KÜLTÜR SANAT - 11 Şubat 2026 Çarşamba 14:11

Nilüfer’de genç yetenekler için perde aralanıyor

A
A
A
Nilüfer’de genç yetenekler için perde aralanıyor

Nilüfer Kent Tiyatrosu’nun (NKT) genç yetenekler için hayata geçirdiği "Genç NKT" projesinde yeni dönem başladı. Yoğun ilgi gören başvuruların ardından yapılan değerlendirmelerde 18 genç profesyonel tiyatro eğitimi almaya hak kazandı.


Nilüfer Belediyesi, sanat ve sanatçıları desteklemeye devam ediyor. Tiyatro tutkunu 15-25 yaş arası 80 gencin başvurduğu ‘Genç NKT seçimleri’, Yüzüncüyıl Eğitim ve Sanat Merkezi’nde yapıldı. NKT’nin usta oyuncuları ve yenilikçi ekibinden oluşan 7 kişilik seçici kurul, 2 gün süren programda adayların performanslarını değerlendirdi. Uygulamalı sınavda yeteneklerini sergileyen gençler arasından seçilen 18 aday, Genç NKT ailesinin yeni üyeleri oldu.


Yapılan değerlendirmelerin ardından seçilen ekip, 5 ay sürecek yoğunlaştırılmış bir eğitim programına katılacak. Gençler bu süreçte sadece oyunculuk değil; doğaçlama, hareket, tasarım, tiyatro düşüncesi ve dekor sanatı ile ilgili atölyelerde ter dökecek.


Gençler, bir oyunun sahnelenme sürecinde de yer alacak. Teorik bilgilerini pratikle birleştirecek genç yetenekler, profesyonel bir prodüksiyonun nasıl hazırlandığını deneyimleyerek öğrenecekler.



Nilüfer’de genç yetenekler için perde aralanıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Ordu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan 482 bin çağrı ’asılsız’ Ordu’da, 2026 yılı Şubat ayı 112 Acil Çağrı Hizmetleri İl Koordinasyon Toplantısı gerçekleşti. 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Yeliz Çakar Güleş, toplantıda yaptığı konuşmada, 2025’te alınan yaklaşık 800 bin çağrının 482 bin 122’sinin asılsız olduğunu söyledi. Valilik toplantı salonunda, Vali Muammer Erol başkanlığında; Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Celal Tezcan, İl Emniyet Müdürü Ahmet Acar, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Sadi Akman, 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Yeliz Çakar Güleş ile diğer komisyon üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda alınan kararlar ile 2026’da yapılması planlanan çalışmalar gözden geçirildi. Yılda iki kez gerçekleştirilen toplantıda, alınan kararların gözden geçirilmesinin ardından 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Yeliz Çakar Güleş tarafından, 112 Acil Çağrı Merkezince yürütülen çalışmalar hakkında sunum yaparak Vali Muammer Erol’a ve toplantıya katılanlara bilgi verdi. Çağrı verilerinin değerlendirilmesi ile devam eden toplantıda 2024 yılına göre 2025 yılında yapılan çağrıların azaldığına dikkat çeken Güleş, 2024 yılında 976 bin 300 çağrı karşılandığını bu rakamın 2025 yılında 799 bin 928 olarak gerçekleştiğini söyledi. Yine 2024 yılında 309 bin 245 çağrının asıllı, 667 bin 55 çağrının ise asılsız olduğuna dikkat çeken Güleş, 2025 yılında ise bu rakamın 317 bin 806 asıllı çağrı, 482 bin 122 çağrının ise asılsız çağrı olduğunu söyledi. Güleş, 2026 yılında planlanan çalışmalar hakkında da bilgi vererek, vatandaşların birden çok numara yerine 112 tek numarasını benimsenmesi, olay anında kargaşanın önüne geçilmesi ve çağrı merkezine yapılan asılsız aramaların azaltılmasına yönelik tanıtım faaliyetlerine devam edilmesi, acil çağrı hizmetlerinin etkili, verimli, kesintisiz ve koordinasyon içerisinde yürütülmesini sağlamak açısından çağrı alıcı ve yönlendirici personele yönelik eğitim faaliyetine devam edilmesi ve tüm personelin uyumu ve motivasyonu için ortak sosyal faaliyetler düzenlenesinin amaçlandığını ifade ederek sözlerini tamamladı. Toplantı, görüş ve önerilerin dile getirilmesi ile sona erdi.
Ankara ASO Başkanı Ardıç: "2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi" Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, "2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi. Bu tablo hem pazar çeşitliliğinin hem de katma değerli üretime geçişin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor" dedi. ASO 32 No’lu Taşocakçılığı Sanayi Meslek Komitesi ile Ankara Ticaret Odası (ATO) 30 No’lu Doğal Taş, Mermer ve Hazır Beton İmalatçıları Meslek Komitesi iş birliğinde ‘ASO-ATO Maden Zirvesi: Sektör Buluşması’ toplantısı düzenlendi. ASO ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda madencilik sektörüne yönelik kamu politikaları, güncel düzenlemeler ve uygulamalar hakkında plan ve programlar ele alındı. Toplantıda sektörde faaliyet gösteren işletmelerin karşılaştığı sorunlar, mevzuat kaynaklı uygulama farklılıkları, izin süreçleri ve sektörün geleceğine yönelik beklentiler masaya yatırıldı. Programda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, maden ve doğal taş sektörünün Türkiye ekonomisindeki stratejik önemine dikkat çekerek, sektörün sürdürülebilir büyümesi için politika yapıcılar, sanayi ve ticaret dünyası arasındaki koordinasyonun artırılmasının büyük önem taşıdığını belirtti. ATO Başkanı Gürsel Baran ise, Türkiye’nin madencilik sektöründe 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek ekonomiye katkı sağladığını ve bu rakamın giderek daha da artacağını vurguladı. "Madencilik artık yalnızca yer altı kaynaklarını üretime kazandırma faaliyeti değildir" Türkiye’nin önemli yer altı kaynaklarına sahip olduğunu ve özellikle 2040 yılına gelindiğinde bu yer altı kaynaklarının daha da önemli olacağını belirten Ardıç, "Madencilik artık yalnızca yer altı kaynaklarını üretime kazandırma faaliyeti değildir. Enerji dönüşümü; savunma sanayii, ileri imalat, elektronik ve batarya teknolojilerindeki ivme, ham maddeyi stratejik bir başlığa taşıyor. Veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı da bu tabloyu daha da keskinleştiriyor. Sonuçta ham madde, ekonomik bir girdi olmaktan çıkıp güvenlik ve stratejik rekabet meselesine dönüştü. Yüksek teknoloji, dijital dönüşüm ve yapay zeka son dönemlerde hepimizin konuştuğu temel başlıklar ama bunları konuşurken, ayağımızın bastığı toprağı unutmamamız gerekiyor. Çünkü teknoloji sadece yazılımla, kodla üretilmiyor. O yazılımların çalışması için madenlere, metallere ve bu ham maddeleri işlemeye ihtiyacımız var. Sanayinin geleceği bulutta, yani bulut teknolojilerinde olabilir ama kökleri hala topraktadır. Uluslararası Enerji Ajansı projeksiyonları, bu dönüşümün ölçeğini çok net gösteriyor. Net Sıfır senaryosunda 2040’a kadar bakır talebi yüzde 50 artarken; nikel, kobalt ve nadir toprak elementleri talebi yaklaşık iki katına, grafit talebi 4 katına yükseliyor. Lityum ise 8 kat büyüme ile öne çıkıyor. Aynı çalışma, 2040’a gelindiğinde enerji dönüşümü minerallerinin toplam pazar değerinin iki kattan fazla artarak 100 milyarlarca dolarlık bir ölçeğe taşındığını da ortaya koyuyor" diye konuştu. "Madencilikte rekabet artık sadece ‘rezerv’ rekabeti değil" Türkiye’nin dünyadaki bor rezervlerinin önemli bir kısmına sahip olduğunu ve bu rezervin gelecekte önemli alanlarda potansiyel kaynağı olduğunu ifade eden Ardıç, "Madencilikte rekabet artık sadece ‘rezerv’ rekabeti değil; izin süreçleri, çevre performansı, iş sağlığı güvenliği, şeffaflık, izlenebilirlik, zenginleştirme ve rafinasyon kapasitesi rekabetidir. Bu nedenle bugünkü zirvemizin ana başlığı olan ‘kamu politikaları, mevzuat ve uygulamalar’ tam da işin kalbine temas ediyor. Burada bir başka küresel gerçeğin de altını çizmek gerekir. Avrupa pazarı, kritik ham maddelerde bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. 2030 için yerli üretim, geri dönüşüm ve işleme kapasitesine yönelik hedefler koyuyor. Ülkemizin bu noktada çok güçlü bir örneği var. Eti Maden verilerine göre dünya bor rezervlerinin yüzde 73’üne sahibiz. Bu rakam; camdan seramiğe, temizlikten tarıma, metalurjiden enerji teknolojilerine uzanan geniş bir sanayi ekosistemi potansiyeli demek. Öte yandan, madenciliğin ülkemiz ekonomisine döviz kazandıran önemli bir işlevi de var. 2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi. Bu tablo hem pazar çeşitliliğinin hem de katma değerli üretime geçişin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor" şeklinde konuştu. "Türkiye, maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer alıyor" Türkiye’nin yer altı kaynaklarının zenginliğine dikkat çeken ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise, "Türkiye, jeopolitik yapısı itibariyle yer altı zenginlikleri bakımından avantajlı bir ülke. Dünyada ticareti yapılan yaklaşık 90 maden türünün 70’inin yer aldığı ülkemizde, 60’ının da aktif olarak üretim ve ticareti gerçekleştiriliyor. Türkiye, maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Bor, mermer, trona, feldspat, barit, alçı taşı ve krom gibi birçok endüstriyel ve stratejik madende dünya ölçeğinde güçlü bir konuma sahibiz. Bor madeninde küresel ölçekte lider konumundayız. Bunun yanı sıra altın, gümüş, bakır, nikel, demir ve çinko gibi stratejik madenler açısından da önemli bir potansiyelimiz söz konusu. Madencilik sektörü, 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek, ülkemiz ekonomisine katkı sağladı. Ekonomik büyüklüğü 2024 yılı itibariyle resmi verilere göre 400 milyar lirayı aşan, bugün ise 500 milyar lira seviyesine ulaştığı belirtilen sektör. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yaklaşık yüzde 1’ini oluşturuyor ve yaklaşık 150 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. Yapılan hesaplamalar, Türkiye’nin ekonomiye kazandırılmayı bekleyen yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık yer altı kaynağına sahip olduğunu gösteriyor. Bu potansiyelin önemli bir kısmı henüz üretim aşamasına geçmemiş olsa da, bu veri, sektörün ulaşabileceği potansiyeli göstermek açısından önemli. Madencilik sektörünün GSYİH’deki payının düşük olmasının en önemli nedeni, madenlerimizin hammadde olarak ihraç edilmesi. Maden kaynaklarımızı mamul hale getirebilsek, katma değer kazandırıp ihracat gelirlerimizi artırabiliriz" dedi.
Samsun Evlenmek için ablasını kaçıran amcasının oğlunu öldüren çocuğa 20 yıl, babasına 13 yıl hapis Samsun’da ablasını evlenmek için kaçıran amcasının oğlunu tabancayla vurarak öldüren 16 yaşındaki çocuk 20 yıl hapis cezasına çarptırılırken, babası ise 13 yıl ceza aldı. Olay, 15 Mayıs 2025 tarihinde İlkadım ilçesi 19 Mayıs Mahallesi Talimhane Caddesi’nde ikinci el mobilya satışı yapan bir iş yerinde meydana geldi. İddiaya göre, M.T. (16) ablasını evlenmek için kaçıran amcasının oğlu Okan Doğan Torun’u (24) evlilik için babasıyla konuşmaya geldiği iş yerinde tabancayla göğsünden vurdu. Yaralı halde kaçan Okan Doğan Torun bir kitapçıya sığındı. Bu sırada elinde tabancayla peşinden koşan M.T., yeniden ateş açtı. Kurşunlardan biri iş yeri önünde oturan D.A.’nın beline isabet etti. Yaralılar Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Gazi Devlet Hastanesine kaldırıldı. Okan Doğan Torun yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olaydan kısa süre sonra Güven Timleri tarafından yakalanan M.T., Samsun Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Baba Halil İbrahim Torun’un (48) kızını kaçıran yeğeni Gökhan Doğan Torun’u oğluna vurdurttuğu ileri sürüldü. Olayı azmettirdiği iddiasıyla baba da gözaltına alındı. Polisteki sorgularının ardından baba ve oğlu, 16 Mayıs’ta adliyeye sevk edilip tutuklanarak cezaevine gönderildi. Baba ve oğlu hakkında Samsun 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Bugün görülen davanın son duruşmasında tutuklu baba-oğul son kez kendilerini savundular. Okan Doğan Torun’un annesi Saniye Usta, "Ben bir anneyim, benim içim yanıyor. Tasarlayarak oğlumu öldürdüler. En ağır cezayı çekmelerini istiyorum" dedi. M.T. ise, "Babamın hiçbirşeyle alakası yoktur. Kimse beni yönlendirmedi. Bir anda yaşandı. Çok pişmanım. Bu durumlara düştüğümden dolayı çok çok üzgünüm. Hangi baba oğlunun bu duruma düşmesini ister. Babamın suçu günahı yok. Pişmanım" diye konuştu. Baba Halil İbrahim Torun ise, "Akşama kızımı istemeye geleceklerdi. Ben de bunu kabul etmiştim. Okan geldiğinde konuları konuşurken M.T. Okan’a ateş etiğinde Okan, M.T.’yi itti, dışarı kaçtı. Olay dışarı yansımıştı. Okan kızımı hürriyetinden yoksun bıraktı, adımı lekeledi, geleceğini kararttı. 13 yaşındaki çocuğumu da 3 kişiye dövdürttü. 9 aydır tutukluyum. Eşim ameliyat oldu. Çoluğum çocuğum mağdur. Benden başka gelirleri yok. Çocuğumun hata işlemesinden dolayı üzgünüm. Çoluğum çocuğum bir ekmeğe muhtaç. Komşular yardım ediyor. Tahliyemi, beraatimi talep ediyorum" şeklinde konuştu. Mahkeme, M.T.’yi Okan’ı öldürmek suçundan önce müebbet hapis cezasına çarptırarak olay tarihinde yaşı 18’den küçük olduğu için yasa gereği bu cezayı 13 yıl hapis cezasına indirdi. D.A.’yı yaralamaktan 4 yıl 12 ay hapis ve silahtan da 2 yıl hapis cezası olmak üzere toplam 20 yıl hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına karar verdi. Baba Halil İbrahim Torun ise olayı azmettirmek suçundan beraat ederken, Okan’ı öldürmeye yardım etmek suçundan 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme baba-oğlun tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
Edirne Edirne’de ‘TEKNOFEST’ tanıtım programı düzenlendi Edirne’de İl Millî Eğitim Müdürlüğü koordinesinde öğrencilere TEKNOFEST’in sunduğu imkân ile fırsatları tanıtmak amacıyla tanıtım programı düzenlendi. Şanlıurfa’da 30 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek TEKNOFEST 2026 için çalışmalar hızlandırıldı. TEKNOFEST’in sunduğu imkân ile fırsatları tanıtmak amacıyla Edirne Lisesi’nde gerçekleştirilen program yoğun ilgi gördü. Öğrencilerin yaptığı projeler ve ortaya çıkardığı tasarımlar program öncesi görücüye çıktı. Programda TEKNOFEST yarışmaları, proje alanları, öğrencilere sağlanan destekler ve başvuru süreçleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Öğrencilere bilimsel düşünme, yenilikçi projeler üretme ve teknoloji alanında kendilerini geliştirme konusunda teşvik edici sunumlar gerçekleştirildi. Programda konuşan Koordinatör Tülay Bilgin, TEKNOFEST’in Türkiye ile milli teknolojinin geliştirilmesi konusunda kritik rol oynayan ve birçok kuruluşun paydaşlığı ile düzenlenen dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali olduğunu söyledi. TEKNOFEST Marmara 3. Bölge Sorumlusu Emrah Hekim ise, "Bu süreci yalnızca il bazında değil, bölgesel ölçekte bir güç birliği anlayışı ile yürütüyoruz. Hedefimiz sadece katılım sağlamak değil. Bölgemizi teknoloji üretiminde örnek gösterilen bir konuma taşımaktır. Bu iki büyük organizasyon milli teknoloji hamlesinin en önemli yapı taşıdır. DENEYAP teknoloji atölyelerimizde 2 aşamalı sınavı başarıyla geçen öğrencilerimiz 11 farklı teknoloji alanında 36 ay boyunca tamamen ücretsiz eğitim almaktadırlar" ifadelerine yer verdi. Geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde LGS’de 500 tam puan yapan yaklaşık 500 öğrencinin 125’inin DENEYAP Atölyesi öğrencisi olduğunu hatırlatan Hekim, bu durumun atölyelerin başarısını açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Bu programın temelinde yatan vizyonu köylü bir vatandaştan aldığını söyleyen Edirne İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ahmet Alireisoğlu, "Köylü vatandaş düz bir zemin istiyor, ben burada Kaan uçuracağım diyor. Bu vizyon Türkiye’nin en batısında olan ve şu anda yarısından fazlası ülkemizin dışında kalmış olan Edirne’mizde bir vatandaş tarafından dile getiriliyor. Bu çok önemli. Ben bunu burada gördüm. O vatandaşımızın söylediği vizyonu ben her bir okulda bu anlamdaki tutku ve heyecanı çocuklarımızın minik ellerine büyük işler yapması için ulaştıracak olan öğretmen arkadaşlarımla paylaşıyorum. Eğer biz bugün yarışma temposuna çocuklarımızı dahil edebilirsek, onun önüne böyle bir oluşum var dersek bu yarışmayı öğrenir katılırsa, bir kabloyu bir kabloya bağlayıp devre yaparsa Kaan uçar. Dünyanın gıpta ile baktığı hava araçlarımız uçar" ifadelerine yer verdi. Aliresioğlu, çocukların önüne DENEYAP ve TEKNOFEST ile ilgili götürülen bir teklif karakterine, vizyonuna, yapacağına olan inancına çok güçlü bir katkı olduğunu vurguladı. Konuşmaların ardından Edirne DENEYAP Teknoloji Atölyeleri Koordinatörü Tuğçe Dağ, yarışmalar ve başvuru süreçleri hakkında bilgi verdi. Program 2025 yılı TEKNOFEST ve DENEYAP yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesinin ardından sona erdi.