TEKNOLOJİ - 01 Kasım 2023 Çarşamba 13:37

Togg CEO’su Gürcan Karakaş:“4 teker üzerinde giden bilgisayar yaptık”

A
A
A
Togg CEO’su Gürcan Karakaş:“4 teker üzerinde giden bilgisayar yaptık”

Togg CEO’su Gürcan Karakaş, dijital dünyanın insan hayatının her anında olduğu için otomobil içerisinde de olmasının beklendiğini belirterek, “Bizim yaptığımız, bir otomobil tasarımı değil, bizim yaptığımız 4 teker üzerinde giden bilgisayar tasarımıdır” dedi.



Türkiye’de ilk kez belediyelerde yalın yönetim uygulamasını hayata geçiren Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) iş birliğinde düzenlenen Yalın Belediyecilik Sempozyumu’nda, Togg CEO’su Gürcan Karakaş da ‘kullanıcı odaklı değer üretimi’ konu başlıklı bir sunum yaptı. Yalın düşüncenin bir kültür olduğunu, sanayide yüzyıllardır kullanılan yalın düşüncenin özünde israfı önleme, sürekli iyileştirme ve verimliliğin arttırılması konularının bulunduğunu belirten Karakaş, yalın uygulamaları belediyeler arasında ilk kez Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin uyguladığı gibi Togg’un da kendi alanında birçok ilke imza attığını kaydetti. Dünyada bazı trendlerin birçok yeniliği de beraberinde getirdiğini dile getiren Karakaş, “Yenilikler alışkanlıklarımızı değiştirirken kullanıcıların hayatlarını da değiştiriyor. Böyle olunca bazı sektörler derinden etkileniyor. Nesnelerin internetiyle, teknolojinin gelişmesiyle, temiz enerji çözümlerinin yaygınlaşmasıyla klasik otomobil dünyasının teknolojileri kökünden değişiyor. Bunun farkına varan devletler ve kurumlar kendi şirketlerine avantaj sağlamak için mevzuatlarını değiştiriyor. Ülkemiz de bu konuda oldukça ileride. Bunun sonucunda otomobil dünyasında yaşam alanları zincirleri iç içe geçiyor. Çocuklar artık otomobile binmek istemiyor. Çünkü internetleri yok. Elbette bir şekilde bu durum çözülüyor ama bu çözüm de yeterli olmuyor. Artık evde, ofiste neler yapabiliyorsak otomobilde de aynılarını yapmak istiyoruz. Cep telefonları akıllı cihazlara dönüşürken ne olduysa şuan otomobillerin de başına aynısı geliyor. Bu yolculuğun da başında değil ortalarındayız. Şuanda akıllı otomobil konusunda çözümü olmayan şirketler, 5-6 sene içerisinde sonra kaybolup gidecek” diye konuştu.



“4 teker üzerinde giden bilgisayar”



“Bizim yaptığımız bir otomobil tasarımı değil, bizim yaptığımız 4 teker üzerinde giden bilgisayar tasarımıdır” diyen Karakaş, Avrupa’da bile birçok üreticinin Togg’un aşamasına yetişemediğini söyledi. Yeni nesil teknoloji şirketlerinin ve yeni nesil otomobil üreticilerinin kullanıcıyla doğrudan bağ kurmak istediğini hatırlatan Karakaş, şuan için 8 tane mobil deneyim merkezi oluşturduklarını, 32 noktada servis hizmeti verdiklerini ve 10 tane de mobil servislerinin bulunduğunu dile getirdi. Kullanıcı deneyimlerini kullanarak beklentileri belirlediklerini ve bu yönde yenilikler eklediklerini anlatan Karakaş, “İlk günden itibaren kendi modülümüzü, kendi bataryamızı üretiyoruz. 2026’dan itibaren yeni nesil hücreleri de üretmeye başlayacağız. Buna sahipseniz menzili, şarj hızını ve her şeyi değiştirebilirsiniz. Fikri mülkiyetine sahip olmak bu yüzden sizi özgün ve hür kılıyor. Gemlik kampüsümüz Avrupa’nın en temiz boyahanesine sahip. Başka kirleten bir şey de olmadığı için Avrupa’nın en temiz tesisi şuan Bursa’da. Bunu önemsiyoruz. Bunun yanında doğuştan sıfır emisyona sahip araçtan bahsediyoruz. Tüm tedarikçilerimizle birlikte 2035’te karbon nötr olma hedefini belirledik. O tarihte karbon nötr olan ilk şirket olacağız” dedi.



“Teveccüh karşısında çok mutlu olduk”



Otomobillerin akıllanmasıyla işlerin bitmediğini, bir eko sistemin içerisinde bir bütünün bir iki parçası haline gelindiğini söyleyen Karakaş, dijital dünyanın insan hayatının her anında olduğu için otomobil içerisinde de olması beklendiğini ifade etti. “Böyle bir cihazın tasarımı bir otomobil tasarımı değil” diyen Karakaş, “Biz yola çıktığımız ilk andan itibaren ‘Bir otomobilden fazlası’ diyerek, akıllı cihaz olarak tanımlayarak hareket ettik. İlk hedefimiz, küresel boyutta rekabet edebilir teknoloji markası olabilmekti. Togg logosunu da bu hedefle tasarladık. Logodaki iki ok, doğu kültürüyle batı kültürünün en iyi yönlerini birleştirip teknolojiyi insanın etrafında buluşturmak olarak tanımlayabiliriz. Bir diğer hedefimiz ise cihazdan ziyade bir mobilite eko sistemi kurgulamaktı. Yeni nesil teknolojilerde ne uygulanması gerekiyorsa tüm istenenleri sırasıyla yaptık. 100’e yakın testten geçmemiz gerekti. Testleri tamamladıktan sonra ön satışa çıktık. Beklediğimizin üzerinde bir ilgi gördük. Bu sene üretim kapasitemizi 20 bin olarak belirlemiştik. 177 bin 467 adet ön sipariş aldık. Bunu alınca ilk olarak ‘Ne yapacağız’ dedik. Bizler bu rakamlara 4-5 sene sonra ulaşmayı bekliyorduk. Bu teveccüh karşısında çok mutlu olduk. Neticede kura çektik. 2024 yılının üretim adetlerini hemen arttırmaya başladık. Kademeli olarak da üretimi arttırıyoruz. Günde 280 adet üretim kapasitesine ulaşmış olduk. İkinci vardiyaya da geçtik. Şuan 9 ülkeden 3600’ün üzerinde çalışanımız var. Ortalama 10 buçuk yıl deneyim var” dedi.



“Yalın yönetim, şehirleri geleceğe taşıyacak”



TBB Genel Sekreteri ve Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu üyesi Hayri Baraçlı da ‘Açığa çıkmamış ihtiyaçların yönetimi’ konu başlıklı sunum yaptı. Belediyelerin veya işletmelerin insan vücuduna çok benzediğini söyleyen Hayri Baraçlı, kronik ağrıları ortadan kaldırabilmek için gerekli tedbirlerin alındığı gibi belediye ve işletmeleri de iyileştirebilmek için gerekli adımların atılması gerektiğini anlattı. Bunun için de bir yönetim felsefesi ortaya koymak gerektiğini belirten Baraçlı, “Etkinlik doğru işleri yapmak, verimlilik ise işleri doğru yapmaktır. Doğru işleri doğru şekilde yapabilen yerel yönetim, esasında vatandaş memnuniyetini de ön planda tutmuş oluyor. Bütünsel iyileştirmeyi hedefleyen yalın yönetim kavramı, şehirleri de geleceğe taşıyacak. Sağlıklı kentler oluşturmada hızlı çözümleri yalın yönetimle elde edebiliriz. Yalın yönetim tekniklerini kullanarak şehirlerimizi tedavi edebiliriz. Yalın yönetim, hataların oluşmadan önlenmesi ve hatanın sıfırlanmasını da amaçlamaktadır. Vatandaş memnuniyeti bu noktada önemli bir unsurdur. Yalın yönetim sorunların kaynağında tespit edilerek çözüm üretilmesini sağlar. Artık verim odaklı çalışmak tüm kamu kurumlarının ve belediyelerin en temel unsurudur. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve diğer belediyelerimiz de yalın belediyecilik çalışmalarını hızlı bir şekilde arttırarak devam ettiriyor. Kendilerine ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.



Sunumun ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ile TBB ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz tarafından Hayri Baraçlı ve Gürcan Karakaş’a günün anısına plaket takdim edildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Sivas Akran Akademi, özel eğitimde fark oluşturuyor Sivas Akran Akademi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi tarafından özel ihtiyaçlı kişiler için hazırlanan özel eğitim planları, bireylerin gelişimine katkı sunuyor. Sivas’ta faaliyet gösteren Akran Akademi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, özel ihtiyaçlı bireylere yönelik sunduğu kaliteli eğitim hizmetleriyle adından söz ettiriyor. Merkezin kurucu Müdürü Yasin İmre öncülüğünde yürütülen çalışmalar, her bireyin potansiyelini en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor. Alanında uzman öğretmenler, fizyoterapistler ve terapistlerden oluşan kadrosuyla hizmet veren merkezde; otizm spektrum bozukluğu, öğrenme güçlüğü, zihinsel ve fiziksel yetersizlikler gibi alanlarda bireye özel eğitim programları uygulanıyor. Bireysel eğitim, grup çalışmaları, dil ve konuşma terapisi ile fizik tedavi hizmetlerinin sunulduğu merkezde, her öğrencinin gelişimi titizlikle takip edilerek kişiye özel eğitim planları hazırlanıyor. "Özel eğitim sabır, emek ve doğru yaklaşım gerektirir" Kurucu Müdür Yasin İmre yaptığı açıklamada, "Özel eğitim sabır, emek ve doğru yaklaşım gerektirir. Biz burada sadece eğitim vermiyoruz, aynı zamanda bireylerimizin hayata daha güçlü tutunmalarını sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. Ailelerin sürece aktif katılımının önemine de değinen İmre, erken tanı ve doğru yönlendirme ile bireylerin yaşam kalitesinin ciddi ölçüde artırılabileceğini belirtti.
Ankara Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "Okul polisi uygulaması istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda gerçekleşen silahlı saldırılar hakkında, "Okul polisi uygulaması, istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli. Hastanelerimizde olduğu gibi acil kod uygulamasının okullarımız için de hayata geçirilmesini ısrarla talip ediyoruz" dedi. Türk Eğitim-Sen, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırılarında hayatını kaybeden öğrenciler için Ankara’da anma programı düzenledi. Ulus Atatürk Heykeli önünde gerçekleştirilen programda, Atatürk Anıtı’na karanfil bırakıldı. Burada açıklamalarda bulunan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, saldırılarda hayatını kaybeden öğrenciler ve Ayla öğretmenin acısını ömür boyu yaşayacaklarını belirtti. Geylan, eğitimde şiddet konusu hakkında acil güvenlik zirvesinin toplanmasını, bunun yanı sıra her okula ’okul polisi’ uygulamasının getirilmesi gerektiğini dile getirdi. Bunun yanı sıra Geylan, hastanelerde var olan acil kod uygulamasının eğitim kurumlarına da getirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. "Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır okullarımızdaki şiddetin bir güvenlik meselesi olduğunu bağırıyoruz" Şanlıurfa’daki ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları hakkında açıklamalarda bulunan Geylan, ileri tedbirlerin ivedilikle alınması gerektiğini belirterek, "Çok üzüntülüyüz, acılıyız. Büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kaldık. Dün Kahramanmaraş’taydık. Cenazelerimizi dualarla, tekbirlerle uğurladık. Rabbim hepsini rahmetiyle kuşatsın. O yavrularımız, evlatlarımız cennette yerini buldu. Rabbim ailelerine sabır versin. Evlat acısını Allah başa vermesin. Büyük acı. Bir öğretmenimiz şehit oldu. Ayla öğretmenimiz, sınıfta öğrencilerin üzerine kapandı hayatını kaybetti. Biz inanıyoruz ki o şehittir, mekanı cennettir. Ruhu şad olsun. Ayla öğretmenimizin şehit statüsünde kabul edilmesi noktasında bir karar alınmasını özellikle istihdam ediyorum. Biz Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır okullarımızdaki şiddetin, öğretmenlerimize, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin bir güvenlik meselesi olduğunu, hatta bir beka meselesi olduğunu bağırıyoruz. Kahramanmaraş’ta yaşanan olay, sanırım bunu herkesin gözüne soktu diye düşünüyorum. Artık ileri tedbirlerin hayata geçirilmesi lazım. Burada herkese görev düşüyor. Öğretmene şiddet ve eğitim çalışanına şiddet meselesi sadece bizim meselemiz değil. Aslında toplumun meselesi. Çünkü okullarımız, eğitim yuvalarımız bu ülkenin geleceğini inşa edecek nesillerimizi, çocuklarımızı, öğrencilerimizi yetiştiriyor. Herkes sahip çıkmalı" diye konuştu. "Okul polisi uygulaması istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli" Her okula bir güvenlik görevlisi ve polis tahsis edilmesi gerektiğini savunan Geylan, "Herkesin yapması gerekenler var. En başta kamu yönetiminin yapması gerekenler var. Birincisi acilen güvenlik zirvesi toplanmalı. Okullarımızdaki şiddet hadiselerini, bir güvenlik meselesi olarak görmeliyiz. Her okulumuza mutlaka güvenlik görevlileri tahsis edilmeli. Okul polisi uygulaması, istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli. Hastanelerimizde olduğu gibi acil kod uygulamasının okullarımız için de hayata geçirilmesini ısrarla talip ediyoruz. Bir diğer önemli husus ise okullarımızdaki rehberlik hizmetlerinin daha da etkinleştirilmesi. Türk Eğitim-Sen yıllardır söylüyor. Her 100 öğrenci başına 1 rehber öğretmen normu verilmeli. Şu an maalesef 400 öğrenciye 1 norm veriliyor. Bu yetersiz" ifadelerini kullandı. Program kapsamında daha sonra Hacı Bayram Veli Camii’ne geçen Türk Eğitim-Sen üyeleri, okul saldırılarında hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kıldı.
Mersin Mezitli’de Taş Mektep Kent Müzesi açılışa hazırlanıyor Mersin Mezitli Belediyesinin kentin tarihi mirasını yaşatmak amacıyla hayata geçirdiği Taş Mektep Kent Müzesi Projesinde sona yaklaşılırken, yapı kısa süre içinde ziyaretçilere açılmaya hazırlanıyor. Mezitli Belediyesinin kentin tarihine ve kültürel mirasına değer katacak önemli projelerinden biri olan Taş Mektep Kent Müzesi Projesinde sona yaklaşılıyor. Tarihi Kentler Birliği tarafından düzenlenen proje yarışmasında, 109 belediyenin 129 projeyle yer aldığı süreçte Mezitli Belediyesinin ‘Mezitli Taş Mektep Kent Müzesi Oluyor’ projesi finansal destek almaya hak kazanarak önemli bir başarı elde etti. Proje kapsamında gerçekleştirilen çevrim içi toplantıda, Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Oktay Özel ve proje mimarlarının katılımıyla tüm detaylar kapsamlı şekilde ele alındı. Yapılan değerlendirmelerin ardından proje tam anlamıyla şekillendi. Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, Taş Mektep Projesinin kentin kimliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Taş Mektep, yalnızca bir yapı değil, Mezitli’nin geçmişini, kültürünü ve ortak hafızasını yansıtan çok kıymetli bir mirastır. Bu projeyle birlikte tarihimize sahip çıkarken, aynı zamanda kentimizin kültürel zenginliğini gelecek nesillere aktaracak kalıcı bir eser kazandırıyoruz. Tüm süreçleri titizlikle yürütüyor, en ince ayrıntısına kadar değerlendiriyoruz. Çok kısa süre içerisinde ’Taş Mektep’i vatandaşlarımızın ziyaretine açacak olmanın heyecanını yaşıyoruz" dedi.
Eskişehir Çobanları hamama götürüp oyaladılar, 36 büyükbaş hayvanı çaldılar Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde, hamama götürdükleri çobanları oyalayıp yaklaşık 5 milyon TL değerindeki 36 büyükbaş hayvanı çalan zanlılar yakalandı. Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde sattıkları hayvanlar bulunup sahibine teslim edilirken, yakalanan 8 zanlıdan 4’ü tutuklandı. 15 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen büyükbaş hayvan hırsızlığı olayı ile ilgili Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı JASAT Dedektif Timleri ve Sivrihisar İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından araştırma başlatıldı. Ekipler, şüphelilerin, çalınan hayvanların çobanlarını oyalamak maksadıyla Ankara’da bir hamama götürdükleri ve ağılda kimsenin kalmadığı esnada diğer 3 şüphelinin kamyon ile ağıla gelip hayvanları çalarak Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde sattıkları tespit etti. Eskişehir ve Afyonkarahisar’da düzenlenen eş zamanlı operasyonda olaya karışan 8 şüpheli yakalandı ve yapılan aramada piyasa değeri yaklaşık 5 milyon TL olan 36 büyükbaş hayvan ele geçirildi. Adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 4’ü tutuklandı. Konuyla ilgili açıklamada, "Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı halkımızın huzur ve güven içerisinde hayatlarına devam etmeleri amacıyla hırsızlık olaylarının kısa sürede aydınlatılması, faillerinin yakalanması ve çalınan malzemelerin ele geçirilmesi için her türlü tedbiri almaya kararlılıkla devam edecektir" denildi.
Rize Türkiye’de engelli yakınlarını ilgilendiren emsal karar Rize’de kendisine ait engelli aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu kullanınca kendisine vergi borcu çıkan vatandaş açtığı davayı kazandı. Engelli yakınlarını ilgilendiren emsal kararda mahkeme engelli aracını 2. ve 3. derece akrabaların da kullanabileceğine hükmetti. Rize’de engelli bir vatandaş kendisine ait aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu, yani torunu kullandığı sırada polis tarafından işlem başlatıldı. Tutulan tutanak doğrultusunda engelli vatandaştan aracı alınırken, muaf tutulduğu ÖTV ve KDV ödemeleri istendi. Bunun üzerine yargıya başvuran vatandaş Trabzon Vergi Mahkemesi’nde açılan dava sonucunda vergi dairesinin aracı en fazla 2 kişinin kullanabileceğine dair aldığı taahhütnamenin hükümsüz olduğuna karar verdi. Gerekçe olarak ise aracın engellinin istifadesine sunulmak şartıyla 3. dereceye kadar akrabalarının kullanabileceği gerekçesiyle, vergi dairesinin aksi görüşle yapmış olduğu cezalı tarhiyatları kaldırdı. Müvekkilinin açtığı dava sonucunda haklı bulunduğunu bu nedenle cezanın kaldırıldığını ifade eden Avukat Remzi Kutanoğlu "Rize’de bir müvekkilimiz, engelli, kendine tahsis edilmiş bir aracı vardı. Bunu taahhütname ile iki kişi kullanabilirdi ve birinci derece akrabalarıydı bu. Burada sadece ailede birinci derece akrabası olan bir oğlu vardı, o kullanabiliyordu. Hayatın içerisinde aynı zamanda bazen hem hastanın hastalık işleri dışında kendisinin de özel işleri olduğundan, hastanın kullanımına özgülenmiş bu aracı, hastaya hizmet etmek amacıyla bazen kendi kullanamıyordu. Yani dolayısıyla bir başkasının ona hizmet etmek amacıyla, onun hastalık işlerinde özgülenmesi amacıyla kullanması gerekiyordu. Engelli kişinin torunu, yani yasal kullanacak kişinin oğlu ehliyeti vardı. Hastanın yani dedesinin aracını ona hastalığına refakaten hastaneden alıp evine bırakma noktasında bir sürüş yaparken polisler durduruyor. Orada tutanak tutuyorlar. Bakıyorlar ki vermiş oldukları taahhütnamede o babasının adı yazıyor, kendi adı yazmıyor. Dolayısıyla buna bir tutanak düzenliyor. Biliyorsunuz engelli araçları ÖTV ve KDV indirimiyle alınıyor. Vergi Dairesi bu tutanağa göre ÖTV indiriminin geri alınması ve KDV ile ilgili bir tarhiyat düzenliyor. Tabii bu karar, bu tarhiyat bize gelince inceledik bunun hukuksuz olduğunu düşünerek Trabzon Vergi Mahkemesi’ne bir dava açtık. Açtığımız davayı haklı buldular ve bu karar aslında bir emsal oldu. Türkiye’de de bu konuda birçok insanı ilgilendirecek bir karar oldu" dedi. "Deyim yerindeyse bir anahtar olduk" Türkiye’de engellileri ve yakınlarını doğrudan ilgilendiren bu kararın emsal dikkat çeken Kutanoğlu "Bu davaların çoğalması, bu emsallerin artmasıyla Türkiye’de aynı zamanda hastanın 1. derece yakınları dışında 3. derece yakınlarının da araçlarını o hastanın işleriyle ilgili kullanabileceğine bir emsal olmuş oldu. Yani bu konuda müvekkilimizin sorununu çözmede bir deyim yerindeyse bir anahtar olduk. Türkiye’de de bu konunun emsal olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.