KÜLTÜR SANAT - 03 Ekim 2023 Salı 09:11

(Özel) 2400 yıl önceki ekonomik zorlukları kazıdaki iskeletlerden belirlediler

A
A
A
(Özel) 2400 yıl önceki ekonomik zorlukları kazıdaki iskeletlerden belirlediler

Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Dalyan köyündeki 2 bin 400 yıllık Alexandria Troas Antik Kenti’nde 2023 yılı kazı çalışmalarında en son yaşam evresinin izleri ortaya çıkarılıyor. Yapılan çalışmalarda; kentin ekonomisinin tamamen küçüldüğü, nüfusunun büyük ölçüde azaldığı, beslenmenin büyük bir sorun olduğu bir dönem tespit edilirken, bölgedeki birkaç mezarda ele geçen iskeletler üzerinde yapılan analizlerle bu durum teyit edildi. Kısıtlı beslenmeden kaynaklanan bir takım hastalıkların yaşandığının da iskeletler üzerinden belirlendiği kaydedildi.


Alexandria Troas Antik Kenti Kazı Başkanı Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Öztepe, “Antik kentte çok uzun soluklu bir yaşam süreci olmuş, Milattan Önce 4’üncü Yüzyılda başlayıp, yani günümüzden 2 bin 400 yıl önce kurulmuş. Milattan Sonra 14’üncü Yüzyıla kadar yani günümüzden ise yaklaşık 800 yıl öncesine kadar yaşam sürmüş. Bu kadar bir uzun süreçte biz arazideki kazılarda mimari katmanlar olarak görüyoruz. Şu anda kentteki en son yaşam evresinin izlerini ortaya çıkarıyoruz" dedi.



Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Dalyan köyündeki Alexandria Troas Antik Kenti’nde kazı çalışmaları 18 Temmuz tarihinde başladı. Kazı çalışmaları 2011 yılından bu yana Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Öztepe başkanlığındaki ekiple sürdürülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izni ve maddi desteğinin yanı sıra Türk Tarih Kurumu, Ankara Üniversitesi ve Çanakkale Valiliği’nin desteklediği Alexandria Troas Antik Kenti’ndeki kazı çalışmaları bu yıl kentin merkezi konumunda olan forum merkezi ile forum merkezinin çeşitli noktalarında devam ediyor.


Alexandria Troas Antik Kenti Kazı Başkanı Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Öztepe, “Antik kentte çok uzun soluklu bir yaşam süreci olmuş, Milattan Önce 4’üncü Yüzyılda başlayıp, yani günümüzden 2 bin 400 yıl önce kurulmuş. Milattan Sonra 14’üncü Yüzyıla kadar yani günümüzden ise yaklaşık 800 yıl öncesine kadar yaşam sürmüş. Bu kadar bir uzun süreçte biz arazideki kazılarda mimari katmanlar olarak görüyoruz. Şu anda arkadaşlar kazı çalışmalarında kentteki en son yaşam evresinin izlerini ortaya çıkarıyorlar. Burada artık kentin ekonomisinin tamamen küçüldüğü, nüfusunun büyük ölçüde azaldığı, beslenmenin büyük bir sorun olduğu bir dönem yaşanıyor. Biz bunu geçtiğimiz yıllarda şu anda kazı yapılan bölgedeki birkaç mezarda ele geçen iskeletler üzerinde yapılan analizlerle de teyit etmiş durumdayız. Antropolog arkadaşlarımız kısıtlı beslenmeden kaynaklanan bir takım hastalıklar yaşadığını tespit etti. Bu yıl ve her zamanda aslında kentin ilk karşılaştığımız mimari katmanı hemen yürüme zemini altındaki bu evredir” dedi.


Bölgenin tarihlendirmesi hakkında da bilgi veren Kazı Başkanı Prof. Dr. Erhan Öztepe, “Tarihlendirme olarak şuanda bize en yakın dönem yaklaşık 800 ile 1000 yıl öncesine kadar gidiyor. Sonrasında kent terk edilmiş. Arada uzunca bir sessizlik dönemi var, iskan açısından. Bu dönemin mimarisi çok derme çatma. Anadolu’da bu pek çok yerde karşımıza çıkabilir. Sağda solda önemini yitirmiş binalardan getirilmiş, mimari elemanlar, bloklar, çamur harcıyla, belki tabanları sıkıştırılarak birer mekan haline getirilmiş vaziyette ortaya çıkıyor. Ve bunların çatı sistemleri büyük ölçü de ahşap olmalı. Çünkü çiviler buluyoruz. Birbirine bağlamak için kullanılan. Ve çatı kiremitlerine rastlıyoruz. Bu yüzyıla tarihlendirebilecek. Elimizde sadece temel duvarları ve sıkıştırılmış zeminleriyle karşımıza çıkan zayıf bir mimari dönem” diye konuştu.



(Özel) 2400 yıl önceki ekonomik zorlukları kazıdaki iskeletlerden belirlediler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne Edirne’de nehirlerde taşkın riski: Tunca ve Meriç Köprüsü ulaşıma kapatıldı EDİRNE (İHA) – Edirne’de artan su seviyesi nedeniyle Tunca ve Meriç Köprüsü tedbir amaçlı araç ve yaya trafiğine kapatıldı. Nehirlerdeki su seviyesi risk oluşturacak şekilde artmaya devam ederken, şehiriçinde ulaşımı sağlayan tarihi köprüler ikinci bir duyuruya kadar ulaşıma kapalı kalacak. Edirne’de son günlerde etkili olan yağışların ardından Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinde su seviyeleri ciddi şekilde yükseldi. Açıklanan son verilere göre Arda Nehri’nde debi 558 metreküp/saniye seviyesine ulaştı. Tunca Nehri’nde debi 212 metreküp/saniyeden 193 metreküp/saniyeye gerilerken, iki nehrin birleşimiyle oluşan Meriç Nehri’nde debi pik noktada 1386 metreküp/saniyeye çıktı. İpsala’da ise ölçümler 1468 metreküp/saniye olarak kaydedildi. Edirne’nin Karaağaç Mahallesi’ne ulaşımın sağlandığı Tunca Köprüsü’nün tedbir amaçlı olarak araç ve yaya trafiğine kapatıldı. Meriç ile Tunca arasında kalan Ada bölgesinde ise kısmi taşkın yaşandığı belirtildi. Ekiplerin teyakkuz halinde olduğu ve gelişmelerin yakından takip edildiği belirtildi. Edirne Valisi Yunusu Sezer, Afet ve Acil Durum İl Müdürlüğü’nde (AFAD) gerçekleştirdiği toplantı sonrası beraberindekilerle birlikte Tunca ve Meriç Nehri’nde incelemelerde bulundu. "Geriye doğru bir tepmek söz konusu" Bulgaristan’daki barajlardan bırakılan suların da etkisiyle Edirne’de debilerde artış yaşandığını belirten Edirne Valisi Sezer, "Özellikle Arda nehrimizde debi 552 metreküpe ulaşmış durumda. Tunca Nehri’nde ise aşağı yönlü bir düşüş var. 212 metreküplerden 197 metreküplere geriledi. Ancak bu iki nehrin Meriç’te birleşmesiyle birlikte Meriç Nehri’nde debi 950 metreküpler seviyesinden 1365 metreküpe kadar yükseldi. İpsala bölgesinde ise 1456 metreküp seviyelerine ulaşmış durumda. Bu ne anlama geliyor? Kirişhane bölgesinde ilk kez 1365 metreküp seviyesini gördük. Meriç Nehri’ndeki suyun yükselmesi nedeniyle, Tunca Nehri’yle birleştiği noktada geriye doğru bir tepmek söz konusu. Dolayısıyla Meriç ve Tunca nehirleri arasında kalan ada kısmında taşkın riski oluşmuş durumda" dedi.