GÜNDEM - 02 Haziran 2024 Pazar 13:04

Ulu çınarları buluşturan gelenek

A
A
A
Ulu çınarları buluşturan gelenek

Çorum’un Ovasaray köyünde ulu çınarlar, her yıl düzenlenen Saray Bahçe Buluşmaları etkinliğinde bir araya geliyor. İş insanları Mustafa ve Ali Ilıca tarafından düzenlenen organizasyonda köy nüfusuna kayıtlı 70 yaş ve üzeri ulu çınarlar hatıralarını tazelerken, deneyim ve tecrübelerini genç nesillerle paylaşma imkanı buluyor.


Ovasaray köyünde ulu çınarlar, her yıl düzenlenen Saray Bahçe Buluşmaları etkinliğinde bir araya geliyor. Saray Bahçe Buluşmaları amacı hakkında davetlilere bilgi veren Öğretim Görevlisi Ali Ilıca, modern dünya şartlarının hayatımızı çok kolaylaştırırken her birimizi bir kenara savurduğunu belirterek, "Bireysel olarak hayata tutunma zorunda bıraktı. Pek çoğumuzu köyümüzü terk etmeye zorladı. Cenaze merasimleri dışında bu gibi toplantılar olmaz ise büyüklerimizi çok fazla göremez olduk. Oysa kırsalda yaşarken böyle değildik. Köy meydanlarında oturup muhabbet ediyorduk. Köy konaklarımız ve odalarımız vardı. Oralarda çok derin muhabbetler yapardık. Herkesin her türlü sorunu bu odalarda çözülürdü, mutluluklar buralarda paylaşılırdı. Köyümüzde 10 üzerinde köy odası vardı, misafirleri hiç eksik olmazdı. Sofralarımız hiç misafirsiz kalmazdı. Sofralarımız misafirle şenlensin isterdik. Bunlar artık hatıralarda kaldı. Her geçen gün o güzelim kıymetlerimizi kaybediyoruz. Yerine yeni değerler koyamıyoruz. Şehirlerin ışıltılı cazibelerine aldanıyoruz. Köylerimizi terk ediyoruz. Oysa şehirlerde yaşamak daha da zor oluyor. Topraktan uzaklaşmak insana acı veriyor, sorunlar peş peşe geliyor. Şehrin evleri daha konforlu ama içerisinde huzur yok. Eskiden çoraplarımız yamalı, ayakkabılarımız siyah lastik idi ama biz onlarla çok mutlu oluyorduk. Şimdi yamalı giysilerimiz yok, marka ayakkabılarımız var ama bir türlü memnun olamıyoruz. Şehirde evlerimizin odaları daha fazla ama her birimizin telefonu var, odalarda televizyonları var fakat muhabbet edemiyoruz. Çocuklarımızla iletişim kuramıyoruz. Ayrı dilden konuşuyor, ayrı dünyalarda yaşıyoruz. Küçük çocuklarımızın şehirde özgürlüğü yok, kendi başına sokağa çıkamıyor. Apartman hayatında çocukça bağıramıyor çünkü üst komşu rahatsız oluyor, koşamıyor alt komşu hemen tepki veriyor. Oysa benim çocukluğumda sabah erken evden çıkardık, harman yerinde top oynardık, çoraklıkta çamurdan oyuncaklarımızı kendimiz yapardık, Derinçay’da balık tutar hem de çok büyük balıklar tutardık, hatta suyundan içerdik" dedi.



"Şehrin sıkıntılı ve kalabalık hayatı artık bize keyif vermiyor"


Artık ekmeklerin mis gibi kokan lezzetinin kalmadığını anlatan Ilıca, "Derinçay’da değil balık artık kurbağa dahi yaşayamaz oldu. Tandır ekmeği, tek yüzlü çörek, omaç, unutmabeni, kellecoş, hasıda, pelte yiyemez olduk. Şehrin sıkıntılı ve kalabalık hayatı artık bize keyif vermiyor. Geçmişimizi, köy hayatını özlüyoruz. Köyümüzü çok seviyoruz, köylülerimizle bir arada olmaktan mutluluk duyuyoruz. İnsan yaşlanınca toprak daha sevimli geliyor. Toprağın o kendine has kokusunu hissetmek, hatıralarımızı canlı tutmak istiyoruz. Hasret gidermek, geleneği yaşatmak, sosyal dayanışmayı artırmak hem de aramızda zenginlik olarak gördüğümüz sosyal sermayeye katkı yapmak üzere her yıl büyüklerimizle bir araya geliyoruz. Siz devlet büyüklerimizin de bu mutluluğumuza, buluşmamıza şahit olmanızdan onur duyuyoruz. İlk toplantımızdan bu zamana kadar hatıra fotoğraflarımızdan ayrılan büyüklerimize rahmet diliyorum. Hasta olduğu için bugün toplantımıza gelemeyenlere Rabbimden şifa niyaz ediyorum. Bize zaman ayırarak davetimize katılımınız nedeniyle başta protokol yetkililerimiz olmak üzere Ovasaraylı tüm büyüklerime Ilıca ailesi adına teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.


Dünyanın fani ve hayatın kısa olduğuna dikkat çeken Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın da, "Gönül kırmaya, gönül yıkmaya gerek yok. Onun içinde hepimiz gönül alarak, güzellikleri paylaşmalıyız. Rabbim, sevgi, saygı içerisinde hayatımızı tamamlamayı, son nefesimizi vermeyi nasip etsin. Sadakayı cariyeler bırakalım. Güzel ve hayırlı evlatlar bırakalım" şeklinde konuştu.


Ulu çınarların bir araya geldiği Vali Zülkif Dağlı da, "Ovasaray kadim bir köy. Tarihi olan, tarımın yapıldığı, gelir seviyesinin yüksek olduğu bir köy. Bizim geleneğimizde oda kültürü vardı. Gelen misafir burada ağırlanır misafir edilirdi. 10 yıldır devam eden bu gelenekte onun devamı ve başlangıcı. Hatta 65 yaş üzeri ve 70 yaş üzeri olarak sınırlandırılması da anlamlı. Ilıca ailesine teşekkür ediyorum. Ne yaparsak çocuklarımız, çevremiz onu görecek. Böyle gelenekleri devam ettirmemiz lazım" şeklinde konuştu.


Programa İl Jandarma Komutanı Kd. Alb. Naim Çetinkaya, Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, Ticaret Borsası Başkanı Naki Özkubat, daire amirleri katıldı.



Ulu çınarları buluşturan gelenek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Zeyyat Kafkas: "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarının yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey olmadığını belirterek, "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Trabzonspor’un sahasında Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiği maçın ardından Kulüp Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarına sert tepki gösterdi. Kafkas, yaptığı açıklamada, Öztürk’ün ifadelerinin gerçekleri çarpıttığını belirterek, "Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiğimiz maçtan sonra Metin Öztürk’ün hadsiz ve gerçekleri çarpıtan açıklamaları, yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir" dedi. Trabzon’da misafirperverliğin her zaman ön planda olduğunu vurgulayan Kafkas, "Her şeyden önce bilinmelidir ki; Trabzon’a gelen herkese bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kulübümüzün vakarına yakışır şekilde misafirperverlik gösterilir. Bu bizim kültürümüzdür" ifadelerini kullandı. Açıklamasında Galatasaray cephesini etik dışı davranmakla suçlayan Kafkas, şu ifadelere yer verdi: "Ancak hiç kimse, kendi kirli hesaplarının doğurduğu sonuçları Trabzonspor’a ‘çirkinlik’ yaftası yapıştırarak gizleyemez. Metin Öztürk’ün ‘çirkinlik’ diye tarif etmeye çalıştığı tablo, bizzat temsil ettiği anlayışın ürünüdür. Çünkü asıl çirkinlik; sözleşmesi devam eden oyuncularla kulübünü devre dışı bırakarak gizli görüşmeler yapmaktır. Asıl çirkinlik; milli takım kampında, gözlerden uzak temaslarla futbolcumuzun aklını çelmeye kalkmaktır. Asıl çirkinlik; yöneticilerin ofislerinde oyuncu çağırıp gizli planlarla iş bitirmeye çalışmaktır. Asıl çirkinlik; etik değerleri ayaklar altına alıp sonra dönüp ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır." Bir oyuncu transferi üzerinden de eleştirilerini sürdüren Kafkas, "Asıl çirkinlik, bizim anlaşma sağladığımız 18 yaşındaki bir oyuncuya sonradan daha yüksek para teklif edip transferi o şekilde bozmaktır. Asıl çirkinlik, bununla da yetinmeyip bu akşam çıkıp utanmadan, sıkılmadan, pişkin pişkin ‘parasını verip aldık’ diyebilecek kadar aciz bir duruma düşmektir" dedi. Trabzonspor’un hiçbir kulübü düşman olarak görmediğini belirten Kafkas, "Fakat Trabzonspor’un hukukuna, emeğine ve onuruna yönelik bir müdahale varsa, orada tavrımız da duruşumuz da nettir. İhaneti ‘transfer politikası’, kurnazlığı ‘yöneticilik’, organize temasları da ‘doğal süreç’ gibi göstermeye çalışanlara karşı susacak, el uzatacak, yan yana gelecek değiliz" ifadelerini kullandı. Kafkas, açıklamasının sonunda, "Metin Öztürk, kamuoyu önünde hamasi cümleler kurmadan önce, bu noktaya nasıl gelindiğinin muhasebesini önce kendi vicdanında yapmalıdır. Bugün konuşulan mesele, kimsenin kimseyi nasıl karşıladığı değil; kimin neyi, ne kadar hak ettiği meselesidir" diyerek sözlerini tamamladı.