EKONOMİ - 08 Aralık 2025 Pazartesi 13:54

MEEXX makine sektörünü Bursa’da buluşturdu

A
A
A
MEEXX makine sektörünü Bursa’da buluşturdu

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) iştiraki KFA Fuarcılık tarafından Makine İmalatçıları Birliği (MİB) iş birliğinde düzenlenen Makine ve Teknolojileri Fuarı (MEEXX), 3-6 Aralık tarihlerinde Bursa Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi.


Bu yıl yeni bir vizyonla sektöre sunulan MEEXX, 30 bin metrekarelik alanda 120’nin üzerinde firmanın yerli ve milli teknoloji ürünlerini sergilediği kapsamlı bir buluşma platformu oluşturdu. Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya’dan profesyonel alım heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen fuar, makine sektörünün uluslararası ölçekteki en önemli buluşma adreslerinden biri olma iddiasını güçlendirdi. Fuar kapsamında ayrıca 30 ülkeden 120’yi aşkın firma temsilcisi de Bursa’daki makine sektör temsilcileriyle ikili iş görüşmelerinde bulunarak, yeni işbirliklerine kapı araladı.


Fuara ilişkin değerlendirmede bulunan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, makine sektörünün Türkiye’nin teknolojik ve ekonomik bağımsızlığının en stratejik alanlarından biri olduğunu söyledi. Türkiye’nin 57 bin girişimcisi ve 28 milyar doları aşan ihracatıyla makinede güçlü bir üretim ülkesi konumuna geldiğini belirten Burkay, buna rağmen 45 milyar dolarlık makine ithalatının büyük bölümünün Türkiye’de üretilebilen ürünlerden oluştuğuna dikkat çekti.


Başkan Burkay, "Üretmek kadar, ürettiğiniz teknolojiyi dünya pazarlarıyla buluşturmak da kritik öneme sahip. MEEXX Fuarı, bu açıdan hem yerli firmalarımız hem de küresel alıcılar için güçlü bir birliktelik zemini oluşturdu. Bursa, yüksek teknolojili üretim altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla makine sektöründe Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri. Bu fuarın daha da büyüyerek şehrimizin uluslararası fuarcılık kapasitesine yeni katkılar sağlamasını diliyorum" dedi.


MİB Yönetim Kurulu Başkanı Fatih İğrek ise Türkiye’nin makine üretiminde yıllık 60 milyar doların üzerinde bir kapasiteye ulaştığını, 2024 ihracatının 28 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirterek, "Türkiye bugün makine ihracatında dünyada 13’üncü, Avrupa’da ise 4’üncü sırada. Yüzde 70 yerlilik oranımız, kilogram başına 6,2 dolarlık ihracat değerimiz ve 550 bin kişiye ulaşan istihdam etkimizle küresel yarışta güçlü bir konumdayız" diye konuştu.


Küresel talep daralması, finansman maliyetleri ve fiyat rekabetine rağmen Türk makine sektörünün dayanıklı yapısını koruduğunu belirten İğrek, "Biz fabrika üreten fabrikalarız. Makine sektörü Türkiye’nin en stratejik alanıdır. Devreye alınan HAMLE, HiT-30, YTAK gibi destek mekanizmaları ile AB’nin yeşil dönüşüm programları sektörümüz için önemli fırsatlar oluşturuyor. Artık yalnızca düşük fiyatla rekabet dönemi geride kaldı. Verimli, akıllı ve mühendislik odaklı üretimle bir üst lige çıkmak zorundayız" dedi.


Fatih İğrek, MEEXX gibi önemli bir fuar organizasyonunun gerçekleştirilmesi nedeniyle BTSO’ya ve KFA Fuarcılığa teşekkür ederek, "Sektörümüz için son derece verimli ve enerjisi yüksek bir fuar gerçekleştirdik." dedi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ile birlikte fuarda tüm stantları gezdiklerini kaydeden İğrek, fuar alanında yüksek moral ve güçlü bir motivasyon oluştuğunu belirtti. Makine sektörünün Türkiye ve özellikle Bursa için stratejik bir güç olduğunun altını çizen Fatih İğrek, "Türkiye, dünya makine sanayisinde önemli bir merkez olmayı sürdürüyor. MEEXX Fuarı da bu iddianın en önemli vitrinlerinden biri olarak yoluna devam edecek." ifadelerini kullandı. Fatih İğrek, sektörün rekabet ve ekonomik şartlar içindeki tüm zorlukları aşabilecek güçte olduğunu dile getirerek, geleceğe güvenle baktıklarını da sözlerine ekledi.


Akyapak Yurtdışı Satış Müdürü Yavuz Akyapak, şirketin 1962’den bu yana metal işleme ve şekillendirme makineleri ürettiğini belirterek, "Fuar bizim için oldukça verimli geçti. Yeni geliştirdiğimiz ürünleri tanıttık. Ayrıca Bursa’da olmamızın avantajıyla müşterilerimizi fabrikamızda daha detaylı sunumlarla ağırladık" dedi.


Yavuz Akyapak, BTSO Başkanı İbrahim Burkay’a da sektöre sunduğu katkılar için teşekkür ederek, "Bizler de Bursa Büyürse Türkiye Büyür inancıyla Bursa’ya değer katmayı sürdürüyoruz" diye konuştu.


Dener Grup Teknik Genel Müdür Yardımcısı Kanber Sedef, fuarda oldukça olumlu geri bildirimler aldıklarını söyledi. Global ölçekte artan Çin baskısına rağmen Türkiye’nin makine sektöründeki üretim gücünün bu fuarda sergilenmesinden dolayı gurur duyduklarını belirten Sedef, "Burada hem güçlü bir network oluşturuyor, hem de satış anlamında verimli sonuçlar elde ediyoruz. Milli duygularla, üretime değer veren bir kitleyle bir arada olmak bizler için çok kıymetli. Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Çok güzel bir organizasyona imza attılar" dedi.


Fuar kapsamında talaşlı imalat teknolojilerinden kaynak sistemlerine, robotik çözümlerden CAD/CAM uygulamalarına, hidrolik ve pnömatik sistemlerden bakım teknolojilerine kadar geniş bir teknoloji çeşitliliği sergilendi. Canlı demo alanları, uygulamalı gösterimler ve teknik etkinlikler, ziyaretçilere hem yenilikçi ürünleri yakından inceleme hem de sektörün geleceğine dair bilgi edinebilme fırsatı sundu.


MEEXX ayrıca uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine de önemli bir platform oluşturdu. Makine İhracatçıları Birliği ile Brezilya’da makine ithalatında yüksek pazar payına sahip olan Brezilya Endüstriyel Makine ve Ekipman İthalatçıları Birliği (ABIMEI) arasında iş birliği protokolü imzalandı. Makine İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Özkayan, Brezilya’nın Türkiye için giderek önem kazanan bir pazar olduğunu ifade ederek, "Brezilya 2024’te 44 milyar doların üzerinde makine ve ekipman ithal eden dev bir pazar. Türkiye olarak henüz bu pastadan küçük bir pay alıyoruz, ancak son 5 yılda Brezilya’ya ihracatımızı iki kattan fazla artırarak 110 milyon doların üzerine çıkardık. Özellikle metal işleme ve takım tezgâhlarında yedi kata yaklaşan büyüme, Türk makinesine duyulan güvenin en somut göstergesi" dedi.


Özkayan, protokolün iki ülke arasında uzun vadeli ve güçlü bir sanayi iş birliği vizyonu sunduğunu da sözlerine ekledi. ABIMEI üyeleri, işbirliği protokolünün ardından fuarda stantları bulunan firmaların üretim tesislerini de ziyaret etti.



MEEXX makine sektörünü Bursa’da buluşturdu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Afyon Başkan Kavas, otizmli bireyler ve ailelerin yaşadığı güçlüklere dikkat çekti Ulusal Otizm Konfederasyonu Genel Başkanı Fatma Kilci Kavas, otizmin eksiklik değil, doğru destek ve erken tanı, bireyin potansiyelini ortaya koyabileceği nörogelişimsel bir farklılık olduğunu ifade ederek, "Ancak ne yazık ki ülkemizde otizmli bireyler ve aileleri; eğitimden sağlığa, sosyal hayattan istihdama, bakım hizmetlerinden bağımsız yaşam hakkına kadar birçok alanda ciddi güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadır" dedi. Başkan Kavas, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamasında otizmli bireylerin toplumdaki yerine ve otizme karşı toplum bakış açısına dikkat çeken Kavas, "Ulusal Otizm Konfederasyonu olarak bir kez daha ifade ediyoruz ki; otizmli bireylerin yaşam hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı, sosyal hayata katılım hakkı ve güvenli bir gelecek hakkı tartışmasızdır. Otizmli bireylerimizin yalnızca belirli gün ve haftalarda hatırlanması değil yılın her günü hak temelli, sürdürülebilir ve kapsayıcı politikalarla desteklenmesi gerekmektedir. Ailelerimiz büyük bir mücadele vermektedir. Pek çok aile tanı sürecinden itibaren yalnız bırakılmakta, yeterli yönlendirmeye ulaşamamakta, eğitim olanaklarına erişimde zorluk yaşamakta, ekonomik ve sosyal yükün altında yıpranmaktadır. Bu nedenle otizmli bireyin desteklenmesi kadar, ailenin güçlendirilmesi de kamusal sorumluluğun ayrılmaz bir parçasıdır. Otizmli çocuklarımızın, gençlerimizin ve yetişkin bireylerimizin görünür olması; yeteneklerinin fark edilmesi; toplumun her alanında saygıyla, anlayışla ve eşit fırsatlarla var olabilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki asıl ihtiyaç, acıma değil anlayış; dışlama değil kabul; ihmal değil güçlü bir destek sistemidir. Otizmi fark etmek yetmez; anlamak, desteklemek ve birlikte yaşamı güçlendirmek gerekir" dedi.
Yozgat Yozgat Sağlıklı Yaşam Merkezi özel çocuklara umut oluyor Yozgat Sağlıklı Hayat Merkezi, bünyesinde barındırdığı Çocuk Gelişimi birimiyle özel ihtiyaçlı çocuklara ve ailelerine umut olmaya devam ediyor. 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla kapılarını açan merkezde ücretsiz eğitim alan Ali Asaf Kılıç’ın kat ettiği mesafe otizmin nitelikli eğitimle aşama kat edilebilir olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki Sağlıklı Hayat Merkezi, otizm spektrum bozukluğu başta olmak üzere çeşitli özel ihtiyaçları olan çocuklara kapılarını açıyor. Uzman çocuk gelişimciler eşliğinde yürütülen bireysel eğitim süreçleri, çocukların sosyal becerilerini artırmayı ve günlük hayata adaptasyonlarını sağlamayı hedefliyor. Merkezde eğitim alan çocuklardan biri olan Ali Asaf Kılıç, uzman desteğiyle gelişim basamaklarını emin adımlarla tırmanıyor. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen oyun terapileri ve sosyal etkileşim çalışmaları sayesinde Ali Asaf’ın iletişim becerilerinde olumlu aşamalar kat edildiği gözlemlendi. "Otizmli bireylere oyun temelli yaklaşım uyguluyoruz" Merkezde görevli Çocuk Gelişimi Uzmanı Şeyma Örs, verilen hizmetin tamamen ücretsiz olduğunun altını çizerek, "Otizm spektrum bozukluğu çocuğun doğuştan gelen nörogelişimsel bir farklılığı olduğunu düşündüğümüz bir spektrumdur. Genel hatlarıyla göz teması kurmaması, sınırlı ilgi ve tekrarlayıcı davranışlar, yönergelere tam olarak karşılık verme, sosyal izolasyonla biz bu çocukları fark edebiliyoruz. Otizmli bireyler ve ailelerine yönelik burada oyun temelli bir yaklaşım uygulamaktayız. Bu süreçte özel eğitim süreçlerini takip ediyoruz hem de otizmli bireylere oyun temelli özel eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Bu hizmetlerimiz ücretsiz. Ailelerimiz Türkiye’nin 81 ilinde bulunan Sağlıklı Hayat Merkezlerindeki Çocuk Gelişimi birimlerine başvurarak hem özel eğitim alanlarında destek alabilirler hem bu alanda danışmanlık alabilirler hem de çocukların gelişiminin değerlendirilmesi açısından bu alanlardan faydalanabilirler" dedi. "Aileler bu durumu fark edince uzmanlara başvurmalı" Otizm fark edildiğinde yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Örs, "Aileler çocuklarıyla ilgili farklılıkları gözlemlediğinde ne yapabilirler? Vakit kaybetmeden evlerine yakın Sağlıklı Hayat Merkezi veya hastane çocuk psikiyatrisi, çocuk doktoru gibi alanlardaki uzmanlara başvurup çocuklarıyla ilgili değerlendirme almaları ve özel eğitime başlamalarını tavsiye ediyoruz" diye konuştu. "6 haftadır geliyoruz ve oğlum harika gelişim sağladı" Ali Asaf Kılıç’ın babası Ali Kılıç, "Oğlum 800 gram doğdu ve 3 ay kuvözde büyüdü. 1 kilo 800 gram olarak bize verdiler. 2 buçuk yaşındayken atipik otizm tanısı konuldu. Özel eğitimlerimize devam ediyorduk ve burayı tavsiye üzerine aldık. Yaklaşık 6 haftadır geliyoruz ve harika bir gelişim sağladı. Eğitim mükemmel. Velilerin bu türlü yerlere gelmelerini tavsiye ederim ve çocukların eğitimini buralarda da sağlayabilirler" şeklinde konuştu. "Hizmetler ücretsiz, çok memnunuz" Ali Asaf konuşmadığı için doktorlara başvurduklarında atipik otizm tanısı konulduğunu söyleyen baba Kılıç, "Özel eğitim, ergoterapi ve dil konuşma eğitimlerine başladık. Özel eğitim rehabilitasyon merkezinde buranın var olduğunu öğrendik ve bir başvuralım dedik evladımız için. Denedik ve 6 hafta içerisinde özel eğitim ve ergoterapi ile birlikte çok güzel yol aldığımızı gördük. Halen devam ediyoruz. Eğer ki böyle yerlere ihtiyaç duyan veliler varsa özel çocuklar varsa buraya rahatlıkla gözü kapalı gelebilirler. Çok çok memnunuz. Özellikle hocamızdan çok çok memnunuz. Biz anne babaysak ebeveynsek hocamız da oğlumun ikinci anne ve babası olabilecek bir kişi. Hizmetler ücretsiz. Hiçbir ücret talep etmiyorlar, devlet karşılıyor. Çok memnunuz. Devletin de bu konuda böyle yerler açmasını daha fazla açmasını temenni ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
Elazığ Hemşirenin ısrarıyla gittiği taramada meme kanseri çıktı: Hayatı kurtuldu Elazığ’da hemşire arkadaşının ısrarıyla sağlıklı hayat merkezine giderek mamografi çektiren 56 yaşındaki Leyla Baydar’ın memesinde kitle tespit edildi. Ücretsiz tarama programı sayesinde kanseri erken teşhis edilen Baydar, geçirdiği ameliyat ve kemoterapi tedavisinin ardından sağlığına kavuştu. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü Şehit Mehmet Aygün Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yürütülen ücretsiz kanser tarama programından yararlanan 3 çocuk annesi Leyla Baydar (56), hemşire arkadaşının ısrarı üzerine mamografi çektirdi. Sonuçta memesinde kitle tespit edilen Baydar, Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. İlk kitle temiz çıkmasına karşın 6 ay sonra yapılan kontrolde yeni bir kitle tespit edildi ve biyopsi sonucu kötü huylu olarak değerlendirildi. Kısa süre içinde ameliyat olan Baydar, bir yıl boyunca kemoterapi gördü. Şu an kontrol sürecini sürdüren Baydar, ağrı olmasa bile taramaya gidilmesi gerektiğini vurgulayarak herkesi ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanmaya davet etti. Hem kanser taramalarının önemine hem de hastanın son durumu hakkında bilgi veren Dr. Hilal Türker, " Kanser taramalarını yapıyoruz. Meme kanseri taraması, rahim ağzı kanseri taraması ve bağırsak kanseri taramalarını yapıyoruz. Bunu belli yaş gruplarında yapmaktayız ve ücretsiz olarak yapılmaktadır. Beş yılda bir rahim ağzı kanseri taraması, yine yılda bir bağırsak kanseri taramalarımızı rutin olarak ücretsiz bir şekilde yapmaktayız. Leyla Hanım da bu taramalar sırasında bize başvurdu ve memesinde bir kitle tespit edildi. Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk yapıldı. Bu şekilde tanı alarak tedavisi tamamlanmıştır. Dört yıl önce tanı alan hastamız şu an iyi durumda, rutin hayatını sürdürebilmekte. Bu sebeple meme kanseri taramaları çok önemlidir" dedi. "Ağrı olmadan yok demesinler, herkes taramaya gelsin" Hiç bir ağrı hissetmediğini, hemşire arkadaşının ısrarı üzerine yaptığı taramada kansere yakalandığını dile getiren Leyla Baydar, " Hemşire arkadaşım ‘Gel, sana mamografi çekelim’ dedi beni de ‘Yok’ dedim. Birkaç sefer tekrar etti. En sonunda, beni ikna etti, gittim ve çektirdim. Sonuç çıktı ve kitle bulundu. Beni Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne gönderdiler. Sağ olsunlar, orada gittiğimde, ilgilendiler. Hemen 10 sonra kitle alındı. O kitlem temiz çıktı. Doktorum bana, ‘6 ay sonra bir daha mamografi, ultrason’ çekmelisin dedi. Bu sefer Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde çektirdim. Tekrar kitle çıkmış. O kitlenin biyopsisi kötü çıktı. Ondan sonra tekrar o kitle yine alındı. Sonra yine kötü dediler ve 2 ay sonra sonuç çıktı. Bu sefer ‘Komple memen alınacak, içinde ufak ufak kitleler var’ dediler ve aldılar. Bir yıl de kemoterapi gördüm. Çok şükür, iyiyim şu anda. Halen tedavimi görüyorum. 3 ayda bir kontrole gidiyorum. Her gün bir ilacım var, kullanıyorum. 5 seneyi atlatırsam kurtulmuşumdur. Benim arkadaşım beni zorlamasaydı, hemşire arkadaşım, gitmeyecektim. Çünkü ağrı yok. Ağrı olmuyor. Ama ben herkese söylüyorum bunu; ağrı olmadan ‘yok’ demesinler. Bu, herkesin yaptırması gereken bir şey. Yaşam merkezinde ücretsiz, her şeye bakıyorlar. Gelsinler. Ne kadar erken fark ederlerse o kadar iyi. Bütün doktorlarıma teşekkür ediyorum, buradakilere, özellikle hemşire arkadaşıma çok teşekkür ediyorum, Ayşe ablamıza. Şu an iyiyim. Sadece ağır iş yapamıyorum. Hamdolsun, çok şükür iyiyim. Rabbim kimsenin başına vermesin" dedi.
Ankara Türk Kızılay’dan Oktay Kaynarca ile kan bağışı çağrısı ’Birbirimize candan bağlıyız’ sloganıyla toplumda kan bağışı farkındalığını artırmayı hedefleyen Türk Kızılay, ünlü oyuncu Oktay Kaynarca’nın gönüllü olarak yer aldığı bir kampanya filmiyle izleyicilerin karşısına çıktı. Bir süper kahraman hikayesiyle başlayan film, asıl kahramanlığın kan bağışıyla mümkün olabileceğini çarpıcı bir biçimde aktarıyor. Gönüllü kan bağışçılarının desteğiyle ülke genelinde bin 140 hastanenin günlük kan ve kan ürünleri ihtiyacını karşılayan Türk Kızılay, vatandaşları düzenli kan bağışına yönlendirmek amacıyla yeni bir kampanya filmini kamuoyuyla buluşturdu. Bir kaza sahnesiyle açılan filmde, süper güçlere sahip bir karakter olarak hızla olay yerine ulaşan Kaynarca, tehlike altındaki bir baba ve kızını kurtarıyor. Ardından kurgu yerini gerçeğe bırakıyor ve izleyici asıl mesajla buluşuyor. Gerçek kahramanlık için süper güçlere ihtiyaç olmadığını vurgulayan Oktay Kaynarca, ‘Unutma, kahraman sensin’ sözleriyle izleyicileri kan bağışçısı olmaya davet ediyor. ‘Birbirimize candan bağlıyız’ kampanyasının bir parçası olarak hazırlanan film, tek bir ünite kan bağışının üç kişinin hayatına dokunabileceğini hatırlatırken, yapılan her bağışın doğaya üç fidan olarak geri kazandırıldığına da dikkat çekiyor. "Herkesi bu iyiliğin bir parçası olmaya davet ediyorum" Kampanyaya ilişkin konuşan Oktay Kaynarca, "Kahramanlık bazen çok basit bir adımla başlar. Kan bağışı da bu adımların en değerlilerinden biri. Kan ihtiyacı her gün devam eden hayati bir gereklilik. Bugün verilen bir ünite kan, yarın bir hayat kurtarabilir. Herkesi bu iyiliğin bir parçası olmaya davet ediyorum" dedi. Türk Kızılay, kampanyaya verdiği destek için Oktay Kaynarca’nın adını memleketi Malatya’daki bir kan merkezine verecek. Usta oyuncu, merkezin açılışına da katılacak. Kan acil değil, sürekli ihtiyaçtır Türk Kızılay, ‘Kan acil değil, sürekli ihtiyaçtır’ yaklaşımıyla çalışmalarını sürdürürken, gönüllü bağışçıların desteğiyle 2025 yılında 3 milyon kan bağışına ulaştı ve ülke genelinde 300’den fazla mobil ve sabit ekiple kan bağışı çalışmalarına devam ediyor. Stoklarını belli bir seviyede koruyabilmek için günlük 9 bin ünite kan bağışına ihtiyaç duyan Kızılay’a, 18-65 yaş arası sağlıklı her birey yalnızca 15 dakikasını ayırarak destek olabiliyor. Kan bağışında bulunmak isteyen vatandaşlar, kendilerine en yakın kan bağışı noktası ve güncel hizmet saatlerine kanver.org adresi üzerinden ulaşabiliyor.