TEKNOLOJİ - 25 Eylül 2023 Pazartesi 14:39

Uzaya çıkacak ilk Türkler, Bursa’da

A
A
A
Uzaya çıkacak ilk Türkler, Bursa’da

Tarihe ’uzaya çıkan ilk Türk’ olarak geçecek Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever ile 70 astronot ve kozmonot Bursa’da buluştu.


Bursa, uzay ve havacılık alanında tarihi bir organizasyona ev sahipliği yapıyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) Türkiye’nin uzay ve havacılık temalı ilk interaktif eğitim merkezi GUHEM ile iş dünyası için referans eğitim merkezi olarak kente kazandırdığı Bursa Business School’un ev sahipliğinde 70 astronot ve kozmonot Bursa’da buluştu.


Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 14 gün kalacak olan Alper Gezeravcı, uzaya çıkan ilk Türk olarak tarihe geçecek. Gezeravcı’nın herhangi bir sebepten dolayı uzaya çıkamayacak olması halinde, yerine Tuva Cihangir Atasever geçecek. Amerika’daki eğitimlerine ara verip Bursa’ya gelen Gezeravcı ve Atasever, bir araya geldi. Basın mensuplarının sorularını cevaplayan Alper Gezeravcı, "Sektöründe öncüleri temsil eden birçok göreve imza atmış ve tarihe adını yazdırmış insanları, bu sektörde hakikaten birçok ülkenin vatandaşına rol model teşkil eden, 70’e yakın astronotu, ülkemizde bu vesile ile ağırlamak büyük bir mutluluk kaynağı. Bugüne kadar 33 defa yapılmış, 34’üncüsü ülkemize kısmet olmuş bu toplantının, Cumhuriyet’imizin 100’üncü yılında bizim de uzaya ilk adımımızı atmayı planladığımız, bu önemli yılda icra edilmiş olması, çok değerli bir tesadüf aynı zamanda" dedi.


Uzay yolculuğunun 2023’ün sonlarına yakın icra edileceğini belirten Gezeravcı, "Amerika’daki eğitimler yoğun bir şekilde devam ediyor. Sıkı bir şekilde eğitimlerimizi sürdürüyoruz. Fırlatmanın gerçekleşeceği tarihe kadar da yoğun bir şekilde bu programın akışı devam ediyor olacak. Görevin icra edilmesine yönelik farklı bileşenler var. Fırlatmanın gerçekleştirilecek olduğu roket, kapsül, sonrasında IES’in içerisinde icra edeceğimiz 14 günlük faaliyet takvimi ve sonrasında dünyaya dönüş. Dolayısıyla bu görev içeriklerinin tamamını kapsayacak şekilde gerek nominal, rutin operasyonun akışı, gerekse acil durum senaryolarına ilişkin bütün eğitim içeriklerini bugüne kadar kapsadık. Kalan sürede de tamamladığımız bu eğitimlerin fırlatmaya kadar, taze bilgiler olarak muhafaza edilmesi açısından tekrarlarını gerçekleştiriyor olacağız" diye konuştu.



"Bu görev hikayenin varışı değil, başlangıcıdır"


Büyük bir onur ve heyecan yaşadıklarını belirten Gezeravcı, "Ancak, bu son dakikada dahil olduğumuz ya da son dakikada adapte olmaya çalıştığımız bir görev değil. Bunun mental hazırlığını çok daha önceden zaten yapmış durumdayız. Gerek mental gerekse ruhsal açıdan görev için hazırız. Benim açımdan en değerli kazanım, Türkiye’nin gelecek nesillerinin öz güvenini ayağa kaldıracak olan bir görevdir. Bugüne kadar hayallerimizin limitini, sınırını gözümüzle görebildiğimiz gökyüzü oluştururken, artık bu görevle birlikte gelecek nesillerimiz uzayın derinliklerine adım atıyor. Bu görev bir hikayenin varış noktası değil, başlangıç noktasını teşkil ediyor ve dolayısıyla gelecek nesillerimiz için çok büyük bir ivme kazandıracak. Onların ufuklarını gözleriyle görebildiği gökyüzünün çok ötesine taşıyacak olan bir görevdir" şeklinde konuştu.


Gezeravcı’nın gidememesi halinde onun yerine 14 gün görev alacak Tuva Cihangir Atasever ise, "Son derece heyecanlıyız. Eğitimlerimiz nisan ayından beri devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde ve tabii ki Uluslararası Uzay İstasyonu’nda kendi modülüne sahip diğer ülkelerde, Japonya, Avrupa gibi ilgili modüllerde aşinalık eğitimlerimizle devam ettirdik. Oldukça yoğun, oldukça seyahatli, oldukça da heyecanlı bir eğitim programı devam ediyor. Fırlatma yaklaştıkça tabii ki bu heyecan gitgide artacak. Biz de büyük bir merakla o günü, o kutlu anı bekliyoruz" dedi.


Atasever, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Bu yolculuk tabii ki bizim esasında, insanlı uzay yolculuğumuzun bu gerçekleştireceğimiz görev başlangıcı niteliğinde olacak. Şu anda ilk adımı atıyoruz. Bu bir ilk adım görevi, devamında gelecek nesillerin bu süreci devam ettirmesi çok kıymetli. Onlara benim vereceğim en büyük tavsiye naçizane, heyecan duydukları, gönüllerinde gerçekten onları heyecana bürüyen disiplin, uğraş her neyse onun büyük bir heyecanla peşinden koşsunlar. Ona devam etsinler. Mesele illa mühendis olmak, illa bilim insanı olmak, illa teknik bir alanda bir kariyer sahibi olmak değil. Artık uzay çok geniş bir yelpazeye yayılıyor. Ticarileşiyor. Ticarileşen uzayda hem alçak dünya yörüngesinde hem de derin uzayda, Ay ve ötesindeki araştırmalarda her disiplinden insana ihtiyacımız var. Dolayısıyla onları heyecanlandıran alan her neyse ona büyük bir şevkle sarılsınlar. Peşinden koşsunlar. Eğer uzay onların heyecanını böyle canlandıran bir olgu ise eğitimini gördükleri alan her neyse onunla uzayı birleştirmeleri artık çok daha kolay."


Kendisinin de uzaya gidecekmiş gibi hazırlandığını belirten Atasever, "Bizim esasında iki farklı görevimiz var. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda icra edeceğimiz, Türk astronot ve bilim misyonu projesinin yanı sıra, bu misyon çerçevesinde aynı zamanda Virgin Galactic firması ile muhtemelen 2024 yılının ilk çeyreği içerisinde bir yörünge altı uçuş gerçekleştireceğiz. Ben hem Uluslararası Uzay İstasyonu görevinin bir yedeği olarak, Alper Gezeravcı’nın yedeği olarak hem oradaki süreçlere vakıf olup oradaki eğitimlere katılıyorum hem de Virgin Galactic uçuşumuzda gerçekleştireceğimiz bir takım bilimsel deneylerle ilgili çalışmalarıma devam ediyorum. Oradaki eğitim süreçleri devam ediyor. Dolayısıyla benim bu projeye ilk başlarken ki duygu ve düşüncem asil veya yedek, ondan bağımsız olarak hiçbir önem ifade etmeden, misyonun başarıyla gerçekleştirebilmesi için elimden gelen bütün desteği vermek şeklindeydi. Hala daha aynı duygu ve düşünceleri devam ettiriyorum" diye konuştu.



Uzaya çıkacak ilk Türkler, Bursa’da

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Trendyol Süper Lig: Gençlerbirliği: 1 - Galatasaray: 2 (Maç sonucu) Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında Galatasaray deplasmanda karşılaştığı Gençlerbirliği’ni 2-1 mağlup oldu. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 59. dakikada Sara’nın kullandığı köşe vuruşunda ceza sahası içinde Abdülkerim’in kafa vuruşunda meşin yuvarlak kalenin üzerinden dışarıya gitti. 61. dakikada Sallai’nin ceza sahası içi sağ tarafından ortasında kale önünde bulunan Sane’nin vuruşuna meşin yuvarlak üst direğe çarpıp ağlara gitti. VAR’ın uyarısıyla pozisyonu izleyen hakem Batuhan Kolak, ofsayt gerekçesiyle golü iptal etti. 66. dakikada Metehan’ın sol kanattan ortasında Koita topu takip etti ve pasını Traore’ye aktardı. Traore’nin pasında penaltı noktasında buluşan Niang, düzgün vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-2 80. dakikada Lang’ın sol kanattan ortasında arka tarafta kaleci Velho topu tokatladı. Ceza sahasında yaşanan karambolde Torreira’nın sol çaprazdan vole vuruşunda meşin yuvarlak az farkla dışarı çıktı. 85. dakikada Lang’ın sol kanattan pasında ceza sahası içi sağ tarafında topla buluşan Yunus’un vuruşunda meşin yuvarlak kalenin üzerinden dışarıya gitti. Stat: Eryaman Hakemler: Batuhan Kolak, Furkan Ürün, Osman Gökhan Bilir Gençlerbirliği: Ricardo Velho, Thalisson Kelven, Dimitrios Goutas, Zan Zuzek, Matej Hanousek, Dele Bashiru, Oğulcan Ülgün (Metehan Mimaroğlu dk. 46), Göktan Gürpüz (Adama Traore dk. 46), Franco Tongya (Samed Onur dk. 87), Sekou Koita (Cihan Çanak dk. 82), Mbaya Niang Yedekler: Erhan Erentürk, Arda Çağan Çelik, Dal Varesanovic, Ensar Kemaloğlu, Abdurrahim Dursun, Fıratcan Üzüm Teknik Direktör: Volkan Demirel Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Sacha Boey dk. 65), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Kaan Ayhan dk. 87), Gabriel Sara (Mario Lemina dk. 77), Leroy Sane, Yunus Akgün (Eren Elmalı dk. 87), Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi (Noa Lang dk. 78) Yedekler: Batuhan Şen, İlkay Gündoğan, Ahmed Kutucu, Renato Nhaga, Noa Lang, Wilfried Singo Teknik Direktör: Okan Buruk Goller: Mauro Icardi (dk. 2), Yunus Akgün (dk. 35) (Galatasaray), Mbaye Niang (dk. 66) (Gençlerbirliği) Sarı kartlar: Roland Sallai, Uğurcan Çakır (Galatasaray), Franco Tongya, Zan Zuzek (Gençlerbirliği)
Ankara Gülistan Doku dosyasında firari şüphelinin ağabeyi Silar Altaş’ın ifadesi ortaya çıktı Gülistan Doku dosyasında firari şüpheli Umut Altaş’ın ağabeyi Silar Altaş’ın ifadesi ortaya çıktı. Gülistan Doku dosyasında firari şüpheli Umut Altaş’ın ağabeyi Silar Altaş’ın savcıya verdiği ifade ortaya çıktı. Altaş ifadesinde, "Umut Tunceli’deyse, bu olay büyük ihtimalle onun 18 yaşına girdiği zamanlara denk geliyor. Şu an 24 yaşında, yani yaklaşık 5-6 yıl öncesinden bahsediyoruz. İlkay, ‘Ben bir kızla birlikte oldum, hamile kaldı’ demiş. Ben de Umut’un çok üstüne gittim, sürekli sorguladım. En sonunda ‘Umut, nedir bu mevzu?’ diye sordum. Bana sadece evet-hayır şeklinde cevaplar verdi. ‘Kız hamile mi kalmış?’ dedim, ‘Evet’ dedi. ‘Aldırmak istememiş mi?’ dedim, ‘Evet’ dedi. Hep kaçamak cevaplar veriyordu. Anlattığına göre Türkay, ‘Kız hamile kaldı, ben de kafasına sıktım’ demiş. Bu ‘kafasına sıktım’ ifadesini birkaç kez tekrar etti. Büyük ihtimalle tek bir mermi sıkmış. Türkay, olayı kısaca şöyle anlatıyormuş: ‘Birinin kafasına sıktım.’ Hatta silahı önceden başkalarına da gösterdiği söyleniyor. Türkay’ın silahı tabancaydı. Ben de o silahı gördüm sanırım. Onu bana arabada göstermişti. Arabası BMW 420’ydi, koyu mavi-siyah arası bir renkti. Silahı torpidoya koyuyordu. Arabayı Umut’a da veriyordu. Sürekli araçlarla geziyorlardı. Hatta çoğu zaman arabaları çalıp getiriyorlardı; yaptıkları şey genelde buydu. En ufak bir yalanım varsa Allah belamı versin" dedi. Mustafa Türkay Sonel’in "Birinin kafasına sıktım" dediği kişinin yüzde yüz Gülistan Doku olduğuna emin olduğunu ifade eden Altaş, "Bu kızın Gülistan olma ihtimali nedir diye sorarsanız, bence yüzde yüz. Ben de istiyorum ki, eğer kardeşimin bu işte en ufak bir dahli varsa, o da ortaya çıksın. Ona çok kızdım. ‘Sen ne yaptın Umut, öldürdün mü?’ dedim. O da bana şöyle dedi: ‘Abi, bana bunu anlattı. Ben korktum. Birini öldürmüş bir adamdan korktum. O yüzden sesimi çıkaramadım.’ Valinin kötü biri olduğunu düşündüğü için de korkmuş olabilir" diye konuştu. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ile kardeşi Umut Altaş arasında geçen konuşmalardan bahseden Silar Altaş, şunları kaydetti: "Umut’a dedim ki: ‘Bak, bu kadar şey olmuş, ortada bu kadar ciddi iddia var. Bu adam bu işin içindedir.’ Çünkü bazı şeylerin silindiğini, ortadan kaldırıldığını söylüyordu. Bir keresinde bana şunu anlattı: ‘İstanbul’daki evine gittim’ dedi. ‘Bir gün babası durduk yere geldi, beni alnımdan öptü. Halbuki normalde yüzüme bile bakmayan bir insan, gelip böyle davranınca dikkatimi çekti’ dedi. Babası vali. Umut’un, Türkay’ın İstanbul’daki evine gittiği bir zamanda bu olayın yaşandığını söyledi. Ya İstanbul’da ya da Tunceli’de karşılaşmışlar. Ben de Umut’un üzerine gittim. ‘Ne olduysa açık açık anlat. Babasıyla ilgili farklı bir durum var mı? Onun bir şeylerden haberi var mı?’ diye sürekli sordum. Aslında olayın Zeynal’ın üzerine kalacağı konuşuluyordu. Ama Zeynal geri dönünce, sanki yön başka birine çevrildi. Bize göre bunu yapabilecek, bu kadar şeyi saklayabilecek kişi belliydi." Altaş, "Umut’un bana anlattığına göre; Türkay, kız hamile kaldığı için kürtaj yaptırmak istemiş. Kız kabul etmeyince aralarında sorun çıkmış. Türkay da, bağlantılarından dolayı korktuğu için kızı vurmuş olabilir. Babasının vali olması da bu korkuyu artırmış olabilir. Çünkü Umut’un anlattığına göre Türkay her şeyden çekinen biriydi. Umut’a, ‘Bunu hiç sorgulamadın mı? Bu işin aslı nedir diye hiç üzerine gitmedin mi?’ diye sordum. ‘Abi, o sırada çok korktum’ dedi. Umut’un anlattığına göre Türkay, ‘Ben bir kızı vurdum. Hamile kaldı, aldırmak istemedi. Tartıştık’ demiş. Özellikle ‘kafasına sıktım’ ifadesini kullanmış. Umut da buna tepki göstermiş, aralarında kısa bir tartışma yaşanmış ama sonra konuyu kapatmışlar. Çünkü ‘Birini öldüren biri bana da zarar verebilir’ diye korkmuş. Umut’un konuşması gerektiğinin farkındayım. Daha sonra dayım geldi. ‘Savcılık ve Adalet Bakanlığı devrede, artık kimse bir şeyden korkmasın, ne biliyorsanız anlatın’ dedi. O noktadan sonra biz aile olarak korkmayı bıraktık" şeklinde konuştu. Vali Sonel’in korumaları hakkında bildiklerini aktaran Altaş, "Bu olaya birçok kişi dahil edilmiş. Olay büyük; öyle kolayca üstü örtülecek bir şey değil. Bunun farkındayız. Artık gerçekten korkmuyoruz, korku aşamasını geçtik. Çünkü mesele bizi de aşmış durumda. Bundan sonra bize ne olacaksa olsun. Sonuçta kızın ailesi aylardır, yıllardır büyük acı çekiyor. Olay artık sadece onların değil, çok daha büyük bir hale geldi. Benim şu an aklıma gelen tek isim ‘Sütlü Bey’. Onu da sadece vali koruması olduğu için biliyorum. Umut’la konuştuğumda ona şunu sordum: ‘Bu işe kimler karışmış olabilir, nasıl olmuş olabilir?’ Koruması var mı? Vardır, olabilir. Ama kimdir, nedir, bilmiyoruz. ‘Bu kızı kim götürdü, kim gömdü, kim sakladı? Nasıl oldu da bu kız aylardır kayıp?’ diye sordum. Umut da ‘Bilmiyorum abi’ dedi. ‘Koruma olabilir mi?’ dedim, ‘Olabilir’ dedi. Koruma olarak Şükrü ismini duydum. Erdoğan ismini de duydum. Bu kişiler; Umut, Türkay ve koruma, sürekli birlikte takılıyorlarmış. Hatta bir evleri olduğunu da duydum ama nerede olduğunu bilmiyorum. Sadece bir ev olduğundan bahsedildi" sözlerini söyledi. Umut’un telefonu ile görüşen kişinin Türkay Sonel olduğunu anlatan Altaş, "Ev kimin adına diye sorulduğunda; İlker, Uğurcan ve Ercan Ç. isimlerini duydum. Bunlar aynı arkadaş grubundaydı, birlikte vakit geçiriyorlardı. Daha sonra bir süre sonra yolları ayrılmış. Umut 19 yaşına geldiğinde, yani olaydan yaklaşık 1-2 yıl sonra araları açılmış. Mektup meselesini de şöyle anlattı: Mektubu Türkay götürüp bırakmış. Vali’nin oğlu olan Türkay’ın bunu yaptığı söyleniyor. Nereye bıraktığını tam bilmiyorum. Anladığım kadarıyla kızın ablasına bırakıldığı söyleniyor, en azından haberlerde bu şekilde geçiyor. Bu konuyu duyduğumda Umut’a çok sert tepki gösterdim. ‘Nasıl olur da telefonunu verirsin?’ dedim. O da ‘Ben değilim’ dedi. ‘Türkay konuşmuştur’ diye cevap verdi. ‘Neden telefonunu veriyorsun, ne konuşuldu bilmiyor musun?’ diye sordum. Zaten ne konuşulduğunu bilse ve anlatsa doğrudan hapse girecek bir durum olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. Aile olarak Umut’a bu olayları sorduklarını vurgulayan Altaş, "Umut, olayın detaylarını tam bilmediğini söylüyor. Sadece Türkay’ın arabada kendisine ‘Birini vurdum’ dediğini aktarıyor. ‘Bir kız hamile kaldı, aldırmak istemedi, ben de vurdum’ şeklinde konuştuğunu söylüyor. Silahı getirip getirmediğini ya da gösterip göstermediğini ise net bilmiyor. Biz aile olarak Umut’u sorguladık. ‘Bu adamın kimlerle takıldığını bilmiyor musun? Bu kız ne zamandır kayıp, bunları hiç mi düşünmedin? Telefonunu vermişsin, bir yere gitmişsin, bırakmışsın’ diye üzerine gittik. Mektup konusunda da şunu anlattı: Türkay, Umut’u bir yere bırakmış ve ‘Git, bunu bırak’ demiş. Umut mektubu bırakıp geri dönmüş. Daha sonra Türkay gelip onu tekrar almış. Bu durumun Umut’un üzerine suç atmak için mi yapıldığı, yoksa neden böyle bir yol izlendiği net değil. Umut da aynı şeyi söyledi; mektupta da benzer şekilde yazdığını ifade etti" dedi.