KÜLTÜR SANAT - 05 Ocak 2026 Pazartesi 15:39

Çanakkale Savaşları’nın Gazi Kalesi Seddülbahir Kalesi Avrupa’nın en prestijli ödülü EMYA 2026’ya aday

A
A
A
Çanakkale Savaşları’nın Gazi Kalesi Seddülbahir Kalesi Avrupa’nın en prestijli ödülü EMYA 2026’ya aday

Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda bir asır sonra restorasyon çalışmalarıyla ayağa kaldırılan, Çanakkale Boğazı’nı geçmek isteyen itilaf devletlerinin 3 Kasım 1914’te ilk bombaladığı yer olan ilk şehitlerin verildiği Seddülbahir Kalesi Avrupa’nın en prestijli müzecilik programlarından biri olan European Museum of the Year Award (EMYA) 2026’ya aday gösterildi.


IV. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından yaptırılan Seddülbahir Kalesi, 17. yüzyıl kalesidir. Tarihin en kanlı savaşları arasında yer alan ve Mehmetçiğin kahramanlığı sayesinde ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nda, Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, boğazın güvenliğinde çok önemli rol oynadı. 109 yıl önce ’yedi düvel’e karşı Mehmetçik ile beraber karşı koyan kale, isabet eden top atışlarıyla gazi oldu.


Çanakkale Boğazı’nı geçmek isteyen itilaf devletlerinin gemilerinden atılan top mermileri ile büyük hasar alan Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, aradan geçen bir asırlık zaman diliminde doğa şartları nedeniyle zarar gördü. Harap haldeki kaleyi ayağa kaldırıp, açık hava müzesi haline getirmek için Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nca 2015 yılında başlatılan restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmaları tamamlandı. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 108’inci yıldönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyarete açıldı. Seddülbahir Kalesi Müzesinde, ziyaretçiler kalenin 17. yüzyıldan bugüne kadarki tarihi hakkında bilgilendiriliyor. Ziyaretçiler, Çanakkale Savaşları’nın ilk şehitlerinin yer aldığı kabristanı ziyaret edip, 1915 Çanakkale Savaşları’nın bu kalede yaşanan kısımlarını, o dönemin savaş malzemelerini, belgelerini inceleyebiliyor. Seddülbahir Kalesi’nin restorasyon ve kazı çalışmaları sırasında çıkan Osmanlı asker künyeleri, Fransız cep saati, Osmanlı el bombası, Krupp topu namlu temizleme harbisi, Fransız ve Senegal asker palaları, Osmanlı mavzer süngüleri, Osmanlı süngü kını, Osmanlı palaska barutluğu, Osmanlı, Fransız ve Avustralya Asker Üniforması kol düğmeleri, mermiler ve Fransız mühimmat sandığı ile savaşın izleri yaşatılıyor.


Seddülbahir Kalesinin Avrupa’nın en prestijli müzecilik programlarından biri olan European Museum of the Year Award (EMYA) 2026’ya aday gösterilmesini değerlendiren Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale Tarihi Alan’da bulunan Seddülbahir Kalesi, Avrupa’da yılın en iyi müzesi ödülüne aday oldu. Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un da duyurduğu gibi, Haziran ayında İspanya’da yapılacak olan yarışmanın sonucunda Seddülbahir Kalesi’nin Avrupa’da yılın en iyi müzesi ödülünü alacağını düşünüyoruz. Tarihi Alan Başkanlığı olarak çok heyecanlıyız, çok da iddialıyız. Çünkü Tarihi Alan Başkanlığı olarak Çanakkale’deki bütün tarihi mekanları özgürlüğünü koruyarak ama modern bir bakışla ziyarete açık hale getiriyoruz ve bütün tarihi mekanlara müze konseptinde işlev veriyoruz. Bugüne kadar da çok başarılı işler ortaya çıktı" dedi.


Seddülbahir Kalesi’nin tarihi bir derinliğe sahip olduğunu belirten Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Tabii ki Seddülbahir Kalesi’nin tarihi derinliği var. Seddülbahir Kalesi, yüzyıllar boyunca Çanakkale Boğazı’nın girişinde, Çanakkale Boğazı’na muhafızlık etmiş tarihi bir mekandır. Aynı zamanda Seddülbahir Kalesi, Çanakkale savaşları sırasında gazi olmuş, o büyük savaşa tanıtlık etmiş, o büyük zaferi görmüş gazi bir mekandır. Tarihi Alan Başkanlığı olarak restorasyonundan sonra 2023 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın da teşrifleriyle hizmete açmış olduğumuz Seddülbahir Kalesi çok kısa bir zaman içerisinde gerçekten çok ziyaret edilen ve o manevi atmosferi aktarabilen bir müze haline geldi. İçi çok özgün bir şekilde teşhir ve tanzim edildi. Bu da ilgili otoriterler tarafından değerlendirilerek Avrupa’da yılın en iyi müzesine EMYA ödülüne aday gösterildi. Umuyorum ki hem Çanakkale’nin hem de Türkiye’nin yüzünü ağartacak bir ödülle, Avrupa’nın en iyi müzesi ödülüyle döneriz Türkiye’ye. Biz de Tarihi Alan Başkanlığı olarak büyük bir mutluluk duyarız. Bütün çalışmalarımızda Kültür ve Turizm Bakanlığımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zaman desteğini görüyoruz. Çanakkale Tarihi Alan’ı dünyanın en iyi korunmuş, en büyük açık hava müzesi haline getirmek istiyoruz" diye konuştu.


Seddülbahir Kalesi yapımında bir kadın dokunuşu olduğunu ve bunun da kalenin özelliğini arttırdığını kaydeden İsmail Kaşdemir sözlerine şöyle devam etti:


"Seddülbahir Kalesi aynı zamanda bir savunma yapısı olarak bir hanımefendi, bir kadın tarafından yaptırılmıştır. Bu da Türk tarihinde çok önemli bir noktadır. 4. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından inşa ettirilmiş bu kale, yıllarca hem Çanakkale Boğazı’na muhafızlık etmiş, hem de Mehmetçiğin ayak izlerine sahip olmuş, hem de tarihi hatıraları duvarlarında barındıran tarihi bir mekandır. Dolayısıyla Seddülbahir Kalesi’nin aynı zamanda bir kadın tarafından yaptırılmış olması da kalenin özelliğini arttırmaktadır."


Seddülbahir Kalesi


Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı Seddülbahir Köyü’nde yer alan, 1. derece arkeolojik-askeri-harp tarihi-kentsel sit alanında bulunan Seddülbahir Kalesi, Gelibolu Yarımadası’nın en güney ucunda bulunmaktadır. Kale, Tarihi Alan içinde yer almakta olup Boğaz’a girişte Ertuğrul (Cape Helles) ve Morto Koyları arasında kalan burun üzerindedir. Seddü’l-bahr yani ’denizin seddi’ anlamına gelen yaklaşık 22 bin metrekarelik alanda konumlanmış kalenin Venedik saldırılarına karşı 17’nci yüzyılda, Osmanlı tarihinde banisi (yaptıranı) kadın olan ilk askeri yapı olma özelliği taşıması bakımından önemli olup, Hatice Turhan Sultan (IV.Mehmed’in annesi) tarafından 17. Yüzyılda inşasına başlanmıştır. Kale, topografik durumu nedeniyle asimetrik düzensiz bir plan özelliğine sahiptir. Kalenin dört köşesinde birer, kuzey batı köşesinde de bir olmak üzere 5 burcu vardır. Bu burçlar birbirlerine sur duvarlarıyla bağlanmıştır. Kalede güney doğudan kuzey batıya 3 kademeli sur ile hisar peçe oluşur.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Osmangazi’de Mahalle Buluşmalarıyla Hizmet Sahada Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, mahalle buluşmaları kapsamında Osmangazi’deki 8 mahallenin sakinleriyle bir araya gelerek vatandaşların talep ve önerilerini yerinde dinledi. Başkan Aydın, düzenlenen buluşmalarla ilçede hizmet kalitesini artırmayı ve ihtiyaçlara daha hızlı çözüm üretmeyi amaçladıklarını ifade etti. Vatandaşlara kaliteli hizmet sunabilmek için gece gündüz çalışan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, düzenlediği mahalle buluşlarına bir yenisini daha ekledi. Sorunlarını yerinde dinleyerek çözümler ürütmek için İvazpaşa, Mollafenari, Alaaddin, Osmangazi, Maksem, Mollagürani, Alacahırka ve Alipaşa mahallesi sakinleriyle kahvaltı programında bir araya gelen Başkan Aydın’a CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz’ün yanı sıra Osmangazi Muhtarlar Derneği Başkanı Burhan Mandacı, belediye başkan yardımcıları ile mahalle muhtarları eşlik etti. Toplantı kapsamında mahalle sakinleri yaşadıkları bölgelerde yapılmasını istedikleri çalışmaları dile getirirken, muhtarlar da öncelikli ihtiyaçları Başkan Aydın’a iletti. Gelen istek ve talepleri tek tek not aldıran Başkan Erkan Aydın, imkanlar dahilinde sorunların en kısa sürede çözüleceğinin sözünü verdi. "En Büyük Sermaye İnsandır" Mahalle buluşmalarını gerçekleştirmeye devam edeceklerini ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerine şu şekilde devam etti: "Kahvaltılı mahalle buluşmalarını önceden planlamıyoruz. Bir gün öncesinden mahalle muhtarımızı arıyor, ertesi sabah için program yapıyoruz. Müsait olan mahalle sakinlerimizi de bu buluşmalara davet ediyoruz. Şu ana kadar 40’ın üzerinde mahalle buluşması gerçekleştirdik. Bazen haftada üç gün, bazen bir ya da iki gün bu programları yapıyoruz. Siyasette, muhtarlıkta, dernekçilikte ya da spor kulübü yöneticiliğinde en büyük sermaye insandır. Ne kadar çok insanla bir araya gelir, sahadan gelen görüşleri dinlerseniz o kadar doğru ve kaliteli çözümler üretirsiniz. Eleştirileri dikkate alır, eksikleri görür ve hizmeti daha iyi hale getirmek için daha fazla çaba gösterirsiniz." Müdürler, başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve mahalle temsilcileriyle birlikte sorunları çözmek için yoğun mesai harcadıklarını belirten Başkan Aydın, "Görev süresinin iki yılı dolmak üzere. Bu sürenin hızlı geçtiğini görüyoruz. Eğer siz makamdan çıkmaz, halktan kopuk olursanız, gelen talepleri duymazsanız ya da insanların sorunlarına kulak vermezseniz bu işi sürdürülebilir kılmak mümkün olmaz. Biz, demokrasinin ve yerel yönetimin temelinde insan ilişkilerinin yer aldığı bilinciyle hareket ediyoruz. Bu işin kuralı bu. Eleştiri ya da övgü ayrımı yapmadan vatandaşlarımızı yerinde dinliyor, geri bildirimleri alıyor ve çalışmalarımızı bu doğrultuda düzenliyoruz" ifadelerine yer verdi. Mahalle sakinleri ise Başkan Aydın’ın gerçekleştirdiği ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Gaziantep Yemeni ustaları tarihi dizi ve filmler sayesinde dünyaya açıldı Hollywood filmlerinin yanı sıra son yıllarda tarihi film ve dizilerin kostümü arasına el yapımı yemeni ayakkabı ve çarıklar, yemeni üreticisinin yüzünü güldürüyor. Gaziantep’te deriden üretilen el emeği göz nuru yemeni ayakkabı ve çarıklar, dünyaca ünlü filmlerin ve Türkiye’deki tarihi dizilerde kostüm olarak kullanılıyor. Anadolu’nun yöresel el dikimi deri ayakkabısı olan yemeni, üretilen yeni tasarım, model ve renklerle Avrupa ülkelerine kadar ihracat ediliyor. Asırlardır ustaların maharetli ellerinde büyük zahmetlerle hazırlanan, son yıllarda tasarlanan yeni model ve çeşitli renkleriyle dikkat çeken yemeni ayakkabılar, Gaziantep’ten tüm dünyaya yayıldı. Unutulmaya yüz tutan meslekler arasına girdiği dönemde dünyaca ünlü Hollywood filmlerinin yanı sıra tarihi Türk dizilerinde sık sık tercih edilmesiyle birlikte yeniden yaygınlaşan yemeni ayakkabılar, yurt içi ve yurt dışındaki diziler ile filmlerin kostümü arasına girmeyi başardı. Tamamen el işçiliğiyle üretilen yemeni ayakkabı modelleri hem geleneksel kültürü yaşatıyor hem de dünya sinemasının yanı sıra tarihi dizilere kostüm oluyor. Binlerce yıllık geleneksel el sanatı işçiliğinin günümüzde devam ettirildiği Gaziantep’te yemeni ustaları tarafından bin bir emek ve zahmetle ilmek ilmek üretilen yemeni ayakkabılar, tarihi dizilerin kostümü haline geldi. Gaziantep’in bu kültürel zenginliği sayesinde dünyaya açılan yemeni ustaları, Osmanlı döneminin en önemli ve vazgeçilmez ayakkabılarından olan yemeni ayakkabılar, sağlıklı ve dayanıklı olmasından dolayı özellikle tarihi film ve dizilerde tercih ediliyor. Son yıllarda televizyonlarda tarihe ışık tutan dizilerin yayınlanması, tarihi kostümlere olan ilgiyi de artırmaya başlamasıyla manda, sığır ve keçi derisinden üretilen yemeni ayakkabılarda kostümlerin en önemli ürünü oldu. Tarihi diziler sayesinde ürettiği yemeni ayakkabı ve çarıkları Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Rusya ve Finlandiya gibi ülkelere ihraç eden yemeni ustası Ahmet Pektaş, Türkiye ve dünyada yayımlanan birçok film, dizi ve reklam için yemeni ayakkabı, çarık ve çizme ürettiklerini söyledi. İlkokula gittiği yıllarda başladığı mesleğini yaklaşık 40 yıldır severek sürdürdüğünü belirten Pektaş, yemeni ayakkabıları değişik renklerde özgün modeller tasarlayarak zenginleştirdiklerini ve bu farklı çalışmalar sayesinde, yemeniyi tarihi konuları olan filmler aracılığıyla Gaziantep’ten Hollywood’a ve dünyaya taşımayı başardıklarını vurgulayarak, "2000 yılından beri kendi iş yerimi çalıştırıyorum. Hem sanat öğrenirken bir taraftan da okulumuzu ihmal etmemeye gayret ediyorduk. Ama sanat daha ağır bastı. O zamanki gelişen şartlar ister istemez sanata ağırlık verdik. İmalat yapıyoruz. Yemeni mesleği tarihi bir meslek. 600 senesi biliniyor ve daha eskisi bilinmeyen bir meslek. Sanatımız güzel, eski bir sanat. Mesleğimizi 2000 yılından sonra biraz daha canlandırdık, renklendirdik ve canlandırdık. Eskiden tek çeşit yemeni vardı. Biz çeşit yaptık. Filmlere yemeni yapıyoruz. Her rengini çalışıyoruz. Artık her kesimin giymesine hitap ettik" dedi. Dünyaca ünlü filmlerin yanı sıra tarihi yerli yapımların da kostümlerinde yer alan yemeni ayakkabıları 500 yılık Bakırcılar Çarşısı’nda üretmeye devam ettiğini belirten Pektaş, "Truva filmi ve Yabancı Damat dizisiyle film ve dizilere yemeni ayakkabı modelleri yapmaya başladık. Sonradan bütün filmlerde ve özellikle tarihi filmlerin kostüm altlarına yemeni kullanmaya başladılar. Eski bir sanat olduğu için biz daha çok tarihi diziler için çalışıyoruz. Bu sanat Osmanlı’dan gelme bir sanat olduğu için kostümleri de Osmanlı döneminden kalan mesleklerin ürünleri oluyor. Genellikle yemeni ürettiğimiz filmler, Diriliş Ertuğrul gibi tarih filmler oldu, bu serüven o diziden sonra başladı. Bazı Rus filmleri var. Menajerler aracılığıyla Rusya’daki film ve dizi yapımcılarına ürün yapıyoruz. Onlara çizmeler ve botlar yapıyoruz. Rusya’da tarihi filmlerde çizme kullanılıyor. Biz o çizmeleri yapıyoruz. Süslemelerini kendileri Rusya’da yapıyorlar" şeklinde konuştu.
Tunceli Tunceli’de soğuk kışa sıcak dokunuş: Gençler yaban hayatı için seferber oldu Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde geçler tarafından yoğun kar yağışı nedeniyle yiyecek bulmakta zorlanan yaban hayvanları için doğaya yem bırakıldı. Çemişgezek Kaymakamlığı, Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleştirilen çalışmada, gönüllü gençler yaban hayatına destek olmak amacıyla harekete geçti. Dağ keçileri başta olmak üzere yaban hayatı popülasyonunun yoğun olduğu bölgelerde, gençler tarafından temin edilen ekmek kurusu, buğday ve kemikler hayvanların kolaylıkla ulaşabileceği alanlara bırakıldı. Doğaya ve canlılara karşı duyarlılığın artırılmasını ve korunmasını amaçlayan etkinliğe çok sayıda genç katıldı. Yaban hayatına yem bırakma etkinliğine katılan gençlerden Didem Erisoy, "Çemişgezek’in zengin yaban hayatı hepimiz için büyük bir değer. Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğümüzün koordinasyonunda gerçekleştirdiğimiz bu çalışmayla, sadece hayvanlara yem bırakmadık; aynı zamanda doğayla uyum içinde yaşamanın önemine dikkat çekmek istedik. Amacımız, bu duyarlılığın yaygınlaşması ve herkesin doğaya karşı daha bilinçli hareket etmesi" dedi. "Doğaya sahip çıkmanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğuna inanıyoruz" Gençlerden Zerruk Devebakan,"Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğümüzün koordinasyonunda, Çemişgezek’te yaban hayatını korumak için doğaya yem ve kemik bıraktık. Özellikle kış şartlarında yiyecek bulmakta zorlanan yaban hayvanlarına destek olmayı amaçladık. Doğaya sahip çıkmanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğuna inanıyoruz" şeklinde konuştu. "Bıraktığımız her yem, aslında doğayla kurduğumuz bağın bir ifadesi" Yaban hayatına yem bırakmakla doğayla bir bağ kurduklarını belirten gençlerden Müjde Demir, "Doğa bize ait bir alan değil, bizim de parçası olduğumuz bir yaşam. Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğümüzün koordinasyonunda yaptığımız bu çalışmayla, yaban hayvanlarının bu topraklarda yalnız olmadığını göstermek istedik. Bıraktığımız her yem, aslında doğayla kurduğumuz bağın bir ifadesi. Amacımız, bu bilinci özellikle gençler arasında kalıcı hale getirmek" diye konuştu. "Yaban hayvanlarımıza da sahip çıkmamız gerekiyor" Çemişgezek Gençlik Merkezi Müdürü Onur Balcı ise "Bugün ilçe gençlerimizle birlikte, kış şartlarının ağır geçtiği ilçemizde doğaya yiyecek bıraktık. Bu zor şartlarda doğadaki yaban hayvanlarımıza da sahip çıkmamız gerekiyor. İlçemizde, ilimizde ve Türkiye’de yoğun kış şartları ağır geçmektedir. Halkımız olarak da yaban hayatına sahip çıkarsak mutlu oluruz" ifadelerini kullandı.