TEKNOLOJİ - 17 Eylül 2025 Çarşamba 12:23

Bursa dijital gelecekte Türkiye’nin öncüsü

A
A
A
Bursa dijital gelecekte Türkiye’nin öncüsü

Büyükşehir Belediyesi’nin akıllı şehircilikte yaptığı çalışmalarla Bursa, dünyanın en akıllı 7 kenti arasına seçilerek Türkiye adına tarihi bir başarıya imza attı. ‘Top 7’ sertifikasını ICF Kurucu Ortağı John G. Jung’un elinden alan Başkan Mustafa Bozbey, "Bu başarı yalnızca Bursamızın değil, ülkemizin de gururudur. Bursamız Türkiye’de bu başarıyı elde eden ilk şehir oldu. Hedefimiz, bu başarıyı ileriye taşıyarak Bursamıza, ‘Yılın Akıllı Topluluğu’ unvanını kazandırmaktır" dedi.


Bursa Büyükşehir Belediyesi, teknolojinin günlük hayatta uygulanabilmesi amacıyla akıllı şehircilik projelerine büyük önem veriyor. Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Akıllı Şehircilik Şube Müdürlüğü’nün dünya genelindeki kentlerin akıllı şehircilik, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma alanlarındaki performanslarını değerlendiren ICF’ye başvuru yapmasının ardından Bursa, ‘Smart21 Communities of 2025’ (2005’in en iyi 21 kenti) listesine dahil edilmişti.


İlk 7’ye girme başarısı


Bursa, daha sonra ICF tarafından Smart21 listesinde yer alan kentler arasında yapılan değerlendirme sonucunda ‘Top7 Intelligent Communities’ (En iyi 7 kent) listesine girmeyi başardı. Bursa, Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmaları sonucunda ‘ICF Top7’ listesine yükselen ve bu düzeyde ülkemizi temsil eden ilk şehir olma unvanını da kazandı. Aralık 2025’te Vietnam’da yapılacak toplantıda ise ‘Intelligent Community of the Year 2025’ (Yılın En Akıllı Şehri) ödülü verilecek.


ICF tarafından Bursa’ya verilen ‘Top7’ unvanı için hazırlanan sertifika takdim törenine Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi ev sahipliği yaptı. Programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra ICF Kurucu Ortağı John G. Jung, akademisyenler, iş dünyasının ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Büyükşehir Belediyesi bürokratları katıldı. Programda, ‘Bursa’nın akıllı şehre dönüşümü’, ’Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’, ‘ULUTEK-Teknopark’, ‘Bursa Erdem Saker Botanik Parkı’nın akıllı dönüşümü’ ve ‘ICF’ tanıtım filmlerinin gösterimi yapıldı.


"Bu başarıyı elde eden ilk şehir olduk"


Törende ‘Bursa’nın akıllı şehir vizyonu’ başlıklı bir konuşma yapan MBB ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın vizyon yolculuğunda çok önemli bir dönüm noktasını hep birlikte kutlamanın onurunu yaşadıklarını söyledi. Bursa’nın Akıllı Topluluk Forumu tarafından dünyanın en akıllı 7 topluluğu arasında gösterildiğini hatırlatan Başkan Bozbey, "Bu başarı yalnızca Bursamızın değil, ülkemizin de gururudur. Bursamız, Akıllı Topluluklar Top 7 arasında yer alarak Türkiye’de bu başarıyı elde eden ilk şehir oldu. Bursa’daki diğer tüm kurumların da katkıları sayesinde Bursamızın, dünyanın en akıllı 7 topluluğu arasında yer alma yolculuğunu daha güçlü ve etkili şekilde gerçekleştirdik" diye konuştu.


Tarihi miras akıllı şehircilik vizyonuyla buluşuyor


Bursa’da zengin tarihi mirası geleceğin akıllı şehir vizyonuyla buluşturduklarını belirten Başkan Bozbey, kentin güçlü fiber altyapısı üzerine inşa ettikleri ücretsiz Bursa wi-fi hizmetinin 100’den fazla noktada milyonlarca bağlantıya erişim sağladığını ifade etti. Bursa Cepte ve Bursakart mobil uygulamalarının belediye hizmetlerini vatandaşın cebine taşıdığını dile getiren Başkan Bozbey, "Kadınlar Kulübü, Gençlik Kulübü ve Engelsiz Kulüp ile de sosyal kapsayıcılığı güçlendiriyoruz. Hafriyat Yönetim Bilgi Sistemi sayesinde çevresel sürdürülebilirliği sağlıyoruz. Mezarlık Bilgi Sistemi ile hassas hizmetlerde bile dijitalleşmeyi vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz. VisitBursa uygulamamız ise turizmde şehrimizin değerlerini daha erişilebilir kılıyor" diye ifade etti.


Stratejik yatırımlar hız kesmiyor


Geleceğe yönelik stratejik yatırımları sürdürdüklerini anlatan Başkan Bozbey, bunların arasında Bursa Veri Merkezinin ve Haberleşme Kulelerinin yer aldığını söyledi. Bursa açık veri platformu ile verileri kamuya açtıklarını anlatan Başkan Bozbey, "Lorawan altyapımız sayesinde afet erken uyarı ve çevresel izleme sistemlerini hayata geçiriyoruz. Ulaşımda ise yapay zekâ destekli adaptif kavşaklarla bekleme sürelerini yüzde 28 kısaltarak yakıt tasarrufu ve karbon emisyonu azaltımı sağlıyoruz. Akıllı bulvar projemiz sayesinde kentimizi geleceğin çözümlerini test eden bir ‘Yaşayan Laboratuvar’a dönüştürüyoruz. Tüm bunlara ek olarak Bursa Akıllı Şehir Akademisi ve B-Cube İnovasyon Merkezi ile nitelikli insan kaynağı yetiştiriyor, girişimcilerimizi destekliyoruz. Haziran 2024’te başlatılan Gezici Başkanlık Ofisi ile başkanlık makamını sahaya taşıyarak 17 ilçede yaklaşık 5 bin vatandaş talebini yerinde aldık" şeklinde konuştu.


"Bursa’nın dijital geleceğini birlikte inşa edeceğiz"


"Dünyanın en akıllı 7 topluluğu arasında yer almak bizim için büyük bir gurur olduğu kadar, aynı zamanda büyük bir sorumluluktur" diyen Başkan Mustafa Bozbey, "Önümüzdeki süreçte hedefimiz, bu başarıyı daha da ileriye taşıyarak Bursamıza, ‘Yılın Akıllı Topluluğu’ unvanını kazandırmaktır. Bu yolculuğun gerçek sahibi Bursalılar ve projeye destek verenlerdir. Bu başarıda emeği geçen başta ICF delegasyonu olmak üzere akademisyenlerimize, iş dünyamızın temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarımıza ve tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bursamızın dijital geleceğini hep birlikte inşa etmeye devam edeceğiz" dedi.


"İnsanlar sizi tanımak istiyor"


ICF Kurucu Ortağı John G. Jung, Akıllı Topluluk Forumu hakkında katılımcılara bilgi verdi. Dünya genelinde 200’den fazla kent arasında yapılan değerlendirme süreçlerini ve kriterlerini anlatan Jung, ilk aşamada en iyi 21 kentin, ardından en iyi 7 kentin belirlendiğini, daha sonra yılın en iyi akıllı şehrinin seçildiğini belirtti. Bu yıl ilk 7’ye Bursa’nın yanı sıra Brazilya’dan Assai, Kanada’dan Durham Region ve Kingston, Amerika’dan Fairfield/Jefferson County ve Hilliard, İspanya’dan Las Rozas De Madrid şehirlerinin girdiğini belirten Jung, "‘Yılın En Akıllı Şehri’ ödül töreni ise Vietnam’da yapılacak. Başkan Mustafa Bozbey’in ortaya koyduğu liderliği göz önünde bulundurduk. Liderlik önemli kriterlerimizden birisidir. Asıl önemli olan ilk 7’ye çıkmaktı. Bu zor kriterleri karşılayıp bunu başardınız. Bu takdire şayan bir olaydır. Bu yılın en önde gelen şehrini de saha değerlendirmelerimiz sonucunda seçeceğiz. Bursa birçok rekabetçi avantaja sahip. Bursa’nın ismini tüm dünyaya duyurması gerekiyor. İnsanlar sizi tanımak istiyor. Halkınıza birçok avantaj sunuyorsunuz. Gençler ve kadınlar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerine daha iyi fırsatlar sunmaya çalışıyorsunuz. Yaşamlarını iyileştiriyorsunuz. Sizlere teşekkür ediyorum" diye konuştu.


"Bursa’yı uluslararası alanda güçlendireceğine inanıyorum"


Ulutek-Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Karagöz, "Bursa, ülkemizi bu düzeyde temsil eden ilk şehir olmuştur. 2005 yılında kurulan Ulutek-Teknopark bugün en çok patenti olan girişimcilere sahip teknokentler sıralamasında ilk 5’te yer almaktadır. Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen çalışmanın, Bursa’yı uluslararası alanda güçlendireceğine, Bursa’nın ‘Yılın Akıllı Topluluğu’ unvanını da ülkemize kazandıracağına inanıyorum" dedi.


"Büyükşehir Belediyesi’ni kutluyorum"


Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Bilgi İşlem ve Otomasyon Konseyi Başkanı Osman Akın ise "Bu önemli başarıdan dolayı Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i ve emeği geçenleri tebrik ediyorum. BTSO olarak önümüzdeki süreçte bir yapay zeka merkezini hayata geçireceğiz. Ayrıca 100 milyon dolardan fazla bir yatırımla veri merkezi kurma çalışmalarımız devam ediyor. Tekrar kentimiz ve ülkemizin geleceğinde çok önemli olan çalışmalara imza atan ve başarılarıyla onurlandıran Büyükşehir Belediyesi’ni kutluyorum" dedi.


Konuşmaların ardından ICF Kurucu Ortağı John G. Jung tarafından ‘TOP 7’ sertifikası Başkan Mustafa Bozbey’e takdim edildi.



Bursa dijital gelecekte Türkiye’nin öncüsü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Kanserle savaşmıyor ’misafir’ gibi karşılıyor Trabzon’da bir çocuk annesi Güzin Emral Yazıcı, kanser olduğunu öğrendiği andan bugüne geçen hastalık sürecini bir ’savaş’ değil bir ’misafir’ olarak kabul ederek tedavi sürecini herkese örnek olacak bir olgunlukla yaşıyor. Erzurum’da uzun yıllar yaşayan sağlık çalışanı Güzin Emral Yazıcı, memleketi Trabzon’a tayin olduktan sadece iki hafta sonra mide ağrısı şikayetiyle doktoruna başvurdu. İlk etapta mide kanseri teşhisi konulan Yazıcı’nın detaylı tetkikler sonucu iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. "Kanserle savaşmıyorum" diyerek hastalığı geçici bir misafir olarak gördüğünü belirten Yazıcı, sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer durumdaki kadınlarla iletişim kurarak dayanışma ve moral desteğinin önemini vurguluyor. Ameliyata hazırlanırken... Trabzonlu 41 yaşındaki Güzin Emral Yazıcı, üniversite eğitimini Erzurum’da tamamladıktan sonra çalışma hayatına da aynı şehirde başladı. Uzun yıllar Erzurum’da görev yapan sağlık çalışanı Yazıcı, bir süre önce memleketine tayin talebinde bulundu. Atamasının gerçekleşmesiyle birlikte Trabzon’da görevine başlayan Yazıcı’nın hayatı ise göreve başladıktan iki hafta sonra yaşadığı sağlık sorunu ile bambaşka bir yön aldı. Mide ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran Yazıcı’ya ilk etapta mide kanseri teşhisi konuldu. Tedavi için Ankara’ya giden Yazıcı, Hacettepe Üniversitesi’nde ameliyata hazırlanırken yapılan ileri tetkiklerde kan değerlerindeki anormallik dikkat çekti. Mide kanserinin bu tabloyu açıklamaması üzerine ameliyat iptal edildi ve tanı süreci yeniden başlatıldı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından Yazıcı’nın aslında iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamıyor Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamayan Yazıcı için akıllı ilaç tedavisi planlandı. Ankara’da bir onkolog eşliğinde başlatılan tedavinin ilk üç aylık kontrolünde gerileme tespit edildi. Altıncı ayını doldurmak üzere olan Yazıcı’nın tedavi sürecinin planlandığı şekilde devam ettiği, Nisan ayında yeniden kontrole gideceği öğrenildi. 15 yaşında bir kız çocuğu annesi olan Yazıcı, teşhis sürecinin psikolojik olarak yıpratıcı geçtiğini ancak hastalığa teslim olmadığını dile getirdi. "Kanserle savaşmıyorum" diyen Yazıcı, hastalığı bedeninde oluşan ancak geçici olduğuna inandığı bir misafir olarak gördüğünü ifade etti. Süreç boyunca sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer hastalıkla mücadele eden kadınlarla iletişim kurduğunu belirten Yazıcı, dayanışmanın ve moral desteğinin tedavi sürecine olumlu katkı sağladığını vurguladı. Pozitif kalmanın önemine dikkat çeken Yazıcı, tamamen iyileşeceği güne odaklandığını kaydetti. "Çok şükür gerileme var; tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" Trabzon’da mide kanseri teşhisi konulduğunu tedavi için gittiği Ankara’da ise meme kanseri teşhisi konulduğunu belirten Güzin Emral Yazıcı, "Erzurum’da yaşarken bir anda memleketime tayin isteme kararı aldım. Tayinim çıktı ve Trabzon’a geldim. Ancak görev yerimde yalnızca iki hafta çalışabildim. İkinci haftanın sonunda mide kanseri teşhisi aldım. Bu haberi almak büyük bir şoktu. Kanser kelimesini duyduğunuz an, sanki doktor size doğrudan öleceksin demiş gibi hissediyorsunuz. Tedavi için Ankara’ya gitmeye karar verdim. Apar topar Ankara’ya, Hacettepe Üniversitesi’ne gittik. Mide kanseri olmam imkansızdı. Midemde rahatsızlık hissetmiyordum. Sadece midem ağrıyordu. Orada yapılan tetkiklerde mide kanseri olduğu söylendi ve hemen ameliyatla midemin alınması planlandı. Kendimi psikolojik olarak ameliyata hazırladım. Ameliyat olacak ve iyileşecektim. Ancak ameliyat öncesi alınan kan örneklerinde ilikle ilgili bir bozukluk tespit edildi. Doktorlar, mide kanserinin bu şekilde kan değerlerini bozmayacağını belirterek ameliyatı iptal etti. Yeniden araştırmalar başladı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından aslında mide kanseri değil, meme kanseri olduğum ortaya çıktı. Meme kanseri midede metastaz yapmazmış, dünyada çok az görülen örnekleri varmış. Aslında akciğer, karaciğer ve kemiğe yayılım görüldüğünü ifade ettiler. Bende ise hem midede hem de kemikte metastazlarım oluşmuş. Çok zor teşhis aldım. İki taraflı meme kanseri teşhisi konuldu. Ankara’da bir onkologla tedavi sürecine başladık. Kan değerlerim çok bozuk olduğu için kemoterapi alamadım. Bunun yerine akıllı ilaç tedavisine başlandı. Tedaviye vücudum güzel yanıt veriyor. İlk üç aylık kontrolüm Ankara’da yapıldı. Şu anda altıncı ayın içindeyim ve Nisan ayında yeniden kontrole gideceğim. Çok şükür gerileme var. Tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" dedi. "Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum" "İlk duyduğumda dünyam başıma yıkıldı" Yazıcı, "Çok gencim hiçbir şey yaşamadım diye düşündüm. Teşhisi ilk öğrendiğimde aklıma hemen 15 yaşındaki kızım geldi. Bir kız çocuğu annesiyim. O an, sanki dünyadaki son günümü yaşıyormuşum gibi hissettim. Ama zamanla bunun böyle olmadığını anlıyorsunuz. Tedaviye yanıt aldıkça, vücudunuz karşılık verdikçe kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Şimdi sürece alıştım. Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum. İyi olacağıma inanıyorum. Bu süreçte sosyal medyada bir sayfa açtım. Benim gibi olan kadınlarla iletişim kurmak, birbirimize destek olmak istedim. Çok güzel ve pozitif mesajlar alıyorum. İnsanlar kendi hikayelerini paylaşıyor. Bu süreç psikolojik olarak yıpratıcı. İnsanlarla dertleşmek, birbirimize moral vermek bana güç veriyor. Kimseyle kendimi kıyaslamıyorum. Kanser kıyaslanacak bir hastalık değil. Herkesin süreci ve tedavisi kendine özgü. Ancak birlik olmanın, birbirimize moral vermenin çok önemli olduğuna inanıyorum. Kanser kelimesi korkutucu ama değil. Korkmuyorum" şeklinde konuştu. "Kanserle savaşmıyorum" Kanserle savaşmadığını onu kabul ettiğini kaydeden Yazıcı, "Hastalığı ilk öğrendiğimde herkesi kendim aradım. Merhaba, nasılsın cümleleri ile başladım sonrasında ‘biliyor musun, ben kanser oldum’ dedim. Sanki grip oldum der gibi söyledim. Bir kuzenim var, kişisel gelişim uzmanı. Onu aradığımda önce inanmakta zorlandı. Ne yapacağım diye sordum. Bana, ‘Kendini bununla yorma, bununla savaşma’ dedi. Bu cümle bana çok iyi geldi. Çünkü bu hastalık benim bedenimde oluştu. Onunla savaşmıyorum, onu kabul ettim. Ama zamanı geldiğinde geldiği gibi geri püskürteceğim. O benim bir parçam değil, sadece geçici bir misafir. Genç ya da yaşlı, birçok insan bu hastalıkla mücadele ediyor. Zor bir hastalık. Hem psikolojik hem maddi olarak zor bir süreç. Ancak eve kapanıp sürekli ah, vah demenin kimseye faydası yok. Pozitif kalmanın çok önemli olduğuna inanıyorum. Ben, bu hastalığın psikolojik etkenlerle de bağlantılı olabileceğini düşünüyorum. Bu zamana kadar gamlı yaşadıysak bugünden sonra kendimizi daha iyi yaşamaya adapte edelim. Dolaşalım, nefes alalım, bugüne şükredelim. İnanıyorum ki yeneceğiz. Herkes yenme umuduyla yaşasın. Ben böyle yaşıyorum ve kendimi iyi hissediyorum. Onu yeneceğime yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan Güzin Emral Yazıcı’nın bu süreçte en büyük destekçisi eşi Fatih Yazıcı olurken, eşinin tedavi süreciyle yakından ilgileniyor.
Manisa Köse: "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" diyerek kadınların toplumdaki önemine dikkat çekti. Kadınların hayatın her alanında emekleri, fedakarlıkları ve başarılarıyla topluma yön verdiğini belirten Köse, güçlü ve sağlıklı bir toplumun ancak kadınların hak ettiği değeri görmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Kadınların aileden eğitime, ekonomiden sosyal yaşama kadar her alanda önemli sorumluluklar üstlendiğini vurgulayan Köse, "Kadınlarımız toplumun temel taşı, aile yapısının en güçlü dayanağıdır. Onların emeği, sabrı ve fedakarlığı sayesinde toplumlarımız ayakta durmakta ve geleceğe umutla bakabilmektedir." dedi. Kadınların sadece bir gün değil yılın her günü hatırlanması ve desteklenmesi gerektiğini belirten Köse, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların toplumsal hayattaki yerini hatırlamak, onların emeklerine saygı göstermek ve karşılaştıkları sorunlara dikkat çekmek açısından önemli bir gündür. Kadınların eğitimde, çalışma hayatında, sosyal ve kültürel alanlarda daha fazla yer alması, toplumların gelişmişlik seviyesini de doğrudan etkilemektedir." Kadınlara yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu da dile getiren Köse, kadınların huzur, güven ve eşit fırsatlar içinde yaşayabildiği bir toplumun herkes için daha güçlü bir gelecek anlamına geldiğini ifade etti. Köse, mesajının sonunda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, sağlık, huzur ve başarı dolu bir yaşam temennisinde bulundu.