KÜLTÜR SANAT - 28 Kasım 2025 Cuma 10:25

İznik Papa 14. Leo’yu bekliyor

A
A
A
İznik Papa 14. Leo’yu bekliyor

Papa 14. Leo, Birinci İznik Konsili’nin 1700’üncü yıl dönümü anma etkinlikleri kapsamında bugün Bursa’nın tarihi ilçesi İznik’e resmi ziyarette bulunuyor. Papa Leo’nun papalık görevine seçildikten sonra gerçekleştirdiği ilk yurtdışı seyahatinin en dikkat çeken durağı olan İznik, Hristiyanlık tarihinde dönüm noktası kabul edilen konsilin yıldönümü nedeniyle büyük önem taşıyor. Papa 2014 yılında keşfedilen bazilikada bir ayin de gerçekleştirecek.



325 yılında toplanan Birinci İznik Konsili’nde Hristiyan inancının temel doktrinleri belirlenmiş, kiliseler arası birlik konusunda tarihi kararlar alınmıştı. Papa Leo’nun ziyareti, hem bu köklü tarihe saygı niteliği taşıyor hem de Hristiyan dünyasında birlik ve ekümenik diyalog mesajı açısından sembolik değer taşıyor.


İznik’teki ayin alanı ve çevresi günler öncesinden düzenlenerek Osmanlı motifli çinilerle süslendi, ilçenin tarihi kimliğini yansıtan hazırlıklar tamamlandı. Ziyaret öncesi ilçede günlerdir yoğun bir turist hareketliliği yaşandığı, bu büyük organizasyonun İznik açısından önemli bir fırsat oluşturduğu ifade ediliyor. Papa’nın ziyaretinin ardından İznik’in uluslararası görünürlüğünün artmasıyla turizmde ciddi bir ivme beklediklerini belirtiyor.


Güvenlik üst seviyeye çıkarıldı


Tarihi ziyaret öncesi güvenlik güçleri ilçede yoğun tedbirler aldı. Kentin giriş ve çıkışlarında 200 polis tarafından denetim yapılırken, araçlarda arama ve kimlik kontrolü gerçekleştiriliyor. Yetkililer, ziyaret günü görev alacak personel sayısının 2 bin 300 olacağını bildirdi. Ayin alanı ve önemli noktalar çevresinde güvenlik bariyerleri oluşturulurken, ekiplerin alan taramaları aralıksız sürüyor.


Papa Leo’nun Türkiye temaslarının, farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşadığı Anadolu’nun hoşgörü geleneğine vurgu yapması açısından diplomatik ve manevi önem taşıdığı ifade ediliyor.


Papa’nın ziyareti sonrası İznik’in Hristiyan dünyası için daha da önem kazanacağı ve İstanbul’a gelen turistler için İznik’in yeniden bir turizm rotası olacağı konuşuluyor. Bu çerçevede İznik’te yeni turizm yatırımlarının da yapılması planlanıyor


İznik’in Hristiyanlar için önemi


İznik’in Hristiyan dünyası için önemi 325 yıl öncesine dayanıyor. Roma İmparatoru I. Konstantin’in talebiyle, dönemin tüm piskoposlarının katılımıyla İznik’te toplanan Birinci Konsil, Hristiyanlık tarihinde bir dönüm noktası oldu.


Bu toplantıda, kiliseyi uzun süredir meşgul eden tartışmalar ele alındı ve kararlar alındı. Hristiyan doktrininin çerçevesini çizen ilkeler İznik’te netleşti. Konsilin en kritik çıktılarından biri ise, İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğunu vurgulayan ve bugün hâlâ birçok kilisede okunan İznik İnanç Bildirgesinin hazırlanmasıydı.


Ayrıca, Hristiyan dünyasında yüzyıllardır süren bir başka konu olan Paskalya’nın kutlanma tarihi de burada ortak bir karara bağlandı. Böylece İznik, hem teoloji hem de kilise takvimi açısından belirleyici bir merkez haline geldi.


Ölen Papa vasiyet etmişti


Önceki Papa, Konsil’in 1700’üncü yıl dönümünde İznik’te bulunmayı özellikle istiyordu. Ancak 21 Nisan’da hayatını kaybettiği için bu planını gerçekleştiremedi. Ölmeden önce ise yeni Papa’ya mutlaka İznik’i ziyaret etmesi yönünde bir vasiyette bulundu.


Birinci İznik Konsili’nin İznik Gölü Bazilikası’nda yapıldığı tahmin ediliyor. 2014 yılında gölün çekilmesiyle ortaya çıkan bazilika, müze olarak kapılarını açtı. İznik Kaymakanlığı, sitesinde bu tarihi yapı için şu bilgiler yer aldı:


"Aziz Neophytos adına yapılan bazilikanın, İznik Gölü’nün sularına İS 740 yılındaki depremle gömüldüğü tahmin ediliyor. Hristiyanlık kutsal kitabı İncil’in yüzlercesi toplatılarak Matta, Markos, Luka, Yuhanna isimleri ile 4 taneye düşürüldüğü ve diğerlerinin yakıldığı 1. konsil (iznik konsili) bu bazilikada yapıldığı söylenmektedir."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, Allah’a şükür Nevruz’u normalleştirdik" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Nevruz’u da normalleştirdik Allah’a şükür" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi tarafından ‘Türk Dünyası Öğrencileriyle Buluşma ve Nevruz Etkinlikleri’ gerçekleştirildi. Konfederasyonun ev sahipliğinde gerçekleşen programda Türk tarihi ve kültürünün önemine vurgu yapılırken, birlik beraberlik ve kardeşliğin güçlendirilmesi gerektiğine değinildi. Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Benim çocukluğumda ilk hatırladığım Nevruz’la ilgili baharın gelişinin müjdecisi olduğu ve çiçeğiyle beraber biz Nevruz’u hatırlıyoruz. Sultan Nevruz Bey bizde geçer. Biraz Avşar Türklerinde de böyle bir şey. Sultan Nevruz. Ve Nevruz çiçeğimiz açar. Zambağın küçüğüne benzer, mor ve sarı renklerin olduğu. Gerçekten Nevruz’dan hemen sonra Toroslar’da açan bir çiçektir. Biz Nevruz çiçeğini Çiğdemi, Nergiz’i baharla birlikte tanımıştık. Tabi bu geleneklerimizin bir ifadesiydi. Fakat gençlik yıllarımızda başka bir şeyle karşılaştık. Nevruz bir ideolojik mücadelenin ne yazık ki adı olarak topluma anlatılmaya çalışıldı. Bu da çatışmaların, kavgaların çeşitli Türkiye’yi ve bizi rahatsız eden bir kısım eylemlerin günü olarak karşımıza çıktı" açıklamasında bulundu. "Türkiye ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı" Arslan, günümüzde hem Nevruz Bayramı’nın hem de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün normalleşmesinin gururunu yaşadıklarını aktararak, "Ne yazık ki Türkiye hem Nevruz’da hem de 1 Mayıs’ta ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı. Her ikisi de çatışmaların olduğu, gerginliklerin olduğu, polisin, copun, su sıkan TOMA’ların, gazların tartışıldığı günler olarak hafızamızda kaldı. Bunlar gerçekten bizi hem üzdü hem de tarihsel gerçeklerin sattırılması konusundaki itirazlarımız da haklı gösterdi. 1 Mayıs’ı Taksim’e hapsettiler. 1 Mayıs’ın olabilmesi için Taksim’de 1 Mayıs kutlanır. 1 Mayıs bütün alanlarda kutlanabilir. Bu tartışmaları 1 Mayıs’ı Emek Dayanışma Gününe dönüştürdük. Sonra Taksim’in tasallutundan kurtardık" ifadelerine yer verdi. "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruz’u normalleştirdik" Aynı şekilde Nevruz Bayramı’nın da ideolojik baskı ve kavgaların odağından kurtulduğuna dikkati çeken Arslan, "Biz bugün Nevruz’un bu yönünü konuşuyoruz. Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Allah’a şükür Nevruz’u da normalleştirdik. Bugün Nevruz’u gerçek anlamıyla konuşabiliyorsak, bütün Türk dünyası ve özellikle Orta Asya toplumlarının hemen hemen pek çoğunun da sahiplendiği Nevruz’u bugün HAK-İŞ’te de konuşup kutlayabiliyorsak, Türkiye önemli iki sorunu önemli, iki kavga gününü barışa dönüştürerek hayırlı bir iş yapıldı. Burada Sayın Cumhurbaşkanımız da hükümetimize bu konudaki gayret duaları herkese teşekkür ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasının ardından Arslan, Ergenekon’da demir dağın delinerek aşılmasına ithafen temsili olarak demir dövdü. Programa HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra; HAK-İŞ Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Yeşil, TÜRKSOY Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Abdullah Kutalmış Yalçın, Türk Dil Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Harun Şahin, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Mümin Şen, üye sendikaların yönetim kurulu üyeleri, Türk Dünyası öğrencileri ve akademisyenler katıldı.
Afyon Onlar artık vatansız değil Afyonkarahisar’da yaşayan ve kendilerini ‘vatansızlar’ olarak nitelendiren 8 kişilik ailenin vatan ve kimlik kazanma maratonu kamu kurumlarının iş birliği sayesinde mutlu sonla bitti. Afyonkarahisar’da Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları olmadığı için adeta hayalet gibi yaşayan, okula gidemeyen, işe girip çalışmayan ve erkeklerinin askere dahi gidemediği aile üyeleri, İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü ile yargının duruma el atmasıyla kimliklerine kavuştu. İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) 2023 yılında gündeme getirdiği ailenin durumuyla ilgili Afyonkarahisar Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada aile üyelerinin kimliklerinin çıkarıldığı ve soy bağlarının oluşturulduğu belirtildi. Açıklamada, "Galip Cimbil’in ‘saklı nüfus’ çerçevesinde yaptığı başvuru, yürütülen detaylı inceleme, tahkikat ve yargı sürecinin ardından sonuçlandırıldı. Galip Cimbil ve ailesi Afyonkarahisar İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğünün titiz çalışmasıyla resmen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu. 12 Haziran 2023 tarihinde Afyonkarahisar Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğüne müracaat eden Cimbil’in durumu, ilgili kurumlar tarafından titizlikle ele alındı. Yapılan incelemelerde, Galip Cimbil’in geçmişte ‘Kalip Gül’ adıyla oluşturulan nüfus kaydının, usulsüz ve dayanaksız olduğu gerekçesiyle 2006 yılında Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kararıyla silindiği tespit edildi. Başvuru sürecinde alınan yazılı beyanlar, ifade tutanakları ve MERNİS kayıtları doğrultusunda yapılan değerlendirmeler sonucunda, ilgilinin beyanlarının doğruluğu kanaatine varıldı. Kardeşleri üzerinden yürütülen tahkikat süreci de ilgili kurumlarca olumlu sonuçlandırıldı" denildi. Olayla ilgili aile üyelerinin DNA testleri de yapıldı Açıklamada olayla ilgili yargı sürecinin de titizlikle işlediğinin vurgulanırken şu ifadelere yer verildi: "Saklı nüfus kütüğüne kaydı yapılan Galip Cimbil’e geçici kimlik numarası verilirken ayrıca Afyonkarahisar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava çerçevesinde DNA incelemeleri yapıldı. Yapılan bilimsel incelemeler sonucunda, Galip Cimbil’in Erdal Cimbil ve Sürmeli Aslan ile aynı soydan geldiği; Fatma Cimbil’in annesi, Ali Cimbil’in ise babası olma ihtimalinin yüzde 99,99 olduğu tespit edildi. Mahkeme, 20 Şubat 2026 tarihinde verdiği ve kesinleşen kararla bu durumu hüküm altına aldı. Mahkeme kararının ardından hazırlanan dosya, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne iletildi. Yapılan değerlendirme sonucunda, 12 Mart 2026 tarihli karar ile Galip Cimbil’in saklı nüfus çerçevesinde Türk vatandaşlığını kazandı."