ÇEVRE - 02 Şubat 2025 Pazar 10:39

Çanakkale Boğazı’nın kabusu müsilaj 5 yıl sonra geri döndü

A
A
A

Çanakkale Boğazı’nda 2020 yılından sonra yeniden etkisini göstermeye başlayan müsilaj (deniz salyası), Çanakkale Boğazı ve kıyılarında tekrar görülmeye başladı. Çanakkale Boğazı’nı sarmaya başlayan müsilaj kabusu dron ile görüntülendi.

Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Temel Bilimler Bölüm Başkanı ve Çanakkale Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Büyükateş, mevcut hava şartlarının devam etmesi halinde 2020 yılında yaşanan müsilaj olayına benzer bir durumun tekrar ortaya çıkabileceğini belirtti. Müsilajın Marmara bölgesi ve Çanakkale Boğazı’nın büyük bir bölümünün etkileyeceğini de dikkat çeken Büyükateş, müsilajın ekosistem, balıkçılık ve turizm faaliyetleri üzerinde ciddi olumsuz etkileri olacağını, balıkçılık sektöründe, balıkçı ağlarının müsilaj ile kaplanması, yetiştiricilik sistemlerinde filtrelerin tıkanması ve midyelerin üzerinin kaplanması gibi sorunlar yaşanabileceğini söyledi. Büyüktaş, turizm sektöründe ise denizde oluşan jelimsi yapışkan oluşum içerisinde insanların yüzmek istemeyeceklerini ve bakteriyel parçalanma nedeniyle açığa çıkan kötü görüntü ve kokunun da turizm faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyebileceğini vurguladı.

Çanakkale Boğazı’nın kabusu müsilaj 5 yıl sonra geri döndü

Bilim insanlarının uzun süredir uyardığı deniz kirliliği ve buna bağlı olarak oluşan müsilaj, özellikle Marmara Denizi’nde ciddi ekolojik zararlara neden olmuştu. Arıtma sularının denize deşarjı ve deniz ulaşımı sağlayan taşıtların oluşturduğu kirlilik, zamanla deniz ekosistemini tehdit eden bir hastalığa dönüştü. 2020 yılında müsilaj, deniz tabanından su yüzeyine çıkarak görünür hale geldi. Çanakkale Boğazı’nı sarmaya başlayan müsilaj dron ile görüntülendi. Büyükateş, mevcut hava şartlarının devam etmesi halinde 2020 yılında yaşanan müsilaj olayına benzer bir durumun tekrar ortaya çıkabileceğini belirtti. Büyükateş, müsilajın ekosistem, balıkçılık ve turizm faaliyetleri üzerinde ciddi olumsuz etkileri olacağına dikkat çekti. Balıkçılık sektöründe, balıkçı ağlarının müsilaj ile kaplanması, yetiştiricilik sistemlerinde filtrelerin tıkanması ve midyelerin üzerinin kaplanması gibi sorunlar yaşanabileceğini ifade etti. Turizm sektöründe ise, denizde oluşan jelimsi yapışkan oluşum içerisinde insanların yüzmek istemeyeceklerini ve bakteriyel parçalanma nedeniyle açığa çıkan kötü görüntü ve kokunun da turizm faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyebileceğini vurguladı.

Çanakkale Boğazı’nın kabusu müsilaj 5 yıl sonra geri döndü

Deniz ekosistemi tehlike altında

Büyükateş, en büyük sorunun deniz ekosisteminde yaşandığını belirterek, denizel sistemde sahte bir dip yapısı oluşturduğunu dile getirerek, "Bu sebeple özellikle balıkların hem beslenmesine hem üremesi hem de göçleri üzerine negatif etkileri olmakta. Deniz dibini kaplayarak deniz çayırlarının, mercanların, çift kabuklu yumuşakçaların üzerini, balıkların yuvalarını, yumurtaların üzerini örtebilir. Dolayısıyla oksijen alışverişinde sıkıntılarla karşılaşılır. Askıda katı madde yükü fazla olduğu için denizel sistemde ışık geçirgenliğini etkileyip, fotosentez mekanizması üzerinde negatif etkisi söz konusudur. Bu nedenlerle denizel besin ağında sorunlar oluşur ve biyolojik çeşitlilik üzerine olumsuz etkileri görülebilir" dedi.

Kontrolsüz tarım uygulamaları müsilajı tetikliyor

Müsilajın oluşumunda kontrolsüz tarımın da etkili olduğuna dikkat çeken Büyükateş, yoğun azotlu ve fosforlu gübre kullanımının, pestisit ve herbisitlerin bilinçsizce uygulanmasının denizel ekosisteme zarar verdiğini belirtti. Yağışlarla birlikte bu kimyasalların denizlere taşındığını, bunun sonucunda da deniz ekosistemindeki azot ve fosfor miktarının artarak planktonik organizmaların kontrolsüz bir şekilde çoğalmasına ve ötrofikasyona yol açtığını söyledi.

Çanakkale Boğazı’nın kabusu müsilaj 5 yıl sonra geri döndü

"Kalıcı çözüm için farkındalık artmalı"

Müsilaj sorununa kalıcı çözümler bulunması için farkındalığın artırılmasının önemine vurgu yapan Büyükateş, bölgeler bazında eylem planlarının oluşturulması gerekiyor. Endüstriyel sanayinin yoğun olduğu bölgelerle tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgelerde uygulanacak önlemlerin farklılık göstermesi gerekiyor. Özellikle tarımsal kaynaklı kirlenmeyi önlemek için sürdürülebilir ve akıllı hassas tarım uygulamalarına geçiş önemli. Bunun yanı sıra, atık arıtma tesislerinin etkin çalıştırılması ve sanayi tesislerinin atıklarını düzgün bir şekilde bertaraf etmesi gerekiyor. Bireysel olarak ise fosfor bazlı sentetik deterjan kullanımını azaltmak, atıkları minimum seviyeye indirmek ve geri dönüşümü benimsemek gibi önlemler alınabilir" diye konuştu.

"Balıkçılıkta önemli tedbirler alınmalı"

Prof. Dr. Yeşim Büyükateş, müsilajın Marmara Bölgesi ve Çanakkale Boğazı’nın büyük bir bölümünü etkileyebileceğini belirterek, meteorolojik şartlarda ani bir değişiklik olmadığı takdirde sorunun devam edeceğini öngördüklerini belirtti. Nisan ayında başlayacak av yasağına kadar balıkçılığı bir miktar etkileyebileceğini ancak sonrasında toparlanmanın mümkün olacağını, balıkçılığın sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini, alanında uzman bilim insanları ile birlikte çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.

Çanakkale Boğazı’nın kabusu müsilaj 5 yıl sonra geri döndü

Yat limanındaki müsilaj yoğunluğu da görüntülendi

Çanakkale Boğazı’nı sarmaya başlayan müsilaj, Çanakkale’de kordonboyundaki yat limanını da adeta sardı. Yat limanı ve balıkçı teknelerinin yanaştığı bölge tamamen müsilaj ile kaplanırken, bu anlar fotoğraf sanatçısı Cihan Kurnaz tarafından dron ile görüntülendi.

Mustafa Suiçmez - Murat Yüksel

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ta "Medeniyetler beşiği" Ani’ye ziyaretçi akını Kars’ta bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ani Ören Yeri, 2025 ve 2026 verileriyle ziyaretçi sayısındaki artışı gözler önüne serdi. "Medeniyetler beşiği", "dünya kenti", "bin bir kilise" ve "40 kapılı şehir" olarak da anılan tarihi alan, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini görüyor. Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan ve geçmişte birçok medeniyete ev sahipliği yapan Ani Ören Yeri’ni 2025 yılında 156 bin 625 kişi ziyaret etti. 2026 yılının ilk üç ayında ise 42 bin kişi bölgeyi gezerek tarihi atmosferi yerinde deneyimledi. Mart ayının sonlarına beyaza bürünen ören yeri, havadan görüntülendi. Özellikle bahar aylarının gelmesine rağmen karla kaplı beyaz örtüsünü koruyan Ani Ören Yeri’nde ziyaretçi sayısında gözle görülür artış yaşanırken, ören yerindeki tarihi yapılar turistlerin ilgisini çekiyor. Ani Katedrali, Ebu’l Menuçehr Camii ve sur kalıntıları başta olmak üzere birçok eser, ziyaretçilere adeta açık hava müzesi deneyimi sunuyor. Kars turizminin en önemli ayaklarından biri olan Ani Ören Yeri, sadece tarihi dokusuyla değil, eşsiz coğrafyasıyla da dikkat çekiyor. Arpaçay Nehri kıyısında yer alan bölge, ziyaretçilere hem kültürel hem de doğal güzellikleri bir arada sunuyor. Ani Ören Yeri’ne her geçen gün ilginin daha da arttığını belirten Kars Turizm Birliği Başkanı Halit Özer, "Koruma listesinde olan Ani Ören Yeri’ni 2025 yılında ziyaretçi sayısını artırdı. 2025 yılında 147 bin yerli, 9 bin 625 yabancı olmak üzere toplam 156 bin 625 yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapmıştır. Tabi bununla birlikte tarihi ve kültürün önemli bir rotasyonu olan Ani Ören Yeri’nde her geçen gün ziyaretçi sayısı fazlalaşmakta, ören yerinde geçmişten bu tarafa yapılan Ani kazı çalışmaları da halen sürdürülmekte, bu kazı çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte ilimizde yabancı ve yerli turist sayısının katlayarak gideceğini göreceğiz" dedi. Kars’ta turizm hareketliliğinin artmasıyla birlikte konaklama, yeme-içme ve ulaşım sektörlerinde de yoğunluk yaşanırken, esnafın yüzü gülüyor. Ani Ören Yeri’nin yılın 4 mevsimi ziyaret edilebilmesi ise Kars turizmini canlı tutuyor. Öte yandan, Ani Ören Yerini 2025 yılında 147 bin yerli, 9 bin 625 yabancı olmak üzere toplam 156 bin 625 kişi ziyaret etti. 2026 yılının ilk 3 ayında ise Ani Ören Yeri 42 bin kişiye kapılarını açtı.