SAĞLIK - 11 Ağustos 2025 Pazartesi 13:11

KOAH ve astım hastaları Çankırı tuzuyla şifa buluyor

A
A
A
KOAH ve astım hastaları Çankırı tuzuyla şifa buluyor

Türkiye’nin dört bir yanından Çankırı’ya gelen KOAH ve astım hastaları, Hititler’den kalma, yerin 150 metre altındaki tuz mağarasında 15 gün boyunca terapi gördü. Tedavinin sona ermesinin ardından konuşan hastalar, sağlık durumlarında büyük gelişme yaşandığını ifade etti.


Çankırı’da hayata geçirilen "Daha Güçlü Bir Nefes Projesi", KOAH ve astım hastalarına şifa olmaya devam ediyor. Şehirde bulunan özel bir hastanede yapılan çeşitli etkinlikler ile yerin 150 metre altındaki tuz mağarasında hastaların 4 ila 6 saat boyunca tuzlu havaya maruz kalmaları ve verimli zaman geçirmeleri sağlandı. Tuz terapisi kapsamında seramik ve ebru atölyeleri, müzikal, drama, sinema, sağlıklı spor ve fiziksel egzersiz gibi sosyal, kültürel ve sağlık etkinlikleri düzenlendi. Yapılan terapilerin etkileri, sağlık personeli tarafından takip edildi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalar, 15 gün süren terapi sonrasında sağlık problemlerinde belirgin azalma olduğunu dile getirdi.



"İyileştiğimi hissettim"


Tedavi sonrasında sağlıklı bir nefes aldığını ifade eden Emine Sezer, "Burayı belki iyi gelir diye kızım önerdi. Bende gerçekten faydasını gördüm. İki aydır hastaydım, gerçekten çok ferahladım, tuz mağarası ve hastane çok iyi geldi. Mağaraya geçince içime ferahlık geliyor. İyileştiğimi hissettim. Doktorumuzda daha da iyi olduğumuzu söyledi. Tuzun bu kadar faydalı olduğunu gerçekten bilmiyordum. İlk geldiğim günden şimdiye kadar çok fark var. Çok halsizdim. Sürekli tıkanıyordum, ama şu an açıldım. Kullandığım hava cihazından daha iyi geldi burası. Burada görevli olan herkes çok iyi ilgileniyorlar, herkese tavsiye ederim" diye konuştu.



"Tuz mağarasına ilk defa geliyorum ve bu mağara gerçekten balgam söküyor"


Tedavi olmak için Adana’dan Çankırı’ya gelen Nurten Bayramoğlu ise, "Burayı sosyal medyada yer alan haberlerden işiterek Adana’dan geldim. Bir senedir KOAH hastalığım var. 10 gündür buradayız. Sürekli mağaraya gittik ve hastanenin tuz odasında tedavi gördük. Burası bana çok iyi geldi, devam ettirmem gerektiğini öğrendim. İnşallah diğer hastalara da iyi gelir. Buraya geldiğim ilk günden bu yana çok fark gördüm. Çok sıkışıyordum, nefes alamıyordum. Buraya geldikten sonra öyle bir durum olmadı. Tuz mağarasına ilk defa geliyorum ve bu mağara gerçekten balgam söküyor. Tuzun böyle bir faydasının olduğunu daha önceden de duymuştum" dedi.



KOAH ve astım hastaları Çankırı tuzuyla şifa buluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Sivas’ta Mukaddes Emanetler Sergisi’nde uzun kuyruklar oluştu Sivas’ta Peygamber Efendimiz ve Ehl-i Beyt’e ait birçok kıymetli emanetin yer aldığı "Mukaddes Emanetler Sergisi" ziyarete açıldı. Sergiyi gezen vatandaşlar, duygu dolu anlar yaşadı. Peygamber Efendimize ait Lihye-i Saadet (Sakal-ı Şerif ve Saç-ı Şerif), Hücre-i Saadet’te bulunan kabir örtüsü ve kabir toprağı, hurma lifinden yapılmış yatağı, Kadem-i Şerif (ayak izi), Gubar-ı Şerif (kabir toprağı) ve Kisve-i Saadet gibi pek çok kıymetli emanetin yer aldığı sergi, Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde açıldı. İl protokolü tarafından açılışı yapılan sergiyi birçok vatandaş ziyaret etti. Uzun kuyrukların oluştuğu sergide duygu dolu anlar yaşandı. Kutsal emanetleri yakından görme fırsatı bulan vatandaşlar, o anları cep telefonu ile de görüntüledi. "Kendimi Medine’de gibi hissediyorum" Sivas’ın Koyulhisar ilçesinden geldiğini ifade eden Celal Taş, "Sivas’a 15 günlüğüne gelmiştim. Böyle bir serginin açıldığını duydum. İnanın şu anda çok duygulandım. Kendimi Medine’de gibi hissediyorum. Orada da birçok emaneti gördüm ama burada da çok duygulandım. Bu sistemi kuranlardan Allah bin kere razı olsun. Sakal-ı Şerif’i her yıl ziyaret ediyorum ama bu kadar yakından hiç görmemiştim. Herkes mutlaka burayı görsün" dedi. Sergide Hz. Fatıma’ya ait Hücre-i Saadet anahtarı, Hz. Ali’nin Sarık-ı Şerif’i, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e nispet edilen Sakal-ı Şerifler de yer alıyor.
Konya Ramazan’da sürücülere sabır ve dikkat uyarısı Ramazan ayında özellikle trafik yoğunluğunda iftara yetişme telaşında olan ve sahur sonrası yola çıkan sürücülere uyarılarda bulunan uzmanlar, sabırlı, dikkatli ve trafik kurallarına uyarak hareket edilmesi gerektiğini belirtti. Ramazan ayında iftara yetişme telaşında ve sahur sonrasında trafik yoğun şekilde devam ediyor. Dalgınlığın artması trafik kazalarını beraberinde getirirken, uzmanlar bu dönemlerde sürücülere ‘dikkat ve sabır’ konusunda uyarılarda bulundu. İleri Sürüş Uzmanı Ramazan Ceylan, Ramazan ayında trafikte daha dikkatli ve anlayışlı olunması gerektiğini belirterek, "Sürücülerimize tavsiyemiz; öncelikli sabırlı olmaya davet ediyoruz. Bunun yanı sıra tabii açlık ve susuzluktan dolayı da kan şekerinde düşme meydana gelebilir. Yorgun ve uykusuz araç kullanmasınlar. Alışma sürecimiz oluyor, dolayısıyla trafikte birbirimize karşı kesinlikle saygı göstermemiz ve sabırlı olmamız lazım. Bayrama da Ramazan’dan sonra inşallah kazasız ve belasız olarak ulaşmayı Rabbim bize nasip etsin. Sürücülerimizin kurallara uyarak kendi dışındaki yol kullanıcılarını tehlikeye atmamaları, cep telefonu kullanmamaları, trafik işaretlerine uymaları gerektiğini hatırlatıyoruz" dedi. "Kazaya davetiye çıkaracak sabırsız davranışlarda bulunmamamız gerekir" İftara yetişme telaşının kazalara davetiye çıkarabileceğini ifade eden Ceylan, "İftara yetişme telaşı oluyor. Herkes aynı anda hareket etmek durumunda kalabiliyor. Bu tür durumlarda sakin olmamız gerekiyor. Bir kazaya davetiye çıkaracak sabırsız davranışlarda bulunmamamız gerekir. Birbirimize karşı anlayış göstereceğiz, sabırlı olacağız, gerginlik oluşturmayacağız. Ramazan ayını inşallah bu şekilde kazasız ve belasız bir şekilde geçirmeyi Rabbim nasip etsin" şeklinde konuştu. "Sürücülerin uykularını almış şekilde yola çıkmalarını tavsiye ediyoruz" Ceylan, özellikle sahur sonrası yola çıkacak sürücülere de uyarılarda bulunarak, "Hemen sahur yapalım da yola çıkalım düşüncesinde olan sürücülerimiz olabilir. Kesinlikle dinlenmeden yola çıkmasınlar. Sahurunu yapar, sahurdan sonra bir miktar dinlenip sonra yola çıkarlarsa daha iyi olur. Çünkü neticede uykusuz ve yorgun ve dalgın araç kullanmak kazaya davetiye çıkarır. Kendiniz dışında yol kullanıcısını tehlikeye atar. Bunun için de yorgun, uykusuz değil, uykularını almış bir şekilde yola çıkmalarını tavsiye ediyoruz" diye konuştu.