GÜNDEM - 31 Ekim 2023 Salı 10:34

ÇAKÜ’de 2. Uluslararası Türkiyat Kongresi düzenlendi

A
A
A
ÇAKÜ’de 2. Uluslararası Türkiyat Kongresi düzenlendi

Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde(ÇAKÜ) 2. Uluslararası Türkiyat Kongresi düzenlendi.


Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde 2. Uluslararası Türkiyat Kongresi düzenlendi. yurt dışından ve yurt içinde 130’dan fazla bilim insanının katıldığı konferans salonunda gerçekleştirilen kongreye, katılımcılar yoğun ilgi gösterdi. Programın ardından, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve Dr. Cavid Mövsümlü, Rektör Prof. Dr. Harun Çiftçi’ye TÜRKSOY’un kuruluşunun 30. yılına adanan hatıra hediyesini takdim etti.



Konuşmalarında 2. Dünya savaşına değinen Rektör Çiftçi, “Daha önce ifade etmiştik, artık her yıl Türkiyat kongresi düzenlemek, gelenekselleşmesi açısından, Türk dünyasına hizmet etmesi açısından önemli. Dolayısıyla bir sonraki dönemde eğer başka ülkelerdeki kıymetli hocalarımız bunu üstlenirse, biz de seve seve elimizden geldiği kadar destek vereceğiz. Olmuyorsa da yine Çankırı Karatekin Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü tarafından da üçüncüsü düzenlenecektir. Bunu da burada ifade etmek istiyorum. Coğrafyamız zor bir coğrafya. Çin’den Adriyatik’e kadar bir Türk dünyası var önümüzde. Dolayısıyla dünyada dengelerin değiştiği bir dönemde, tek kutupluluğun kalktığı bir dönemde yeni merkezler arayışı söz konusu. Özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ortay çıkan dünya sistemi artık dünyanın sorunlarını taşıyamıyor. O vesileyle yeni yeni merkezlerin yeni yeni eksenlerde oluşması da kaçınılmazdır. Bu noktada Türkiye merkezinde Türk dünyasıyla birlikte bir Türk jeopolitiğinin, bir Türk siyasi coğrafyasının ortaya kurulması elzem. Bugün 6 tane bağımsız Türk devletimiz var” dedi.



Kongreye katkıda bulunanlara teşekkür eden Rektör Çiftçi, “300 milyonluk bir nüfusumuz var. Ekonomi bakımından da değerlendirdiğimizde, yaklaşık 1 trilyon dolarlık da bir ekonomik potansiyelimiz var. dolayısıyla bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmemiz için gerçekten özellikle Türk Devletler Teşkilatı, Türki cumhuriyetlerin içerisindeki değerli arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, sivil toplum kuruluşları yoğun bir şekilde çalışıyor. Geldiğimiz nokta itibariyle gerçekten geçmişe baktığımızda günümüzün şartlarını da değerlendirdiğimizde şükrediyoruz. Şiirlerimizde, hikayelerimizde yer alan Türk dünyasıyla birlikte olmak, aynı hissiyatı sergilemek bugün gerçekleşmekte ve bu gerçekten zor bir süreç. Dolayısıyla bu sürece katkı yapanları ben burada takdirle, minnetle, şükranla anıyorum. Ben üniversite öğrencisiyken Hazar Şiir Akşamları düzenlenirdi. Birçok kıymetli hocam belki gelmiştir. Bu Hazar Şiir Akşamlarına tıpkı Türkiyat Kongresindeki gibi birçok Türki cumhuriyetinden değerli bilim insanları edebiyatçılar gelmişti ve oradaki nameler, oradaki hissiyatlar, oradaki mısralar, bugün gerçekten icraata dökülmüş vaziyette devam etmekte ve artık devletler nezdinde bu sürece sahip çıkılmasının da gerçekten memnuniyetini yaşıyoruz. Bir avuç gönüllü insanın gönlündeki duyguların meydanlara, meydanlardan kitaplara, kitaplardan da aynı şekilde devlet kurumlarının ilgili yerlerine akması da büyük bir kazanım olsa gerek” diye konuştu.



“Ortak miras çerçevesinde, ortaya bir şeyler sunması için gayret göstermemiz gerekli”


Ortak eğitim sisteminin kurulma zamanı geldiğini belirten Rektör Çiftçi, “Dolayısıyla bu kazanımı da biz en iyi şekilde değerlendirme mecburiyetindeyiz. Konumuz gerçekten çok önemli: Türk Dünyasının Ortak Mirası. Bu mirasımızın içerisinde tarihimiz var, kültürümüz var, dilimiz var, sanatımız var ama bu miras bugüne bir şeyler katmalı. Geleceği de inşa edecek bazı argümanları da ifade edebilmeli. O vesileyle biz, ortak mirasımızı bize güç verecek en önemli destek ve unsur olarak görmekteyiz. Zaman zaman Türk dünyası ziyaretlerimiz olmakta. Orada kıymetli rektörlerimizle, değerli temsilcilerimizle, devlet büyüklerimizle istişare etmekteyiz, değerlendirme yapmaktayız. Dolayısıyla herkesin ortak kanısı gerçekten bu Türk dünyasını, ortak miras çerçevesinde, ortaya bir şeyler sunması için gayret göstermemiz gerekliliğidir. Bu nedenle bu tür kongrelerin sürekli yapılması elzem. Şimdi gidiyoruz, eğitim iş birliği, eğitim hareketliliği, eğitim diplomasisi, bilim diplomasisi konusunda çabalar sarf ediyoruz. Bunu önümüzdeki süreçlerde de daha etkili olabilmesi için de bazı çalışmaları burada ifade etmemiz gerekiyor. Artık ortak eğitim sisteminin kurulması zamanı geldi. İçerikler, kredilerimiz, aynı şekilde karşılıklı diploma denklikleri, ortak lisans ve yüksek lisans programları; bunları yapmak gerekiyor. Artık bunların zamanı geçti. Bir an evvel bunları yapmamız lazım. Çankırı Karatekin Üniversitesi olarak biz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Şimdi iş birlikleri gayet güzel gidiyor ama bunun somut çıktıları, gerçekten özellikle eğitim iş birliği konusunda da öğrencilerimizin karşılıklı her iki ülkede veya üç ülkede gidip okuması, eğitim hareketliliğine katılması. Çünkü gitmediğiniz yer sizden bir parça değildir. Dokunmadığınız insan sizden biri değildir. O yüzden bunları icraata dökmemiz gerçekten elzem. İşin jeostratejik boyutundan da bahsetmiştik. Şimdi bizler bu salonlarda bazı hedeflerimizi ortaya koyacağız ki bu tabanda yankılansın, dile getirilsin. Biz, yeri geldiği zaman şiirlerimizi Azerbaycan şiirleriyle okuyacağız. Yeri geldiği zaman Kazakistan romanlarını okuyacağız. Yeri geldiği zaman Özbekistan hikayelerini okuyacağız. Bunları yapabilmemiz için de ortak bir dilimizin olması lazım. Dolayısıyla bu ortak dilimizi güçlendirecek çalışmalarımızın da yapılması lazım. Gerçekten nice büyük şahsiyetlerimiz var, Türk dünyasında. Onların eserleri var, çoğumuz bu eserlerden bihaberiz. Dolayısıyla bunların sadeleştirilmesi, bütün Türk toplumlarında bunların tekrar gündeme getirilmesi lazım” ifadelerini kulandı.



Rektör Çiftçi şunları da kaydetti;


“Türkiyat Enstitüsü olarak biz bazı çalışmalara başladık. Bazı metinlerimizi Özbek Türkçesi’ne, Özbek Türkçesi’nde yazılmış bazı metinlerimizi de Türkiye Türkçesi’ne çevirmek için çalışmalar yapıyoruz. O çalışmalara, o projelere destek veren hocalarıma ben buradan da teşekkür ediyorum. Dolayısıyla bu kongrenin somut çıktılarını ilerleyen dönemlerde, daha farklı alanlarda yankılanması gerekli, onu da ifade edeyim. Biz, rektör olarak Çankırı Karatekin Üniversitesi olarak bizi ilgilendiren, bize dair ne varsa; Türk dünyasıyla ilgili ne varsa, orada olacağımızı, imkânlar nispetinde onları destekleyeceğimizi daha önce deklare etmiştik. Ben bunu bir kez daha söylüyorum. O yüzden oluşturulan bu güzel sinerjiyi, inşallah ortak hedefler doğrultusunda güzel çalışmalara döndüreceğimize de inanıyoruz. Bu güzel ve etkili olacak kongrenin düzenlenmesinde emeği geçenlere de ben teşekkür ediyorum.”



ÇAKÜ’de 2. Uluslararası Türkiyat Kongresi düzenlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.
Kars Kars’ta dede mesleği yaşatılıyor: Arıcılık sezonu başladı Kars’ta baharın gelişiyle birlikte doğa canlanırken, bölgenin köklü geçim kaynaklarından biri olan arıcılıkta da hareketlilik başladı. Dededen kalma mesleği babasıyla birlikte sürdüren üreticiler, havaların ısınmasıyla birlikte arı kovanlarının bakım ve beslenme çalışmalarına hız verdi. Kars’ın Kağızman ilçesinde kış aylarını zorlu şartlar altında geçiren arılar için ilkbahar dönemi büyük önem taşıyor. Bu süreçte arıcılar, kovanların temizliğini yaparak arıların sağlıklı bir şekilde üretime hazırlanmasını sağlıyor. Aynı zamanda arıların güçlenmesi için şerbet ve çeşitli destekleyici besinlerle takviye yapılıyor. Bu dönemde yapılan bakımın bal verimini doğrudan etkilediğine dikkat çekiliyor. Kağızman’da dede mesleğini babası Erol Ergüven ile birlikte yaptığını ifade eden Sinan Ergüven, "Arılarımız beslenme döneminde şuan kolonileri çoğaltıyoruz. İnşallah yaklaşık 2 ay sonra Kars yaylarına çıkaracağız. Orada şekersiz çiçek balı yapıyoruz. Meslek babadan, dededen kalma, dedemden babam devraldı. Şimdi ben babam ile birlikte yapmaktayım. O şekilde bal üretimi yapıyoruz" dedi. Bölgede uzun yıllardır arıcılıkla uğraşan Ergüven ailesi, bu mesleği sadece bir geçim kaynağı olarak değil, aynı zamanda kültürel bir miras olarak görüyor. Bakım ve beslenme sürecinin tamamlanmasının ardından arılar, daha verimli üretim yapabilmeleri için yüksek rakımlı yaylalara taşınacak. Doğal florası zengin olan bu bölgeler, arıların kaliteli ve organik bal üretmesi için ideal ortam sunuyor. Özellikle Kars’ın endemik bitki çeşitliliği, bölge balına kendine has aroma ve değer kazandırıyor. Arıcı Sinan Ergüven, bu yıl hava şartlarının olumlu seyretmesi halinde bal veriminde artış beklediklerini ifade etti. Ancak ani hava değişimleri ve iklim şartları, üretim üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Tüm zorluklara rağmen Kağızmanlı arıcılar, hem geleneklerini yaşatmak hem de ekonomiye katkı sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor.
Kocaeli Konut projesine 24 saatte bin 585 başvuru Kocaeli’de hayata geçirilen Kartepe Kent Konut Evleri projesinde ön satış süreci yoğun taleple başladı, 24 saat içinde bin 585 kişi müracaat etti. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin iştirak şirketi Kent Konut A.Ş. güvencesiyle hayata geçirilen Kartepe Kent Konut Evleri projesinin ön satış başvuru süreci 29 Nisan tarihinde yoğun ilgi ile başladı. 10 Mayıs tarihine kadar başvuruları alınacak olan proje hakkında bilgi almak isteyen vatandaşlara yönelik kapsamlı bilgilendirme süreci yürütülüyor. Sosyal medya ve e-posta kanalları üzerinden yaklaşık bin kişiye geri dönüş sağlanarak proje detayları paylaşıldı ve merak edilen tüm sorulara tek tek cevap verildi. Modern mimarisi, ulaşım avantajları ve sosyal donatı alanlarıyla öne çıkan Kartepe Kent Konut Evleri, bölgedeki konut ihtiyacına önemli çözüm sunmayı hedeflerken; projenin tanıtım sürecinden itibaren yoğun talep görmesi, ev sahibi olmak isteyen vatandaşların projeye duyduğu güveni ortaya koydu. 2026 yılı içerisinde teslim planlanıyor Kent Konut A.Ş. tarafından yapılan açıklamada 24 saatte bin 585 başvuruya ulaşıldığı kaydedilirken, projeye gösterilen yoğun ilgi paylaşıldı. Kartepe Kent Konut Evleri, kullanıcı dostu 2+1 dairelerden oluşan projede, 94,32 metrekarelik yaşam alanlarıyla modern konut beklentilerine uygun, fonksiyonel ve ferah iç mekanlar sunuyor. Toplam 12 blok ve 144 daireden oluşan projede otopark, basketbol sahası, çocuk oyun alanları, geniş yeşil alanlar, güneş enerjisi sistemi ve elektrikli araç şarj istasyonları gibi sosyal donatılar da yer alıyor. Kartepe Evleri’nin yıl içinde tamamlanarak teslim edilmesi planlanıyor. Başvuru şartları ve ücretler Kampanya kapsamında başvurular; son 6 aydır Kocaeli il sınırları içerisinde ikamet eden, adına, eşi adına veya velayeti altındaki çocuklar üzerine kayıtlı herhangi konut bulunmayan ve belirlenen şartları sağlayan kişilere açık olacak. Başvuru bedeli 5 bin TL olarak belirlenirken, bu bedel ön kayıt ücreti niteliğinde olup daire satış fiyatına dahil edilecek. Öte yandan, dairelerin satış fiyatlarına KDV, doğalgaz abonelik bağlantı bedeli, tapu harç ve masrafları ile kredi kullanılması halinde bankaya ödenecek diğer masraflar dahil olmayacak. Dairelerin fiyatları 3 milyon 750 bin TL’den başlayacak. Konum, cephe, manzara ve kat gibi özelliklere bağlı olarak farklılık gösterecek fiyatlar başvurusu sırasında belli olacak. Peşin alımda yüzde 5 indirim fırsatı Konutların satışında iki farklı ödeme seçeneği sunulacak. Peşin ödemeyi tercih eden alıcılara satış bedeli üzerinden yüzde 5 oranında indirim uygulanırken, kampanya kapsamında konut kredisi kullanan alıcılar bu indirimden yararlanamayacak. Banka kredili satışlarda ise alıcı tarafından ödenecek peşinat tutarı, toplam satış bedelinin en az yüzde 25’i olacak. Kredi kullanımında 0-60 ay vadeler için yüzde 1,59, 61-120 ay vadeler için ise yüzde 1,98 faiz oranı uygulanacak.