GENEL - 06 Nisan 2021 Salı 13:44

Vali Ayaz kentteki korona virüs tablosunu açıkladı, aşılar sonuç veriyor

A
A
A
Vali Ayaz kentteki korona virüs tablosunu açıkladı, aşılar sonuç veriyor

Çankırı Valisi Abdullah Ayaz, kentin korona virüs tablosunu açıklarken "Aşısının 2.

Çankırı Valisi Abdullah Ayaz, kentin korona virüs tablosunu açıklarken "Aşısının 2. dozunu olmuş ve üzerinden 14 gün geçmiş hiçbir hastamız yok yoğun bakımda" dedi.


Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan korona virüs risk değerlendirme haritasına göre Çankırı, vaka sayılarındaki artış nedeniyle "kırmızı" renk ile "çok yüksek" riskli iller arasında yer alıyor. Kentte denetimler ve vakaları azaltma çalışmaları sürerken Vali Abdullah Ayaz da son verileri açıkladı.


Valilik Toplantı Salonunda gazetecilere açıklamalarda bulunan Vali Ayaz, "Malumunuz Sağlık Bakanlığımızın açıkladığı rakamları sizler de takip ediyorsunuz. Vaziyet iyi değil. Maalesef hala da bir iyileşme kaydedemedik. Bu hafta artık yeni gelen kısıtlama kararlarından sonra inşallah önümüzdeki haftadan itibaren bir düşüş hedefliyoruz. Bir aksilik olmazsa ama ben tekrar tüm vatandaşlarımızdan dikkatli ve tedbirlik olmalarını istiyorum. Söylediğimiz gibi virüsün mutasyonu çıktı. İngiliz varyantı var, Güney Afrika varyantı var. Ama sonuçta mücadele yöntemimizde bir değişiklik yok. Maske kullanımını, hijyene dikkat edilmesini ama en önemlisi de, elimizdeki veriler yayılımın en çok bu şekilde olduğunu gösteriyor, mesafeye dikkat edilmesi. Gereksiz her türlü temastan sakınılmasını aile ziyaretleri ve misafirliklerin ertelenmesini istiyoruz. Bir süre daha sabır istiyoruz vatandaşlarımızdan" dedi.



"Şimdi tekrar bir artış var"


Aşı ile ilgili sonuçları paylaşan Vali Ayaz, "Elimizdeki veriler gayet güzel. Aşı, hastalığı, hastaneye yatışı, yoğun bakımı, ölümü önlemede gayet iyi çalışıyor. Bu konuda tereddüdümüz yok. Ama şu anda yeni bir zirveyi yaşıyoruz. Kurban Bayramı sonrası bir gördük. Kasım ayında tekrar gördük. Gelen kısıtlamalarla birlikte çok güzel günler yaşadık işin gerçeği. Yaklaşık 3 ay çok rahattık. Ama şimdi tekrar bir artış var. Bugün de maalesef her gün rekor tazeliyor gibi bir şey gayet yüksek bir vaka sayısıyla günü kapattık. 2 Mart’ta 318’di vefat sayısı şu an itibari ile 350 vefat sayısı. O günden bugüne 32 vatandaşımızı da kaybettik. Halihazırda şu anda da hastanede de 15 vatandaşımız tedavi görmekte. Halihazırda 15 hastamız yoğun bakımda tedavi görmekte bu hastalarımızın 4’ü entübe. Ama aşısının 2. dozunu olmuş ve üzerinden 14 gün geçmiş hiçbir hastamız yok yoğun bakımda. Bu gayet sevindirici. 65 yaş üzeri hasta sayımız her geçen gün düşüyor. Şu anda yüzde 10, geçen hafta yüzde 13, bir önceki hafta yüzde 18, ondan önceki hafta yüzde 22’ydi. Yani aşının çalıştığının bize net göstergesi. Vaka sayılarımız artıyor. Malumunuz ilimiz 65 yaş üstü nüfusta Türkiye dördüncüsü. Ama 65 yaş üstü hasta sayımız her geçen gün düşüyor bu gayet güzel" ifadelerini kullandı.



"Gençlere bir şey olmuyor değil, oluyor"


Vefat sayılarının ortalamasının aşağı indiğini kaydeden Vali Ayaz, "Vefat sayımızın bu kadar yüksek vaka seyrinde az kalmasının en önemli sebebi buydu. Ama hastalarımızın yaş ortalaması aşağı indi. Şu anda çoğunlukla hastaneye kabul ettiğimiz vatandaşlarımız çoğunlukla 50-65 yaş grubunda. 33 yaşında serviste yatan bir hastamız var bugün itibari ile. 48 yaşında bir hastamızda şu anda yoğun bakımda. Onun durumu inşallah iyi. Ama yoğun bakımda yatan hastalarımızın 10’u 65 yaş altı. Şu anda serviste de 30 hastamız 65 yaş altı hastamız tedavi görmekte. Hastanede toplamda 57 hastamız var. 42’si serviste 15’i yoğun bakımda. Bu 42’nin serviste yatan hastamızın 30’u da 65 yaşın altında. Bunu sizlere anlatmaktaki muradım şu. Gençlere bir şey olmuyor değil, oluyor. Zaten vefatlarda da bunun etkisini görüyoruz. Son 20 ölümümüzün yaş ortalaması 70,1. Son 10 ölümümüzün yaş ortalaması 67,6. Son 3 ölümümüzün ise 58,6. Bu biraz fikir versin diye söylüyorum. 65 yaş üstü vatandaşlarımız gittikçe korunuyor inşallah aşıların etkinliğinin artmasıyla beraber. Ama bunun sonucunda hastaneye aldığımız, hem yoğun bakıma aldığımız hem de defnettiğimiz hastalarımızın yaş ortalamalarında bir aşağı doğru bir gidiş var. Onun için de bu grubun özellikle çok dikkatli olmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.


Vatandaşları aşı olmaya davet eden Çankırı Valisi Abdullah Ayaz, hastaların da yaş ortalamasının düştüğüne dikkat çekti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kayseri’deki cinayetin şüphelisi özel ekip ve 575 saatlik kamera kaydı ile Mersin’de yakalandı Kayseri’de 29 Mart 2026 tarihinde meydana gelen cinayetin asli şüphelisi, kurulan özel ekibin 575 saatlik kamera kaydını izlemesi ile Mersin’de yakalandı. Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı Yıldırım Beyazıt Mahallesi Hür Sokak’ta müstakil bir ikamette meydana gelen olayda, E.A., ismin öğrenilemeyen bir arkadaşıyla oturduğu sırada ikamete kimliği belirsiz şahıslar geldi. E.A. ile şahıslar arasında yaşanan tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine, E.A. tabancayla başından vurularak yaralandı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, sağlık ekipleri de olay yerindeki ilk müdahalenin ardından E.A.’yı ambulansla hastaneye kaldırdı. Hastaneye kaldırılan E.A., yapılan bütün müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybederken, olayla ilgili D.K. (19) ekipler tarafından yakalanarak cezaevine teslim edildi. Meydana gelen olayın aslı şüphelisi A.K. (51) ise olay yerinden kaçarken, firari şüpheliyi yakalamak için Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından özel ekip kuruldu. Kurulan ekip tarafından yapılan saha çalışmaları ve yaklaşık 575 saatlik kamera incelemeleri sonucu şüpheli A.K.’nin Mersin’e kaçtığı tespit edildi. Yapılan tespit üzerine ekipler Mersin’e giderek şüpheli şahsı yapılan operasyonla yakalayarak gözaltına alarak Kayseri’ye getirdi.
İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: "Türkiye olarak son 24 yılda kadınların sosyal ve ekonomik hayattaki konumunu güçlendirmek için önemli adımlar attık" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Kadınların bu ekosistemdeki varlığı her geçen yıl daha da artıyor. Ar-Ge ve tasarım merkezleri ile teknoparklarda çalışan kadın Ar-Ge personeli sayısı son 10 yılda yaklaşık sekiz kat artarak, 61 binin üzerine çıkmıştır. Bunun yanı sıra Türkiye, uluslararası patent başvurularında yüzde 26’yı aşan kadın buluşçu oranıyla dünyada ilk sırada yer almaktadır" dedi. Belçika Ekonomik Misyonu’nun ziyareti kapsamında İstanbul Ticaret Odası (İSO) ev sahipliğinde ‘Kadınların Ekonomik Katılımı ve İş Dünyasında Kadın Hakları Paneli’ düzenlendi. İSO’da yapılan panele Belçika Kraliçesi Mathilde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Belçika heyeti ve çok sayıda davetli katıldı. Panelin açılış konuşmasını İSO Başkanı Bahçıvan yaptı. "Dünya ekonomisi dijitalleşme, yeşil dönüşüm, yapay zeka, yeni üretim teknolojileri ve küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerle yeniden şekilleniyor" Dünya ekonomisinin dijitalleşme, yeşil dönüşüm, yapay zeka, yeni üretim teknolojileri ve küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerle yeniden şekillendiğini söyleyen Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, "Bugün ele aldığımız konu, sadece kadınların iş hayatındaki temsiliyle sınırlı değildir. Bu mesele kalkınmanın yönü, üretimin niteliği, toplumsal refahın derinliği ve gelecek nesillere bırakacağımız ekonomik düzenle doğrudan ilgilidir. Dünya ekonomisi dijitalleşme, yeşil dönüşüm, yapay zeka, yeni üretim teknolojileri ve küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerle yeniden şekilleniyor. Bu yeni dönemde ülkelerin gücü, sermaye birikimi, pazar büyüklüğü ya da doğal kaynaklarla sınırlı kalmayacak. Asıl belirleyici olan insan kaynağını harekete geçirme, bilgiyi değere dönüştürme ve fırsatları toplumun tüm kesimlerine açma kabiliyeti olacak" dedi. "Kadınların bu ekosistemdeki varlığı her geçen yıl daha da artıyor" Kadınların ekosistemdeki varlığının her geçen yıl daha da artığını ifade eden Bakan Göktaş, "Türkiye olarak son 24 yılda kadınların sosyal ve ekonomik hayattaki konumunu güçlendirmek için önemli adımlar attık. Kadınlara eğitim, dijital beceri, teknolojiye erişim, mentorluk, pazara açılma, finansmana erişim imkanları sunuyoruz. Güvenli çalışma koşullarını güçlendiriyor, karar alma süreçlerinde daha fazla temsil edilmelerini destekliyoruz. Geçtiğimiz yıl başlattığımız ‘Yükselen Kadınlar, Kendi İşim, Benim İzim’ programıyla girişimcilik desteklerini yerelden ulusala uzanan güçlü bir ekosisteme dönüştürüyoruz. Bugün ülkemiz, küresel ölçekte rekabet eden dinamik girişimcilik ekosistemiyle kadın girişimcilere güçlü üretim ve inovasyon fırsatları sunuyor. Kadınların bu ekosistemdeki varlığı her geçen yıl daha da artıyor. Ar-Ge ve tasarım merkezleri ile teknoparklarda çalışan kadın Ar-Ge personeli sayısı son 10 yılda yaklaşık sekiz kat artarak 61 binin üzerine çıkmıştır. Bunun yanı sıra Türkiye, uluslararası patent başvurularında yüzde 26’yı aşan kadın buluşçu oranıyla dünyada ilk sırada yer almaktadır. Bu başarı, kadınların bilim, teknoloji ve inovasyon alanlarındaki güçlü potansiyelini ortaya koymaktadır. Diğer yandan Türkiye’de kadınlar, yazılımdan yapay zekaya, savunma sanayiinden temiz teknolojilere, ileri üretimden dijitale kadar pek çok stratejik alanda başarı hikayeleri yazıyor. Belçika Kraliyet Ekonomik Misyonu’nun Türkiye ziyareti, ülkelerimiz arasında ticaret, yatırım, teknoloji ve inovasyon alanlarında yeni temaslara kapı aralıyor. Bugünkü panelin de bu temaslara stratejik bir boyut kazandıracağına inanıyorum. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, kadınların iş dünyasında güçlenmesi, sadece ulusal politikalarla sınırlı kalamayacak kadar büyük bir meseledir. Türkiye olarak, kadınların üretimde, girişimcilikte, teknolojide ve liderlikte daha etkin yer almasını sağlayacak her ortak çabaya katkı sunmaya hazırız" şeklinde konuştu. "Çalışma hayatında kadının güçlenmesi; güvenli, saygın ve onurlu çalışma ortamlarından ayrı düşünülemez" Çalışma hayatında kadının güçlenmesi, güvenli, saygın ve onurlu çalışma ortamlarından ayrı düşünülemeyeceğine değinen Belçika Kraliçesi Mathilde, "Belçika deneyimine dayanan üç düşüncemi sizlerle paylaşmama izin verin: Birincisi, kadınların ekonomik ve siyasi karar alma süreçlerine eşit ve anlamlı katılımı; kapsayıcı ekonomik büyüme, inovasyon ve toplumsal direnç için bir ön koşuldur. Belçika’nın deneyimi, eşitliğin tesadüfen değil, bilinçli ve yapısal seçimlerle elde edildiğini göstermektedir. Geleceği şekillendirmek istiyorsak şimdi harekete geçmeliyiz. İlerleme, ücret şeffaflığı ve sosyal diyalog girişimleri ve ayrıca erişilebilir, yüksek kaliteli çocuk bakımına yönelik sürdürülebilir yatırımlar gerektirir. Aynı zamanda, eğitimde, mentorlukta ve mesleki ağlarda gerçek eşitlik, kadınları ve kız çocuklarını güçlendirmek için gerekli olsa da bu yeterli değildir; buna ayrımcılık ve stereo tipleştirme gibi kalıcı engelleri ortadan kaldırma çabaları da eşlik etmelidir. İkincisi, çalışma hayatında kadının güçlenmesi; güvenli, saygın ve onurlu çalışma ortamlarından ayrı düşünülemez" ifadelerini kullandı. Bugün kadınlara ve kız çocuklarına bilinçli bir şekilde yatırım yaparak, sadece daha adil değil, aynı zamanda gelecek için daha donanımlı bir işgücü piyasası inşa ettiklerini belirten Kraliçe Mathilde, "Belçika, kapsamlı bir yasal ve politika çerçevesi aracılığıyla önleme, koruma ve hesap verebilirliği birleştiren entegre bir yaklaşım benimsemektedir. Mevzuatı; işverenler için önleyici yükümlülükler, gizli danışmanlık mekanizmaları, misillemelere karşı korumalı resmi şikayet prosedürleri, gayri resmi uyuşmazlık çözüm prosedürleri ve son olarak gerektiğinde iş müfettişlerine ve mahkemelere erişim gibi stratejiler sunar. Uygulamada, gizli ve gayri resmi mekanizmalar hayati bir rol oynamaktadır: Belçika’daki iş yeri vakalarının yüzde yetmişinden fazlası, sesini çıkarmakta tereddüt edebilecek mağdurlar için güvenli alanların önemini yansıtacak şekilde arabuluculuk veya gayri resmi prosedürler yoluyla çözülmektedir. Uluslararası düzeyde Belçika, iş yerinde şiddet veya tacizin önlenmesini güçlendiren ve mağdurları koruyan mekanizmaları güçlü bir şekilde desteklemektedir. Bu hedefleri teşvik ederek ve en iyi uygulamaları paylaşarak, dünya çapında daha güvenli ve daha kapsayıcı iş yerlerine doğru ilerleme kaydedeceğiz. Bu sadece kadınlara değil, bir bütün olarak topluma fayda sağlayacaktır. Bugün kadınlara ve kız çocuklarına bilinçli bir şekilde yatırım yaparak, sadece daha adil değil, aynı zamanda gelecek için daha donanımlı bir işgücü piyasası inşa ediyoruz" diye konuştu. Konuşmaların ardından panele geçildi. Etkinlikte kadınların ekonomik yaşama tam katılımı, iş dünyasında fırsat eşitliği, girişimcilik ve kadın haklarının ekonomik alanda desteklenmesine ilişkin konular ele alındı.
Edirne Edirne’de koruyucu aile tanıtımı türküler eşliğinde yapıldı Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından Anneler Günü kapsamında "Koruyucu Aile Tanıtım Programı ve Anne Türküleri Konseri" düzenlendi. Devecihan Kültür Merkezi’nde düzenlenen program yoğun ilgi gördü. Programda koruyucu aile hizmet modeli hakkında bilgiler verilirken, Nefes Türk Halk Müziği Topluluğu tarafından seslendirilen anne türküleri dinleyicilere bazen neşeli, bazen ise duygu dolu anlar yaşattı. Etkinlikte koruyucu aile sisteminin önemine dikkat çekilerek, toplumsal farkındalığın artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Anneler Günü’ne özel hazırlanan konser programında seslendirilen türküler katılımcılar tarafından büyük beğeni topladı. Programda konuşan Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Harun Tohumcu, koruyucu ailenin önemine dikkat çekti. Koruyucu aile olarak bir cana dokunulduğunu belirten Tohumcu, "Bir yavrunun hayatına girmek ve hayatınıza bir yavrunun girmesi ve sofranızda hayatınızda bir can daha olması ve insan yetiştirmeye talip olmak. Dolayısıyla siz koruyucu aile olduğunuzda eviniz şenlendiği gibi bir yavrunun da gelişimine katkı sunup, onun hayatına dokunmuş olacaksınız. Koruyucu aile olduğu zaman kişinin mesela biz bir koruyucu ailenin yanına gittiğimizde o yavrunun o eve kattığı neşeyi gözlerimizle görüyoruz. O yavrunun mutluluğunu da görüyoruz" dedi. Koruyucu aile olma konusunda çağrıda bulunan Tohumcu, "Herkes koruyucu aile olmaya çalışsın. Gönülden buna destek versin. Eşine, dostuna, komşusuna anlatsın. Ben de koruyucu aile olabilir miyim diye bu sunumu, videoyu ve arkadaşları, misafirleri bu şekilde dinlesin. Dolayısıyla inşallah bu toplantılardan, bu tanıtımlardan sonra koruyucu aile sayımızın ilimizde de artmasını istiyoruz" dedi. Programa katılan koruyucu aileler Perihan Curacı ve İlknur Günay de hayatlarındaki değişiklikler ve yaşadıkları deneyimleri paylaştı. Katılımcılar, koruyucu aileleri dinlerken duygu dolu anlar yaşadı. Konuşmaların ardından Nefes Türk Halk Müziği Topluluğu konser verdi.