GENEL - 17 Ocak 2016 Pazar 09:51

(Özel Haber) Bu Köyde İmamlık Babadan Oğula Geçiyor

A
A
A
(Özel Haber) Bu Köyde İmamlık Babadan Oğula Geçiyor

Çankırı’da 1905 yılında yapılan camide 5 nesildir aynı ailenin bireyleri imamlık yapıyor.
Çankırı’nın Ilgaz ilçesine bağlı Gaziler köyünde 1905 yılında köylülerin katkılarıyla inşa edilen köy camisinde imamlık adeta babadan oğla geçiyor. Caminin kuruluşunda fahri olarak imamlık yapan İsmail Efendi, o yıllarda en büyük hayalinin oğlunu aynı camide imam olarak görmek olduğunu söylüyor. Yıllar sonra İsmail Efendi’nin vefatının ardından oğlu Mustafa Efendi de babası gibi köyün imamı oluyor. Uzun yıllar köy cemaatine namaz kıldıran Mustafa Efendi’nin vefatının ardından bir süre imamsız kalan köyde köylüler, Mustafa Efendi’nin oğlunun göreve devam etmesini istiyor. Köylülerin ısrarına dayanamayan Mustafa Efendi’nin oğlu Arif Bahçeci, cübbesini ve fesini giyerek mihraba geçiyor. Uzun yıllar devam eden bu geleneğin ardından köyde aileye ’imamlar’ lakabı takılıyor. Arif Bahçeci’nin görev süresi dolunca imamlık eğitimi alan oğlu Arslan Bahçeci köye imam olarak atanıyor. Aslan Bahçeci de babası, dedesi ve dedesinin babası gibi uzun yıllar köy halkına namaz kıldırıyor. Köy camisini artık evi gibi görmeye başlayan aile, caminin bakım ve onarımını da kendi imkanları ile sağlıyor. Aslan Bahçeci de yıllardır devam ettirdiği imamlığı babası, dedesi ve dedesinin babası gibi oğlu Cemal Bahçeci’ye devrediyor.
2000 yılında göreve atandığını anlatan İmam Cemal Bahçeci, babası, dedesi, dedesinin babası ve dedesinin dedesinin de aynı camide imamlık yaptığını söyledi. Babasının aynı camide 41 yıl görev yaptığını ifade eden Bahçeci, "Babamdan önce dedem bu camide görev yaptı. Ondan önceki nesiller de var. Kısacası 1905 yılında kurulan bu camide bizim aile dışında yalnızca bir imam görev yapmış. Ben, dedemin dedesinden bu yana bu camide 5. kuşak olarak görev yapıyorum" dedi.
İmam Bahçeci, en büyük hayalinin oğlu Enes’in de aynı camide imamlık yapması olduğunu kaydetti.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis 5 bin yıllık sepet örücülüğü sanatı Bitlis’te yaşatılıyor Bitlis’te Belediyesi bünyesinde açılan sepet örücülüğü kursu, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını yeniden canlandırıyor. Dekoratif El Sanatları Usta Öğreticisi Aylin Soyugüzel öncülüğünde yürütülen kursa 25 kursiyer katılıyor. Yaklaşık 5 bin yıllık geçmişe sahip olan sepet örücülüğü sanatı, bambu ağacından yapılan el emeği ürünlerle yaşatılmaya çalışılıyor. Kursiyerler, hem geleneksel el sanatlarını öğrenme fırsatı buluyor hem de ürettikleri sepetlerle aile bütçelerine katkı sağlıyor. Özellikle ev hanımlarının yoğun ilgi gösterdiği kursta, birbirinden farklı model ve desenlerde sepetler üretilirken, el emeği ürünlerin ekonomiye kazandırılması hedefleniyor. Dekoratif El Sanatları Usta Öğreticisi Aylin Soyugüzel, unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin gelecek nesillere aktarılması için bu tür kursların önem taşıdığına dikkat çekti. Soyugüzel, "Belediye bünyesinde 25 kursiyerimizle sepet örücülüğü kursu vermekteyiz. Burada öğrencilerimiz hem sepet örücülüğünü öğrenmekte hem de evlerine katkı sağlamaktadır. Sepet örücülüğü aslında 5 Bin yıldır olan bir zanaattır ve günümüzde artık eskiden yük için depolamak için kullanılmaktansa şu anda daha çok hobi olarak veyahut da dekor olarak kullanılmakta veya kişinin ihtiyacına göre şekillenmektedir. Öğrencilerimiz burada hem sosyalleşiyor, hem streslerini atıyorlar, hem de üreterek evlerine çevrelerine katkı sağlıyorlar. Kursumuz 5 aydır aktif olarak açıktır ve 1 buçuk ay daha devam edecektir" dedi. Kursiyerler istedikleri takdirde usta öğretici de olabildiklerini ifade eden Soyugüzel, "Amacımız burada hem kursiyerlerimizi yetiştirmek hem de bu mesleği edinmek isteyen öğrencilerimizi usta öğretici olarak hayata kazandırmak hem de unutulmaya yüz tutmuş olan bu sanatı tekrardan canlandırmak" diye konuştu. Kursiyerlerden ev hanım Suzan Sulukaya sepet örerek satış yaptığını ifade ederek, "Hocamız evimize kadar gelip bize kursunun olduğunu söyledi. Ben o zaman ev hanımıydım evde oturuyorduk boş boş. Ama buraya geldikten sonra güzel şeyler öğrendik. Önce örgü ile başladım sonra yavaş yavaş sepet örgüsüne çevirdik. Ben bu sepetleri ürettikten sonra satışa başladım. Burada sepetlerimi ürettikten sonra satış yapıyorum. O yaptığım satışla mutfak masraflarımı karşılıyorum. Kendi kişisel bakım masraflarımı karşılıyorum" dedi.
Konya İçişleri Bakanı Çiftçi bayram namazını Konya’da kıldı İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bayram namazını memleketi Konya’da kıldı. Bakan Çiftçi, herkesin bayramını tebrik etti. İçişleri Bakanı Çiftçi, bayram namazını Konya Kapu Camisinde kıldı. Bakan Çiftçi, cami içerisinde personelle bayramlaştıktan sonra Konya Valisi İbrahim Akın, Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti İl Başkanı Fatih Özgökçen, milletvekilleri, belediye başkanları ile birlikte camiden çıktı. Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Mustafa Çiftçi, herkesin Ramazan Bayramı’nı tebrik etti. Bakan Çiftçi, "Bugün Konya’mızdayız, baba ocağındayım. Bizim inancımızda kültürümüzde bayramlarımız özellikle dini bayramlarımız toplumsal birlik ve beraberliğimizin zirve yaptığı millet olma şuurunu hissettiğimiz müstesna günler. Bu özel günlerde büyüklerimizin ellerini öper küçüklerimizi sevindiririz. Fakir fukarayı gözetiriz. Yine geçmişlerimizi de unutmaz, kabir ziyaretleri yaparız. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi de rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Cenabı hak hepsinin şahadetini kabul eylesin. Öbür taraftan bu mübarek günde gazilerimizi de anıyoruz. Sınırlarımızın içerisinde ve dışarısında operasyonda icra eden güvenlik kuvvetlerimiz var. Şairin ’ağladığım senin içindir, güldüğüm senin içindir, öpüp başıma koyduğum ekmek gibisin’ diye hitap ettiği aziz vatanımızda kıyamete kadar bu aziz milletimizi hep birlikte birlik içerisinde yaşamayı nasip etsin. Bayraklarımızı indirtmesin, ezanlarımızı susturmasın diye bu mübarek günde niyazda bulunuyorum. Cenabı hak devletimize zeval vermesin. Kurban bayramında ibadetlerimizi kabul eylesin. Tüm hemşerilerimize hayırlı bayramlar diliyorum" dedi.