ASAYİŞ - 29 Mayıs 2024 Çarşamba 09:11

Eski eşini bıçakladı, haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirdi

A
A
A
Eski eşini bıçakladı, haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirdi

Çanakkale’nin Bozcaada ilçesinde 2 Eylül 2023 tarihinde eski eşi Elif Gedik’i (35) bıçaklayan tutuklu sanık Halil Karabıyık’a ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs’ suçundan verilen 15 yıl hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı. 10 sayfalık gerekçeli kararda, “Sanığın haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirdiğine kanaat getirilmiş sonradan değiştirdiği bu beyanlarına da mahkememizce itibar edilmemiştir” denildi.


Bozcaada ilçesinde 2 Eylül 2023 tarihinde 2 çocuğu ile birlikte yaşayan Elif Gedik, iddiaya göre şiddet ve baskı nedeniyle 2019 yılında eski eşi Halil Karabıyık’tan boşandı. Feribot ile adaya gelen Halil Karabıyık, eski eşinin çalıştığı plaj malzemeleri satan iş yerine giderek, bıçakla saldırdı. Kalçasından ve karnından aldığı 2 bıçak darbesiyle yaralanan kadın çalıştığı iş yerinin karşısındaki markete kaçtı. Yaralı kadını market çalışanları ve müşteriler kurtardı. Market sahibi saldırganın elinden zorla bıçağı aldı. Kalçasından ve karnından bıçakla yaralanan Elif Gedik’e saldırı anı güvenlik kameralarınca saniye saniye kaydedildi. Yaşanan saldırı sonrası polis tarafından gözaltına alınan Halil Karabıyık, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği Ezine Adliyesinde çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Karara savcılık tarafından itiraz edildi. Savcılığın itirazı üzerine Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan Halil Karabıyık tutuklanarak cezaevine gönderildi. Eski eşi Elif Gedik’i bıçaklayan tutuklu sanık Halil Karabıyık’la ilgili iddianame tamamlandı. Çanakkale 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşma 14 Mart’ta başladı. Savcı tutuklu sanık Halil Karabıyık’ın ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs, tehdit ve hakaret’ suçlarında yargılanmasını talep etti. Davanın 14 Mayıs’ta karar duruşması görüldü. Duruşmaya sanık Halil Karabıyık, müşteki Elif Gedik, taraf avukatları katıldı. Mahkeme tutuklu sanık Halil Karabıyık’a karar duruşmasında ‘kasten adam öldürmeye teşebbüs’ suçundan 15 yıl hapis cezası verdi.


10 sayfalık gerekçeli karar açıklandı


Davaya ilişkin 10 sayfalık gerekçeli karar açıklandı. Kararda, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Bölümü tarafından düzenlenen 28 Eylül 2023 tarihli adli tıp raporundan da her 2 yaralanmanın mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir durum yaşattığı ve etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı belirtildi. Katılanın sanık tarafından bıçaklanması esnasında katılanın hala kaçmaya çalışması, markette bulunan vatandaşlar tarafından sanığın tutulduğu, sanığın markette bulunan kişilerin engellemesi sonucu eylemine kendiliğinden son verdiği kaydedildi. Olayda kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olması, katılandaki darbe sayısı ve şiddeti, darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıdığı, sanığın fiiline kendiliğinden değil tanıkların araya girip engellemesiyle son vermesi, olay sonrası sanığın katılana yönelik davranışları göz önüne alındığında sanığın kastının yaralama değil öldürmeye teşebbüs olduğu kararda yer buldu.


Sanık haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirmiş


Gerekçeli kararda sanık Halil Karabıyık’ın olay günü Elif Gedik’in kendisine hakaret ettiği ve tükürdüğü gerekçesiyle eylemi gerçekleştirdiğini savunduğu belirtilip, “Sanığın savunması doğrultusunda olaydan bir gün önceki tartışma ile olay günü yaşanan tartışma esnasında sanığın yanında bulunan B.G.’nin tanık olarak mahkememizdeki beyanlarında, sanık ile katılanın telefonda konuştuğunu, tartıştığını telefonu kapattığını, ardından kendisinin telefonundan katılan ve katılanın yanındaki erkek şahısla görüntülü arama gerçekleştirildiğini, bu konuşama da katılanın yanındaki erkek şahsın sanığa ’artık eşinin yeni kocası benim’ gibi şeyler söylediğini ardından sanığın kızını görmek üzere Bozcaada’ya gittiklerini, sanık ile katılanın burada tartıştığını, katılanın sanığın yüzüne tükürdüğünü ve ona küfür hakaret ettiğini duyduğunu beyan etse de soruşturma aşamasındaki beyanlarında ise Bozcaada’da sanık ile katılanın konuşması sırasında bir kargaşa olduğunu, kargaşa anına kadar sanık ile katılan arasında herhangi bir kötü, söz, şiddet görmediğini beyan ettiği tespit edilmiş olup tanık B.G.’nin sanık ile yakın arkadaş oldukları, beyanlarının değişkenlik gösterdiğinin tespit edildiği, yine sanığın da soruşturma aşamasındaki beyanlarında katılanın yüzüne tükürdüğü ve kendisine hakaret ettiğine dair olaylardan bahsetmediğinin tespit edildiği buna göre sanığın haksız tahrik indiriminden yararlanabilmek için savunmalarını değiştirdiğine kanaat getirilmiş sonradan değiştirdiği bu beyanlarına da mahkememizce itibar edilmemiştir” denildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çankırı Eczacılık ve sağlığın sembolü sayılan 791 yıllık kadehe sarılı yılan heykeli bu müzede sergileniyor Selçuklu dönemine ait darüşşifa geleneğini yansıtan, eczacılık ve sağlığın sembolü olarak bilinen "kadehe sarılı yılan" Çankırı Müzesinde sergileniyor. Selçuklu döneminde darüşşifa geleneğini yansıtan, tıp ve eczacılığın sembolü olarak kabul edilen "kadehe sarılı yılan" heykeli, Çankırı Müzesi’nde sergileniyor. Taş Mescit’ten (Cemaleddin Ferruh Darüşşifası) çıkartılan eser, sağlık ve tıp tarihi açısından önemli buluntular arasında bulunuyor. 1235 yılında yapılan darüşşifada işlenilen heykelde bulunan yılan şifa ve yenilenmeyi, kadeh ise ilacın ya da şifalı suyun sunumunu temsil ediyor. Orijinal haliyle sergilenen heykel, müzede en çok ziyaret edilen objeler arasında yer alıyor. "Bu yılan eczacılığın temelini oluşturmaktadır" Heykelin orijinal halinin Çankırı Müzesinde sergilendiğini söyleyen İl Kültür ve Turizm Müdürü Muharrem Ovacıklı, "Çankırı Müzesi, Etnografya bölümünde eczacılığın sembolü kadehe sarılı yılan bulunmaktadır. Bu yılan eczacılığın temelini oluşturmaktadır. 1235 yılında Selçuklu döneminde yapılan Çankırı Darüşşifasında işlenen heykel, eczacılığın ve sağlığın sembolüdür. Orijinali ise bu müzede sergilenmektedir. Kadehe sarılı yılan eczacılığın sembolü olduğundan dolayı ilimize gelen ziyaretçilerin müzemizde en çok ziyaret ettiği objelerin başında gelmektedir. Gelen yeri ve yabancı turistlerden ise yoğun ilgi görmektedir. Bu heykel sayesinde tıp dünyasından birçok ziyaretçimizi müzemizde ağırlama imkanı bulmaktayız" dedi.
Diyarbakır Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında doğdu, Diyarbakır’da sağlığına kavuştu Mardin’in Kızıltepe ilçesinde nadir görülen bir doğumsal anomali ile dünyaya gelen bebek, Diyarbakır’da gerçekleştirilen başarılı tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında (gastroşizis) doğan bebek, doğumun hemen ardından acil müdahale kapsamında ambulansla Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine sevk edildi. Hastaneye ulaştırılan bebek, zaman kaybedilmeden gece saatlerinde ameliyata alındı. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Suat Çal tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından bebek, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi altına alındı. Yaklaşık bir ay süren titiz tedavi sürecinin ardından bebeğin genel sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine taburcu işlemleri gerçekleştirildi. Op. Dr. Çal, gastroşizisin doğumda karın duvarının tam gelişmemesi sonucu bağırsakların karın dışında bulunmasıyla ortaya çıkan ciddi bir tablo olduğunu belirterek, "Bu tür vakalarda en önemli unsur hızlı sevk ve erken cerrahi müdahaledir. Doğumdan hemen sonra yapılan doğru müdahale ve yoğun bakım süreci sayesinde bebeğimiz sağlığına kavuştu. Multidisipliner ekip çalışması bu başarıda büyük rol oynadı" dedi. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk ise vaka sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "İlimizde sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve koordineli şekilde yürütülmesi sayesinde bu zorlu vaka da başarıyla sonuçlanmıştır. Sevk sürecinden ameliyata, yoğun bakım takibinden taburculuğa kadar emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın en ileri düzeyde sağlık hizmetine erişimi için çalışmalarımız kararlılıkla devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Zorlu bir süreci başarıyla atlatan bebeğin sağlığına kavuşması, hem ailesine hem de sağlık çalışanlarına büyük mutluluk yaşattı. Yetkililer, bu tür vakalarda erken müdahale ve ekip koordinasyonunun hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguladı.
Gaziantep Antikacılardan antika tutkunlarına uyarı: "Her eski antika değil" Son zamanlarda çevrimiçi platformlarda eski ev eşyalarının yüksek fiyatlarla satışa çıkarılması ve bu ürünlerin gerçek değerinin çok üstünde fiyatlarla satılması konusunda vatandaşları uyaran antikacılar, her eskinin antika olmadığını belirtti. Antika piyasasında ürünlerin gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlarla satılması vatandaşları özellikle de antika tutkunlarını mağdur ediyor. Bir dönemin vazgeçilmezi olan fincan ve perde gibi eşyalar ile geçmiş döneme ait olan ancak antika olmayan ürünler, çevrimiçi platformlarda veya sosyal medya üzerinden yapılan antika mezatlarında antikacı olmayan kişiler tarafından "nostaljik" ya da "antika" adı altında fahiş fiyatlarla satılıyor. Antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapılmamalı 70’li ve 80’li yıllara ait eski eşyaların fahiş fiyatlarla satılmaya çalışıldığına dikkat çeken Gaziantep’teki antikacılar, her eski eşyanın antika olmadığını belirterek, vatandaşlara yeterli araştırma yapmadan ve antikacı olmayan kişilerden alışveriş yapmamaları konusunda uyarıda bulunuyor. Antikacılığı babasından öğrenen ve çocukluğundan beri antikacı olan 65 yaşındaki Menderes Kaya, 40-50 yıl öncesine ait eşyaların antika sayılamayacağını belirtti. "Mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" Antikanın belli kriterlere bağlı olduğunu belirten Kaya, eski eşyaların sadece nostaljik bir değere sahip olduğunu ifade ederek, "Antika olması için bir eşyanın hem çok eski hem de nadir olması lazım. Eski tür eşyalar satın alınmadan önce mutlaka bir uzmana danışılmalıdır" dedi. "Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik" Küçük yaşlarda babasının topladığı antika eserlerle tanıştığını belirten Kaya, "Rahmetli babam bu sanatla uğraşırdı. Osmanlı dönemine ait tüfek, tabanca, kılıç, kama ve hançer gibi malzemeleri toplardı. Eski malzemelerin namlusunun üzerine ağaçlarla imitasyon süsleme yapardı. Bir kısmı eski parçalar olan eski orijinal parçaları yenileriyle takviye edip bir bütün hale getirirdi. İki kardeşim daha vardı, onlarla birlikte bu sanata başladık. Bu sanatta babam 29 tane eleman yetiştirdi. Bizler de o elemanların yanında yetiştik. Bu yaptığımız tüfek, tabanca ve diğer malzemelerin nakış işlerini bizler yapardık. Antik eski namlulu silahlar bir bütün hale getirildiğinde demir üzerine, ahşap üzerine gümüş veya altın kakma sanatı yapmaya başladık. Bu sanatı babamızın teşvikiyle öğrendik. Yıllardır da hala bu meslekle uğraşıyorum" dedi. "Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım" Her eski malzemenin antika olmadığının altını çizen Kaya, "Eski malzemenin üzerine sanat yapılması lazım. El emeği göz nuru bir emeğin olması lazım. Bir de yapılan malzemenin üzerindeki sanatkarın çalışmış olduğu maden de önemlidir. Orijinal Osmanlı kale tüfeği üzerine yapılan çalışma bile alüminyum sarı telle değil de altın gümüş kakma sanatıyla yapılması lazım. Ticaret amaçlı alüminyum çalışma yapıyorlar. Bu tür eşyalara ‘orijinal’ diyorlar ama orijinal olmadığını, imitasyondan yapıldığını söylemeleri lazım. Her malzeme antika değildir. Antika üzerinde sanat, emek ve göz nuru olmalıdır. Antika eserin tarihi olarak, özgeçmiş olarak antik bir zamanı bünyesinde barındırması lazım. Eserin üzerinden 100 yıl geçmesi lazım. Bir parçanın antika olabilmesi için işlenmiş olması lazım. Eski orijinal malzemeleri yeni döküm olarak yapıyorlar. Sosyal medyada da görüntüyle alıcıyla satıcı arasında bir haberleşme oluyor. Resim gönderiliyor. Satıcı arkadaşımızda, ‘bu eser orijinal mi?’ diye soruyor. Evet, belki resimde orijinal gibi gözüküyor diye orijinal diye satılıyor. Esnaf arkadaşlarımızın buna çok dikkat etmesi lazım" diye konuştu.