YEREL HABERLER - 25 Nisan 2012 Çarşamba 07:11

ANZAK KOYU`NDA TARİHİ BULUŞMA

A
A
A
ANZAK KOYU`NDA TARİHİ BULUŞMA

Binlerce Avustralyalı ve Yeni Zelandalı turist, 97 yıl önce yapılan Çanakkale Savaşı`nda hayatını kaybeden atalarını, çıkarmanın yapıldığı Anzak Koyu`nda düzenlenen törenle andı. Tören sırasında Avustralya ve Yeni Zelandalıların bir kısmı gözyaşlarına hakim olamadı.
Erken saatlerden itibaren Gelibolu Yarımadası`ndaki Anzak koyuna akın eden Avustralya ve Yeni Zelandalı turistler, battaniye ve uyku tulumlarına sarılarak sahildeki çimlerin üzerinde uyuyarak törenin başlamasını bekledi. Saat 05.30`da başlayan törende, Yeni Zelanda ve Avustralya`dan gelen askerler, Anzak çıkarması sırasında ölenlerin anısına saygı duruşunda bulundu. Türkiye, Yeni Zelanda ve İngiltere milli marşları eşliğinde bayrakların göndere çekilmesinin ardından, günün anlam ve önemi ile ilgili konuşmalar yapıldı. Törende bir konuşma yapan Avustralya Başbakanı Julia Gillard, Çanakkale`de 97 yıl önce yaşanan savaşın önemine değinerek, ``Onlar yabancı topraklardaki yabancılardı. ``Dünyanın ucundan`` uzaktaki korkunç bir savaşı sona erdirme umudu içinde gelen insanlar. Ancak bu gerçekleşmeyecekti. Şafakta bile gölgeler bu felaket dolu günün üzerine düşüyordu. Burada öylesine yabancı ve bir o kadar da tanıdık bu kumsallar ve tepelerde, daha sonra büyük bir lider olacak kişi önderliğinde, yetenekli bir düşman yatmış bekliyordu. Yarımadanın bu dar bölgesindeki, bir milyon kişinin ölümlü mücadelesinde bir savaş dünyası tanımlanıyordu. Müttefikler için bu, daha büyük bir stratejik amaç uğruna, büyük güçlerin ve imparatorluk kuvvetlerinin savaştığı bir milletler çatışmasıydı. Türkler için bu, Atatürk`in askerlerine sadece savaşmayı değil ölmeyi emrettiği toprakların ve vatanın mukaddesatının savunmasıydı. Ve burada savaşan ulusumuzun, müttefiklerimizin ve Türklerin askerleri öldüler. Bunlar yaş, rütbe veya cesaret ayrımı göstermeyen korkunç ölümler. 130.000`den daha fazla asker bu yerde hayatlarını kaybetti. Bunların üçte ikisi Türk tarafından ve 8700`ü Avustralya`dandı. Dolayısıyla bu yer fedakarlık ve kayıplarla kutsanmıştır. Burası aynı zamanda şerefle parlayan bir yerdir ve bu şereflerin en göz alıcısıdır. Rakiplerin eşitlik ve saygı içinde karşılaştığı, ve nitelik ve davranışlarıyla belirli bir asalet kazandıkları yerdir. Sekiz ay sonra, bu muharebe başladığı gibi şafakta sona erdi. 20 Aralık 1915 saat 3.57`de son Avustralyalı asker de sessizce ayrıldı. Rakiplerinin zor elde ettikleri ve hakettikleri zaferi kıskanmadılar. Yenilgiden daha büyük bir pişmanlık duygusunu dostlarını geride bırakmak zorunda oldukları için yaşadılar. Bu nedenle Avustralya ve Yeni Zelanda komutanı General Godley, Osmanlı kuvvetlerinden Anzak mezarlarına saygı gösterilmesini isteyen bir mesaj bırakmıştı. Ancak böyle bir çağrıya gerek yoktu. Türkler bizim kayıplarımızı onurlandırdılar ve onlara kendi evlatları gibi sahip çıktılar. Ve daha sonra tarih sayfalarında nadir görülen bir şey yaptılar. Bu yere mağlupların onuruna Anzak Koyu adını verdiler. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti`ne büyük bir gönül borcumuz bulunmaktadır. Hiç bir millet mabetlerimizi daha iyi koruyamaz ve bu kutsal ziyaretlerimize daha cömertçe ev sahipliği yapamazdı. Değerli bir rakip, daha da büyük bir dost olduğunu kanıtladı. Türkiye`nin ev sahipliği sayesinde, bu kıyılardan ayrılanların en içten şekilde ümit ettikleri şeyi yapıyoruz: Geri geliyoruz. Her zaman geri geleceğimiz gibi. Bundan sonra bir anlam ifade edecek en iyi ve tek hediyeyi vermek için anmamız için. Anzakların savaşta yaptıklarını anıyoruz. Ve barış zamanında ulusumuzu şekillendirmek için yaptıklarını. Burada, bizlere başka bir yeri değil, Avustralya`yı vatan olarak kabul etmeyi öğrettiler. Burada okaliptus yaprağı ve akasyanın şekli ve kokusunu özlediler, gülün ve karaağacın değil. Weipa ve Woolloomooloo, Toowoomba ve Swan Hill isimli yerleri hatırladılar. Ya da Albany`den gemileri ayrılırken, bir çoğunun yaşadıkça görebileceği son Avustralya toprağı olan Clarence Dağı görüntüsünü. Bu Anzak efsanesidir ve her Avustralyalıya aittir. Kökenleri yalnızca ilk yerleşenlere kadar uzananların değil, aynı zamanda benim gibi göçmenlerin ve Avustralya hikayesinin tamamını özgürce sahiplenenlerin de. Savaş kahramanlıkları, ata topraklarına duydukları sevginin en derin bir ifadesi olan Avustralya yerlilerinin de. Ve çocuklarına anlatacak bir değil iki kahramanlık hikayesi olan Türk-Avustralyalıların da. Hepimiz hatırlıyoruz, çünkü hepimiz Anzakların bizim için kazandıkları özgürlüğü yaşıyoruz. Buraya deneyimsiz ve yabancı olarak gelen ve büyük fedakarlıkları ile ``ölümsüz bir cesaret anıtı inşa etmiş`` olan bu yurttaş-askerler. Bugünün sonunda bu şafak karanlığa dönecek. Fakat güneş onların cesaretli davranışlarının üzerinde hiçbir zaman batmayacak. Şimdi ve her zaman, onları hatırlayacağız. Unutmamalıyız`` dedi.
GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADILAR
Konuşmaları dikkatle dinleyen Anzaklar, daha sonra ülkelerinden özel olarak gelen rahip tarafından savaş sırasında ölenler için okunan duaya eşlik etti. Anzak çıkarmasının önemi ve sonuçları ile ilgili yapılan konuşmaların ardından İngiltere, Yeni Zelanda, Avustralya, Kanada, Hindistan ve Türkiye `den üst düzey yetkililer, Anzak Anıtı`na çelenk koydu. Zaman zaman duygusal anların da yaşandığı tören sırasında Avustralya ve Yeni Zelandalıların bir kısmı gözyaşlarına hakim olamadı. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı bölgede özel güvenlik ekipleri kuş uçurtmazken, Türk güvenlik birimleri de sıkı önlem aldı. Anzak Koyu`nda düzenlenen törene Avustralya Başbakanı Julia Gillard, Yeni Zelanda Gazi İşleri Bakanı Nathan Guy, Fransa Büyükelçisi Laurent Bili, Avustralya Büyükelçisi Ian Biggs, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı. Törene katılanlar daha sonra Avustralya ve Yeni Zelanda anıtında yapılacak törene katılmak üzere bölgeden ayrıldı. Kendi anıtlarını gezmek isteyen 10 bine yakın Avustralya ve Yeni Zelandalı turist ise uzun süre bölgeden ayrılmak istemedi. Bol bol hatıra fotoğrafı çektiren Anzaklar, yakında bulunan tepelere çıkarak uzun süre denizi seyretti. Bazıları ise sahilden ülkelerine hatıra götürmek için taş topladı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 6 yaşındaki Ela’nın öldüğü servis kazasında sürücü ’tali’, küçük kız ’asli’ kusurlu bulundu Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 6 yaşındaki ilkokul öğrencisi Ela Tabakoğlu’nun okul servisinin altında kalarak hayatını kaybetmesine ilişkin hazırlanan iddianame tamamlandı. İddianamede yer alan bilirkişi raporunda, 2 yıldan 6 yıla kadar hapsi istenen tutuklu servis sürücüsü İ.C. ’tali’ kusurlu, 6 yaşındaki küçük kız ise ’asli’ kusurlu bulundu. Beylikbağı Cumhuriyet Mahallesi Köroğlu Caddesi’ndeki Bilgi İlkokulu önünde 4 Şubat’ta okul çıkışı servise binmek için yolun karşısına geçmeye çalışan 1. sınıf öğrencisi Ela Tabakoğlu, servis minibüsünün çarpması sonucu olay yerinde hayatını kaybetmişti. Gözaltına alınan sürücü İ.C. (46) tutuklanırken, küçük kızın cenazesi memleketi Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Basat köyünde toprağa verilmişti. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca, küçük Ela’nın ölümüyle sonuçlanan kazaya ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede yer alan kaza tespit ve bilirkişi raporlarına göre, olay günü saat 12.50 sıralarında, 41 P 3597 plakalı servis aracıyla 2232. Sokak üzerinden 2230. Sokak’a sağa dönüş yapan sürücü İ.C.’nin, aracın hareket ettiğini fark edip sağ taraftan koşarak gelen küçük kıza çarptığı belirtildi. İddianamede, sağ ön kapı hizasına gelen Ela Tabakoğlu’nun sürücünün ’kör noktasında’ kaldığı ve sağ ön tekerleğin yan kısmının çarpması sonucu aracın altında kalarak vefat ettiği kaydedildi. Küçük Ela ’asli kusurlu’ bulundu Olayla ilgili hazırlanan kaza tanzim tutanağı da iddianamede yer aldı. Tutanakta, tutuklu sanık İ.C.’nin sağa dönüş kurallarını ihlal ettiği, hayatını kaybeden küçük Ela’nın ise KTK 68/1-C (Yaya yollarında, geçitlerde veya zorunlu hallerde, taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları) kuralını ihlal ettiği belirtildi. Bilirkişi raporunda ise İ.C.’nin olayda ’tali kusurlu’ olduğu, hayatını kaybeden Ela Tabakoğlu’nun ise ’asli kusurlu’ olduğunun tespit edildiği vurgulandı. "Vatandaşlar aracıma vurunca durumu anladım" İddianamede ifadesine yer verilen tutuklu sürücü İ.C., olay günü okulda servis çektiğini ve aracı hareket ettirdikten sonra arkasından gelen küçük kızı görmediğini savundu. Yolda sağa döndüğü esnada çevredeki vatandaşların aracına vurması üzerine durumu fark ettiğini ve Ela’nın aracın altında kaldığını anladığını belirten sürücü, yaşananlardan dolayı pişman olduğunu dile getirdi. Anne Serpil (35) ve baba Fatih Tabakoğlu’nun (36) ise şüpheliden davacı ve şikayetçi oldukları iddianamede belirtildi. İddianamede, şüphelinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek taksirle ölüme sebebiyet verdiği belirtilerek, 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve ehliyetine el konulması talep edildi.
İstanbul Türk Telekom 5G ile sanatta yeni bir devrin kapısını araladı "Herkes İçin 5G" vizyonu doğrultusunda yenilikçi uygulamalar geliştiren Türk Telekom, ’Devrim Erbil Dijital Resim Sergisi’ni ana destekçisi olduğu Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) sanatseverlerle buluşturdu. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin’in ev sahipliğinde gerçekleşen açılış, 5G teknolojisiyle gerçek ve sanal ortamın eş zamanlı deneyimlenebildiği yenilikçi bir sergi deneyimine sahne oldu. Türk Telekom, sağlıktan tarıma, sanayiden spora ve kültür-sanata kadar pek çok alanda yenilikçi çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. 5G çağının sunduğu imkânlarla uygulamalarına hız veren Türk Telekom, "Herkes İçin 5G" vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği, sanat ve teknolojiyi aynı potada buluşturarak yeni nesil bir deneyim sunan ’Devrim Erbil Dijital Resim Sergisi’ni açtı. Türk Telekom’un teknoloji sponsoru ve ana destekçisi olduğu Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM), Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin’in ev sahipliğinde gerçekleşen açılışta ziyaretçiler, gerçek ve sanal dünyanın eş zamanlı kurgulandığı deneyimle buluştu. Proje kapsamında Devlet Sanatçısı Devrim Erbil’in, İstanbul’un simge yapılarını özgün üslubuyla yorumladığı eserleri fiziksel mekânda sanatseverlerle buluşurken, 5G teknolojisinin sağladığı yüksek hız ve düşük gecikme avantajıyla sanal gerçeklik (VR) ortamına birebir taşındı. Böylece ziyaretçiler, yalnızca izleyen değil, eserin içine dahil olan bir deneyim yaşayarak İstanbul’un büyüleyici silüeti içinde çok katmanlı bir yolculuğa çıktı. 5G teknolojisinin kültür ve sanat alanındaki potansiyelini somut bir deneyime dönüştüren sergi, şirketin gelecek vizyonunu ortaya koyuyor. "5G ile hayatın her alanında dönüşüm sağlıyoruz" Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Şirket olarak iletişimin her çağında olduğu gibi 5G çağının da öncüsü konumundayız. Uzun yıllara dayanan altyapı yatırımlarımız ve yenilikçi uygulamalarımızla 5G’yi yalnızca bir teknoloji değil; endüstriden sanata, eğitimden sağlığa kadar geniş bir ekosistemde dönüşüm sağlayan stratejik bir kaldıraç olarak konumlandırıyoruz. Türkiye’nin dijital geleceğini inşa ederken toplumsal fayda üretmeye odaklanıyor, bu vizyonumuzu somut projelerle hayata geçiriyoruz. Devrim Erbil Dijital Resim Sergisi de bu yaklaşımımızın güçlü bir yansıması niteliğinde. Bu projeyle, Devrim Erbil’in eserlerini 5G destekli dijital ortamla buluşturarak sanatın mekândan bağımsız hale gelmesine katkı sağlıyor, sanatçı ile sanatseverler arasında yeni nesil bir etkileşim alanı oluşturuyoruz. Gerçek ve sanal dünyanın eş zamanlı deneyimlenebildiği bu model, 5G’nin yüksek hız, düşük gecikme ve ileri bağlantı kabiliyetini somut bir deneyime dönüştürürken; kültür ve sanat alanında yeni nesil uygulamaların da önünü açıyor. Şirket olarak 5G’nin sunduğu imkânlarla geleceğin dijital dünyasını bugünden inşa etmeye devam ediyoruz" dedi. Dünyada ilk kez 5G teknolojisiyle kesintisiz ve gerçek zamanlı bir sanat deneyimi Serginin teknoloji altyapısını oluşturan 5G, ultra düşük gecikme, yüksek hız ve geniş kapasite avantajlarıyla fiziksel ve dijital dünyayı eş zamanlı olarak buluşturdu. Ziyaretçiler, İstanbul’un simge yapılarını konu alan eserlerin içinde serbestçe hareket edebilirken; istedikleri noktaya yönelip detayları çok yüksek çözünürlükte anlık olarak inceleyebildi. 5G’nin sağladığı akıcılık sayesinde deneyim, kesintisiz ve doğal bir akışta gerçekleşerek sanatla kurulan bağı daha derin ve etkileyici hale getirdi.
Konya Karatay’da mavi balonlar gökyüzüne bırakıldı Konya’nın merkez Karatay ilçe Belediye Başkanı Hasan Kılca, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında otizmli çocuklar ve aileleriyle bir araya geldi. Etkinlikte otizmin simgesi olan mavi balonlar gökyüzüne bırakılarak toplumsal farkındalığa dikkat çekildi. Karatay Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen program, otizmli çocuklar ve aileleri için anlamlı bir buluşmaya sahne oldu. Çocuklarla yakından ilgilenen Başkan Hasan Kılca, onların mutluluğuna ortak oldu. Programa; Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca’nın yanı sıra Konya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Arif Topal, Karatay İlçe Milli Eğitim Müdürü Turan Kayacılar ile otizmli bireyler ve aileleri katıldı. Kılca: Özel bireylerimiz ve ailelerimizin her zaman yanındayız Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, programda yaptığı konuşmada özel bireyler ve ailelerine yönelik desteklerin artarak devam edeceğini vurguladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nün gözetimindeki çocuklarla bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu ifade eden Başkan Kılca, geçtiğimiz hafta da down sendromlu bireylerle, Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde bir etkinlik gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Karatay’da yürütülen tüm çalışmalarda kamu kurumlarıyla birlikte hareket ettiklerini belirten Kılca, "Özel çocuklarımızı, özel bireylerimizi ve ailelerimizi her zaman önceliğimiz olarak görüyoruz. Kamu kurumlarımızla birlikte yürüttüğümüz hizmetlerde hem ulaşılabilir olmayı önemsiyor hem de ailelerimizin yükünü hafifletmek için gayret ediyoruz" dedi. Ailelerin büyük bir özveri ve sabırla çocuklarını yetiştirdiğine dikkat çeken Hasan Kılca, tüm aileleri tebrik ederek, "Sizlerin emeği çok büyük. Gösterdiğiniz şefkat, sabır ve özveri her türlü takdirin üzerindedir. Allah gücünüzü artırsın" ifadelerini kullandı. Kılca, özel bireylerin gelecekte kendi ayakları üzerinde durabilen, vatana ve millete faydalı bireyler olarak yetişmelerinin en büyük temennileri olduğunu sözlerine ekledi. Programın sonunda protokol üyeleri, çocuklar ve aileler hep birlikte mavi balonları gökyüzüne bırakarak otizme dikkat çekti.