SPOR - 05 Şubat 2026 Perşembe 11:51

Palandöken’den Alplere: Türk sporcular Snowbike Dünya Şampiyonası’nda

A
A
A
Palandöken’den Alplere: Türk sporcular Snowbike Dünya Şampiyonası’nda

Palandöken’de gerçekleştirilen Türkiye şampiyonasını kazanan Emir Melik Peker ile ikinci olan Kadir İbiş, 7 Şubat 2026 tarihinde Fransa Alpleri’nde düzenlenecek Snowbike Dünya Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil edecek.


Türkiye, ekstrem sporlar alanında önemli bir ilke imza atmaya hazırlanıyor. Snowbike branşında Palandöken’de düzenlenen Türkiye şampiyonasını kazanan Emir Melik Peker ile ikinci olan Kadir İbiş, Fransa’nın Chatel bölgesinde Alp Dağları’nda gerçekleştirilecek dünya şampiyonasında ay-yıldızlı formayla mücadele edecek.


Downhill (tepeden iniş) temelli bir spor olan snowbike, bisikletin karlı ve kayak pistlerine uyarlanmış hali olarak dikkat çekiyor. Dünyada son yıllarda hızla yaygınlaşan bu branşta kayak pistlerinde yapılan organizasyonlar üçüncü yılına girerken, Türkiye bu alanda ilk kez dünya şampiyonasında temsil edilecek.


Erzurum Palandöken’de düzenlenen Türkiye şampiyonası, dünya şampiyonasının yolunu açan kritik yarışma olurken, elde edilen derecelerle iki sporcu da Fransa biletini aldı. Zorlu parkurları ve yüksek hızlarıyla dikkat çeken snowbike, izleyenler için de görsel bir şölen sunuyor.


Güvenlik önlemleri kapsamında çivili lastikler ve özel bisiklet ayarlarıyla yapılan yarışlar, sporculara hem farklı zeminlerde mücadele imkanı sunuyor hem de adrenalin dozu yüksek bir rekabet ortamı oluşturuyor.



Emir Melik Peker: "Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz"


Türkiye adına tarihi bir yarışta yer alacağından dolayı heyecanlı olduğunu söyleyen milli sporcu Emir Melik Peker, "Bunun temelinde downhill (tepeden iniş) sporu yatıyor. Snowbike ise bunun karlı ve kayak pistine entegre edilmiş hali. Normalde yazın, toprak zeminde yapılıyor. Ama kayak pistinde yapılan yarış 2 yıldır dünyada var, bu 3. yıl olacak. Türkiye’den de iki sporcu olarak Fransa’ya dünya şampiyonasına gideceğiz. Bunun için de Erzurum’da Türkiye şampiyonası yapıldı. Palandöken’de yapılan yarışmada ben birinci oldum. İkinci olan arkadaşım Kadir İbiş ile beraber Fransa’da dünya şampiyonasına katılacağız. Türkiye olarak ilk defa dünya şampiyonasına katılacağız. O da snowbike yarışına denk gelmiş oldu. Zorlu bir pist, çok heyecanlı olacak. Dünya şampiyonası 7 Şubat’ta Fransa’nın Chatel bölgesinde Alplerde gerçekleşecek. Çok büyük bir organizasyon, bizler de ilk defa böyle bir organizasyonda bulunacağımız için heyecanlıyız. Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için elimizden geleni yapacağız" şeklinde konuştu.



Türkiye Bisiklet Federasyonu ile snowbike Türkiye’de yaygınlaşıyor


Türkiye’nin birçok ilinde benzer etkinliklerin yapıldığını belirten milli sporcu, "Özellikle ilk defa izleyenler için şaşırtıcı oldu. Dünyada çok popüler bir spor ama Türkiye’de pek bilinmiyor. İzleyenler de artık bizi destekliyor. Bunu ilk kez izleyenler ilgi gösterdi. Öyle devam etmesini umuyorum. Türkiye Bisiklet Federasyonu bizim branşla ilgileniyor. Resmi yarışmalar da yapılmaya başlandı. Önceden özel yarışmalar yapılıyordu. Federasyon ilgilenmeye başlandığından beri milli takım da kuruldu. Bende milli sporcu olmuş oldum" ifadelerini kullandı.



Sporcular karlı zeminde çivili lastik kullanıyor


Snowbike branşında risklerin bulunduğunu ancak çeşitli önlemler aldıklarını dile getiren Peker, "Riskleri elbette var ama önlem olarak çivili lastik kullanıyoruz. Belirli formatlarda bisikletin ayarları değişiyor. Bu değişikliklerle birlikte farklı bir zeminde hem işi renklendiriyor hem de sürüş zevki oluyor" dedi.


7 Şubat’ta Fransa’nın Chatel bölgesinde, Alp Dağları’nın zorlu parkurunda yapılacak dünya şampiyonası, Türkiye için snowbike branşında bir ilk olma özelliği taşırken, iki sporcu da bu büyük organizasyonda ülkeyi en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyor.



Palandöken’den Alplere: Türk sporcular Snowbike Dünya Şampiyonası’nda

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Spor Akademileri’nde yeni branş: Mas güreşi Yetenekli sporcuların bir yıldıza dönüşmesini sağlayan Sultangazi Belediyesi Spor Akademileri 2025-2026 döneminin ikinci yarısında da eğitimlerine hız kesmeden devam ediyor. 24 ayrı branşta eğitim veren akademide geleneksel sporlarımız da yaşatılıyor. Bu dönem branşlara eklenen Mas Güreşi, geleneksel sporlara meraklı gençleri bekliyor. Geleceğin sporcularını yetiştiren Sultangazi Belediyesi spora ve sporcuya tam destek vermeyi sürdürüyor. Kabiliyetleriyle ön plana çıkan, yetenekli sporcular Sultangazi Belediyesi Spor Akademisi’nde eğitim görmeye ve kendilerini geliştirmeye devam ediyor. Ata sporu okçuluktan masa tenisine, futboldan e-spora toplam 24 branşta eğitim veren Spor Akademileri, ikinci dönemde de eğitimlerine hız kesmiyor. Geleneksel sporumuz Mas güreşi Unutulmaya yüz tutan sporlarımızı hatırlatarak gençlerin ilgisini tekrar çekmek için harekete geçen Sultangazi Belediyesi, akademide verilen eğitimlere Mas Güreşi branşını da ekledi. Diğer geleneksel Türk sporları gibi gündelik yaşam içerisinde bireylerin zinde kalabilmeleri için yaptıkları talimlerden ortaya çıkan Mas Güreşi, şimdiden gençlerin ilgisini çekmeyi başardı. "Başarı ekip işidir" Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun; "Sultangazi artık Avrupa Spor Şehri Bu ünvanı alabilmek için çok çalıştık, özellikle sporcularımız ve eğitmenlerimiz çok ter döktü. Spor bir ekip başarısıdır. Önce onlara alan açmak gerekir. Gençlerimizi spora yönlendiren ailelerimiz başta olmak üzere eğitmenlerimize ve gençlerimize teşekkür ediyorum. Gerçekten emeklerimizin karşılığını sporcularımızın başarıları ile aldığımızı görmek paha biçilemez Geleceğin yıldızlarını yetiştirdiğimiz Spor Akademilerimize gençlerimizin ilgisi oldukça yüksek. İkinci dönemde de eğitimlerimize hız kesmiyor, hatta geleneksel sporlarımızın sayısını artırıyoruz. Yaklaşık 3000 yıl öncesine dayanan bir Türk Sporu olan Mas Güreşi branşını da Akademimize eklemenin mutluluğunu yaşıyoruz" diye konuştu.
Düzce Depremde kurtardığı genç kızla abla-kardeş oldu Kahramanmaraş merkezli depremlerde Adıyaman’da enkaz altından 89 saat sonra kurtarılan Gülsüm Yeşilkaya ile ona ilk müdahaleyi yapan Düzce UMKE görevlisi hemşire Merve Beşik’in dostluğu sürüyor. Beşik, Gülsüm ile aralarındaki en unutulmaz anının enkaz başında verilen yemek sözü olduğunu belirterek, "Gülsüm enkazda 89 saat aç kalmıştı. Madencilerin şefi ’Sana kebap ısmarlayacağım’ dedi. Gülsüm et yemiyormuş. Biz de bir söz verdik. ’Sana çıkınca zeytinyağlı fasulye yapacağız’ dedik. İnşallah bu sözü gerçekleştireceğiz. Sözümüz söz" dedi. Asrın felaketinde Adıyaman merkezdeki Bereket Apartmanı’nın enkazı altında kalan ve o dönem 17 yaşında olan Gülsüm Yeşilkaya, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) madencileri ve Düzce Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) tarafından 89. saatte kurtarıldı. Enkazdan çıkarıldığı an kendisine ilk tıbbi müdahaleyi yapan 33 yaşındaki hemşire Merve Beşik ile Yeşilkaya arasındaki bağ, o günden sonra hiç kopmadı. Depremin 3. yıl dönümünde görüntülü görüşen ikili, o zorlu günleri ve kurtuluş anını yad etti. Şu an 20 yaşında olan ve Sivas’ta üniversite eğitimi gören Yeşilkaya ile Düzce’de görevine devam eden Beşik, telefonda hasret giderdi. "Enkazdan çıkacağıma inanmıyordum" Merve hemşire ile görüntülü konuşan Gülsüm Yeşilkaya, bu sırada gazetecilerin sorularını da cevapladı. Yeşilkaya, enkaz altından çıkacağını düşünmediğini ifade ederek, "90 saat enkaz altında kaldım. İlk çıktığımda madenciler ve UMKE ekibini görüne şaşkınlık yaşadım. Neler olduğunu anlamadım. Çıkacağımı çok düşünmüyordum ama çıkınca o kadar çok minnettar oldum. Beni çok güzel şekilde çıkardılar, çok güzel şekilde de karşıladılar. Şok geçirme durumum dahi olmadı. Benimle çok güzel ilgilendiler. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi. "Daha yeni görevden dönmüş gibiyiz" Hemşire Merve Beşik, aradan 3 yıl geçmesine rağmen olayın sıcaklığını hala hissettiklerini söyledi. Bölgeye gittiklerinde karşılaştıkları manzaranın ağırlığını anlatan Beşik, şöyle konuştu: "Sanki 3 yıl hiç geçmemiş gibi, daha yeni görevden gelmiş gibiyiz. Biz oraya gittiğimizde manzara hoş değildi. Akıl alacak boyutta bir manzara değildi. Olayın ilk şokunu atlattıktan sonra işimize odaklandık. 9 Şubat sabahı Adıyaman merkezde bulunan Bereket Apartmanı enkazında görevlendirildik. 17 yaşındaki Gülsüm enkazdaydı. Bir önceki ekip, çalışmayı tehlikeli bulup bırakmışlardı. Biz de oradaydık. Daha sonra Zonguldak Taş Kömürü Kurumu ekibi geldi. TTK ekibi ’Biz buraya gireriz’ dediler ve girdiler. Bizim Gülsüm’e ilk müdahale yapma şansımızı oluşturdular. İlk müdahalemizi yaptık. Çok şükür vücudunda bir yaralanması ya da sıkıntısı yoktu. Güzel bir şekilde ambulansa alıp, ailesinin yanına teslim ettik. Sonrasında o işin verdiği mutlulukla bütün yorgunluğumuz azaldı. Tekrar işimizin başına döndük." "Gülsüm’ü çekyat arasında bulduk" Kurtarma çalışmaları hakkında da bilgiler veren Beşik, "Gülsüm’ü bulduğumuzda çekyat diye tabir edilen kanepedeydi. Deprem sonrası tavan üzerine düşünce çekyat V şeklini almış ve Gülsüm arada kalmış. Biz üzerindeki betonu kaldıramadığımız için arkadan çekyatı kese kese koltuğun arkasında bir oyuk açarak Gülsüm’ü oradan aldık. Madencilerin desteği çok büyüktü. O yüzden bir yaralanması ya da sıkışması yoktu. Bir süre sonra içeride insan zaman algısını kaybediyor. Kaç gün sonra çıktığının o da farkında değildi. 89 saat olduğunu duyunca şaşırdı. O da o kadar kaldığını düşünmemiş. 89 saat az bir süre değil. ’O kadar süre kaldığımı bilsem farklı olurdu’ demişti. O kadar süre içeride sessiz ve karanlıkta kaldığı için dışarı çıktığında oryantasyon sürecini sağlamaya çalıştık. Dışarıdaki ışıkları söndürdük, insanların ses çıkarmasını ve alkış yapmasını istemedik, çünkü hassastı. 89 saat kendisini dinledi. Biz elimizden geldiği kadar destek olmaya çalıştık" diye konuştu. "Zeytinyağlı fasulye sözümüz var" Merve Beşik, Gülsüm ile aralarındaki en unutulmaz anının enkaz başında verilen yemek sözü olduğunu belirtti. Gülsüm’ün et yemediğini o an öğrendiklerini anlatan Beşik, gülümseten o diyaloğu şu sözlerle aktardı: "Gülsüm enkazda 89 saat aç kalmıştı. Madencilerin şefi ’Sana kebap ısmarlayacağım’ dedi. Gülsüm et yemiyormuş. Biz de bir söz verdik. ’Sana çıkınca zeytinyağlı fasulye yapacağız’ dedik. İnşallah bu sözü gerçekleştireceğiz. Sözümüz söz."