KÜLTÜR SANAT - 04 Mayıs 2026 Pazartesi 09:25

Sarı kule, Çanakkale Boğazı’na giren düşman gemilerini beyaz flama ile bildiriyordu

A
A
A
Sarı kule, Çanakkale Boğazı’na giren düşman gemilerini beyaz flama ile bildiriyordu

Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda Kilitbahir köyündeki Kilitbahir Kalesi’nde bulunan sarı kule, Çanakkale Deniz Harbi ve Kara Savaşları sırasında boğaza giriş yapmak isteyen düşman gemilerini beyaz flama ile boğazın çevresinde bulunan tabya ve bataryalara bildiriyordu. ÇOMÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Borlat, sarı kulenin çevresindeki gemilerin kendi arasındaki haberleşmesini, Avrupa haberleşmesini dinlemesiyle ve bu haberleri de karada bulunan askerlere de aktarmak suretiyle özellikle kara harbi esnasındaki topçu atışlarında önemli bir role sahip olduğunu söyledi.


Tarihin en kanlı muharebelerinden birine sahne olan ve dünya harp tarihine geçen ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda, Çanakkale Boğazı’nın güvenliği için 1462-1463 yıllarında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Avrupa Yakası’ndaki üç yapraklı yonca şeklindeki Kilitbahir Kalesi Çanakkale Deniz Harbi ve Kara Savaşları’nda önemli bir role sahip oldu. Kilitbahir Kalesi’nde bulunan sarı kule ise, Çanakkale Deniz Harbi ve Kara Savaşları sırasında boğaza giriş yapmak isteyen düşman gemilerinin boğaza girdiğinde üzerinde üç tane dama şeklinde yuvarlak olan beyaz flama ile boğazın çevresinde bulunan tabya ve bataryaların buna göre hazırlık yapmalarını sağladı.


Sarı kulenin Kara Muharebeleri ve Deniz Harbi esnasında önemli bir role sahip olduğunu ifade eden Doç. Dr. Barış Borlat, "Şu anda bulunmuş olduğumuz yer Kilitbayır köyü ve Kilitbahir Kalesi önünde bulunan sarı kuledeyiz. Aslında Çanakkale Muharebesi esnasındaki en kritik yerlerden bir tanesiydi. Sarı kule özellikle haberleşmenin ana merkezlerinden birisini oluşturuyordu. Kara Muharebeleri esnasında özellikle Güney Grubu ve Eceabat arasındaki bağlantının geçtiği ana nokta burasıydı. Ancak sarı kulenin daha önemli kritik bir rolü vardı. Özellikle Kara Muharebeleri ve Deniz Harbi esnasında Çanakkale Boğazı içerisine bir düşman gemisi girdiğinde, yani bir baskın yapıldığında sarı kule üzerinden özel bir işaret çıkarılacaktı. Bu işaret beyaz bir flama olarak belirlenmişti ve hemen arkamızda bulunan sarı kuleden açılan bu beyaz flama üzerinde üç tane dama şeklinde yuvarlak bir işaret bulunuyordu. Bu işaret boğaza bir baskın yapıldığı anlamına gelecekti. İşte bu baskın olduğunda boğazın çevresinde bulunan tabya, bataryalar buna göre hazırlık yapmaya başlamışlardı. Bu durum Çanakkale Kara Harbi esnasında devam etmiş ve Çanakkale Kara Savaşları’nda da sarı kule özellikle boğaz içerisindeki baskınların ana işaretçisi haline gelmişti. Aynı zamanda kule üzerindeki flama haberleşmesi marifetiyle hemen arkasında bulunan gonca suyu telsiz istasyonuyla bir bağlantı olduğunu göreceğiz. Bu bağlantı aynı zamanda Avrupa’daki özellikle İtilaf Devletlerinin kendi aralarındaki haberleşmenin dinlenebildiği yerlerden birisi haline geldiğini göreceğiz. Böylece sarı kule çevresinde gemilerin kendi arasındaki haberleşmesini, Avrupa haberleşmesini dinliyor ve bu haberleri de karada bulunan askerlerimize de aktarmak suretiyle özellikle kara harbi esnasındaki topçu atışlarında önemli bir role sahip olduğunu söyleyebiliriz" dedi.



Sarı kule, Çanakkale Boğazı’na giren düşman gemilerini beyaz flama ile bildiriyordu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Fabrikaların istemediği derilerden harçlık çıkarıyorlar Bolu’nun Gerede ilçesinde üniversite öğrencileri, Türkiye’de bir ilke imza atarak kurdukları öğrenci kooperatifi aracılığıyla, fabrikalardan temin edilen atık ve defolu deri parçalarını çanta, cüzdan ile anahtarlığa dönüştürerek hem ekonomiye kazandırıyor hem de gelir elde ediyor. Gerede Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören gençler, aldıkları teorik eğitimi pratiğe dökmek amacıyla Türkiye’de bir ilke imza atarak kendi öğrenci kooperatiflerini kurdu. Dericilik, tasarım, muhasebe ve işletme gibi bölümlerde okuyan öğrenciler, proje ortağı Gerede Ticaret ve Sanayi Odası ve ilçedeki deri sanayi firmalarından temin ettikleri atık ile defolu derileri üretim sürecine dahil ediyor. Lazer makinelerinde kesilen ve el dikişiyle nihai ürün haline getirilen deriler; çanta, cüzdan, magnet ve anahtarlığa dönüştürülüyor. Projeyle öğrenciler, hem geri dönüşüme katkı sağlayarak çevreye destek oluyor hem de ürünlerin e-ticaret ve birebir pazarlama yöntemleriyle satışından harçlıklarını çıkarıyor. "Yönetim kurulunda öğrencilerimiz var" Gerede MYO Müdürü Hakan Çambel, kooperatifte aktif olarak 25 civarında öğrencinin bulunduğunu belirterek, "Kooperatifin yönetim kurulunda da öğrencilerimiz var. Biz 3 eğitmen olarak yer alıyoruz. Kooperatifimizin 7 asıl üyeden oluşması gerekiyor, diğer 4 üyemiz de öğrencilerimizden oluşuyor. Alttan gelenlere eğitim vererek, mezun olanların yerine yeni öğrencilerimizi yetiştirip kooperatifçiliği sürdüreceğiz" dedi. "Projemiz desteklenmeye hak kazandı" Projenin mimarlarından Gerede MYO Dr. Öğretim Üyesi Onur Özevin ise işletme, muhasebe ve girişimcilik gibi dersleri öğrencilerin pratiğe dökmekte zorlandığını, bu nedenle risk almadan deneyimleyebilecekleri bir model üzerinde çalışırken öğrenci kooperatifi fikrinin ortaya çıktığını anlattı. Öğrencilerin bir girişimin A’dan Z’ye kuruluşunu, muhasebesini ve pazarlamasını deneyimlemesini hedeflediklerini aktaran Özevin, "Projeyi TÜBİTAK’a sunduk ve 3005 projesi kapsamında desteklenmeye hak kazandık. Bu hibe kapsamında lazer makineleri tedarik edildi ve öğrencilere eğitimler verildi. Başarılı olan 30 kişiyle kooperatifimizi resmi olarak kurduk" diye konuştu. Kooperatifin kurulmasının ardından öğrencilerin alanlara ayrıldığını anlatan Özevin, "Gerede, deri sanayisinde öncü merkezlerden biri. Burada üretim yapan deri sanayi firmalarıyla iş birliği halindeyiz. Gerede Ticaret Sanayi Odası proje ortağımız. Onlardan kullanmadıkları defolu, artık deri ürünleri talep ediyoruz. Burada ayakkabıcılık, deri teknolojisi, muhasebe ve işletme bölümü bir araya gelerek departmanlara ayrıldılar. Teknik olarak artık deriler buraya geliyor, bir tasarım aşamasından geçiyor (anahtarlık, magnet, cüzdan gibi) Daha sonra lazer makinesinde kesimi yapılıyor. El dikişiyle nihai ürün haline getiriliyor ve kişiselleştirmek için ikinci bir lazer makinemiz var; isim, logo, marka, her türlü baskı yapılıyor ve müşteriye dijital pazarlama veya birebir pazarlama kanalıyla ulaştırılıyor" ifadelerini kullandı.
Denizli Honaz Ata Tohumu Şenliğinde binlerce tohum ve fide vatandaşlara dağıtıldı Honaz Belediyesi tarafından düzenlenen Ata Tohumu Takas Şenliği, yoğun katılım ve büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Etkinlikte 3 bin paket ata tohumu ve 30 bin fide ücretsiz dağıtılırken, çok sayıda belediye ve sivil toplum kuruluşu organizasyona destek verdi. Honaz Belediyesi’nin öncülüğünde düzenlenen Ata Tohumu Takas Şenliği, geniş katılımla ve renkli görüntüler eşliğinde gerçekleştirildi. Şenlikte, toprağın mirası olarak görülen ata tohumlarının korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla önemli bir organizasyona imza atıldı. Etkinliğe 10 belediye ve 20 dernek katkı sunarken, vatandaşlara toplamda 3 bin paket ata tohumu ve 30 bin fide ücretsiz olarak dağıtıldı. Şenliğe çok sayıda siyasi ve yerel yönetici de katılım sağladı. Programa CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ali Marım, İzmir Karaburun Belediye Başkanımız İlkay Girgin Erdoğan, Uşak Kızılcasöğüt Belediye Başkanımız Refik Tuncay, Bozkurt Belediye Başkanımız Birsen Çelik, Acıpayam Belediye Başkanı Levent Yıldırım, Güney Belediye Başkanı Mehmet Ali Eraydın, CHP Çardak İlçe Başkanı Cemil Kara, CHP Bozkurt İlçe Başkanı Halil İbrahim Balık, CHP Honaz İlçe Başkanı Ramazan Güngördü başta olmak üzere çok sayıda protokol üyesi katıldı. Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada, ata tohumlarının korunmasının önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Toprağın hafızasını geleceğe taşımak adına düzenlediğimiz Ata Tohumu Takas Şenliğimizi büyük bir coşku ve yoğun katılımla gerçekleştirdik. Katılım gösteren tüm protokol üyelerimize, destek veren belediyelerimize ve derneklerimize, ayrıca organizasyonda emeği geçen ekip arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Birlikte üretmeye, toprağımıza sahip çıkmaya ve geleceğe umut olmaya devam edeceğiz." Şenlik, hem üreticiler hem de vatandaşlar tarafından büyük ilgi görürken, yerel tarımın desteklenmesi ve sürdürülebilir üretimin teşvik edilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.
İstanbul Arnavutköy’de dehşet anları: Çocuklara saldırdı, bina sakinlerine bıçak çekti Arnavutköy’de sokakta oyun oynayan çocuklara saldıran ve daha sonra bina sakinlerine bıçakla saldıran şüpheli, polis ekiplerince yakalanarak adliyeye sevk edildi.Olay, İstanbul’un Arnavutköy ilçesi Atatürk Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yüzde 46 engelli raporu bulunduğu öğrenilen ancak cezai ehliyeti olan M.H.E. (37), sokakta oyun oynayan çocukların yanına geldi. Şüpheli önce çocuklardan topu kendisine atmalarını istedi. Bir süre sonra çocuklarla tartışmaya başlayan şahıs, çocuklara tekme ve tokatla saldırdı. Şüpheli olay yerinden uzaklaştıktan bir süre sonra yeniden aynı noktaya geldi. Şahsı tekrar gören çocuklar korkarak apartmana sığındı ve durumu ailelerine bildirdi.Ailelerin dışarı çıkarak şüpheliye müdahale etmek istemesi üzerine M.H.E., yanında bulunan bıçağı çıkararak bina sakinlerine saldırmaya çalıştı. Bunun üzerine apartman sakinleri binaya girerek kapıyı kapattı. Şüpheli, elindeki bıçakla apartmanın dış kapı camına vurarak zarar verdi.İhbar üzerine olay yerine gelen Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, yaptıkları çalışma sonucu şüpheliyi yakalayarak gözaltına aldı. Karakoldaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliyle ilgili inceleme sürüyor. Öte yandan yaşanan korku dolu anlar apartmanda bulunan güvenlik kameraları tarafından saniye saniye görüntülendi