anların yaşandığı eylemde aileler, çocuklarına güvenlik güçlerine teslim olmaları çağrısında bulundu. Anne Naciye Sönmez Yıldız, "Ben Osman’ın annesiyim. Osman’ın babası yok ama ben buradayım. Bir damla kanım kalana kadar burada, Osman’ın peşindeyim. Osman, sesimi duyuyorsan gel teslim ol oğlum. 11 senedir seni arıyorum. Eğer yaşıyorsan, beni görüyorsan gelin teslim olun. Yeter. Bu dava sizin davanız değil. Oğlum gelin teslim olun" dedi. Oğlu Atilla’ya seslenen anne Şahinaz Özcan ise, "Atilla’nın annesiyim. Oğlumdan hiç haber alamadım. Var mı, yok mu bilmiyorum. Sadece bir kez sesi bize gelseydi, sesini duysaydım içim yine rahat olurdu. 9 yıldır hiç haber alamıyorum. Yaşıyor mu, yaşamıyor mu bilmiyorum. Buna ‘Kürt davası’ diyorlar. Biz de Kürt’üz. Bu Kürt davası değil, İsrail’in davası. Oğlum şimdi devletin elinde, cezaevinde olsaydı her hafta görüşe gider gelirdim. Bu nedir? Ne davası, bilmiyorum. Oğlum Atilla, sesimi duyuyorsan çık gel" ifadelerini kullandı.