ASAYİŞ - 27 Mart 2026 Cuma 15:42

Bursa’daki feci kaza: Torunun ardından dede de kurtarılamadı

A
A
A
Bursa’daki feci kaza: Torunun ardından dede de kurtarılamadı

Bursa’nın İnegöl ilçesinde, sürücüsünün el frenini çekmeyi unuttuğu iddia edilen otomobilin yokuş aşağı hareket ederek çarptığı çocuğun ardından, ağır yaralanan dedesi de 19 gün süren hayat mücadelesini kaybetti.


Kaza, 8 Mart günü saat 12.00 sıralarında İnegöl ilçesi Yeni Mahalle Hamzabey Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Mücahit S. (30) 34 GYL 461 plakalı otomobili yol kenarına park ederek markete gitti. Bu sırada el freninin çekilmediği öne sürülen otomobil, yokuş aşağı hareket etmeye başladı.


Kontrolden çıkan araç yaklaşık 300 metre ilerledikten sonra kaldırımda el ele yürüyen Piri Durgut (70) ile torunları Ayaz (13) ve Öykü Durgut’a (11) çarptı. Yayaları altına alan otomobil, daha sonra bir sitenin duvarı ile elektrik direğine çarparak durabildi.


İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan dede ve torunları, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralılardan Öykü Durgut, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.



Dede de hayatını kaybetti


Durumu ağır olan dede Piri Durgut ise ilk müdahalesinin ardından ambulansla Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun bakımda tedavi altına alınan Durgut, kazadan 19 gün sonra yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.


Kazayla ilgili soruşturma sürüyor.



Bursa’daki feci kaza: Torunun ardından dede de kurtarılamadı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Kacır: "Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor. Türk üniversiteleri de bu süreçte üzerlerine düşen sorumluluğu başarıyla yerine getirmektedir. Bu sorumluluğun başında şüphesiz beşeri sermayemizi çok iyi yetiştirebilmek, insan kaynağımıza en ileri düzeylerde imkanlar sunabilmek ve dünyayla yarışabilecek bir insan kaynağı oluşturabilmek geliyor" dedi.İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Milli Teknoloji Atölyesi Açılış Töreni gerçekleştirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü’nde bulunan Turgut Özal Yabancı Diller Yüksekokulu Kongre ve Öğrenci Sosyal Merkezi’nde düzenlenen programa Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ve çok sayıda davetli katıldı. Program, açılış töreni ve protokol konuşmalarıyla başladı. Bakan Kacır’ın konuşmasının ardından atölyenin açılışı gerçekleştirildi.Burada bir konuşma yapan Bakan Kacır, Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve üretme kapasitesinin son 23 yılda büyük bir sıçrama yaptığını belirterek, "23 yıl öncesinde Türkiye’de sadece 2 teknopark varken, bugün 114 teknoparktan söz ediyoruz. Sadece 56 teknopark şirketi varken, bugün 12 bin 500’den fazla teknoloji geliştiren teknopark şirketinden söz ediyoruz. Toplam AR-GE harcamalarımızın 1,2 milyar dolardan 20 milyar dolara yükseldiğini; araştırma geliştirmede özel sektörün payının yüzde 25’ler düzeyinden yüzde 65’ler seviyesine çıktığını görüyoruz. Yani Türk özel sektörü, araştırma geliştirme ve katma değerli üretim konusunda muazzam bir kabiliyet kazanmıştır. Bütün bunlar Türk milletinin hep birlikte başardığı işlerdir. Bu sayede ihracatımızı 36 milyar dolardan 273 milyar dolara yükselttik. Sanayi katma değerimizi 41 milyar dolardan 246 milyar dolara çıkardık. İnşallah daha gidecek çok yolumuz var" dedi."Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor"Türkiye’nin özellikle son dönemde bütün dünyanın dikkatle izlediği, dostlarının gıptayla, hasımlarının endişeyle seyrettiği savunma sanayisi başarılarıyla bir öz güven devrimi inşa ettiğini söyleyen Bakan Kacır, "Bugün savunma sanayinde tüm kritik platformlarda kendi kabiliyetlerini ortaya koyabilen, kendi sistemlerini ve çekirdek teknolojilerini geliştirebilen, insansız hava araçları gibi alanlarda dünya lideri olabilmiş bir Türkiye’den söz ediyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci asrına adım attığımız bu dönemde bu başarılar hepimiz için büyük bir iftihar kaynağı, aynı zamanda gelecek için umut kaynağıdır. Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor. Türk üniversiteleri de bu süreçte üzerlerine düşen sorumluluğu başarıyla yerine getirmektedir. Bu sorumluluğun başında şüphesiz beşeri sermayemizi çok iyi yetiştirebilmek, insan kaynağımıza en ileri düzeylerde imkanlar sunabilmek ve dünyayla yarışabilecek bir insan kaynağı oluşturabilmek geliyor" diye konuştu.Bugün Türkiye’nin savunma sanayisinde 4 binden fazla firmada 100 binden fazla çalışanla ortaya koyduğu başarıların Türk üniversitelerinde yetişmiş insan kaynağıyla hayata geçirildiğini belirten Bakan Kacır, "23 yıl önceyle kıyasladığımızda her yıl 6 misline yakın bir bilimsel üretim düzeyinden bahsediyoruz. Hem nicelik hem nitelik yönleriyle Türkiye’nin üniversitelerinin 23 yıl içerisinde bilimsel üretim kapasitesinin çok daha ileri bir düzeye geldiğini büyük bir mutlulukla görüyoruz. Üniversitelerimiz arasında bazılarının sorumluluğu daha fazla. Çünkü onlar tarihimizden taşıdıkları bir misyonu, Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda lokomotif olma, öncü olma misyonunu sürdürmek zorundalar" ifadelerini kullandı.