ASAYİŞ - 23 Şubat 2026 Pazartesi 14:59

İmamoğlu davasında itirafçı olan Yıldırım:"Onları sokağa çıkılamayacak hale getiririm"

A
A
A

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası olarak bilinen soruşturma çerçevesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş adamı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım, "Ne söylediysem doğrudur, Ekrem Bey’e hırsız diyebilirim, gördüm çünkü babasına, amcasına, amcasının oğluna para götürdüm. Medyaya eğer iftiracı kelimesiyle çıkıp Servet Yıldırım hariç demezse onun yol yürüdüğü arkadaşları sokağa çıkılamayacak hale getiririm. 19 Mart tarihinde operasyon yapılacağından hepsinin haberi vardı. Saatine, tarihine kadar biliyordu" dedi.

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası olarak bilinen soruşturma çerçevesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş adamı Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım, Ferhat Murat’ın YouTube programında Ekrem İmamoğlu ve örgütte adı geçen kişilerle ilgili birtakım iddialarda bulundu. Öte yandan, FETÖ tutuklularının Yıldırım’a çözülmemesi yönünde telkinde bulunduğu iddia edildi.

"Ekrem Bey’e hırsız diyebilirim"

Servet Yıldırım, "Halkımızın sadece bunu bilmesini istiyorum; ne söylediysem doğrudur, bunlar bunu yapmıştır. Ekrem Bey’e hırsız diyebilirim, gördüm çünkü babasına, amcasına, amcasının oğluna para götürdüm. 10 milyon dolar da götürdüğüm olmuştur, 5 milyon dolar da. Patronuma beni gönderme dedim. Çektim bunları, çantaları açtım, kameramla çektim. Savcılığa dedim; telefonumu döndürebiliyorsanız, döndürün bunu olmadı. ‘Telefonlarımızı değiştirelim Servet, dinleniyor’ dendi. Takip ediliyoruz, bunu içeriden birileri söylüyor, sızdırma var. Kamu parasının oraya gitmeye başladığını öğrendiğimden itibaren küfür ederek çekiyorum. Halkın parası, çoluk çocuğun parası" dedi.

"Onları sokacağa çıkılamayacak hale getiririm"

Murat’ın CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından iftiracı denmesine ilişkin ne düşündüğü sorusuna yönelik konuşan Yıldırım, "Ben hırsıza hırsız demişim suçlu olmuşum. Bir daha televizyona, medyaya eğer iftiracı kelimesiyle çıkıp Servet Yıldırım hariç demezse onun yol yürüdüğü arkadaşları sokağa çıkamaz hale getiririm. Bildiğim şeylerden dolayı yaparım. Onları sokacağa çıkılamayacak hale getiririm. Adem Soytekin’in çakarı kimin üstünedir? Turan Taşkın Özer’in üzerinedir. Bizimki kimin üzerinedir; Özgür Karabat’ın üstünedir" ifadelerini kullandı.

"19 Mart tarihinde operasyon yapılacağından hepsinin haberi vardı"

’19 Mart’ın geleceğini biliyor muydunuz?’ sorusuna yanıt veren Yıldırım, "Aynen tabi, 19 Mart tarihinde operasyon yapılacağından tüm ekip, bu suç örgütüne karışmış olanların hepsinin haberi vardı. Saatine, tarihine kadar biliyordu. Benim öğrenmem operasyondan 1 ay önce oldu. Şirkete çağırdılar, gittim. Schengen vizemin olup olmadığını, gerekiyorsa seni yurt dışına çıkaralım. Ben de dedim ki bir suç işlemedim, orada bana şöyle de ima etti; (Hüseyin Köksal)‘Çok büyük üstümüze gelecekler’. Ben devletimize karşı bir suç işlemedim, bir suçum yok, yurt dışına gitmemi gerektirecek bir durum yok dediğimde ‘Ya olsun, yine de sen istiyorsan gönderelim’ dendi, yok istemiyorum dedim" şeklinde konuştu.

"Ekrem Bey size bir iyilik yapar, bir bakmışsınız o iyilik sizi bir suçun içine sokmuş"

Sözlerini sürdüren Yıldırım, "Ekrem Bey’in bir huyu vardır, hiç haberiniz olmaz, size bir iyilik yapar, bir bakmışsınız o iyilik sizi bir suçun içine sokmuş ve ona ortak olmuşsunuz. Bu kadar basit, patronum Hüseyin Köksal, biz bunlara bu seçimlerde yardımcı olduğumuz için Ekrem Bey bize dedi ki ‘Hüseyin 2 tane reklam şirketi kur, bir de seni medyaya sokayım, sen medya tarafını yönetirsin, reklam da var. Bir şey de olursa tekstil tarafında kredi kullanma durumun olursa, sana vereceğim ihalelerden kredi kullanmana gerek yok’ inanılmaz büyük paralar. Bizimki de ‘Olur, başkanım’ dedi. Biz bu paraları Cavit Çağlar’a götürdük. BVA Reklam’ın yıllık 1,5 milyar lira kazancı vardı. Belediyeye 350 milyon ödüyorlardı. İstediği gibi öder çünkü neden; Ekrem İmamoğlu o şirkete ortak. Şirketleri kurduk, en güzel ihaleleri verdiler, üst geçitler, Beylikdüzü’nden başlayıp, Tuzla, Pendik, açık havalar inanılmaz, müthiş para kazanan şeyler. Patronum 6 ay işletti, yıl 2020,2021. Tuncay Yılmaz’ın bu davada örgüt yöneticisi olması gerekiyor. Fatih Keleş neyse Tuncay Yılmaz o. Bir gün geldi, ‘Patronun emri var, Hüseyin böyle olacak, yüzde 60’ı bizim, 20’si senin, yüzde 20’si Murat Kapgin’in’. Patronum kabul etmek zorunda kaldı çünkü para büyük, keş geliyor, vadesi yok, çeki yok. Yüzde 60 dediği an, o gün anladım işte bu adam hırsız" diye konuştu.

"Ekrem Fatih Keleş’e ‘Bana bugün 50 milyon dolar’ getir, bulur getirir"

Yıldırım, "Para götürüyoruz, getiriyoruz, nereye gidiyor, nereden geliyor bu para. Mehmet Pehlivan dersimize çalıştırdı bizi, gittik, savcılığa ifadeyi verdik. Şu anda derim ki ses kayıtlarının hepsi doğru, kabul ediyorum. Fatih Keleş şöyle bir adamdır; bırakın dışarı Ekrem desin ki ona ‘Bana bugün 50 milyon dolar’ getir, bulur, getirir. Fatih Keleş’in izni olmadan Boğaz’da bir tane çivi çakamazsınız. Ekrem Bey’in, bey demek istemiyorum. Piyasada dolanan 10 tane çantacısı vardır. Hakan Karanis, Yakup Öner’dir, bunlar çözülemeyecek işleri, mesela sizin bir işiniz var, sorduğunuz zaman birine bu işi kim çözer; derler ki Hakan Karanis’e git. Oturur, yemek yer, dinler, konuyu dinler, başkana götürür, fiyat alır, gelir, sizle tekrar yemek yer der ki ‘Ağabey bu iş bu fiyata biter" dedi. Bir otelde tutulan odayla ilgili konuşan Yıldırım, "Esas kullanan Hüseyin Köksal ama Murat Ongun, Emrah Bağdatlı, Kaan Sürmegöz orada bu toplantılar yapılırdı. Bir sürü iddialar çıktı, oraya gelenler ifade verdi, bizde oralardaydık, bunları yaşadık" derken Murat Ongun, Emrah Bağdatlı ve örgütteki başka isimlerin eskortlarla birlikte olduğu ve yasaklı madde kullandığına şahit oldunuz mu sorusuna ise ‘Oldum’ diyen Yıldırım, "Orası bağımsız bir bölüm, siz lobiden girmeden ben sizi otoparktan oraya çıkarırım. Ben isteseydim çok şeye sahip olurdum ki teklif de edildi. İBB’nin kullandığı bankamatik yerleri, onları rahatça alabilirdim. Okey de verdiler, Murat Ongun da Emrah Bağdatlı da istemedim. Başıma gelecek olanı biliyordum. Alsaydım belki senede 3 milyar lira para kazanacaktım, yarın Tuncay Yılmaz yine gelecekti ‘Servet yüzde 80’i sistemin, 20’si senin’. Bir sürü suç işleyen milletvekilleri var biliyorum" dedi.

"Bağdatlı, Türkiye’de olsaydı her şeyi konuşmuştu"

Kameraların bantlandığı otelle ilgili konuşan Yıldırım, "Jammer asla görmedim bavulda para vardı, maaşım 40 bin lira falandı" derken döviz bürosu konusuna yönelik, "Döviz bürosunu arayıp ne kadar TL’niz var; 50 milyon mu, bunun karşılığı bana döviz gönder, TL’yi buradan al’ dersiniz. Kurye gelir, motorla dövizi bırakır, TL’yi alır, basar gider. O döviz daha sonra bizim Beylikdüzü’ne gelir. Oradan işte İmamoğlu İnşaat’a ne kadar, bu tarafa ne kadar lazım, taksimat yaparlardı. Bir örgütün başka bir kolu olarak düşünelim bunu, askeri olarak yapamadılar. Kent Lokantaları birine ihale veriyorlar ‘3 ay Kent Lokantalarının bütün masrafları sana ait kardeşim’ bu hizmet midir? Emrah Bağdatlı Murat Ongun’dan izin alıp dışarıdan bütün ihaleleri, para trafiğini organize eden, yoksa onu yurt dışına kaçırırlar mı? Şu anda Türkiye’de olsaydı her şeyi konuşmuştu. Murat Ongun ‘Ben yapmıyorum, Emrah sen yap ama ortağız’ tabi ki bunlara şahit oldum. Çok şahit olduğumuz şeyler var. Bunlar halkın parasını çalmışlar, hakkını yemişler, ülkemizi dipsiz bir karanlık kuyuya sokmaya çalışıyorlar" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Aziz İhsan Aktaş davasında cumhuriyet savcısı sanıkların bloke edilen, tedbir konulan mal varlıklarının kendilerine iadelerini istedi Aziz İhsan Aktaş davasında cumhuriyet savcısı sanıkların bloke edilen, tedbir konulan mal varlıklarının kendilerine iadelerini istedi. Rıza Akpolat’ın eşi tutuksuz sanık Yeşim Akpolat, "Ben ve eşim, kendimize ait taşınmazlarda konakladık. Babam 2020 yılında vefat etti. Bize de yüklü miktarda miras kaldı. Ben ve kardeşlerim üzerimize kayıtlı taşınmazları alma maddi gücüne sahibiz. Aile bağlarımız sorgulanarak iddianamede üzerimize suç isnat edilmesini anlamlandıramıyorum" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesine yönelik hazırlanan iddianame ile alakalı 200 sanığın ifadelerinin alınması devam edildi. "2 bavulla dışarı çıktık, bir bavulda normal eşya birinde para ve ziynet eşya vardı" Yaklaşık 1 saatlik öğle arasının ardından savunma yapan tutuksuz sanık olan ve Beşiktaş Belediyesi ihale yetkilisi Türkan Dururel, "38 yıllık devlet memuruyum. Daha önce İstanbul İl Özel İdaresi’nde çalıştım. Bu soruşturmada yer aldığım günden beri sağlığım bozuldu, kalp rahatsızlığı geçirdim. 2 ihalede görevlendirildim. İhaleye katılanlardan uygun teklif verene ihaleyi verir süreci tamamlarız. Hiçbir firmayla resmiyet dışında görüşmem. İhaleye fesat karıştırma işlemi nasıl yapılır bilmiyorum. İddianamede isnat edilen suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Savunma yapan Rıza Akpolat’ın şoförlerinden tutuksuz sanık Uğur Uçak, "2019 yılında Emirhan Akçadağ’ın 6 ay şoförlüğünü yaptım, ardından Rıza Akpolat’ın şoförlüğünü yaptım. Alt üst ilişkisinde işlerimi yaptım. Akpolat’ın avukatları beni tehdit etti. Savcılıkta ilk ifademi bu baskıyla verdim ve hiçbir bildiğimi söylemedim. Benim alnım açık, bildiğim gerçekleri söyledim ve hiç yalan beyanda bulunmadım. Ben işim nedeniyle yasa dışı olmayan, suç teşkil etmeyen işleri yaptım. Hiç mal temin etmediğim gibi, 6-7 ay maaşımı alamadığımdan dolayı mağdur edildim. Bir gün bir mekana gittik, 2 bavulla dışarı çıktık, bir bavulda normal eşya birinde para ve ziynet eşya vardı. Bize, parayı Emirhan Akçadağ verdi. Göndermemiz gereken yere ödeme yapardık ama para Emirhan’a nereden geliyordu paralar bilmiyorum. Paralar geldiği gibi hemen çıkışı yapılmıştır, hesap hareketlerimden de görebilirsiniz" şeklinde konuştu. "Ben ve kardeşlerim üzerimize kayıtlı taşınmazları alma maddi gücüne sahibiz" Duruşmada savunma yapan Beşiktaş Belediyesinin görevinden uzaklaştırılan tutuklu başkanı Rıza Akpolat’ın eşi tutuksuz sanık Yeşim Akpolat, "4 haftadır neredeyse her gün buradayız. Ruhen yoruldum. Tarafıma 3 ayrı suç isnat edildi. Benim bu suçlara ilişkin tek bir eylemim bulunmamaktadır. Bir gayrimenkul için emlakçı ile görüştüğüm iddialarını kesinlikle kabul etmiyorum. Kız kardeşim ile evimiz çok yakın. Benim, eniştemin ve eşimin mal varlığını akladığım iddialarını kabul etmem mümkün değildir. Ben ve eşim, kendimize ait taşınmazlarda konakladık. Babam 2020 yılında vefat etti. Bize de yüklü miktarda miras kaldı. Ben ve kardeşlerim üzerimize kayıtlı taşınmazları alma maddi gücüne sahibiz. Aile bağlarımız sorgulanarak iddianamede üzerimize suç isnat edilmesini anlamlandıramıyorum. Benim, kardeşlerimin ve eşimin mal varlığı aklama iddiaları asılsızdır. Eşimin mal varlığı aklama sistemi kurduğu iddiası da yalandır. Bu muhakkak yargılamada ortaya çıkacaktır" dedi. Savcılık sanıkların bloke edilen, tedbir konulan mal varlıklarının kendilerine iadelerini istedi Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, haklarında ’yurt dışına çıkış yasağı’ ve ’ev hapsi’ tedbiri bulunan sanıkların bu durumunun ayrı ayrı devam etmesini talep etti. Savcılık, haftalık imza tedbiri bulunan sanıklara yönelik uygulamanın ayrı ayrı kaldırılmasını ve tüm sanıkların bloke edilen, tedbir konulan mal varlıklarının kendilerine iadelerini istedi. Sanıkların incelemeye alınan dijital materyallerin de sanıklara iade edilmesini talep eden savcılık ayrıca, tutuklu sanıkların üzerlerine atılı suç isnadı göz önünde bulundurularak bu durumlarının ayrı ayrı devamına karar verilmesini talep etti. Savcılığın talebine ilişkin savunmalar alınacak Savcılığın talebinin ardından duruşma, sanık ve avukatlarının söz alması ve talebe ilişkin savunma yapmaları için yarına erteledi.
Erzurum AK Parti Milletvekili Fırat’ın, ‘laiklik’ tartışması yorumu AK Parti Erzurum Milletvekili Abdurrahim Fırat, Ramazan etkinliklerinin laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan eleştirilere tepki göstererek, yürütülen kampanya, eylem ve söylemlerin İslamofobik saldırı niteliği taşıdığını söyledi. AK Parti Erzurum Milletvekili Av. Abdurrahim Fırat, Ramazan etkinliklerinin laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan eleştirilere tepki gösterdi. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yaparak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e destek veren Fırat, "Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Ramazan ayında okullarda ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ temalı etkinlikler düzenlenmesine yönelik yayımlanan genelgenin, laikliğe aykırı olduğu iddiasıyla yapılan mesnetsiz açıklama ve eylemleri hayretle takip ettiklerini" belirtti. Genelge, anayasa ve kanun gereği Ramazan ayının, toplumsal paylaşım ve dayanışma ruhunu güçlendiren önemli atmosfer olduğuna dikkat çeken Fırat, milli ve manevi değerleri koruyarak gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğu bulunan Bakanlık tarafından hazırlanan genelgenin, Anayasa ve Milli Eğitim Temel Kanunu doğrultusunda hazırlandığının altını çizdi. Etkinliklerin tamamen gönüllülük esasına dayandığını vurgulayan Fırat, buna rağmen ortaya konan tepkilerin kabul edilemez olduğunu kaydetti. "İslamofobik saldırı niteliğindedir" Laikliği koruma iddiasıyla yürütülen kampanya, eylem ve söylemlerin İslamofobik saldırı niteliği taşıdığını belirten Fırat, şöyle ifade etti: "Tamamen gönüllülük esasına dayanan bu etkinliklerden rahatsızlık duyan bir avuç azınlığın, vatandaşın din ve vicdan özgürlüğünü teminat altına alan hukuki bir ilke niteliğindeki laikliği çarpıtarak, kendi ideolojik yaklaşımlarına göre yorumlamaları kabul edilemez. Kendi değerlerine yabancılaşarak İslami hassasiyetleri kamusal alandan dışlamaya çalışanlar, Müslüman çoğunluğa ‘gerici azınlık’ diyerek hakaret etme hakkına da sahip değildir. Laikliği koruma bahanesiyle kampanyaya dönüştürülen eylem ve söylemler, İslamofobik saldırı niteliğindedir." "Ramazan’ın ruhunu birlikte yaşayalım" çağrısı AK Parti Erzurum Milletvekili Abdurrahim Fırat, devamında "Bu ülkenin milli ve manevi değerlerine karşı düşmanca tavırlar geliştirmek yerine, gelin Ramazan’ın birlik, dayanışma ve kardeşlik ruhunu hep birlikte yaşayalım" çağrısında bulundu.
Yalova Yalova’da komşu kavgasında 14 aylık bebeği hastanelik ettiler Yalova’nın Çınarcık ilçesinde çocuk gürültüsü nedeniyle aralarında husumet olan komşularının saldırısına uğrayan babanın burnu, kucağındaki 14 aylık küçük kızın ise kafatası çatlamıştı. Olayla ilgili komşu Selvet E. suçlamaları reddederek, "Kesinlikle biz bu olayla alakalı çocuğa herhangi bir darp, bilerek bir şey yapmadık" dedi. Alınan bilgiye göre, Çınarcık’a bağlı Esenköy beldesinde bir sene önce aldıkları eve taşınan 4 çocuklu Baca ailesi ile aynı binada oturan E. ailesi arasında çocuk gürültüsü, park, kaçak balkon kapaması nedeniyle çok sayıda tartışmalar yaşandı. Son olarak 20 Şubat 2026 tarihinde yaşanan olayda Muhammed Baca (34), kucağında 14 aylık kızı İkra varken Şener E.’nin çocuk scooterı ile saldırısına uğradı. Saldırıda babanın burnu kırılırken kucağındaki 14 aylık çocuğu İkra’nın ise kafatası çatladı. Yaralılar Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Olay sonrası gözaltına alınan Şener E. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Daha önce uzaklaştırma kararı verilen diğer şüpheli Selvet E. ise serbest kaldı. Selvet E., Muhammed Baca ile yaşadıkları husumeti anlattı. 7-8 ay önce Muhammed Baca’nın apartmanın alt katına taşındığını söyleyen Selvet E., "Muhammed Baca’yla ilk husumetimiz bir araba park yüzünden çıkmıştır. Muhammed Baca bu olay üzerine bizi takıntılı hale getirmiştir. Muhammed Baca bizi defalarca kolluk kuvvetlerine, jandarmaya, savcılıkta suç duyurusunda bulunmuştur ve hepsi de asılsız çıkmıştır. Bizim adımıza açılan dosyalar hepsi de takipsizlik almıştır" dedi. "Arabanın torpidosuna vurarak gözünü morartmıştır" Son yaşanan olayı anlatan Selvet E., "En son bu olayı yaşadığımız an, benim iki tane çocuğum var. Çocuklarım iftara on dakika kala geciktikleri için ben onları aramaya çıktım. Ben aşağı inerken Muhammed Baca denen şahıs arabasıyla karşıdan geliyordu. Ben onu geçtikten sonra bana geçerken camdan parmak sallayarak küfürler etti. Ben durdum ’hayırdır’ diye seslendim. ’Sana hayırdır’ diye bağırıp çağırdı. Ben Muhammed Baca’yı iyi kötü bildiğim için, biraz da takıntılı olduğu için ben bastım gittim. Ben gittikten sonra çocukları buldum. Eve dönerken baktım yine jandarmayı çağırmış. Orada bir şeyler anlatıyor. Yine bağırıyor, çağırıyor. Ben de jandarmaya sordum. Hayırdır? Bir sıkıntı mı var yine? Muhammed Baca onların yanında bana saldırdı ve kolluk kuvvetleri araya girdi. Sonra sesi duyan komşular, insanlar çıktı. Bu arada bayanlar birbirine girmeye başladılar. Birbirlerini itip kaktılar. Jandarma ve biz onları ayırmaya çalışırken Muhammed Baca benim kardeşim Şener E.’ye küfürler ederek saldırmıştır. Saldırırken birbirlerine vurmaya başladılar. Biz araya girdik, jandarmayla ayırdık bunları. Elinde küçük bir çocuk vardı. Çocuk öncesinden annesi B. Baca’nın ifadesi kolluk kuvvetlerinde vardır. Arabanın torpidosuna vurarak gözünü morartmıştır. Sonra çocuk B. Baca’nın kollarındayken olay esnasında yere düşmüştür. Yere düşerken Muhammed Baca’nın burnu kanadığı zaman çocuğu kucağına alıp, kanı çocuğun üzerine akıtarak çocuğumu darp ettiler diye bağırmaya başladı. Kesinlikle biz bu olayla alakalı çocuğa herhangi bir darp, bilerek bir şey yapmadık. Benim kardeşim kesinlikle çocuğa herhangi bir darp, bir şey yapmamıştır" diye konuştu. Mermi bırakılma olayıyla da alakaları olmadığını savunan Selvet E., tehdit mesajları aldığını söyleyerek, "Benim dünden beri iki gündür telefonum hiç susmuyor. Beni çocuklarımla, ailemle, kardeşimle tehdit ediyorlar. Ben bu durumu yaşayacak hiçbir şey yapmadım" dedi. Vali’den ziyaret Öte yandan, Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta, olayda yaralanan baba ve kızını Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ziyaret etti. Konuyla ilgili Vali Usta yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımız müsterih olsun; ülkemiz bir hukuk devleti olup hiçbir suç ve suçlu cezasız kalmayacaktır. Yalova, memleketi, aidiyeti ve inancı ne olursa olsun tüm vatandaşlarımızın barış ve huzur içinde yaşadığı bir ilimizdir. Bu anlaşmazlığa farklı bir anlam yüklemek Yalova’mıza yapılacak büyük bir haksızlık olur. Toplumsal barışımızı zedelemeye, huzur ve güven ortamını sarsmaya yönelik dezenformatif paylaşımlara itibar edilmemesini önemle rica ederiz" dedi.
Diyarbakır Şilbe Halk Kütüphanesi hizmete açıldı Diyarbakır’ın Yenişehir İlçe Belediyesi tarafından Yolaltı (Şilbe) Mahallesi’nde kadınlar, gençler ve çocukların eğitim ve sosyal çalışmalarını desteklemek amacıyla yapımı tamamlanan Şilbe Halk Kütüphanesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılışa Yenişehir Belediye Başkanı Safiye Akdağ, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Açılış töreninde konuşan başkan Akdağ, kütüphanenin açılmasının çok anlamlı olduğunu belirterek, "Bütün çalışma ve hizmetlerimiz, halkımız ve çocuklarımız içindir. Onlar için ne yapsak azdır. Arkadaşlarımız 2 aydır büyük emek vererek, kütüphaneyi bugüne getirdi. Burada sadece çocuk ve gençler için değil, kadınlar için atölye ve çalışmalar yapılacak" dedi. Konuşmaların ardından kütüphane binasının açılışı yapıldı. Kütüphaneyi gezen çocuklar eğlenceli anlar yaşadı. Aynı anda 60 kişinin faydalanabileceği Yenişehir Şilbe Halk Kütüphanesi, modern mimarisi ve işlevsel tasarımıyla kadınlar, öğrenciler ve gençler için bir çalışma ve yaşam alanı sunuyor. Kütüphanede ders çalışma ve okuma alanlarının yanı sıra ücretsiz internet erişimi, kafeterya bölümü ve açık hava kullanımına uygun bahçe yer alıyor. Kütüphane özellikle sınavlara hazırlanan ve evlerinde çalışma imkânı olmayan gençlere etüt ortamı sağlarken, belirli günlerde düzenlenecek atölye, seminer ve kurslarla kadınların bilgiye erişimini ve sosyal yaşama katılımını güçlendiren çok yönlü bir yaşam ve gelişim alanı olarak hizmet verecek.
Ankara CHP kurultay davasının görülmesine devam edildi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu tutuksuz 12 sanığın, ‘seçim kanununa muhalefet’ suçundan yargılanmasına Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinde devam edildi. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz sanık CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile taraf avukatları katıldı. Tanık ve avukat beyanlarının ardından ara karar açıklandı. Mahkeme ara kararında, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen İBB yolsuzluk davası ile eldeki dava arasında hem sanıklar hem de suçlar bakımından doğrudan bağlantı olduğunu saptadı. Heyet, iki davanın tek elden yürütülmesi amacıyla dosyaların birleştirilmesi için üst mahkemeden onay istenmesine karar verdi. Onay gelmesi durumunda iki dava birlikte görülecek. Kararda ayrıca, gelmeyen tanıkların zorla getirilmesine ve eksik bilirkişi raporlarının tamamlanmasına hükmedilirken, duruşma 1 Nisan’a ertelendi. Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Lütfü Savaş’ın avukatı Onur Yusuf Üregen, "Evet, kamuoyunda butlan davası olarak da bilinen 40. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davalarda Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayının organize bir şekilde sakatlandığını defalarca dile getirmiştik. Gelinen bu noktada bu talebimiz Ankara Cumhuriyet Savcılığı 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin savcısı ve mahkemesi tarafından da değerlendirerek dosyanın birleştirilmesi için İstanbul’a müzekkere yazılmasına karar verildi. Gerçekler elbette ki açığa çıkacaktır. Kamuoyuna saygıyla sunulur. Teşekkürler, sağ olun" ifadelerini kullandı.