KÜLTÜR SANAT - 25 Mayıs 2026 Pazartesi 09:58

Binlerce yıllık Anadolu geleneği ‘Yağmur Gelini’ Denizli’de yaşatıldı

A
A
A
Binlerce yıllık Anadolu geleneği ‘Yağmur Gelini’ Denizli’de yaşatıldı

Denizli’de düzenlenen 2. Dağmarmara Yağmur Gelini, Kekik ve Doğa Şenliği, Anadolu’nun köklü yağmur duası ritüellerini yeniden yaşatırken, dünyanın en kaliteli kekiklerinden birinin yetiştiği bölgenin üretim gücünü de gözler önüne serdi. ’Yağmur Gelini’ manileri, kekik tarlalarının kokusu, halk oyunları ve üreticiye verilen destek mesajları şenliğe damga vurdu.



Denizli’nin Çal ilçesine bağlı Dağmarmara Mahallesi’nde düzenlenen "2. Dağmarmara Yağmur Gelini, Kekik ve Doğa Şenliği", bölgenin kültürel mirasını ve tarımsal zenginliğini aynı çatı altında buluşturdu. Şenliğe Çal Kaymakamı Hatice Gamze Kuran, Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, çevre ilçelerin belediye başkanları, kekik alımı yapan firmaların temsilcileri, sivil toplum temsilcileri ve yüzlerce vatandaş katıldı.



Sabah saatlerinde gerçekleştirilen doğa yürüyüşüyle başlayan etkinlikte, katılımcılar Dağmarmara’nın kekik kokulu yamaçlarında doğayla iç içe vakit geçirdi. Ardından mahalle meydanında kurulan alanda vatandaşlara yemek ikram edildi. Denizli Büyükşehir Belediyesi Çocuk Halk Dansları Topluluğu ile Tavas Belediyesi Halk Oyunları ekiplerinin sahne performansları büyük alkış aldı. Şenlikte Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık ve katılımcı belediye başkanlarının oynadıkları yöresel oyunlar, davetliler ve mahalle sakinleri tarafından alkışlandı.



"Türkiye’deki kekiğin büyük bölümü bu topraklardan çıkıyor"


Dağmarmara ve çevresinin Türkiye’deki kekik üretimindeki stratejik önemine dikkat çeken Dağmarmara Muhtarı Hüseyin Ünal ise kekiğin bölge insanı için yalnızca ekonomik bir ürün olmadığını belirterek, "Çal’da üzüm neyse bu bölgede de kekik odur. Türkiye’de üretilen kekiğin çok büyük bölümü bu coğrafyada yetişiyor. Bu ürün sadece tarım değil, aynı zamanda halkın emeği, alın teri ve geçim kaynağıdır. Üreticinin kazandığı, emeğinin karşılığını aldığı bir düzen için çalışıyoruz. Kekik kokan bu topraklar bizim için bir yaşam mücadelesidir. Bu köy üretir, çalışır ve asla geri durmaz. Buradaki birliktelik, üreticinin ayakta kalma mücadelesinin göstergesidir" diye konuştu.



Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık da kekiğin dünya üretimindeki payına dikkat çekerek, Dağmarmara’nın düzenlediği bu etkinliğin bölge tanıtımı açısından çok önemli olduğunu ifade etti. Üreticinin en büyük sorununun fiyat istikrarsızlığı olduğunu ifade eden Başkan Tatık, "Dünyanın kekiği burada üretiliyor ama üretici hâlâ hak ettiği güvenceye sahip değil" dedi.



Binlerce yıllık Anadolu geleneği: Yağmur Gelini


Şenliğin en dikkat çekici bölümü ise Anadolu’nun kadim ritüellerinden biri olan "Yağmur Gelini" geleneğinin yeniden canlandırılması oldu. Yöresel kıyafetler giyen çocuklar, süsledikleri çam dallarıyla protokol masalarını dolaşıp maniler söyleyerek yumurta topladı. Protokol üyeleri ise bereket ve şükür simgesi olarak çocukların başından aşağı su döktü.



Kutluk Geçmişten Geleceğe Dağmarmara Kültür Sanat ve Eğitim Derneği Başkanı Hasibe Feza, yağmur gelini ritüelinin Anadolu’da binlerce yıllık geçmişe sahip olduğunu anlatarak, "Geçen yıl başlattığımız bu etkinlik aslında Anadolu’nun çok eski bir kültürel mirası. Araştırmalarımızda Hititler dönemine kadar uzanan kayıtlarla karşılaştık. Bu geleneği yaşatmak, kültürümüzü geleceğe taşımak istiyoruz" dedi.



Şenlikte sahne alan Işıl Koç, Ramazan Ünlü ve Adnan Koparan konserleriyle vatandaşlar doyasıya eğlendi. Yağmur duasının, Anadolu kültürünün ve kekik üretiminin aynı potada buluştuğu Dağmarmara Şenliği hem bölgenin kültürel hafızasını canlı tuttu hem de üreticinin sesini duyurdu.



Binlerce yıllık Anadolu geleneği ‘Yağmur Gelini’ Denizli’de yaşatıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul 18 yıldır nakil kalbiyle yaşıyor: Üç bypasslı hastaya riskli pil operasyonu İsviçre’de üç kez bypass ameliyatı geçiren ve 2007 yılında kalp nakli olan 82 yaşındaki Mehmet Akgün, bu kez İstanbul’da zorlu bir operasyonla hayata tutundu. Daha önce defalarca pil takılıp çıkarılan, damar yapısı nedeniyle yüksek risk taşıyan hastaya kalp pili takıldı. Kalp nakli sonrası ortalama yaşam süresi sınırlı olarak bilinirken 18 yıldır yaşamını sürdüren Akgün, "Hastalığım sonrası saatle yaşamayı öğrendim" diyerek disiplinli yaşamın önemine dikkat çekti. İsviçre’de yıllarca kalp tedavisi gören, üç kez bypass ameliyatı geçirdikten sonra 2007’de kalp nakli olan Mehmet Akgün, bu kez Türkiye’de yüksek riskli bir operasyonla yeniden sağlığına kavuştu. Daha önce defalarca pil takılıp çıkarılan ve damar yapısındaki anomaliler nedeniyle operasyonu oldukça riskli görülen Akgün’e, İstanbul Beykent Üniversite Hastanesi’nde özel yöntemlerle kalp pili takıldı. Doktorlar, yaklaşık 18 yıldır nakil kalbiyle yaşamını sürdüren hastanın durumunun iyi olduğunu belirtti. "Saatle yaşamayı öğrendim" Mehmet Akgün, İsviçre’de gördüğü tedavilerin ardından disiplinli yaşamayı öğrendiğini belirterek şöyle konuştu: "İsviçre’de bize ilaç nedir, nasıl içilir, kullanılır onların eğitimini verdiler. Sonra yürüyüş şekillerini anlattılar, orada saatle yaşamayı öğrendim. 2007 yılında kalp nakli oldum. Nakilden sonra sabah 6’da kalkıyordum. Bir saat yürüyordum. Eve geldiğimde tansiyonumu ölçüp yazıyordum, kilo kontrolü yapıyordum. Kan şekerimi ölçüp ona göre insülin kullanıyordum. Kahvaltıdan sonra da hastalığım hakkında araştırmalar yapıyordum." Akgün, doktor-hasta ilişkisinin önemine de dikkat çekerek, "Bu hastaneye bu yıl içinde üçüncü gelişim. Doktorların yardımseverliğinden çok memnunum. Doktor-hasta ilişkisi ilaç kadar önemli" dedi. "8 saniyelik ritim duraklaması tespit ettik" Kardiyolog Dr. Öğr. Üyesi Hacı Çiftçi, hastanın oldukça komplike bir vaka olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Hastamızın öyküsünde üç kez bypass ameliyatı geçirdiğini ve en son 2007 yılında kalp nakli olduğunu öğrendik. Kalbin durmasına bağlı yaklaşık 8 saniyelik ritim duraklamaları tespit ettik. Bunun üzerine kalp pili takma kararı aldık. Ancak bağlantılı damar anomalileri nedeniyle süreç oldukça zorlaştı. Hibrit yöntemler kullanarak kalbin sağ tarafına ulaşmayı başardık ve işlemi başarılı şekilde gerçekleştirdik." Çiftçi, pil sonrası hastanın nabzının kontrol altına alındığını belirterek "Hastamız klinik olarak rahat durumda ve taburculuk aşamasına geldi. Bu kadar komplikasyon yaşamış, üç kez bypass geçirmiş ve kalp nakli olmuş bir hastada pil işleminin yapılamaması yaşam süresini ciddi şekilde etkileyebilirdi" diye konuştu. "18 yıl nakil kalbiyle yaşaması büyük başarı" Kardiyolog Prof. Dr. Tayyar Gökdeniz ise Mehmet Akgün’ün oldukça özel bir hasta olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Üç kez bypass olmuş, sonrasında kalp nakli geçirmiş bir hastadan bahsediyoruz. Daha önce yurtdışında da birkaç kez işlem denenmiş ancak başarılı olunamamış. Hastanın hem kalp piline hem de şoklama cihazına ihtiyacı vardı. Ayrıca daha önceki operasyonlara bağlı yapışıklıklar ve damar tıkanıklıkları nedeniyle ulaşmak istediğimiz bölgelere erişmek oldukça zordu." "Standart yöntemlerin dışına çıktık" Gökdeniz, hastanın 18 yıldır nakil kalbiyle yaşamasının dikkat çekici olduğunu belirterek, "Kalp nakli sonrası 18 yıl yaşamak gerçekten çok iyi bir süre. Bu hem hasta hem de nakli gerçekleştiren merkez açısından büyük bir başarı. Biz de standart yöntemlerin dışına çıkarak, daha önceki vakalardan edindiğimiz tecrübelerle bu işlemi başarıyla gerçekleştirdik" dedi.