GÜNDEM - 25 Kasım 2025 Salı 11:44

Osmangazi Belediyesi’nden eğitimcilere unutulmaz öğretmenler günü

A
A
A
Osmangazi Belediyesi’nden eğitimcilere unutulmaz öğretmenler günü

Osmangazi Belediyesi, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü özel etkinlikler ile kutladı. Osmangazi Belediyesi Başkanı Erkan Aydın’ın da katıldığı yemekte ilçedeki eğiticimler bir araya gelirken, akabinde Çalgıcı Mektebi Roman Orkestrası Muhtarlar Korosu, bu özel güne ilişkin verdikleri konser ile keyifli anlar yaşattı.


Osmangazi Belediyesi, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla ilçedeki eğitimcileri onurlandırmak ve öğretmenlik mesleğinin toplumdaki önemine dikkat çekmek amacıyla kapsamlı bir etkinlik programı düzenledi. Osmangazi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen 24 Kasım Öğretmenler Günü yemeğinde Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, eğitimciler ile bir araya geldi. Yoğun ilginin olduğu programa Başkan Aydın’ın yanı sıra CHP İl Başkan Yardımcısı İsmail Altay, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz, Osmangazi Halk Eğitim Müdürü Zeynep Terece, Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer, başkan yardımcıları, meclis üyeleri, muhtarlar ve Başkan Erkan Aydın’ın annesi emekli öğretmen Meral Aydın ile ilçedeki eğitimciler katıldı.


Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından sözlerine başlamadan önce tüm eğitimcilerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü içtenlikle kutlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, "Sadece bir gün değil, her gün onların günü olsun. Öğretmenlerimiz, hepimiz için hayatımızda unutamadığımız izler bırakan, anlar bırakan ve kaç yaşına gelirsek gelelim hatıralarımız olan çok güzel insanlar." dedi.


"Eğitimcilerin, her insanın hayatında ne kadar önemli olduğunu yaşamış ve onun izlerini hala taşıyan birisiyim"


Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" sözünü hatırlatan Başkan Aydın, "Büyük Önder, meclis açıldıktan sonra öğretmen maaşı ne olacak diye sorulduğunda, milletvekili ne alıyorsa o şekilde maaşı verin diyor ve hem öğretmene, hem eğitime gösterdiği değeri, hem de gelecek nesilleri yetiştirmenin önemini aslında orada eşitliyor. Bu çok değerli ve o sayede Avrupa’nın, dünyanın gelişmiş birçok ülkesinin 150 yılda yapamadığını 15 yıla sığdırıp, o günün şartlarında muasır medeniyetler seviyesini bir anlamda yakalıyor. Köy enstitüleri en önemli göstergelerinden ve Büyük Önder’in vizyonlarından bir tanesi. Ben de köy enstitüsü mezunu bir dedenin torunuyum, annem de burada öğretmen, dolayısıyla öğretmenin eğitimcilerin, her insanın hayatında ne kadar önemli olduğunu yaşamış ve onun izlerini hala taşıyan birisiyim. Bunu bizim, gelecek nesillere de aktarmamız gerekiyor. Biz de Osmangazi Belediyesi olarak şu anda 5 kreşimiz ile hizmet ediyoruz. Yakında 2 tane daha temeli atacağız, umarım bir dahaki sene eğitim ve öğretim yılında da 10 adet kreşimiz ile buradaki minik kalplere dokunup, onlara ilk verilen eğitimde hem Atatürkçülüğü, hem çağdaş, modern eğitimin temellerini o kreşlerde vererek hayata hazırlamak istiyoruz. Çünkü, o yaşlarda alınan ilk öğretmenle temas, o eğitimin verdiği heyecan eminim bir ömür boyu unutulmuyor. Biz de bu anlamda belediye olarak, elimizden gelen çalışmayı yapıyoruz." ifadelerini kullandı.


Eğitimciliğin önemi vurgulandı


Öğretmenliğin önemine işaret eden Osmangazi Halk Eğitim Müdürü Zeynep Terece ise, "Öğretmenlik mesleği merhamet gerektirir, insanlık gerektirir, vicdan gerektirir. Bunlar bizlere doğuştan bahşedilen özelliklerdir diye düşünüyorum. Bu anlamda öğretmenlerin çok özel olduğunu düşünüyorum." dedi. Terece, öğretmenlik mesleğinin tamamen gönül işi olduğunu vurguladı. Öğretmenleri temsilen konuşan Emekli öğretmen Abdullah Kasap da, köy enstitülerinin önemine dikkati çekti. 1940’lı, 50’li yıllarda eğitimin köyden başladığını belirten Kasap, "O yıllarda nüfus 16-17 milyon, nüfusun yüzde 80’i köylerde yaşıyor, 40 bin köyde öğretmen yok, okul yok. Bu nedenle eğitimin çığ gibi köyden başlaması gerekiyordu. Eğitim ciddi bir iştir, bunun için gayret edilmesi gerekir. Öğrenmemeyi, çalışmamayı alışkanlık haline getiren milletler önce istikbalini, sonra hürriyetlerini, geleceklerini kaybetmeye mahkumdur. Çin atasözünde diyor ki, 1 yıl sonrasını düşünüyorsanız arpa buğday ekin, 10 yıl sonrasını düşünüyorsanız ağaç dikin, 50 yıl sonrasını düşünüyorsanız iyi bir eğitim sistemi kurun." açıklamalarında bulundu. Zeynep Terece ve Abdullah Kasap, bu özel gün için Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür etti.


Konuşmaların ardından Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Osmangazi Halk Eğitim Müdürü Zeynep Terece’ye Öğretmenler Günü dolayısıyla çiçek takdim etti.


Muhtarlar Korosu coşku dolu anlar yaşattı


Yemeğin ardından Çalgıcı Mektebi Roman Orkestrası Muhtarlar Korosu, Osmangazi Kültür Merkezi’nde Öğretmenler Günü Konseri’ni gerçekleştirdi. Osmangazi, Nilüfer, Yıldırım, Gemlik, Kestel ve Orhaneli ilçelerinden muhtarların arasında yer aldığı koro, Türk müziğinin seçkin eserlerini, ezgiler eşliğinde yorumladı. Keyif dolu anlara da sahne olan konserde koro, öğretmenlere renkli bir akşam sundu. Konserin ardından Osmangazi Belediyesi Başkan Yardımcıları Mutlu Esendemir, Sefa Yılmaz, Mücahit Yıldızhan ve CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz, koro temsilcilerine çiçek takdiminde bulundu.



Osmangazi Belediyesi’nden eğitimcilere unutulmaz öğretmenler günü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Baş diyetisyenden kurban eti uyarısı: "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir" Diyetisyen Filiz Beycan, Kurban Bayramı boyunca aşırı ve dengesiz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, kurban etinin en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baş Diyetisyeni Filiz Beycan, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Bayram boyunca kontrolsüz et tüketiminin sindirim sistemi problemleri başta olmak üzere kolesterol, trigliserid ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini ifade eden Beycan, özellikle kurban etinin kesilir kesilmez tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Bayram sabahında hafif bir kahvaltı yapılmasının önemli olduğunu belirten Beycan, "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir. Etin içerisindeki ölüm sertliği dediğimiz bir sertlik oluşur ve bu da sindirim sistemimizde problemlere yol açabilir. Yediğimizde eğer hazımsızlık, şişkinlik oluşmasını istemiyorsak etimizi mutlaka dinlendirmeliyiz. Onun için ilk önce kahvaltıda peynir, yumurta tarzı protein kaynaklarından oluşan, yanına zeytin, yeşillikler eklenmiş bir dilim tam buğday ekmeği tarzında bir kahvaltı yapabiliriz" dedi. "Gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor" Et pişirme yöntemlerine de değinen Beycan, "Daha çok haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerini tercih etmemiz gerekiyor. İçerisine ekstra tereyağı veya kuyruk yağı gibi yağlar kullanmamak lazım ki sağlığımız olumsuz etkilenmesin. Bir diğer önemli hususumuz sebze yemeklerini mutlaka tüketmemiz lazım. Hem etin sindirimini artırabilmek hem de içerisindeki demir emilimini artırabilmek için yanına sebze veya salata ilavesi yapmamız gerekiyor. Mutlaka yanında su tüketimi çok önemli. Böbreklerimize proteinden bir yük binecektir. Bu yükün hafifletilmesi için de gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor. Aynı zamanda kahve ve çayın fazla tüketilmesi de vücuttaki sıvı ihtiyacını artıracağı için su tüketimi bu yönden de önemli" şeklinde konuştu. "Etin yanında asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edilebilir" Vatandaşların en sık yaptığı hatalardan birinin eti kesilir kesilmez tüketmek olduğunu söyleyen Beycan, "Eti kesilir kesilmez pişirmememiz gerekiyor ki sindirim sisteminde problemlere, hazımsızlığa, şişkinliğe, kabızlığa yol açmasın. Bir diğer husus yine etin yanında mutlaka sebze ve salatanın tüketilmesi gerekiyor. Bu da bizim sindirim sistemimizi daha rahatlatacaktır. Çok kızartmalı, yağlı değil de haşlama tarzı olabilir. İçerisinde baharatları çok fazla kullanmamak gerekir ki sindirim sistemimiz daha rahat çalışsın. Bunlara dikkat edebiliriz. Yine dediğimiz gibi su tüketimi çok önemli. Etin yanında mutlaka asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edebiliriz" ifadelerini kullandı. "Kolesterol hastaları haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketebilir" Kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Beycan, "Eğer hastamız diyabet hastasıysa tatlı tüketmesini, hamur işi tüketmesini hiç istemiyoruz. Ancak ikramlık olarak meyve tüketebilir veya kuru yemiş, kuru meyve gibi hafif ikramlıklar tercih edilebilir. Bunun yanında eğer kalp damar hastalığı mevcutsa, kolesterol yükseklikleri varsa et miktarları çok önemli. Haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketmesi gerekiyor. Yine pişirirken yağlı değil de yağsız etleri tercih etmesini istiyoruz. Bunun yanında tansiyon hastalarımız için pişirirken içerisine ekstra tuz ilavesi yapmamalarını istiyoruz ki tansiyon yükselmesi meydana gelmesin. Sindirim ve mide problemleri olanlarda da daha çok haşlama öneriyoruz. Kızartılmış etler sindirim sisteminde problemlere yol açabilir" açıklamasında bulundu. "Eti tekrar dondurmuyoruz, aksi halde zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" Etin saklama koşullarına ilişkin de bilgi veren Beycan, etlerin küçük porsiyonlara ayrılması gerektiğini ifade ederek, "3-4 gün içerisinde tüketeceksek buzdolabında 0-4 derecede, bir hafta içerisinde tüketeceksek daha çok eksi 2 derecede saklayabiliriz. Ama uzun vadede, yaklaşık 6 ay kadar bir süre saklamayı planlıyorsak eksi 18 derecede dondurarak muhafaza etmemiz gerekiyor. Pişireceğimiz zaman da oda sıcaklığında, kaynar su altında veya kalorifer yanında çözdürme işlemi yapmamalıyız. Buzdolabı içerisinde uzun sürede çözdürme yapmamız gerekiyor ki bakterilerin oluşmasını önleyelim. Ve çözdürdüğümüz eti tekrar dondurmuyoruz. Eğer dondurursak zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu. Bayram boyunca aşırı et tüketiminin halsizlik, baş ağrısı, tansiyon yükselmesi ve gut gibi sağlık problemlerine yol açabileceğini belirten Beycan, dengeli porsiyonlarla birlikte sebze tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Erzurum "Gelin koçu" şampiyon Erzurumspor bayrağı ve mavi-beyaz balonlarla süslendi Erzurum’da Kurban Bayramı öncesi asırlardır sürdürülen "gelin koçu" geleneği bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Erzurumspor FK bayrağı ve mavi-beyaz balonlarla süslenen koç, vatandaşların yoğun ilgisini çekti. Erzurum’un merkezine 17 kilometre uzaklıkta bulunan Aziziye ilçesine bağlı Söğütlü Mahallesi’nde Kurban Bayramı öncesi asırlardır sürdürülen "gelin koçu" geleneği bu yıl da yaşatıldı. Damat tarafı tarafından hazırlanan ve çeşitli süslemelerle donatılan koç, gelin evine götürülerek hem bereketin hem de iki aile arasındaki bağlılığın simgesi oldu. Erzurumspor coşkusu gelin koçuna yansıdı Bu yıl gerçekleştirilen gelenekte gelin koçu, kırmızı tüllerin yanı sıra şampiyon Erzurumspor FK’nın bayrağı vee mavi-beyaz balonlarla süslendi. Erzurumspor’un şehirde oluşturduğu şampiyonluk coşkusu gelin koçuna yansırken, ortaya renkli görüntüler çıktı. Erzurum’da uzun yıllardır sürdürülen gelenekte damat tarafı tarafından hazırlanan koç, çeşitli süslemelerle gelin evine götürülüyor. Bazı aileler tarafından altın takılarla da süslenen koç, aile büyüklerinin duaları eşliğinde teslim ediliyor. Özellikle Kurban Bayramı öncesinde sıkça görülen gelenek, yeni neslin ilgisiyle yaşatılmaya devam ediyor. "Koçumuza Erzurumspor FK bayrağını da taktık" Damat Mikail Şen, Erzurum’un köklü geleneklerinden birini yaşattıklarını belirterek, "Erzurum’un yüzyıllardır geleneksel adetlerinden biri olan kurbanlık koçumuzu süsledik, gelin tarafına götürdük. Tabii bu koç hem damat tarafının hem gelin ailesinin bağlılığını ve saygınlığını gösterir. Koçumuza bir de Erzurumspor FK bayrağını taktık. Bu sene Erzurumspor’un şampiyonluk sevincini de yaşadık. Hem Erzurum hem Erzurumspor adına herkesin bayramı kutlu olsun, hayırlı bayramlar" dedi.