MAGAZİN - 26 Temmuz 2023 Çarşamba 10:02

Shantel enerjisi Bursa’yı sardı

A
A
A
Shantel enerjisi Bursa’yı sardı

61. Uluslararası Bursa Festivali, Alman şarkıcı Shantel’i ağırladı. Bursalılara eğlenceli ve renkli bir gece yaşatan Shantel, Açıkhava Tiyatrosu’nda kendisini izlemeye gelen hayranlarına coşku dolu bir gece yaşattı.


Bursa Büyükşehir Belediyesi adına Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla, ATIŞ Şirketler Grubu ana sponsorluğunda bu yıl 61’incisi düzenlenen Uluslararası Bursa Festivali, çerçevesinde Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alan Shantel, müzikseverlere heyecan dolu bir gece yaşattı. Osmangazi Göz’ün etkinlik sponsoru olduğu konserde geleneksel müzik türlerini modern müzikle harmanlayan Alman şarkıcı, Açıkhava Tiyatrosu sahnesini bambaşka bir enerjiyle doldurdu.


Alman yapımcı, şarkıcı ve Dj Stafen Hantel ya da sahne adıyla Shantel, her albümüyle en çok satan yabancı albüm listelerinden uzun yıllardır düşmüyor. Hit olan ve unutulmaz parçası “Disko Partizani” ile birlikte “Bucovina”, “Disko Boy” gibi dillerden düşmeyen şarkılarını bu kez Bursalı müzikseverler için seslendiren sanatçı, seyirciden tam not aldı. Avrupa, Balkan, Anadolu, Akdeniz ve Ege’nin ezgilerini ve hatta Latin müziğinden dokunuşları müziğinde barındıran Shantel, muhteşem sahne performansı ile izleyenleri bir an olsun yerlerine oturtmadı. Geleneksel müzik türlerini modern enstrümanlarla harmanlayan ve füzyon isimli türün de öncülerinden olan Shantel, gece boyunca dans garantili şarkılarını söyledi.


Shantel Bursa’da konser sırasında kucakta karşılanması ise dikkat çekti.


Shantel enerjisi Bursa’yı sardı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır’ın köklü tatlı firmasının kampanyası satışları 5 katına çıkardı Diyarbakır’ın yarım asırlık tatlı firması, başlattığı kampanya ile satışlarını 5 katına çıkarttı. Kentin köklü tatlı markalarından Hacıbaba Pastaneleri, kuruluşunun 41’inci yılına özel iki ürünle başlattığı tatlı indirimini 6 ürüne çıkardı. Kampanyanın zaman kavramını kaldıran firma, gördüğü yoğun taleple satışları 5 katına çıkardı. 3 vardiya şeklinde ürünler çıkartılırken firma, Ar-Ge çalışmalarıyla 2027 yılında Dubai, Avrupa ve Orta Doğu’da yatırım ortaklığına ve büyümeye hazırlanıyor. Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Elaldı, bu kampanyaya iki ürünle başladıklarını, şu an 6 ürüne çıkardıklarını söyledi. Yoğun ilgiden dolayı kampanyanın süre durumunu da kaldırdıklarını belirten Elaldı, şu an süresiz bir kampanyada olduklarını söyledi. Bunu birçok ürüne de yansıtabileceklerini kaydeden Elaldı, "Buna birkaç ürünü daha ekleyebiliriz. Hacıbaba Pastanelerinin menüsü Türkiye’de yok. Böyle zengin bir menüye sahip firmayız. Günün en az 18 saati işimizdeyiz. 2027 planlarımız var, yatırımlarımız olacak. Hacıbaba’da durmak yok, yola devam diyoruz" dedi. Elaldı, firmaya değer katacak, firmayı daha da büyütebilecek ortaklıklar olursa değerlendirebileceklerini ifade ederek, "Oturur konuşuruz. Ama sırf mevcuda ortak olsun diye ortak istemiyoruz. Dubai teklifi, 6 ülkeye yayılalım dediler. Meşakkatli gördüğümüz bir süreç olduğu için askıya almış bulunmaktayız. Ama 2027’de Dubai, Avrupa, Orta Doğu AR-Ge’miz var. 2027’de bu yatırımları düşüneceğiz. Satışlarımız, kampanya ile birlikte öncesine göre 5 katına çıkmış. Bunu vardiyaya dökmüşüz. Allah, bütün halkımızdan razı olsun. Firmaya değer verdiler, bizde bunu gözeterek kampanyayı başlattık. Yoğun ilgileri olduğu için süreyi ortadan kaldırdık" şeklinde konuştu.
İstanbul Esenyurt’ta estetik operasyona giren kadına hatalı işlem yapıldı, enfeksiyon kaptı İstanbul’un Esenyurt ilçesinde genç bir kadın, estetik operasyon yaptırmak için gittiği klinikte hayatının şokunu yaşandı. Girdiği ameliyatın ardından hatalı ve eksik işlemlerin yapıldığı kadın, bir süre sonra tekrar giderek vücudunun düzeltilmesini istedi. Şikayetçi olacağını belirtmesi üzerine psikolojik baskı uygulanan kadın, farklı bir şubeye götürüleceği söylenerek başka bir hastanede tekrardan ameliyat edildi. Kurumdan şikayetçi olan kadın ise tekrardan sağlığına kavuşmak istediği belirtti. Çeşitli estetik operasyonlar olmak için Esenyurt’ta bir klinikle 180 bin TL’ye anlaşan kadın, hayatının şokunu yaşadı. Karın bölgesinden yağ aldırmak ve göğüs dikleştirmek için girdiği ameliyatta hatalı ve eksik işlem uygulandığı iddia edildi. Karnında kesiklerin bulunduğu ve formunun bozulduğunu belirten genç kadın, göğüs dikleştirme operasyonunun da hiç yapılmadığını belirtti. Bir süre sonra tekrardan kliniğe gelerek yaşadığı sorunları belirttiğinde ve şikayetçi olacağını söylediğinde ise tepki ile karşılaştı. Tekrardan ameliyat olmak isteyen kadına psikolojik baskı uygulandığı iddia edilirken, tekrardan ameliyat için gün verildi. Operasyon günü geldiğinde ise "Farklı bir şubemize götüreceğiz" denilerek farklı bir hastaneye kaldırılan kadın, ikinci operasyonunu oldu. Bu süreçte enfeksiyon kaptığını belirtirken, klinikten şikayetçi olacağını söyledi. Ameliyatın ardından yaşanan sorunları anlatan genç kadın, "Karın gerdirme ve göğüs dikleştirme operasyonları için 180 bin TL karşılığında Esenyurt’ta bir klinik ile anlaştım. Operasyonun ardından vücudum paramparça oldu ve hastaneye tekrardan gittim. Bana doktorumun yurt dışına gittiğini söylediler ama farklı bir kuruma geçtiğini öğrendim. ’Ben ne olacağım, sizi şikayet edeceğim’ dediğimde ise psikolojik şiddete uğradım. Bana haklarımdan feragat etmem için sözleşme imzalatmaya çalıştırlar ama ben kabul etmedim. Aylar sonra ameliyat için geldiğimde kan verdim, tekrardan sözleşme imzalatmaya çalıştılar. ’Farklı bir şubemize götüreceğiz’ dediler fakat alakası olmayan bir hastaneye götürdüler. Hastanede şartlar çok kötüydü, hijyen sorunu vardı, orada ikinci ameliyatımı oldum ve enfeksiyon kaptım. Hukuki olarak haklarımı arayacağım, şikayetçiyim" dedi. Kliniğin ameliyat izni bulunmadığı öğrenildi Esenyurt İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada operasyonun gerçekleştiği kurumun gerekli izinlerinin bulunmadığı öğrenilirken, daha önce de benzer operasyonlar yaptığı ve 20 gün boyunca kurumun kapatıldığı öğrenildi. Geçtiğimiz sene ise aynı klinikte ameliyat olan bir hastanın operasyonun ardından hayatını kaybettiği belirtildi.
Diyarbakır Uzmanından öğrenciler için yarıyıl tatili uyarısı Okulların yarıyıl tatiline girmesiyle birlikte öğrenciler için dinlenme ve gelişim süreci başladı. Bu süreçte rehber öğretmenler, çocukların tatili verimli ve dengeli geçirmesinin önemine dikkat çekti. Diyarbakır Maya Okulları Rehberlik Koordinatörü Duygu Kervan Alver, yarıyıl tatilinin yalnızca dinlenme değil, aynı zamanda çocukların sosyal, duygusal ve akademik gelişimlerini destekleyecek bir dönem olarak değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Alver, her yaş grubundaki çocuk için farklı ihtiyaçlar bulunduğunu belirterek, tatil sürecinin yaşa uygun planlamalarla geçirilmesinin önemini ifade etti. Alver, "Öncelikle bütün velilerime, sevgili öğrencilerime şimdiden harika bir yarıyıl tatili diliyorum. Şunu vurgulamak istiyorum. Tatil süreci aslında sadece okuldan uzaklaşmak değil, çocuklarımızın evde aileleriyle birlikte eğlenceli, keyifli ve dinlenerek geçirecekleri bir dönem demektir. Dolayısıyla bunu bir mola olarak da düşünmemek gerekiyor aslında. Duygusal pillerimizi şarj etme dönemi diyebiliriz buna. Tatil sürecini velilerimiz nasıl geçirebilirler? Öğrencileriyle ne tür etkinlikler yapabilirler? Tatil sürecinde aslında her yaş grubunun ihtiyacı farklı. Yani anaokulu yaş grubunun ihtiyacıyla lise grubunda sınava hazırlanan bir çocuğumuzun ihtiyacı aynı olmayacaktır. Dolayısıyla bu noktada aslında yaş yaş bu konuları konuşmak gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle en küçüklerimizden başlayalım mesela anaokulu grubumuz. Anaokulu grubumuzda aslında bizim için en büyük tehlike ekran. Okulun sosyal ve hareketli ortamından çıkan çocuk eve gittiğinde bir anda ekrana çok fazla maruz kalabiliyor. Özellikle aslında velilerimin iş yoğunluğunu anlayabiliyorum. Bu kadar yoğun bir iş temposunun içerisinde, hele bir de evde iş bölümü yoksa anne ve baba arasında, yani çocukların bakımı, ev işlerinin yapılması anlamında bir iş bölümü yapılmamışsa bazen çocuklarımız için gerçekten ekran çok tehlikeli olabiliyor. Burada aslında bizim için önemli olan durum gerçekten anne ve babalarımızın sorumlulukları paylaşarak ortak hareket edebilmeleri. Dolayısıyla şöyle düşünelim, bir anaokulu çocuğu aslında ekranla öğrenmez. Anaokulu öğrencilerimiz bizim yaşayarak, yaparak ve tecrübe ederek öğrenir. Dolayısıyla bu noktada evde annelerimiz, babalarımız çocuklarımızla böyle mutfağa girebilirler, minik minik etkinlikler, kurabiyeler, kekler yapabilirler. Çok pahalı oyuncaklara da ihtiyacımız yok aslında. Evde bir çarşafla, yastıklı bir çadır kurulabilir. Çocukların aslında hayal dünyalarına, oyun dünyalarına girilebilir. Hem çocuklarımız için unutulmayacak bir anı olur hem de ebeveynlerimiz o çok bahsettiğimiz kaliteli zaman sürecini çok güzel bir şekilde çocuklarıyla birlikte değerlendirirler" dedi. ’’İlkokul öğrencileriyle zaman geçirerek tatili keyifli hale getirebiliriz’’ İlkokul dönemi çocuklarının ise öğrenmeyi öğrendikleri bir süreç olduğunu aktaran Alver, şunları söyledi: "ilkokul öğrencilerimizin aslında birinci dönemleri çok yoğun geçti. Bu süreçte çocuklarımızı ödevlere boğmak yerine onlarla küçük küçük zamanlar geçirerek tatili keyifli bir hale getirebiliriz. Kutu oyunları oynayabiliriz. Mesela artık çocuklarımız çok güzel kitap okuyorlar ilkokul sürecinde. Okudukları bir kitabın kahramanı üzerine sohbet edebiliriz. Hatta çocuklarımızın okuduğu kitaplardaki kahramanlarla ilgili canlandırmalar yapabiliriz. Aynı zamanda bunu yaptığımızda aslında çocuklarımızın içsel dünyasındaki düşüncelerini de öğrenebiliyoruz. Bu bizim için çok kritik bir süreçtir. Tatil döneminde çocuklarımız ekranla çok fazla iç içe olmuşlarsa, çok fazla zaman geçirmişlerse okula döndüklerinde ikinci dönemin başında biz oryantasyonumuzu çok zor atlatıyoruz. Özellikle velilerimizi uyarmamız gereken kritik nokta budur aslında. Çocuklarımız ekrana çok maruz kaldığında hem uyku saatlerinde ciddi anlamda bozulmalar yaşanıyor hem de okula döndüklerinde o ekrandan koptukları için çocuklar okula gelmek istemiyorlar, isteksiz oluyorlar. Özellikle anaokulu grubunda ağlamalar, anne babadan ayrılmak istememe süreçleri çok fazla yaşanıyor. Bunun için sizden ricamız kesinlikle ekranın sınırlı ve kontrollü olması. Kontrol noktasında da çocuğunuzun ne izlediğini, ne oynadığını kontrol ederek ilerlememiz gerekiyor ki zararlı içeriklere çocuklarımız maruz kalmasınlar.’’ ’’Yarıyıl tatilinde dinlenmeyen çocuklarımız ikinci dönem daha yorgun olabiliyor’’ Ortaokul ve lise grubu öğrencilerinin ise birinci dönemin çok daha akademik anlamda yoğun bir dönem geçirdiklerini vurgulayan Alver, ‘’Ortaokul ve lise grubundaki öğrencilerimiz için birinci dönem akademik anlamda yoğun bir dönemdi. Dolayısıyla bu noktada çocukları tamamen yarıyıl tatilinde ekrandan uzak tutmak çok doğru bir hedef olmayacaktır. Bu noktada dijital detoks dediğimiz konuyu ele almak gerekiyor. Çocuklarımız bu dönemde ergenliğin en yoğun duygularını yaşıyorlar aslında. Velilerimizden isteğimiz şu olacak. Mesela akşam yemeklerinde telefonlarımızı bir kenara bırakalım, televizyonu kapatalım ve o ergenlik sürecindeki çocuklarımızla sadece ‘nasılsın’ diyerek onların duygularını öğrenebileceğimiz bir sohbet ortamı oluşturalım. Çünkü yarıyıl tatili tamamen sınav kampı gibi geçen bir süreç, çocukların aslında dinlenme ihtiyacını da elinden alıyor. Tabii ki konu eksikliklerini kapatmaları gerekiyor. Tabii ki ders çalışmaları gerekiyor. Ama aynı zamanda yarıyıl tatili bizim için aslında bir dinlenme süreci. O yüzden çocuklarımızın bu süreçte dinlenmesi bizim için kritik. Bu dönemde dinlenmeyen çocuklarımız, yeteri kadar mola veremeyen çocuklarımız ikinci dönem başladığında çok daha fazla yorgun olabiliyorlar. Dolayısıyla bu noktada ikinci dönem aslında sınav grupları için atağa geçecekleri bir dönemdir. O yüzden bu döneme de dinlenerek girmeleri hem onlar açısından hem de velilerim açısından çok daha güzel ve verimli olacaktır. Bizim çocuklarımıza verebileceğimiz aslında en güzel hediye çok pahalı oyuncaklar değil. Bizim şefkatimiz ve onlara verdiğimiz sürekli dikkatimizdir. Tüm ailelerime umarım bol bol dinlendikleri, çocuklarımın bol bol eğlendikleri bir tatil diliyorum’’ diye konuştu.
Gaziantep Şahinbey Belediyesinden hayvan yetiştiricilerine 7 bin ton yem desteği Şahinbey Belediyesi, tarım ve hayvancılığa yönelik desteklerine aralıksız devam ediyor. Belediye tarafından büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiricilerine toplam 7 bin ton süt yemi dağıtımı gerçekleştirildi. Şahinbey ilçesindeki çiftçilere 8 yıldır gübre, arpa-buğday tohumu ve fide desteği sağlayan Şahinbey Belediyesi, hayvancılıkla uğraşan üreticilere de desteğini sürdürüyor. Sütlü hayvanların verimliliğini artırmak amacıyla hayata geçirilen süt yemi desteği, Osmanlı Mahallesinde düzenlenen programla devam etti. 7 bin ton süt yemi dağıtımı gerçekleştirilen program, hayvan yetiştiricileri tarafından büyük ilgi gördü. Düzenlenen süt yemi dağıtım programına Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’nun yanı sıra Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam ile çok sayıda hayvan yetiştiricisi katıldı. "Desteklerimizi geleneksel hale getirdik" Düzenlenen programda desteklerin geleneksel hale geldiğini söyleyen Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, "Bugün yine mübarek bir günde hayırlı bir iş için bir aradayız. 7 bin ton küçük baş ve büyükbaş hayvan yemi dağıtım törenindeyiz. Biz bunu 8 yıldan beri yapıyoruz. Sadece bir yıl değil, devam olmayan bir şeyin kıymeti yoktur kaidesiyle biz bunu geleneksel hale getirdik. Hem yem dağıtımımız olsun hem çiftçilerimize buğday, arpa, gübre dağıtımımız, fide dağıtımlarımız her yıl geleneksel olarak devam ediyor. Az önce Tarım İl Müdürümüz de ifade etti. Bunlar sadece göstermelik yapılan işler değil. İstanbul’da veya başka yerde bazı belediyeler, iki kamyon silajlık mısır dağıtıyor. Bizim sadece bugün dağıtacağımız yem miktarı 7 bin ton. 101 milyon TL. Sadece yemden bahsediyorum. Bunun yanında gübresi, arpası, buğdayı, diğer fide desteklerimiz ve sürekli çalıştığımız arazi yollarımız ki sürekli yeniliyoruz. Şu anda 5 bin kilometrenin üzerinde arazi yolda yaptık" dedi. "Ekili alanlarımızda yüzde 300’ün üzerinde bir artış var" Verilen desteklerle birlikte tarım ve hayvancılıkta artış yaşandığını aktaran Başkan Tahmazoğlu, "Çiftçimize balık tutmayı öğretiyoruz. Verdiğimiz bu destekler o kadar kıymetli ki şu anda ekili alanımız 80 bin dekardan 320 bin dekara çıktı. Yani çok yüzde 300’ün üzerinde bir artış. Yine çiftçi sayılarımıza baktığımızda verdiğimiz desteklerle çiftçi sayımız 4 bin 100 iken şu anda 9 bin 468’e çıkmış durumda. Küçükbaş hayvan sayımız 90 bindi. Şu anda 134 bini geçti. Büyükbaş hayvanımız 27 binden şu anda 38 bin 618’e çıkmış. Hepsinde ciddi artışlar var. Bunlar tarımcılık adına güzel gelişmeler" ifadelerini kullandı. "Hükümetimiz de çiftçimizin yanında" Hükümetin çiftçilerin yanında olduğunu belirten Başkan Tahmazoğlu, "Cumhurbaşkanımızın da sürekli dile getirdiği üretim, istihdam, ihracat konusunda biz üretmeye devam edeceğiz. Gayret edeceğiz. Hükümetimiz, Cumhur İttifakımız sürekli çiftçimizin yanında. Hükümetimizin desteklerinin yanı sıra bizler de Şahinbey Belediye’miz, Büyükşehir Belediye’miz, diğer belediyelerimizle çiftçilerimize sürekli destek olmaya devam ediyoruz. Destek olmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Gaziantep’te verilen destekler birçok belediyeden daha fazla" Gaziantep’te, Şahinbey Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi’nin beraber vermiş olduğu desteği toplayınca birçok belediyeden daha fazla olduğunu ifade eden Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, "Ben de Şahinbey Belediyemizin bugün dağıtacağı yem törenine hepiniz hoş geldiniz diyorum. Hayırlı olmasını diliyorum. Bugün geldiğimiz günden bugüne yaklaşık dört aydır bir zamanda Şahinbey’imiz de belediyemizle alakalı daha önce iki bin ton bir gübre, bin 700 ton tohum dağıtımı ve bundan sonra da bütün köylerimizde başkanımızla yapmış olduğumuz görüşmede meraların tamamının gübrelenmesiyle ilgili de şubat-mart aylarında hepsini bitireceğiz. Bununla ilgili yoğun bir şekilde çiftçilerimize, hayvancılarımıza ve bitkisel üretimle ilgili çiftçilerimize yoğun bir desteği var. Bugün belki siz buradasınız ama ben şunu iddia ediyorum. Gaziantep’te, Büyükşehir Belediyemiz ve Şahinbey Belediyemizin beraber vermiş olduğu desteği topladığımızda birçok belediyeden daha fazla. Türkiye’deki yapılan desteklerin tamamını toplasak burayı geçmeyecektir. Tüm Gaziantep ve Şahinbeyli çiftçilerin adına başkanımıza teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Gerçekleştirilen desteklerden dolayı mutlu olduğunu ifade eden çiftçi Hanifi Döner, Başkan Tahmazoğlu’na teşekkür etti. Hanifi Döner, "Başkanımızın böyle bir imkan sağladığını duyduk, başvurumuzu yaptık. Başkanımız vesile oldu, iki hayvanla başladığımız üretime 15 kapasitesine ulaştık. Başkanımıza sonsuz teşekkürlerimi arz etmek istiyorum. Bunun yanı sıra her yıl olduğu gibi bu yılda yüzde 50 hibe destekli hayvanlarımızın yemini almak için buraya geldik. Bu da bizim için önemli bir yardım, önemli bir destek. Bunun için daha ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Bunlardan elde ettiğimiz gelirle ev ihtiyaçlarımız, gerek olsun tarım makinemiz, gerek olsun aracımız ve bunun gibi diğer giderlerimize bize bayağı faydası oldu" diye konuştu.
Kayseri Sömestr çocukla bağ kurma aşaması olmalı Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, sömestr tatilinin ikinci döneme girerken bağ kurma aşaması olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, "Çocuklar okula ruhsal bir dinlenme ile dönmeliler" dedi. Sömestr tatilinin dinlenme alanı gibi görülmesinin çok doğru olmadığını söyleyen Arzu Hamurcu, "Sömestr tatili aslında çocuklar için bir dinlenme alanı gibi görülüyor. Oysaki sömestr tatili bir denge bulma alanıdır. Aileler sömestrda çocuklar üzerinde geri kalma korkusu ve geç kalma korkusuyla bütün konuları tekrar ettirme ve 2. döneme hazırlama kaygısı gidiyorlar. Oysaki burada çocukların yeniden ritim bulma üzerine kurulu olduğu bir dönem olmalı. Çünkü sömestr üzerinde ya tamamen dinlensin ya tamamen ders çalışsın ikilemi ile geçen çocuklar, ekranı çok uzun süre kullanmaya, uykusuz geçirilen saatlere ve çok boş zaman algısına alıştıktan sonra gerçek bir bol bir tatil yaptıktan sonra artık okula büyük bir yorgunlukla dönüyorlar. Oysaki bizim istediğimiz ruhsal bir dinlenme ile dönüyor olmaları. Bu yüzden ikinci döneme hazırlık diye baktığımız aşama aslında bağ kurma aşaması olmalı. Sevgili aileler sömestrda sizin de işlerinizin el verdiği kadarıyla çocuklarınızla vakit geçirmeye, beraber oyun oynamaya ve birlikte kahvaltı hazırlamaya, birlikte güzel planlar yapmaya odaklanmak burada çok önemli" dedi. Hamurcu, çocukları ikinci döneme hazırlayan etkenin iletişim olduğunu söyleyerek, "Burada önemli olan ders değil denge. Yani günlük 1 saat tekrarlar yapılması aslında yeterli bir süre. Tüm gün boyunca ders çalışmaktansa ailelerle yapılan sohbetler, çocuklar için çok daha etkili ve çok daha verimli olacaktır. 2. döneme hazırlayan şey aslında iletişimdir. O yüzden istiyoruz ki sizin çocuklarınızla beraber kendi vaktinizin de yettiği kadarıyla etkin iletişimi kurmak ve etkili zaman geçirmek burada bizim için sömestrın en verimli kısmı olacaktır. Sömestr tatili çocuğun notlarını denediği notlarını dinlendirdiği değil, ruhunu dinlendirdiği zaman gerçekten bir tatil olacaktır" ifadelerini kullandı.