GÜNDEM - 30 Mayıs 2026 Cumartesi 14:58

Asırlık köfteli çorba geleneği bu yıl da devam etti

A
A
A
Asırlık köfteli çorba geleneği bu yıl da devam etti

Bursa’da asırlık köfteli çorba geleneği, yaşatılmaya devam ediyor. Yılda bir kez pişen köfteli çorbadan içmek isteyenler uzun kuyruklar oluştururken, 80 yıl aradan sonra yaşatılan geleneğin 8’incisi gerçekleşti.


Abdal Mehmet Hazretleri’ni yâd etmek için yılda bir kez pişen çorbadan içmek isteyen binlerce kişi, uzun kuyruklar oluşturdu. Anadolu’da yetişmiş büyük velilerden Abdal Mehmet Hazretleri’ni anmak için yaklaşık 500 yıldır yaşatılan gelenek çerçevesinde bu yıl da köfteli çorba dağıtıldı. Abdal Mehmet Hazretleri, dağıtılan çorbanın ve okunan duanın ardından kabri başında yad edildi. İçinde pirinç ve köfte olan çorba ilk yapıldığı tarif olan 500 yıl önceki gibi yapılmaya özen gösteriliyor. Bu yılda pişen çorbadan içmek isteyen vatandaşlar Abdal Mehmet Hazretleri’nin türbesinin bulunduğu alana geldi.


Yaklaşık 80 yıl önce devlet erkanı tarafından yapılan anma etkinliklerini 8 yıldır bir fiil gerçekleştirdiklerini belirten Vatan Sevdalıları Platformu Başkanı Tarkan Gani, "Bundan 600 yıl evvel Abdal Mehmet Hazretleri, öğrencisi olan Eşref Rumi Hazretleri’ne "Git bana bir tas köfteli çorba getir" diye buyuruyor. Eşref Rumi Hazretleri nereye gitse köfteli çorbayı bulamıyor. Abdal Mehmet Hazretleri, "Otur yanıma, üzülme" diyor. Y, yerden almış olduğu çamurları köfte haline getirip tencerenin içine atıyor. Yaptığı çamurlar bir süre sonra köfte haline geliyor. O günden bugüne, Kurban Bayramı’nın 4. günü yaklaşık 600 yıl gelenek devam etmiş. 1940 yılında bir ara verilmiş. 2019 yılında başlatmak bize nasip oldu. Bu yıl da 8’incisini düzenliyoruz" diye konuştu.



Asırlık köfteli çorba geleneği bu yıl da devam etti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bayram tatili dönüşleri başladı: 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda yoğunluk yaşandı Kurban Bayramı tatilinin son gününde İstanbul’a dönüşe geçen vatandaşlar, 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda yoğunluk oluşturdu. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen yolcular, otogarda hareketliliğe neden oldu. Bayram tatilini memleketlerinde ve tatil bölgelerinde geçiren vatandaşlar, dönüş yolculuğunun ardından 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’na ulaştı. Otogarın yolcu indirme ve peronlar bölümünde zaman zaman yoğunluk yaşanırken, vatandaşlar eşyalarıyla birlikte çıkış noktalarına yöneldi. Bazı vatandaşlar bayramın güzel geçtiğini ve aileleriyle vakit geçirme fırsatı bulduklarını belirtirken, dönüş yolculuğunda genel olarak ciddi bir sorun yaşamadıklarını ifade etti. Otogar çevresinde trafik yoğunluğu zaman zaman artarken, güvenlik ve zabıta ekipleri bölgede denetimlerini sürdürdü. Erzurum’dan gelen Ahmet Emin Akbulut, "Bayramda kurbanımızı kestik. Erzurum’da bayramı geçirdik, yolculuğumuz güzel geçti. Açıkçası çok fazla bir şey yapmadık. Zaten İstanbul’da yaşıyoruz, Erzurum’da da çok fazla arkadaş çevrem yok. Bayram vesilesiyle kuzenlerim ve akrabalarımla bir araya gelme fırsatı buldum" ifadelerini kullandı. Torunlarını ziyarete Edirne’ye giden Yusuf Bey, "Bayram güzel geçti. Torunlarımla, kızımla ve eşimle birlikte vakit geçirdim. Yolculuğumuz da gayet güzel geçti, yollar iyiydi. Trafikte aşırı bir yoğunlukla karşılaşmadık ancak Edirne oldukça kalabalıktı. Tüm vatandaşların bayramını kutluyor, hayırlı bayramlar diliyorum" diye konuştu. İstanbul’a gelen Doğukan Atuçuran "Valla bayram çok yoğundu. Döndükten sonra bir gün dinlenebildim, ardından koşturmaca başladı. Kurban işleriyle uğraştık, etleri hazırladık, kıyma çektirdik. Küçükler olunca bayram harçlığı için para çekmek de ayrı bir telaş oldu. Bankamatiklerde yoğunluk vardı, bazen para bulamadık, beklemek zorunda kaldık. Yorucu geçti ama bayramın bereketini ve güzelliğini yaşadık" dedi. Bayram tatilinin yarın sona erecek olmasıyla birlikte İstanbul’a dönüşlerin gün boyunca devam etmesi bekleniyor.
Bolu Fabrikaların zehrini kustuğu Gerede Çayı ölüyor: Köylüler ayaklandı Bolu’nun Gerede ilçesindeki Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nden bırakılan atıklar nedeniyle yaklaşık 10 yıldır zehir akan Gerede Çayı’ndaki kirliliğe bölge halkı isyan etti. 288 kilometre boyunca 100’ü aşkın köyü etkileyen kirliliğin çözülmesini isteyen vatandaşlar, "Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor" dedi. Gerede ilçesinde bulunan Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların evsel ve sanayi atıklarını arıtmadan Gerede Çayı’na deşarj etmesi, bölgede 10 yıldır süren bir çevre felaketine neden oluyor. Kimyasal atıklarını çaya boşaltan tesislere defalarca ceza kesilmesine rağmen kirliliğin ve kötü kokunun önüne geçilemedi. Bolu Çayı ile birleşerek Yenice Irmağı adıyla Karadeniz’e dökülen çay, Karabük’ün Eskipazar ilçesine kadar uzanan 288 kilometrelik hat boyunca 100’ü aşkın köyde kirlilik ve dayanılmaz kokuya yol açıyor. Yaşanan duruma dikkat çekmek ve yaşam alanlarına sahip çıkmak amacıyla toplanan bölge halkı fabrikalara tepki gösterdi. "Çocukluğumuzda bu suyu içerdik, şimdi kurbağa bile yaşamıyor" Çocukluğunda çayın temiz olduğunu ve bu suyu içtiklerini belirten Gerede ilçesi Örencik köyünden Nazif Aktaş (67), "Annem çamaşır yıkamaya gelirdi. Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor. Sabah ezanına kalkıyorum, kokudan duramıyorum. Köyde durma şansımız yok, bu koku bizi mahvediyor" ifadelerini kullandı. "Çözüm bulunmazsa Ankara’ya yürüyüş yapacağız" Geçmişte çayın etrafında piknik yapıldığını ve suyun tarımda kullanıldığını vurgulayan Meryem Dayı ise şunları söyledi: "Benim çocukluğumda bu çay berraktı. Babaannem bu çaydan su getirip tarhana çorbası pişirirdi. Çamaşırlarımızı burada yıkardık. Karabük’ten, çevre illerden herkes buraya pikniğe gelirdi, balık tutardı. Çocuklarımız burada yüzme öğrendi. Biz su motorlarıyla bahçelerimizi suluyorduk. Ama bu karma deri sanayileri çıkınca sağlığımızı tehdit etti. Kokudan, pislikten affedersin resmen zehir akıyor. Hayvancılık yapıyoruz, hayvanlarımız suyunu içemiyor, ölüp telef oluyorlar. Biz bu çayın temiz akmasını istiyoruz. Eğer sesimizi duymuyorlarsa biz Ankara’ya yürüyüş yapacağız. Para kazanmasınlar demiyoruz, kazansınlar ama pisliğini, zehrini, kimyasalını bize akıtmasınlar. Biz de insansak insanca yaşamak istiyoruz".