TEKNOLOJİ - 27 Mayıs 2024 Pazartesi 14:05

Bursa AFSİAD’dan ’yazılım vadisi’ çağrısı

A
A
A
Bursa AFSİAD’dan ’yazılım vadisi’ çağrısı

Üretim ve eğitim gücü düşünüldüğünde Bursa’ya mutlaka bilişim alanında bir merkez kazandırılması gerektiğini belirten Bursa AFSİAD Başkan Yardımcısı İdris Doğrul, “Bilişim vadisi, başka bir ilde hayat buldu. Bu noktada hedefimizi yazılım vadisi olarak güncelleyebiliriz” dedi.


Bursa Afyonkarahisarlı Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (Bursa AFSİAD) Başkan Yardımcısı İdris Doğrul, bilişim sektörünün gelişimine dair önemli açıklamalarda bulundu. Aynı zamanda Bilişim Sektörü İş İnsanları Derneği (BİSİAD) Başkanı da olan Doğrul, bilişim sektöründe nitelikli iş gücünün önemine dikkat çekerek, “Global ölçekte bilişim sektörü, hızla gelişen ve değişen bir alan olarak öne çıkmaktadır. Türkiye’de de bilişim sektörü, son yıllarda önemli bir büyüme göstermiştir. Özellikle yazılım, bilişim teknolojileri ve internet tabanlı hizmetler alanında faaliyet gösteren şirketlerin sayısı artmıştır. Baktığınızda bilişim sektörüne yapılan yatırımlar ve Ar-Ge faaliyetleri giderek artmaktadır. Genç nüfus avantajıyla ülkemiz, bilişim sektöründe nitelikli iş gücü potansiyeline sahiptir. Bursa AFSİAD olarak bilişim sektöründe üst liglere girmeyi hedefliyorsak, öncelikle eğitim ve mesleki gelişim programlarına önem vermemiz gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.


Bursa özelinde bilişim sektörünün son durumunu değerlendiren Doğrul, “Şehrimiz geleneksel sanayi alanlarında güçlü bir altyapıya sahip olmasına rağmen, bilişim sektöründe henüz benzer bir güce ulaşamamıştır. Bu noktada sanayi ve teknoloji entegrasyonunu sağlayacak adımlar atılabilir. Bunun için de Bursa’daki üniversitelerden insan yetiştirme konusunda daha fazla faydalanılabilir. Üniversite-sanayi işbirliği ilerilere taşınırsa, bunun olumlu sonuçlarını kısa sürede göreceğimizi düşünüyorum. Türkiye genelinde ve Bursa özelinde bilişim sektörünün gelişimi için eğitim, inovasyon, yerel ekosistem ve kamu-özel işbirliği gibi alanlarda atılacak adımlar önemlidir. Bu adımların planlı ve koordineli bir şekilde hayata geçirilmesi, bilişim sektörünün büyümesini ve rekabet gücünün artmasını sağlayacaktır. Böylece Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet edebilir bir bilişim ekonomisine sahip olması desteklenmiş olacaktır” dedi.


Üretim ve eğitim gücü düşünüldüğünde Bursa’ya mutlaka bilişim alanında bir merkez kazandırılması gerektiğine inandıklarını belirten Bursa AFSİAD Başkan Yardımcısı İdris Doğrul, “Bursa’ya bilişim vadisi yapılması adına yıllar önce ciddi bir kamuoyu oluşmuştu. Ancak proje Bursa yerine başka bir ilde hayat buldu. Bu noktada hedefimizi yazılım vadisi olarak güncelleyebiliriz. Dünya geneline baktığınızda, Hindistan örneğinde de olduğu gibi; yazılım alanında düşük maliyetlerle önemli kazançların sağlandığını görüyorsunuz. Bursa sahip olduğu potansiyelle, yazılım alanında zirveye oynayabilir. Yeter ki gerekli yatırımlar yapılsın ve destek programları devreye alınsın. Bu yatırımlar sadece şehrimizin değil ülkemizin de menfaatine olacaktır. Tüm dinamiklerle aynı paydada birleşerek Bursa’yı, Türkiye’nin yazılım merkezi haline getirmek için ortak hareket etmeliyiz. Çünkü dünya artık farklı bir yere evriliyor. Bursa AFSİAD olarak Türkiye’nin yazılım hamlesini Bursa’dan başlatabilmek için çalışmamız gerektiğine inanıyoruz” çağrısında bulundu.


Bursa sanayisinde “dijital dönüşüme” yönelik yapılan yatırımları da değerlendiren Doğrul, “Genellikle daha fazla kaynak ve teknolojiye erişimleri olduğundan, büyük şirketler dijital dönüşüme daha hızlı adapte olabiliyorlar. Bu şirketler, dijital altyapılarını güçlendirmek için önemli yatırımlar yapabiliyor. Mesela endüstri 4.0 uygulamalarını benimsemeye çalışıyorlar. KOBİ’lerin ise genellikle dijital dönüşüm sürecinde daha yavaş ilerlediğine şahit oluyoruz. Bunun öncelikli sebebi elbette ki sınırlı finansal kaynaklardır. Ancak, devletin ve çeşitli kurumların bu noktada destek programları bulunuyor. Bu avantajlardan KOBİ’lerimiz mutlaka faydalanmalılar. Devlet teşvikleri, eğitim programları ve stratejik yatırımlar, sanayicilerin dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmalarına yardımcı olmaktadır. Ancak, daha fazla ilerleme kaydedebilmek için dijital yeteneklerin geliştirilmesi ve farkındalığın artırılması kritik öneme sahiptir. Bilişim teknolojileri ve yazılım alanında yapılacak çalışmalara Bursa AFSİAD olarak her türlü desteği vereceğimizi buradan belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uzmanlardan ‘kahve’ uyarısı: "Günde 4 fincan ve üzeri olumsuz etkiler oluşturabiliyor" En çok tüketilen içeceklerden olan kahvenin kalp sağlığına etkilerine yönelik konuşan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Gençler arasında giderek yaygınlaşmakta. Hem ülkemizde hem dünya genelinde en sık tüketilen içecek durumuna gelmekte. 4 fincan ve üzeri kahve tüketimi artık kafeine bağlı olumsuz etkileri beraberinde getirebiliyor. Bunlar genellikle nabız artışı, tansiyonda ani yükseliş, kaygı hali oluşturabilir. Yeni nesil kahvecilerdeki kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte, olumsuz etkiler göz önünde bulundurulmalı" dedi. Her gün milyonlarca kişinin tükettiği kahve, çay gibi ürünlerde bulunan kafeinin kalp sağlığına etkilerine ilişkin bilgi veren uzmanlar uyarıyor. Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci de kafeinin hem olumlu hem olumsuz etkileri olabildiğini söyledi. Günde 4 fincan ve üzeri kahve tüketiminin olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, kalp sağlığının korunması için yapılması gerekenleri sıraladı. "Nabız artışı, tansiyonda ani yükseliş, kaygı oluşturabilir" ‘Kafein şu anda dünya genelinde çok tüketilen içeceklerin içerisinde bulunan temel bileşen, çalışmaların devam ettiği bir molekül’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Kafein tüketiminin hem olumlu hem olumsuz etkileri var. Mevcut veriler ışığında söylenebilecek olan kafein tüketiminin genel olarak hafif orta düzeyde güvenli olduğu, hatta bazı kardiyak ve metabolik açılardan koruyucu etkilerinin de olduğu yönünde. Yüksek dozda tüketiminin kalp krizini arttırdığını gösteren çalışmalar olduğu gibi sağlıklı bireylerde orta düzeyde tüketimin koruyucu olduğunu gösteren çalışmalar da var. Bu konu halen araştırma aşamasında. 4 fincan ve üzeri kahve tüketimi artık kafeine bağlı olumsuz etkileri beraberinde getirebiliyor. Genel olarak nabız artışı, düzensiz ritim olabilir. Tansiyonda ani yükselişe neden olabilir, sinirlilik hali, kaygı oluşturabilir. Özellikle öğleden sonra fazla tüketiminde uykuyu olumsuz yönde etkileyebilir, kalp dışı etkileri; kalsiyum emilimini bozarak kemik erimesine neden olabilir. Gebeler bu açıdan riskli diyebiliriz, yüksek dozda tüketim erken doğum ya da bebekte gelişme geriliğine neden olabiliyor bu açıdan da dikkatli olmak gerekir" dedi. "Yeni nesil kahvecilerdeki kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte" ‘Kafein tüketim deyince ilki başta çay kahve tüketimi akla gelmekte’ diyen Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Ama yüksek dozda kafein içeren enerji içecekleri mevcut. Enerji içeceklerinin kalp damar sağlığı açısından olumsuz etkileri giderek daha fazla ortaya çıkmakta. Sağlıklı bireylerde dahi enerji içeceği tüketimi sonrası önemli ritim bozuklukları, tansiyon yüksekliği, kalp krizinin tetiklenmesi gibi durumlar ortaya çıkabilmekte. Kafeinin etkileri açısından bireysel farklılıklar olduğunu söyleyebiliriz. Kafeini metabolize eden enzimdeki bireysel değişikliklerden kaynaklanıyor. Kahve tüketimi özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşmakta. Hem ülkemizde hem dünya genelinde en sık tüketilen içecek durumuna gelmekte. Yeni nesil kahvecilerde mevcut olan kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte. Bunlara bağlı fazla şeker alımının getirdiği olumsuz etkiler de yine göz önünde bulundurulmalı. Kalp hastaları için şuan ki veriler ışığında orta düzeyde tüketim güvenilir gözükmekte. Kalp damar sağlığı dediğimiz zaman en temel 2 nokta; sağlıklı beslenme ve fiziksel egzersiz. Akdeniz tipi beslenme, bitkisel ağırlıklı bir beslenmeyi kast ediyoruz. Doymuş yağ asitleri yerine doymamış yağ asitlerinin tercih edilmesi, işlenmiş etin minimum oranda tüketilmesi, bunun yerine balık tüketiminin haftada en az 1 gün olacak şekilde desteklenmesi önerilmekte. Tuz ve şeker tüketimini mümkün olduğunca kısıtlamak ve yine fazla alkol tüketimine dikkat etmek vurgulanması gereken noktalar. Sigaranın bırakılması, mental sağlık, stres yönetimi de kalp sağlığı açısından önemli noktalar" şeklinde konuştu.
İzmir İEÜ’lü gençler, 27 katlı ofis tasarımıyla finale kaldılar İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) öğrencileri, ‘Finance Bridge’ adını verdikleri 27 katlı ofis binası tasarımıyla Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) düzenlediği Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nda finale kaldı. Yarışmanın formatı gereği İstanbul Finans Merkezi’nde yer alması öngörülen bir bina tasarımına imza atan ve projenin maketini de yapan gençler, Türkiye genelinde finale adını yazdıran 21 ekipten biri oldu. Öğrencilerin deprem bilincini ve depreme dayanıklı bina tasarımı becerisini artırmak hedefiyle gerçekleşen yarışmanın finali, 13-15 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek. İzmir Ekonomi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği öğrencileri Arcan Koşvar, Ece Koçanalı ve Mert Arzık ile Mimarlık Bölümü öğrencileri Zeynep Bahtiyar ve Zeynep Yazan’dan oluşan ekip, projeleri için 3 ay süren hazırlık süreci geçirdi. Deprem analizi yapıldı İEÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Egemen Sönmez’in danışmanlığında çalışmalarını tamamlayan gençler, muhtemel bir depremde binanın hasar almaması için kiriş, kolon, perde duvar ve çapraz desteklerden oluşan taşıyıcı sistemin ve mimari özelliklerin nasıl şekilleneceği üzerinde en ince ayrıntısına kadar çalıştı. İzmir Ekonomili gençler, bilgisayar ortamında modelleme yaparak 27 katlı binanın deprem analizini de gerçekleştirdi. Çok sayıda iddialı proje arasından finale kalmayı başaran gençler, hedefini birincilik olarak belirledi. "Can güvenliği sağlanacak şekilde tasarlandı" Dr. Egemen Sönmez, geçtiğimiz yıl ilk kez katıldıkları yarışmada finale kalmalarına rağmen dereceyi az farkla kaçırdıklarını hatırlatarak, bu sene ise birinciliğe ulaşmak istediklerini söyledi. Ofis binası projesini, deprem karşısında can güvenliğini sağlayacak şekilde tasarladıklarını belirten Dr. Sönmez, "Öğrencilerimiz, bu projeye hazırlanırken sadece estetik ya da fonksiyonel bir yapı tasarlamakla kalmadı; deprem gerçeğini merkeze alan, mühendislik ve mimarlık disiplinlerini birleştiren bütüncül bir yaklaşım benimsedi. Ayrıca öğrencilerimiz, bilgisayar ortamında gerçekleştirdikleri modelleme ve deprem simülasyonları sayesinde, tasarladıkları yapının farklı senaryolarda nasıl davranacağını test etme imkânı da buldu. Bu tür yarışmalar, öğrencilerimizin teorik bilgilerini pratiğe dökmesi açısından çok değerli" ifadelerini kullandı. "Öğrenciler için büyük kazanım" Dr. Sönmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Öğrencilerimizin, depreme dayanıklı yapı tasarımı konusunda erken dönemde farkındalık kazanmaları, mesleki gelecekleri açısından çok önemli bir kazanım. Bu deneyimin, gençlerimizin kariyer yolculuğunda güçlü bir adım olacağına inanıyorum. Finale kaldığımız için gururlu ve mutluyuz. İçimize sinen, fark oluşturan, estetik bir tasarıma imza attığımızı düşünüyorum. Ekipteki tüm öğrencilerimizi başarılarından dolayı kutluyorum."
Diyarbakır Diyarbakır’da otizm farkındalığı için renkli etkinlik Diyarbakır’da 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında düzenlenen etkinliklerle farkındalık oluşturdu. Diyarbakır ABA Otizm Eğitim Merkezi, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirdi. Etkinliklerde çocuklar pankartlar açarak müzikler eşliğinde yürüyüş yaptı, vatandaşların dikkatini otizme çekti. Program kapsamında boyama etkinlikleri de düzenlenirken, çocukların yaptığı resimler sergilenerek katılımcıların beğenisine sunuldu. Renkli görüntülere sahne olan etkinliklerle otizme dikkat çekilmesi amaçlandı. ABA Otizm Eğitim Merkezi Müdürü Ahmet Çaçan, her yıl olduğu gibi bu yıl da 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle etkinlikler yaptıklarını ifade etti. Çaçan, "Çocuklarımızla beraber etkinlikler yaptık, boyamalar yaptık, pamuk şekerler dağıttık, tabelalarla, mesajlarımızla Diyarbakır’da yürüyüş yaptık. Çok güzel bir gün geçti. Tabi amacımız bir gün değil, her gün bu çocukları hatırlamak. Bu amaçla beraber her yıl bu şekilde etkinliklerimizi düzenliyoruz. Otizmin rengi bu sene kırmızıydı. Bizler, öğretmenlerimiz, çocuklarımız, velilerimiz hep beraber bugün kırmızı giydik. Kırmızı temaya uygun davrandık. Otizmin bu anlamda farkındayız, onların yanındayız" şeklinde konuştu. ABA Otizm Eğitim Merkezi öğretmenlerinden Nur Sayan ise 2 Nisan Otizm Farkındalık Gününü dikkat çektiklerini söyledi. Sayan, "Bu kapsamda, farkındalık oluşturabilecek resimler özellikle seçtik. Bu resimlerle boyama yaptık, boyama etkinliği gerçekleştirdik. Daha sonrasında bu etkinliğimizle birlikte küçük bir sergi oluşturduk. Otizmin rengi olarak bu yıl belirlediğimiz renk kırmızı. Kırmızı temaya uygun kırmızı balonlar dağıttık çocuklarımıza. Aslında bugün bizim oluşturmak istediğimiz şey, tamamen otizmin bir farkındalık olduğu otizmin bir spektrum bozukluğu olduğu ve bu farkındalığa dikkat çekmek. Buna yönelik olarak çocuklarımızla bugün burada oyunlar oynadık, halaylar çektik, dans ettik, boyamalar yaptık, balonlu etkinliklerimiz oldu, yürüyüş yaptık. Tüm bu etkinliklerimiz, dediğimiz gibi, birazcık gürültülü oldu açıkçası. Zaten gürültülü olması bizim istediğimiz bir şeydi. Çünkü otizm var, biz buradayız. Otistik çocuklar, otizm spektrumuna sahip çocuklar da burada. Herkesin onları görmesini istiyoruz aslında. Herkesin onların farkına varmasını istiyoruz. O yüzden bugün bizim için birazcık gürültülü etkinlikler oldu. Tam da istediğimiz şekilde, çok güzel etkinlikler düzenledik bugün kurumumuzda" diye konuştu.