SPOR - 11 Mayıs 2026 Pazartesi 09:14

Babadağ’da 19 Mayıs coşkusu pedallarla yaşandı

A
A
A
Babadağ’da 19 Mayıs coşkusu pedallarla yaşandı

Babadağ’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlenen Bisiklet Turu etkinliği, yoğun katılım ve büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Türk bayraklarıyla süslenen parkurda pedal çeviren vatandaşlar, hem spor yaptı hem de birlik ve beraberlik mesajı verdi.



19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında Babadağ’da düzenlenen Bisiklet Turu, vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Gençlerin ve ailelerin büyük ilgi gösterdiği organizasyonda katılımcılar, Babadağ’ın doğal güzellikleri eşliğinde pedal çevirerek bayram coşkusunu doyasıya yaşadı.



Sabah saatlerinde başlayan etkinliğe Babadağ Kaymakamı İlhan Kayaş, Babadağ Belediye Başkanı Murat Kumral, ilçe protokolü ve vatandaşlar katıldı. Türk bayraklarıyla süslenen parkur boyunca ilerleyen vatandaşlar, hem spor yapmanın keyfini çıkardı hem de 19 Mayıs’ın taşıdığı milli mücadele ruhunu hep birlikte yaşattı.



Her yaştan vatandaşın katıldığı etkinlikte sporun ve sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekilirken, birlik ve beraberlik mesajları ön plana çıktı. Samimi ve renkli görüntülere sahne olan organizasyonda gençlerin Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmasının önemine vurgu yapıldı.



Etkinlik sonrası açıklama yapan Babadağ Belediye Başkanı Murat Kumral, "19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlediğimiz Babadağ Bisiklet Turu’nu yoğun katılım ve büyük bir coşkuyla gerçekleştirdik. Doğayla iç içe parkurumuzda pedal çevirerek hem bayram sevincini yaşadık hem de birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden birini sergiledik. Etkinliğimize katılan tüm vatandaşlarımıza, gençlerimize ve emeği geçen kurumlarımıza teşekkür ediyor, 19 Mayıs ruhunu hep birlikte yaşatmaya devam ediyoruz" dedi.



Babadağ’da 19 Mayıs coşkusu pedallarla yaşandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Danıştay Başkanı Yiğit’ten "yeni anayasa" vurgusu: "Türkiye, toplumu kucaklayan bir huzur belgesine ihtiyaç duymaktadır" Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Danıştay’ın 158’inci kuruluş yıl dönümü töreninde yaptığı konuşmada, "Türkiye özgür bir ortamda ve sivil bir inisiyatifle doğrudan milletimizin iradesiyle inşa edilmiş bireyi kısıtlayan değil toplumu kucaklayan bir huzur belgesine ihtiyaç duymaktadır" dedi. Danıştay’ın 158. Kuruluş Yıl Dönümü dolayısıyla tören düzenlendi. Danıştay Konferans Salonu’nda düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile yargı mensupları katıldı. Açılış konuşmasını yapan Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, konuşmasında, Danıştay’ın temellerinin 1868 yılında Şura-yı Devlet adıyla atıldığını belirterek, kurumun Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal eden köklü bir hukuk mirası olduğunu söyledi. Kuruluş yıl dönümünün yalnızca bir kurumun tarihi açısından değil, hukuk devletinin güçlendirilmesi bakımından da önemli olduğunu ifade eden Danıştay Başkanı, Danıştay ve İdari Yargı Günü kapsamında hukukun üstünlüğü, hukuk devleti ve adalet kavramlarına ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaştıklarını dile getirdi. Adaletin insanlık tarihi boyunca hak ile batıl mücadelesinin merkezinde yer aldığını kaydeden Başkan Yiğit, Hazreti Mevlana’nın adalet tarifine atıfta bulunarak, "Bizler tarihimizden devraldığımız adalet anlayışını Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin devlet olarak varlığı kabul edilemez’ sözleriyle birleştirerek Türkiye Yüzyılı’nda hukuk devletini her gün daha da tahkim etmek yükümlülüğü altındayız" dedi. Konuşmasında "Adalet mülkün temelidir" düsturunun devletin bekası ile toplumun huzuru arasındaki bağı temsil ettiğini belirten Yiğit, Şeyh Edebali’nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" sözünü hatırlatarak, hukukun üstünlüğünün korunmasının toplumsal düzen açısından önemine dikkat çekti. Küresel ölçekte yaşanan krizler, iletişim araçlarının etkisi ve teknolojik dönüşümlerin kadim değerleri örselediğini ifade eden Yiğit, "Hakikat ve güven algısının sorgulandığı bu hızlı değişim sürecinde değişmeyen yegane sabit eksen adalettir" diye konuştu. "Adalet toplumsal barışın güvencesidir" Adaletin yalnızca hukuki güvenliğin değil toplumsal barışın da temeli olduğunu vurgulayan Yiğit, "Bizim medeniyetimizde adalet sadece bir cezalandırma mekanizması veya soyut bir kurallar manzumesi olarak telakki edilmemiştir. Bilakis toplumsal bünyede açılan yaraları saran, sarsılan güven duygusunu yeniden tesis eden ve bireyi devletiyle kenetleyen onarıcı bir kudrettir" ifadelerini kullandı. Uluslararası hukuk ihlallerine de değinen Başkan Yiğit, insan hakları evrensel bildirgesi ve uluslararası sözleşmeler kapsamında herkesin temel hak ve özgürlüklere sahip olduğunu belirtti. İsrail’in Gazze başta olmak üzere Filistin, Lübnan ve diğer İslam ülkelerinde temel insan haklarını ihlal ettiğini öne süren Yiğit, uluslararası hukuk sisteminin çifte standart nedeniyle meşruiyet krizi yaşadığını savundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Dünya beşten büyüktür" sözlerine de atıf yapan Yiğit, bu ifadenin küresel hukuk düzeninin demokratikleşmesi ve yeni bir uluslararası nizam kurulmasına yönelik hukuksal bir çağrı olduğunu söyledi. İdarenin ve idari yargı sisteminin en büyük yapısal dönüşüm ihtiyacının müstakil bir idari usul kanunu olduğunu belirten Yiğit, böyle bir düzenlemenin hukuki öngörülebilirliği artıracağını ifade etti. "Anayasa sadece hukuki ve soyut bir metin değil vatandaşlarımızın huzur içinde yaşayabileceği bir toplumsal nizam vaadidir" Yargı reformu strateji belgeleri kapsamında dosyaların tekemmül sürelerinin kısaltılması, idari sulh müessesesinin zorunlu hale getirilmesi ve yapay zeka temelli karar destek sistemlerinin entegrasyonunun önemli gelişmeler olduğunu kaydeden Yiğit, "Teknolojinin hızı hakimlerimizin muhakemesinin ve vicdanının önüne geçmemelidir. Unutulmamalıdır ki yargılamada hız kendi başına bir gaye değil adaletin zamanında tecellisi için bir araçtır. Süreçleri hızlandırırken hukuki güvenlikten ve kararların niteliğinden taviz verilmemelidir. Adaletin onarıcı gücü ve toplumsal huzuru inşa eden vasfı bağlamında milli birliğimizin teminatı olan toplumsal sözleşmemize ve bunun hukuki belgesi olarak nitelendirebileceğimiz anayasamıza değinmekte fayda mülahaza ediyorum. Zira bir milletin bugünü ve geleceği hakkındaki kararı yürüyeceği yolun haritası olan anayasa sadece hukuki ve soyut bir metin değil vatandaşlarımızın güvenlik, özgürlük, milli birlik, adil bir hukuk düzeni ve huzur içinde yaşayabileceği bir toplumsal nizam vaadidir" dedi. "Türkiye özgür bir ortamda ve sivil bir inisiyatifle doğrudan milletimizin iradesiyle inşa edilmiş bireyi kısıtlayan değil toplumu kucaklayan bir huzur belgesine ihtiyaç duymaktadır" Yeni anayasanın toplumu kucaklayan bir "huzur belgesi" olması gerektiğini belirten Danıştay Başkanı Yiğit, "Ancak kabul etmeliyiz ki mevcut metin olağanüstü dönemde vesayetçi bir anlayışla o zamanın ruhunu yansıtacak şekilde kaleme alındığından hak ve özgürlükleri kontrolcü ve kısıtlayıcı bir dille düzenlemiştir. Yeni yüzyılda Türkiye özgür bir ortamda ve sivil bir inisiyatifle doğrudan milletimizin iradesiyle inşa edilmiş bireyi kısıtlayan değil toplumu kucaklayan bir huzur belgesine ihtiyaç duymaktadır. Yargı yetkisinin Türk milleti adına kullanılması ilkesi bu yetkinin dayandığı temel metninde bizzat milletin hür ve sivil iradesinin eseri olmasını zorunlu kılar. Türkiye Yüzyılı ilan edilen ikinci yüzyılın başında yeni bir başlangıç Cumhuriyetimizin milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, demokratik tekamülü için gelecek nesillere karşı tarihi bir ödevdir. Küresel ölçekte adaleti ve eşitliği her platformda savunan ülkemizin bu tarihi iddiası kendi iç hukukunun temeli olan anayasasını en ileri demokratik standartlara kavuşturmasıyla daha da pekişecektir. Anayasamızın sivil bir ruha kavuşması milli birliğimizin tahkimi ile de doğrudan ilintilidir" ifadelerini kullandı. Sivil anayasanın milli birlik açısından önemine işaret eden Danıştay Başkanı Yiğit, "Sivil iradenin ortaya koyacağı bir hukuk nizamı sadece kağıt üzerinde kalan bir metin değil, her vatandaşın etnik, dini veya mezhebi kökenine bakılmaksızın bu toprakların asli ve eşit parçası olduğu gerçeğinin en güçlü ifadesi olacaktır" dedi. Konuşmasının sonunda yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına vurgu yapan Danıştay Başkanı Yiğit, yargının günlük siyasi tartışmaların içine çekilmemesi gerektiğini belirtti. Hakimlik mesleğinin toplum nezdinde en saygın görevlerden biri olduğunu ifade eden Yiğit, yargı mensuplarının da tartışmalara zemin oluşturabilecek söylem ve davranışlardan kaçınması gerektiğini kaydederek, "Yargı ve adalet dağıtma göreviyle mükellef olan hakim dünyadaki en onurlu görevlerden birini icra etmektedir" ifadelerine yer verdi.
Samsun Başkan Türkel: "Atakum Tarım Tesisi, şehirdeki kırsal kalkınma çalışmalarına katkı sağlayacak" Samsun’un Atakum Belediyesi tarafından hayata geçirilecek olan Tarım Tesisi’nin temel atma töreni gerçekleştirilecek. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, hayata geçirilecek olan tarım tesisinin şehirde yürütülen kırsal kalkınma çalışmalarına önemli katkı sağlayacağını söyledi. Serhat Türkel’in kırsal kalkınma ve üreticiye destek hedefiyle hayata geçirdiği Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin temel atma töreni, 15 Mayıs Cuma günü Alanlı Mahallesi’nde gerçekleştirilecek. Alanlı Mahallesi 3379. Cadde mevkisinde inşa edilecek tesisin temel atma programı saat 14.00’te başlayacak. Temel atma törenine katılacak olan CHP Grup Başkanvekili, Hukukçu ve Ziraat Mühendisi Doç. Dr. Gökhan Günaydın, aynı gün Atakum Belediyesi ve Atakum Kent Konseyi iş birliğiyle Dünya Çiftçiler Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenecek söyleşide de vatandaşlarla bir araya gelecek. Ata Sahne Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek "Türkiye’de Tarım ve Gıda Meselesi: Yerelin Rolü ve İşlevi" başlıklı söyleşide Günaydın, tarımsal üretimde yaşanan sorunlar, yerel yönetimlerin rolü ve çözüm önerileri hakkında değerlendirmelerde bulunacak. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, tarım tesisinin kentte yürütülen kırsal kalkınma çalışmalarına önemli katkı sağlayacağını belirterek, "Atakum Belediyesi Tarım Tesisi’nin, kentimizde yürüttüğümüz kırsal kalkınma çalışmalarına yeni bir boyut kazandıracağına ve çiftçiye önemli ölçüde destek olacağına inanıyoruz. Tesisimizin temel atma törenini değerli Hukukçu, Ziraat Mühendisi ve CHP Grup Başkanvekili Doç. Dr. Gökhan Günaydın’ın katılımıyla gerçekleştireceğiz. Ayrıca düzenleyeceğimiz söyleşide de tarım ve gıda politikalarına ilişkin önemli bilgiler paylaşılacak. Atakum Belediyesi olarak üretimi ve üreticiyi destekleyen projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Tüm halkımızı programımıza davet ediyoruz" dedi.
Samsun SBB Meclisi’nde Samsunspor’un tesisi gündeme geldi SAMSUN (İHA) – Süper Lig ekiplerinden Samsunspor’un antrenman ve kamp tesisi olarak kullandığı Nuri Asan Tesisi’nin taşınma konusu Samsun Büyükşehir Belediye (SBB) Meclisi’nde gündeme geldi. Meclis Başkanvekili Nihat Soğuk, Samsunspor sahibi Yüksel Yıldırım ile SBB Başkanı Halit Doğan’ın bir araya gelerek karar alabileceğini, alınacak karara da saygı duyacaklarını söyledi. SBB Meclisi Mayıs ayı 1. birleşimi, Meclis Başkanvekili Nihat Soğuk başkanlığında meclis toplantı salonunda yapıldı. Mecliste 45 gündem maddesinin yanı sıra gündem önerileri ve gündem dışı maddeler olmak üzere 60’a yakın madde gündeme alınarak ilgili komisyonlara havale edildi. Mecliste gündem maddelerinin havalesinden sonra söz alan CHP Grup Başkanvekili Atilla Tekcan, bir süredir kamuoyunda konuşulan Samsunspor Nuri Asan Tesisleri’nin taşınması ya da bulunduğu Doğu Park’tan çıkartılmasıyla ilgili gelişmeleri sordu. "Samsunspor ile alakalı hadisenin siyasi malzeme yapılmasını çok doğru bulmuyorum" Samsunspor markasının siyasi malzeme yapılmaması gerektiğini ve her iki kurumun başkanının da konuyu konuşarak karar alabileceklerini ifade eden Nihat Soğuk, "Bu şehrin en önemli markası olan ve ben de kendisinde yönetici olarak hizmet etmekten gurur duyduğum Samsunspor ile alakalı hadisenin siyasi malzeme yapılmasını çok doğru bulmuyorum. Samsun’un değeri olan markası Samsunspor’umuzu siyasi malzeme yapmayı uygun bulmuyorum. Geçmişte de profesyonel futbol oynamış ve yöneticilik yapmış biri olarak Samsunspor’a ne kadar iyi noktadan baktığımız, onların menfaati ve geleceği ile ilgili kararlar alınması noktasında bir şeyler söz konusu ise gerek Samsunspor’un başkanı gerek belediyemizin başkanı olmak üzere bunlar nihayetinde bu şehrin iki güzide insanı. Biri seçilmiş, biri de Samsunspor’un başkanı ve sahibi. Bir araya gelirler, Samsunspor ile ilgili olabilecek konular ne ise otururlar, konuşurlar, anlaşırlar. Varacakları kararı biz de saygıyla kabul ederiz. Durum bundan ibarettir" dedi. Mecliste öte yandan merhum eski SBB başkanlarından Muzaffer Önder ve Mustafa Demir’in adının yapılara verilmesini içeren madde de diğer maddeler gibi daha kapsamlı görüşülmek adına ilgili komisyona havale edildi.