YEREL HABERLER - 30 Nisan 2016 Cumartesi 18:41

Türkiye Kent Konseyleri Birliği Çankırı'da Toplandı

A
A
A
Türkiye Kent Konseyleri Birliği Çankırı'da Toplandı

Türkiye Kent Konseyleri Birliği Bölge Toplantısı 10 kent konseyinin katılımı ile Çankırı’da yapıldı.
Çankırı Valisi Vahdettin Özcan, bir otelde düzenlenen toplantının açılışında yaptığı konuşmada yerel yönetimin önemine vurgu yaptı.
Yerel otoritenin dağıtacağı kamu kaynaklarında kent konseylerinin öncül görevler alması gerektiğini belirten Özcan, "Kent konseyindeki üyeler muhalif olmalıdır. Bu kanunun ruhu öyledir. Belediye başkanına, valiye zaman zaman muhalefet edecektir. Onlar daha fazla alkışlamak yerine eleştirmek tarafından olmalıdır. Alkışlayacak sivil toplum kuruluşu çok bizde. Bundan ziyade bizi ötelere götürecek bir örgütlenmedir kent konseyi." ifadelerini kullandı.
Merkezi otoritenin tali işlerle zaman kaybettiğini işaret eden Vali Özcan, "Merkezi otorite kendi asli işlerini yapamadığı için tali işler yapıyor. Merkez obez olmuş, çok büyümüş. Ben bir takım bakanlıklara gittiğimde hemen Çankırı’ya kaçmak istiyorum. Onlarca memur, onlarca büyük binalar onların içinde oturan onlarca kamu görevlileri. Merkezden beş bin lira on bin lira isterken hayıflandığımız muhatap bulamadığımız ortamda binlerce liralık kamu binalarında kamu görevlileri istihdam ediliyor. Çağdaş dünyada merkez standardı saptıyor kaliteyi ortaya koyuyor yerel idareye hesap soruyor. Çıtayı koyarsınız, hedefi koyarsınız kamu kaynaklarını neden doğru kullanmadın diye denetçi yollarsınız. Bizde oda yapılmıyor şimdi, hesap soran da yok."şeklinde konuştu.
Merkezi otoriteden beklentilerinide anlatan Özcan, "Merkezi otorite adalet sağlasın, vergi toplasın, sağlık dağıtsın, eğitimin müfredatını ortaya koysun, bizi korusun. Gerisini yerel yönetimler olarak biz yaparız." dedi.
AK parti Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz de kentin sadece mimarisiyle değil, sanayisiyle de değerini ortaya koyduğunu anlattı.
Sanayi şehirlerinin bir kente verdiği değeri belirterek, örneklerle sözlerine devam eden Milletvekili Filiz, “Çankırı’nın Ankara’ya yakınlığı 80 yıl boyunca dezavantaj olmuş. Çankırılılar yakın olduğu için Ankara’ya çok göç vermiştir. Sebebi de kalkınmışlığın olmaması, Çankırı insanını şehirde tutmanın imkanlarının aranmayışındandır. Şimdi ise Biz Çankırı Ankara il sınırına OSB kurduk. Göçü frenlemek için biz bunu yaptık.” şeklinde konuştu.
Her şeyi devletten beklemenin yanlış olduğunu belirten Hüseyin Filiz, “Çankırı’nın ortasını Hükümet Konağının taşınması ile büyük bir meydan yapacağız. Buraya devlet dairelerinin taşınması ile şehir trafiği rahatlayacak. Şehir Ankara’ya doğru uzamış olacak. Kale’ye yapılanlar, Tuz Mağarasına yapılanlar, Hoca Ahmet Yesevi Camii etrafına yapılan, Tatlıçay’a yapılacak olanlar şehre birer değer katmıştır ve katmaya da devam edecektir. Bu yapılanlar Çankırımızın değerini artırıyor. Kentimizi gözümüz gibi korumalıyız.” ifadelerini kullandı.
Belediyelerin hükümetten tarafa olmasının bir avantajı olduğunu da belirten Milletvekili Filiz, “Anadolu’da hükümet bir taraf Belediyeler muhalefet tarafında olduğu sürece Belediyeler 5-10 sene hükümetten kopuk oluyor ve yatırım aksıyor, o kente yazık oluyor. Çankırı geçmişte bunu gördü.” diye konuştu.
Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç ise kent konseyinin bir şehir için olmazsa olmazlardan biri olduğunu söyledi.
Yerel yöneticinin kent konseyinin önemine vakıf olması gerektiğini vurgulayan İrfan Dinç, "Kent konseyi bana göre şehrin aklıdır. Yerel yönetimler için çok önemli bir kılavuzdur, eğer yerel yönetici bunun önemini bilirse. Ben herşeyi biliyorum dersem kendimi felakete sürüklerim. 2004’e görevi devraldığımda 3 meclis kurdum. Çocuk, gençlik ve kadın meclisi. Çocuklardan akıl alıyorum ben. Bir kısım projeler çocuklarımızın aklıdır. Bir bakanla nasıl konuşuyorsam çocuklarla da aynı şekilde konuşurum. Çocuklarına değer vermeyen toplumlar kendilerini felakete sürüklerler." ifadelerini kullandı.
Çankırı’nın Anadolu’da önemli bir yere sahip olduğunu kaydeden Başkan Dinç, "Çankırı’nın kent konseyi üyeleri Çankırı’nın değeridir. Çankırı Anadolu’nun özetidir. Çankırı Anadolu’nun kara kutusudur. Türk-İslam mayasının yoğrulduğu teknedir burası. Taş Mescit vardı. Anadolu’daki ilk darul hadistir. 4 veliden biri Çankırı’dadır." şeklinde konuştu.
Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanı Gülay Sarışın da Çankırı’da 10 ilin katılımıyla bu yılın ikinci toplantısını yaptıklarını belirtti.
Kent konseylerinin amacını anlatan Gülay Sarışın, "Kent konseyinin amacı kent yaşamında kent vizyonunun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, hesap sorma ve hesap verme ile yerinden yönetimi hayata geçirmedir." dedi.
Kent yaşamında kentlinin karar sürecinde yer alması gerektiğini kaydeden Sarışın, "Bizler kent yaşamında kentlilerin karar sürecine katılması amacıyla oluşturulan kent konseyleri birliği olarak bilgilerimizi ve birlikte konuştuğumuz paylaştığımız bölgesel toplantılar yapıyoruz. Biz, gerçekten hem yerelde hem de ulusalda büyük bir aileyiz. Bilgilerimizi paylaştıkça çözüme daha kolay ulaşıyoruz." ifadelerini kullandı.
Çankırı Kent Konseyi Başkanı Muzaffer Dereli ise Çankırı’daki çalışmalardan bahsetti.
Toplantının sonunda Çankırı Valisi vahdettin Özcan, AK Parti Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz, Belediye Başkanı İrfan Dinç ve Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanı Gülay Sarışın’a plaket takdim edildi.
Çankırı Kent Konseyi’nin ev sahipliğinde yapılan programa Çanakkale, Gaziantep, Kahramanmaraş, Adana, Yalova, Gebze, Zonguldak, Kastamonu ve Çorum’dan kent konseyi üyeleri katıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Temizlediği aracında 2 saat uyudu ölümden döndü, yüzde 90 görme kaybı yaşadı Eskişehir’de yaşayan adam, 2 yıl önce Sakarya’da ikamet ettiği dönemde koltuklarını temizlediği aracının içinde uyuduktan 1 gün sonra hastaneye kaldırıldı. Kimyasal ve toksik zehirlenme sonucu doktorların ‘yaşamaz’ dediği fakat hayata tutunduktan sonra yüzde 90 oranında görme yetisini kaybeden adam, tekrar çalışabileceği bir iş arıyor. Gaziantep’te yaşadığı dönemde 45 yaşındaki Yasin Kurt, 300 personeli yöneten pazarlama müdürü iken şirketinin iflas etmesi sonrası ailesiyle 2 yıl önce Sakarya’ya taşındı. 2024 yılının Kasım ayında Sakarya’daki evinin önünde otomobilinin koltuklarını temizleyen Kurt, aniden bastıran yağmur nedeniyle aracın içinde beklemeye karar verdi. Temizlediği koltukların hızla kuruması için aracını çalıştırıp kaloriferi açan Kurt, kapalı ortamda yükselen kimyasal buharın etkisiyle uykuya daldı. Yaklaşık 2 saat boyunca çalışan araç içinde uyuyan talihsiz adam, o sırada vücudundaki mevcut kan düşüklüğünün de etkisiyle, kaloriferden yayılan kimyasal gazları ve eski model aracın içeri sızdırmış olması muhtemel egzoz gazını soludu. Uyandığında ilk etapta kötü bir durum hissetmeyen Kurt, evine dönüp rutin şekilde duşunu aldı. Ertesi gün sırtına saplanan şiddetli ağrıyla uyanan Yasin Kurt, hastaneye kaldırıldı. Durumu hızla kötüleşen adam entübe edildi. Doktorların "yaşamaz, yüzde 99 ihtimalle uyanamaz" dediği Kurt, Sakarya’daki hastanede 2 günlük yoğun bakım sürecinin düşük ihtimale rağmen hayatta kaldı. Kurt, serviste uyandıktan sonra görme yetisini neredeyse tamamen kaybettiğini fark etti. Yapılan klinik incelemelerde, kapalı araç içerisinde yüksek ısıya maruz kalan temizlik kimyasallarının buharlaşması ve içeri sızan olası karbonmonoksit gazı neticesinde, kandaki oksijen ile azotun yer değiştirdiği, yani ağır bir "toksik zehirlenme" yaşandığı saptandı. Tedavi süreci devam ediyor Uğradığı ağır zehirlenmenin ardından hareket kabiliyeti kısıtlanan ve görme yetisini sıfırlayan Yasin Kurt, tedavisinin devamı için ailesiyle birlikte Eskişehir’e taşındı. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde 10 gün boyunca yoğun bir kortizon tedavisi gören Kurt’un vücudundaki motor hareket yeteneği belli ölçüde geri kazandırıldı. Sıfıra inen görme seviyesi ise uzun uğraşlar neticesinde sol gözde yüzde 5, sağ gözde ise yüzde 2 oranına kadar yükselebildi. Yüzde 90 görme engelli 2 çocuk babası Kurt, 11 yaşından beri durmaksızın çalıştığını ve üretmekten asla vazgeçmediğini belirterek iş aradığını belirtti. "Kandaki oksijen ile azotun yer değiştirdiği ve toksik zehirlenme yaşadığım belirlendi" Yasin Kurt, 2024 yılının Kasım ayında Sakarya’da yaşanan olayın başlangıcını, araba içindeki o kritik iki saati ve hastanede ölüm kalım savaşı verdiği ilk anları şu sözlerle aktardı: "Olay 2024 yılının Kasım ayında gerçekleşti, neredeyse iki yıl olacak. Hava kapalıydı ve yağmur yağmak üzereydi. Ben de detaylı temizliği çok sevdiğim için kendi aracımın koltuklarını temizleme kimyasallarıyla silmeye başladım. Kadınlar evlerini nasıl titizlikle temizlerse, erkekler de arabalarına öyle detaylı temizlik yapar. Koltukları silmeyi bitirdiğim esnada yağmur başladı. Sitenin içine koşturup girmek yerine arabanın içinde kalmayı tercih ettim. Islak koltukların kuruması için de aracı çalıştırıp kaloriferi açtım. Normalde uyku problemi olmayan biri olmama rağmen, o gün aracın içinde yaklaşık bir iki saat uyumuşum. O dönemde hemoroide bağlı olarak kan değerlerimde de ciddi bir düşüklük vardı. Uyandıktan sonra eve çıkıp duşumu aldım, her şey rutin görünüyordu. Ancak ertesi gün sırtımda, sanki iki tane hançer saplanmış gibi çok şiddetli bir acı hissettim. Eşime hemen hastaneye gitmemiz gerektiğini söyledim. Kendimde ne olduğunu, ne yaşadığımı o an hiç tahmin edemedim. Hastaneye ulaştığımızda beni çok acil bir şekilde entübasyona aldılar çünkü artık nefes alamaz hale gelmiştim. Yapılan ilk teşhiste, kandaki oksijen ile azotun yer değiştirdiği ve toksik zehirlenme yaşadığım belirlendi." "‘Yüzde 99 ihtimalle bir daha uyanamaz’ demişler" Doktorların yaşama ihtimaline yüzde 1 dediği Kurt hastane süreciyle alakalı, "Sakarya Araştırma Hastanesi’nde iki gün boyunca entübe olarak kaldım. Doktorlar aileme, ‘Bu adam yaşamaz, yüzde 99 ihtimalle bir daha uyanamaz’ demişler. Ancak Allah’ın hikmetiyle, Rabbim beni iki evladıma bağışladı. O ‘ol’ derse her şey oluyor. Uyandığımda ilk etapta her yeri bembeyaz görüyordum. Gözlerimde ciddi bir sıkıntı vardı ve vücudumun her yerinde eşek arısı sokuyormuş gibi büyük bir acı hissediyordum, hareket kabiliyetim son derece sınırlıydı. Kırk yaşıma kadar hastane ortamına hiç alışmadığım için orada daha fazla kalamadım ve evimize döndük" dedi. "Aktif olup üretebilirsem çok daha hızlı iyileşeceğim" Eskişehir’deki kortizon tedavisi sonrasındaki mevcut durumuna, engel oranına ve iş hayatına geri dönme arzusuna değinen Kurt, "Daha sonra tedavi sürecine Eskişehir’de devam etmek amacıyla annemle birlikte buraya geldik. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde on gün boyunca yoğun bakımda kortizon tedavisi gördüm. Bu tedavi, vücudumdaki hareket kabiliyetini belli bir ölçüde artırdı ancak görme kaybım o dönemde tamamen sıfıra inmişti, hiçbir yeri göremiyordum. Kortizon tedavisinin tamamlanmasının ardından görme yetim yavaş yavaş geri gelmeye başladı. Şu an sol gözümde yüzde 5, sağ gözümde ise yüzde 2 oranında bir görme kapasitesine sahibim. Bu süreç ileriye dönük olarak daha iyiye gitme eğilimi gösteriyor. Netice itibarıyla şu an yüzde 90 görme engelliyim. Aradan geçen bir buçuk yıllık süreçte çalışamadım, maluliyet emekliliği gibi belli durumlar gündeme gelse de ben henüz 45 yaşındayım. Kendimi 45 yaşından çok daha verimli ve dinamik hissediyorum. Ben çalışmayı, üretmeyi seven bir adamım. Ekonomik olarak çalışıp, emeğimin karşılığını hak ederek kazanmayı, aileme destek olmayı ve kendi adıma bir şeyler başarmayı istiyorum, hayatımı pasif şekilde sürdürmek için henüz çok erken olduğunu düşünüyorum. Şu aşamada tedavisel boyut tamamlandığı için ağırlıklı olarak vitamin destekli bir tedavi alıyorum. Vücudumun kendini yenilediğini hissedebiliyorum ve her geçen gün daha iyiye gittiğimi biliyorum. Eğer evde oturmak ya da dışarıda amaçsızca gezinmek yerine aktif bir şekilde çalışıp üretebilirsem, psikolojik olarak bu durumun iyileşme sürecimi çok daha fazla hızlandıracağına inanıyorum. Elhamdülillah, bugün dünden daha iyiyim ve gelecekte çok daha iyi olacağımı biliyorum. Tıbbın da cevap veremediği, yanıldığı birçok durum olabiliyor. İnsanların fiziksel yapıları ve dirençleri çok farklıdır, ben de güçlü bir yapıya sahibim, iyileşiyorum ve gittikçe daha da iyi olacağıma inancım tamdır" diye konuştu.