EĞİTİM - 01 Haziran 2026 Pazartesi 10:34

Bursa’daki kız lisesi sıfır atıkla örnek oluyor, ekonomiye katkı sunuyor

A
A
A
Bursa’daki kız lisesi sıfır atıkla örnek oluyor, ekonomiye katkı sunuyor

Bursa’nın Yıldırım ilçesinde yer alan Faik Çelik Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, El Sanatları Teknolojileri, Gıda Teknolojileri ile Yiyecek ve İçecek Hizmetleri alanlarında yürüttüğü "sıfır atık" projeleriyle Türkiye’ye örnek oluyor.


Okulun ilgili bölümlerinde neredeyse hiç atık ve çöp çıkarılmıyor, okula gelen çöp kamyonları ise işlem yapmadan boş geri dönüyor. Eğitim kurumunda atıklar; tarımdan mutfağa, aksesuardan sabuna kadar geniş bir yelpazede yeniden üretime kazandırılıyor.


Mutfaktan tarlaya Japon "Bokaşi" tekniği


Yiyecek ve İçecek Hizmetleri alanında öğretmen ve öğrencilerin iş birliğiyle yürütülen "Mutfaktan Tarlaya Gübre" projesi kapsamında, Japonya’ya özgü "Bokaşi" tekniği kullanılarak sıvı gübre üretimi gerçekleştiriliyor. Meyve ve sebze atıklarını turşu suyuyla fermente ederek sıvı gübreye dönüştüren öğrenciler, işlemin ardından kalan posayı bile çöpe atmayarak katı gübre şeklinde toprağa karıştırıyor ve tarımsal üretime katkı sağlıyor.


Atık yağlar ve bitkiler sabuna dönüşüyor


Gıda Teknolojisi Alan Öğretmeni Ayten İnal, gıda kimyası dersindeki sabunlaşma konusu kapsamında sıfır atık çalışmaları yürüttüklerini ifade etti.


Okul mutfağından toplanan kızartma yağlarını değerlendirdiklerini belirten İnal, yağların kokusunu güzelleştirmek amacıyla içine nane, kekik ve biberiye gibi bitkiler eklediklerini aktardı.


Katı yağlar, kuyruk ve iç yağlardan da üretim yaptıklarını dile getiren İnal, bu sabunların el, bilek ve eklem ağrılarına iyi geldiğini bizzat deneyimlediklerini ve öğrencilerle birlikte çevreye fayda sağladıklarını vurguladı.


Eski kot pantolonlar ve şişeler tasarımla can buluyor


El Sanatları Öğretmeni Nurseven Çetin ise evlerde sıklıkla gözden çıkarılan şişe, plastik ve eski kumaşları tasarım odaklı sıfır atık çalışmalarıyla değerlendirdiklerini anlattı.


Atık kot pantolonlardan ve küçük kolonya bidonlarından çanta tasarladıklarını, cam şişeleri vazo ve kalemliğe dönüştürdüklerini belirten Çetin, geleneksel kırkyama kültürünü de yaşatarak kalan kumaşlarla örtü ve çantalar ürettiklerini, bu sürecin öğrencilerin ufkunu açtığını kaydetti.


Önceliğimiz her adımda sıfır atık


Lise Müdürü Mediha Karasu, daha önce belediyeye teslim ettikleri atık yağları artık okul bünyesinde sabuna dönüştürdüklerini, el sanatları alanında ise kağıt, kumaş ve şişe atıklarından aksesuarlar ürettiklerini ifade etti.


Tüm bölümlerde önceliklerinin sıfır atık bilinci aşılamak olduğunu belirten Karasu, bu sayede hem doğayı koruduklarını hem de ülke ekonomisine katkı sunduklarını sözlerine ekledi.



Bursa’daki kız lisesi sıfır atıkla örnek oluyor, ekonomiye katkı sunuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Hayata geçirdiğimiz Gece Müzeciliği uygulamamızı bu yıl da sürdürüyoruz" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Gece Müzeciliği uygulaması hakkında, "Gece Müzeciliğinde yeni sezona başladık. Kültürel mirasımızı günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdiğimiz Gece Müzeciliği uygulamamızı bu yıl da sürdürüyoruz" dedi. Gece Müzeciliği uygulaması, bu yıl da Türkiye’nin dört bir yanındaki müze ve ören yerlerinde ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Kültürel mirasın farklı bir atmosferde deneyimlenmesine imkan sağlayan uygulamanın, yeni sezonda da yerli ve yabancı ziyaretçilere akşam saatlerinde ziyaret deneyimi sunacağı belirtildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy uygulamasının yeni dönemini sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Ersoy, Gece Müzeciliğinde yeni sezona başladıklarını belirterek kültürel mirası günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdikleri uygulamayı bu yıl da sürdüreceklerini dile getirdi. "Kültürel mirasımızı günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdiğimiz Gece Müzeciliği uygulamamızı bu yıl da sürdürüyoruz" Kültür rotalarında ziyaretçilere yine unutulmaz bir deneyim sunacaklarını vurgulayan Bakan Ersoy, "Gece Müzeciliğinde yeni sezona başladık. Kültürel mirasımızı günün her saatinde yaşanabilir kılma hedefiyle hayata geçirdiğimiz Gece Müzeciliği uygulamamızı bu yıl da sürdürüyoruz. 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında 20 müze ve ören yerimiz ziyaretçilerini gecenin kendine özgü atmosferinde ağırlayacak. Geçtiğimiz yıl Gece Müzeciliği kapsamında 1 milyonun üzerinde ziyaretçiyi ağırladık. Nemrut’tan Efes’e, Side’den Zeugma’ya, Galata Kulesi’nden İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne uzanan kültür rotalarımızda ziyaretçilerimize yine unutulmaz bir deneyim sunacağız. Türkiye’nin zengin kültürel mirasını gecenin kendine özgü atmosferinde deneyimlemek isteyen tüm misafirlerimizi müzelerimize ve ören yerlerimize bekliyoruz" ifadelerini kullandı. İlk uygulama üç yerde başladı Gece Müzeciliği uygulaması ile kültürel mekanların gecenin kendine özgü atmosferinde deneyimlenmesine imkan sağlanırken Türkiye’nin kültürel mirasının günün her saatinde yaşanabilir kılınmasının ve sürdürülebilir turizm vizyonunun güçlendirilmesinin hedeflendiği aktarıldı. İlk olarak Efes, Hierapolis ve Side ören yerlerinde başlatılan Gece Müzeciliği uygulaması kapsamında 2024 yılında 395 bin 212 ziyaretçinin ağırlandığı duyuruldu. Yerli ve yabancı ziyaretçilere gece saatlerinde ziyaret imkanı sunulan uygulamada Nemrut Ören Yeri, Efes Ören Yeri, Side Ören Yeri, Hierapolis Ören Yeri, Patara, Aspendos, Galata Kulesi, Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri ile Zeugma Mozaik Müzesi öne çıkan noktalar arasında yer aldı. İstanbul’daki müze ve ören yerlerinde uygulama, İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında 5 Ekim 2025 tarihine kadar sürdürülürken yoğun talep nedeniyle Efes ve Side ören yerlerinde 2 Kasım 2025 tarihine kadar uzatıldı. Galata Kulesi’nde ise Gece Müzeciliği uygulamasının yıl boyunca devam ettirildiği dile getirildi. Bunun yanı sıra Gece Müzeciliği kapsamında 2025 yılında 1 milyonun üzerinde ziyaretçinin ağırlandığı ifade edildi. 20 müze ve ören yerinde uygulanacak Gece Müzeciliği uygulamasının, 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında Bakanlığa bağlı 11 müze ve 9 ören yeri olmak üzere toplam 20 müze ve ören yerinde uygulanacağı belirtildi. Bu kapsamda, T.C. kimlik numarasına sahip Müzekartlı ziyaretçiler, Müzekart geçiş haklarına ek olarak 200 lira ücret karşılığında; Nemrut Ören Yeri, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Alanya Müzesi, Aspendos Ören Yeri, Patara Ören Yeri, Likya Uygarlıkları Müzesi, Side Ören Yeri, Didim Apollon Tapınağı, Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Hierapolis Ören Yeri, Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Galata Kulesi, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Efes Ören Yeri, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Marmaris Müzesi, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Şanlıurfa Müzesi ve Haleplibahçe Mozaik Müzesi’ni saat 19.00’dan itibaren belirlenen kapanış saatlerine kadar ziyaret edebilecek. Ahlat Selçuklu Mezarlığı ise ziyaretçilere ücretsiz olarak açık olacak.
Mardin Tarihi kent Mardin, bayramda turistlerin gözdesi oldu Tarihi taş evleri, kadim sokakları ve kültürel mirasıyla ziyaretçilerini ağırlayan Mardin, Kurban Bayramı’nda turistlerin gözde rotalarından biri oldu. Türkiye’nin farklı şehirlerinden kente gelen ziyaretçiler, başta Dara Antik Kenti olmak üzere tarihi ve turistik alanları gezdi. Bayram süresince yaşanan yoğunluğun bayram sonrasında da devam ettiği kentte, yaz aylarında ziyaretçi sayısının daha da artması bekleniyor. Kenti gezmek için Şırnak’ın Cizre ilçesinden geldiğini belirten Berivan Baraj, Mardin ve Midyat’taki tarihi mekanları ziyaret ettiklerini söyledi. Kentte gezilecek çok sayıda yer bulunduğunu ifade eden Baraj, tarihi eserleri yakından görmenin ve geçmişleri hakkında bilgi edinmenin kendileri için güzel bir deneyim olduğunu dile getirdi. İzmir’den gelen Atilla Ersen, Dara Antik Kenti’nin muhteşem bir yer olduğunu kaydederek, bölgeyi "turizm cenneti" olarak nitelendirdi. Kentte yoğun bir ilgi ve kalabalık bulunduğunu söyleyen Ersen, burayı yeni yeni duymaya başladığını ve tanıtımının artması gerektiğini ifade etti. Ersen, halk arasında "zindan" olarak bilinen su sarnıcının oldukça büyük olduğunu, İstanbul’daki Yerebatan Sarnıcı’ndan daha etkileyici bir yapı gördüklerini, bölgenin Bizans dönemine ait izler taşıdığını ve İpek Yolu üzerindeki konumunun geziyi daha anlamlı hale getirdiğini söyledi. Taşların içine oyularak oluşturulan yaşam alanlarının dikkat çekici olduğunu belirten Ersen, Mardin’in Türkiye’de mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olduğunu ifade ederek herkesi kenti ziyaret etmeye davet etti.
Yozgat Madımak toplaması zahmetli yemesi lezzetli Yozgat’ta kırsal alanlarda kendiliğinden yetişen madımak otu toplama mesaisi devam ediyor. Anadolu mutfağının önemli lezzetlerinden biri olarak bilinen ve özellikle İç Anadolu Bölgesi’nde sıkça tüketilen madımak, zahmetli toplanma sürecine rağmen vatandaşların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Yozgat’ın merkezinde ve köylerinde mevsimin yağışlı geçmesiyle birlikte tazelenen madımak, vatandaşlar tarafından sabahın erken saatlerinde arazilere çıkılarak toplanıyor. Kimi günlük tüketim için madımak toplarken, kimi de kış aylarında tüketmek üzere konserve hazırlıyor. Ankara’dan Büyükincirli köyüne gelen Yalçın Kaygusuz, madımak toplamanın kendileri için adeta bir gelenek olduğunu belirterek, "Buraya madımak toplamaya geldik. Hem de mezar ziyaretine geldik. Biz normalde Ankara’da ikamet ediyoruz. Şu anda yarım saat falan oldu. Bir saat daha toplarsak herhalde üç eviz, birer pişirim yaparız, ailece oturur yeriz böyle. Özlemimizi gideririz. Bazıları konservesini yapar, kurutur kışın yemek için ama biz o kadar toplayamıyoruz. Bir de buradan yufka ekmek alacağız tabii. Yufka ekmeksiz yenmez bu" dedi. Yozgat’ın Sarıhacılı Mahallesi’nde madımak toplayan Tülay Durak ise madımağın zahmetli ancak oldukça lezzetli bir yemek olduğunu belirterek, "Mart ayının sonlarında çıkar. Tüm köy halkı gelir buradan toplar. Kimisi yazıya gider, kimisi buradan toplar. Bunu temizleriz, ayıklarız, yuvarlak tahtanın üzerinde satırla ince ince kıyarız. Sarımsağını, tereyağını, pastırmasını ekleriz, pişirir yeriz. Salça konmaz buna. Ispanak gibi bir şey ama çok lezzetlidir. Yufka ekmeğiyle çok güzel olur. Kış için konserve de yaparız. Yozgat halkı bunu çok sever" diye konuştu. Madımağın toplanmasının oldukça zahmetli olduğunu ifade eden Durak, "Bir gün akşama kadar iki üç kilo ancak toplanır. Hem toplaması hem temizlemesi çok uğraştırıcı. Akşam da kıyıp yıkıyorsun. Zahmeti çok ama lezzeti de çok güzel. Herkese tavsiye ederim" şeklinde konuştu. Dağlardan toplandıktan sonra dövülerek ezilip kıyılan madımak tereyağlı, bol soğanlı ve sarımsaklı servis edilen madımak, özellikle yufka ekmeğiyle birlikte servis edilirken, bazı vatandaşlar tarafından kurutularak ya da konserve yapılarak kış aylarında da sofralarda yerini alıyor.