ÇEVRE - 21 Mayıs 2026 Perşembe 09:57

Gören ikinci bazilika sandı, fabrikaya su çeken borular olduğu ortaya çıktı

A
A
A
Gören ikinci bazilika sandı, fabrikaya su çeken borular olduğu ortaya çıktı

İznik Gölü’nden orantısız su çektiği iddia edilen fabrikanın pompaları ilk kez havadan görüntülendi. Gölün dibinde görenlerin yeni bir bazilika keşif sandığı devasa büyüklükteki boruların gölden 7/24 su çektiği iddia edilen Gemlik Gübre fabrikasına ait olduğu ortaya çıktı.


Türkiye’nin 5. büyük gölü olan ve yaklaşık 10 yıldır kuraklıkla mücadele eden İznik Gölü, yağışlara rağmen 400 metreye kadar çekildi. İçler acısı tabloya rağmen gölden su çektiği iddia edilen Gemlik Gübre fabrikasının gölden su çektiği borular havadan görüntülendi. Orhangazi yakasında bulunan pompa istasyonunun görüntülenmesi, gölün su seviyesindeki kritik düşüşü yeniden gündeme taşıdı.


İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakar, duruma sert tepki göstererek, gölün geleceği için acil önlem alınması gerektiğini vurguladı. Çakar, "Yağışlar var ama göl hâlâ çekiliyor. Bu tablo kabul edilemez" diyerek isyanını dile getirdi.



Göl çevresindeki fabrikalar bir an önce kapatılmalı


Gemlik Gübre fabrikasının DSİ ile yıllık 10 milyon metreküplük bir anlaşması olduğunu, bu anlaşmanın bittikten sonra önce 3 ay, daha sonra da 14 ay daha uzatıldığını ifade eden İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakar, "Burada fabrikalara su veriliyor ama çiftçiye geldiği zaman su verilmeyecek, kısıtlanacak gibi söylemler dile getiriliyor. Biz bu konuda çözümler üretiyoruz. Cargill fabrikasının 110 metreden deniz seviyesinden su çektiği söyleniyor. Eğer bu seviyeden su çekiliyorsa Cargill fabrikası buraya kurulmadan önce araştırma yapıyor en kuvvetli su nerede diye. Burada kuvvetli bir su var ise, deniz seviyesinde olan bir su ise buraya büyük sondajlar yapılarak saatte 10 bin metreküp İznik Gölü’ne takviye yapılabilir. Bu su gölü bozmayacak şekilde derecesine bakılarak takviye olabilir. Senede 90-100 milyon metreküp takviye olabilir. Bir de Kocasu’dan basılan su ve derelerden gelecek sularla 150-200 milyon metreküp su takviyesi yapılabilir. Bu yolla hem gölümüzü hem de tarımı kurtarmış oluruz. Tarım önemli. Gemlik Gübre fabrikası gübre üretiyor. Gübreyi çiftçiye üretiyor. Eğer bize üretiyorsa Gemlik Gübre fabrikasına verilen su çiftçiye neden verilmiyor" dedi.



"Türkiye’de bütün barajlar doldu, yüksek su alındığı için İznik Gölü çekiliyor"


Gölün ortasına kadar giden üç tane boru olduğunu belirten Çakar, "Bu borular Gemlik Gübre fabrikasına her gün aralıksız su çekiyor. İznik çevresine bu sene çok güzel yağış düştü. Türkiye’de bütün barajlar doldu taştı. Birçok barajda su salınımı yapıldı. Ama İznik Gölü’nde geçen seneki seviyeden 30-40 santimetre daha düşük seviye var. Bu yağan yağmurlar nereye gidiyor. Fabrikaların yıllık anlaşmaları var ama her biri kapalı kutu, kimse bilmiyor ne kullandıklarını. Onlar 1 milyon metreküp diyor ama belki de 10 milyon metreküp kullanıyorlar. Sonra zeytinleri bahane edip, tarıma çok su gittiğini söylüyorlar. Biz İznik halkı ve İznikli çiftçiler olarak biran önce göl etrafındaki fabrikaların kaldırılmasını istiyoruz. Fabrika her yerde olur ama biz burada tarım yapmak zorundayız. Bizim atalarımız, dedelerimiz burada tarım yapmış, sanayi değil. Biz bağcıyız burada ama dışarıdan gelenlere bu imkanlar veriliyorsa çiftçiye de aynı imkanlar verilmek zorunda" diye konuştu.


Gölde son 10 yıldır yağışların yetersizliği ve tarımsal sulama nedeniyle ciddi çekilme yaşanıyor. Daha önce DSİ ve çevre örgütleri ile birlikte hareket eden İznik halkı, gölün korunması için biran önce harekete geçilmesi gerektiği uyarısında bulunmuştu.



Gören ikinci bazilika sandı, fabrikaya su çeken borular olduğu ortaya çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya MESOB Başkanı Keskin: "Esnaf yoksa çarşı yok, çarşı yoksa şehir yok" Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı Şevket Keskin, beraberindeki esnaf odası başkanları ile birlikte Kurban Bayramı öncesinde Malatya esnafını iş yerlerinde ziyaret etti. Ziyaretlerin ardından açıklamalarda bulunan Keskin, Malatya esnafının üst üste gelen felaketlerle çok büyük bir sınav verdiğini vurguladı. Keskin, "Malatya’daki esnaf camiamız önce pandemi, ardından asrın felaketi olan 6 Şubat depremleri nedeniyle çok büyük sıkıntılar yaşadı, yaşamaya da devam ediyor. Buna rağmen, depremin enkazı 3 yıldan beri tamamen kaldırılmamışken ve 3 yılda Malatya Çarşısı esnafımıza tam olarak teslim edilmemişken; İstanbul ve Ankara’da hiçbir deprem yaşamamış, düzeni bozulmamış olanlarla aynı vergi yükümlülüklerine ve aynı idari para yaptırımı kurallarına tabi tutulmamız asla adil bir yaklaşım değildir. Buradaki esnafın durumu mücbir sebep ötesidir" dedi. Yeni yapılan çarşıda anahtarı teslim edilen dükkanların kira tutarlarının fahiş seviyelerde olduğunu belirten Keskin, hem mülk sahiplerine hem de yetkililere seslenerek ortak bir paydada buluşulması gerektiğinin altını çizdi. Keskin, "Malatya Çarşısı’nda anahtarı teslim edilen dükkanların kira tutarları çok yüksek. Bunun için ne mal sahibinin ne de esnafımızın mağdur olmayacağı makul bir orta yol uygulamasının acilen hayata geçirilmesi gerekmektedir. Şunu kimse unutmasın; esnafın yüksek kiralar nedeniyle taşınamadığı, kepenk açamadığı iş yerlerinin mal sahibi için hiçbir getirisi olamaz. Esnafın olmadığı, ticaretin dönmediği çarşılar karanlık kalmaya mahkumdur. Esnaf yoksa çarşı yok; çarşı yoksa şehir yok" dedi. Konuşmasında esnafın bir şehir için sadece ekonomik bir unsur değil, kentin ruhu ve kalbi olduğunu belirten Şevket Keskin, "Esnaf ayağa kalkmadan Malatya ayağa kalkmaz. Çarşısız şehir, kalpsiz bedene benzer. Esnafın kepengi açılırsa, memleketin umudu da açılır. Kepenklerin kapalı olduğu yerde, şehir de eksik kalır. Esnafı ayakta tutmak, Malatya’yı ayakta tutmaktır" dedi. Kurban Bayramı öncesinde Malatya halkına da hayati bir çağrıda bulunan Keskin, deprem sürecinin açtığı yaraların ancak toplumsal dayanışma ile sarılabileceğini ifade etti. Vatandaşların bayram alışverişlerinde ulusal zincir marketler veya şehir dışı firmalar yerine kendi hemşehrisine, yerel esnafına yönelmesi gerektiğini belirten Keskin, "Malatya’yı ayağa kaldırmanın yolu esnafı ayağa kaldırmaktan geçer. Yerel esnafa sahip çıkmak, kendi şehrine sahip çıkmaktır. Bu zorlu deprem sürecini atlatabilmemiz için her birimizin birbirine candan destek olması gerekiyor. Bu bayram vesilesiyle tüm hemşerilerime sesleniyorum: Yerel esnaftan alışveriş yap, paran Malatya’da kalsın. Kepenkler açıldıkça umut çoğalır. Gelin, bu bayramda umudu hep birlikte büyütelim" dedi.
Amasya TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Amasya’da sel felaketinden zarar gören üreticilerimiz devlet desteği istiyor" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Amasya’da 16 Mayıs’ta Yeşilırmak Nehri’ndeki taşkın sonrası oluşan sel felaketinden 5 bin 865 dekar tarım alanının etkilendiğini açıkladı. Bayraktar, "Sel felaketinden zarar gören üreticilerimiz de devlet desteği istiyorlar. Devlet yardımı, borçların yapılandırılmasını istiyorlar" dedi. İl genelinde 13 köy, 1 belde ve 1 mahallede zarar oluştuğunu belirterek incelemede bulunduğu Aksalur, Kızılca ve Ovasaray köylerinde çiftçilerle buluşan Bayraktar, "TARSİM dışında olan üreticilerimizin de bir destek beklentisi var. Nasıl geçen yıl dondan zarar gören üreticilerimiz, TARSİM dışında olan üreticilerimiz devlet desteği almışlarda yine bu sel felaketinden zarar gören üreticilerimiz de devlet desteği istiyorlar. Devlet yardımı, borçların yapılandırılmasını istiyorlar" diye konuştu. "Son yıllarda çiftçimizi sahada tutmanın zorluğu var. Göç veriyoruz" Afet yaşanan bölgelerdeki durumun rapor edilip ilgili kurumlara bildirildiğine değinen Bayraktar, "İnşallah çiftçilerimize yardımcı olunur. Bir can suyu verilir. Borçları yapılandırılır. Önemli olan çiftçimizi sahada tutabilmek. Bu çok önemli. Son yıllarda çiftçimizi sahada tutmanın zorluğu var. Göç veriyoruz. Göç veren bir sektör. Bu gibi afetler karşısında eğer çiftçimize destek veremezsek korkarım ki bu göçler devam eder" diye konuştu. "Yağışlar şimdilik kuraklık tehdidini ortadan kaldırdı" Türkiye’nin geçen yıl büyük bir kuraklık yaşadığını hatırlatan Bayraktar, "Bu sene bir yağış olmasını temenni ediyorduk. Yağışlar geldi. Bundan da memnuniyet duyuyoruz. Bu sene gelen yağışlar şimdilik kuraklık tehdidini ortadan kaldırdı. Hatta buğday ve arpa üretimimiz son yıların rekolte rekorunu kırabilir" şeklinde konuştu. İncelemelere TZOB Orta Doğu Anadolu Bölge Temsilcisi Yunus Kılınç ve Amasya Ziraat Odası Başkanı Mustafa Cebeci de katıldı.
Sakarya Kutup ayısı sanıldı, gerçek kısa sürede ortaya çıktı Sakarya’nın Karasu ilçesinde Sakarya Nehri’nin Karadeniz’le buluştuğu noktada kayalıklara sıkışmış halde bulunan ve ilk bakışta "kutup ayısı yavrusu" sanılan hayvan, bölgede şaşkınlığa neden oldu. Kayalıklara sıkışmış haldeki hayvanın, telef olmuş ayı yavrusu olduğu ortaya çıktı. Sakarya Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü noktada kayalıkların arasında beyaz renkli ve hareketsiz duran canlıyı fark eden vatandaşlar, durumu cep telefonu kameralarıyla görüntüledi. Kısa sürede sosyal medya platformlarında paylaşılan fotoğraflar, canlının fiziki yapısı ve rengi sebebiyle "Karadeniz kıyısında kutup ayısı yavrusu bulundu" iddialarının ortaya atılmasına yol açtı. Tüyleri dökülünce kutup ayısına benzetildi Kısa sürede yayılan görüntünün ardından bölgeden elde edilen değerlendirmeler, iddiaların asılsız olduğunu ortaya koydu. Kayalıklara sıkışan hayvanın, Sakarya Nehri havzasında yaşayan yavru ayı olduğu belirlendi. Telef olan yavru ayının uzun süre su içerisinde kalması nedeniyle özellikle alt kısmındaki tüylerinin döküldüğü, derisinin ise suyun etkisiyle beyazlaşarak farklı bir form kazandığı tespit edildi. Hayvanın geçirdiği bu fiziksel değişimin, ilk bakışta kutup ayısı yavrusu algısı oluşturdu. Yapılan incelemelerde, nehir havzasındaki doğal yaşam alanında telef olan yavru ayının Sakarya Nehri’nin güçlü akıntısına kapılarak kilometrelerce sürüklendiği ve nehrin Karadeniz’e döküldüğü Yenimahalle Feneri mevkiindeki kayalıklara sıkıştığı değerlendirildi.