KÜLTÜR SANAT - 18 Ekim 2024 Cuma 10:15

Denizli Büyükşehir, tarihi Akköy Yukarı Cami’yi yeniden ayağa kaldıracak

A
A
A
Denizli Büyükşehir, tarihi Akköy Yukarı Cami’yi yeniden ayağa kaldıracak

Denizli Büyükşehir Belediyesi, Pamukkale ilçesi Akköy Mahallesi’nde 18. ve 19. yüzyıllarda inşa edildiği tahmin edilen tarihi Akköy Yukarı Cami’nin restorasyonunu yaparak kente kazandıracak.



Denizli’nin tarihi ve turizm değerlerine sahip çıkan Denizli Büyükşehir Belediyesi, bu kez Pamukkale ilçesi Akköy Mahallesi’nde 18. ve 19. yüzyıllarda inşa edildiği tahmin edilen tarihi Akköy Yukarı Cami’nin restorasyon çalışmalarını yapacak. Bu kapsamda, İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 2005 tarih 801 sayılı kararı ile “Korunması Gerekli Kültür Varlığı” olarak tescillenen Akköy Yukarı Cami’nin "rölöve" ve "restitüsyon" projeleri hazırlanarak "restorasyon" uygulamasının yapılmasına ilişkin Denizli Büyükşehir Belediyesi ve Pamukkale Belediyesi arasında protokol imzalanacak. İmzalanacak protokolle, 18. ve 19. yüzyıllarda inşa edildiği tahmin edilen Akköy Yukarı Cami restorasyonu yapılarak kente yeniden kazandırılacak.



"Geçmişimize sahip çıkıyoruz"


Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, kentin geçmişine tanıklık eden doğal ve kültürel varlıklara sahip çıkacaklarını belirterek, Denizli’deki tarihi değerlerin korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için de çalıştıklarını söyledi. Akköy Yukarı Cami’yi yeniden ayağa kaldırmak istediklerini belirten Başkan Çavuşoğlu, “Akköy Mahallemizde bulunan Yukarı Cami’nin restorasyonunu yapacağız ve yeniden ayağa kaldırarak Yukarı Cami’yi şehrimize kazandıracağız. Bu önemli değerimiz de gelecek nesillerimize aktarılacak” dedi.



Akköy Yukarı Cami


Akköy Mahallesinde bulunan caminin, kubbesinin içindeki Osmanlıca yazıda Hicri 1327/ Miladi 1909-1910 tarihleri okunmaktadır. Camideki süsleme ve mimari özelliklerinden dolayı Osmanlı Döneminin batılılaşma sürecinde (18.-19. yy. da) inşa edilen camilerdendir. Kültür varlığı olarak tescil edilen yapının en önemli özelliği iç cephelerinde bulundurduğu, Denizli il sınırlarında bazı tarihi camilerde de görülen ve Denizli için karakteristik olan kalem işi süsleme unsurları barındıran özel camilerimizden olmasıdır. Yapıda dikdörtgen plan tipi uygulanmıştır. Caminin ana ibadet mekânının kuzey tarafında iki katlı ahşap mahfili bulunmaktadır. Caminin çatısı dıştan kırma çatılı, iç mekânın orta bölümü gizli kubbeyle örtülmüştür. Harimin (ibadet mekânının) güneybatı köşesinde ahşap minberi yer almaktadır. Caminin kuzey cephesinde, sonradan kapalı hale getirilen son cemaat yeri, altı adet ahşap direkle dışa açılmaktadır. Harimin kuzey duvarında sade bir mihrap nişi bulunmaktadır. Son cemaat yerinin doğu tarafına bir minare inşa edilmiştir. Temeli taş, üzeri kerpiç malzeme kullanılarak yapılmış olup, üzeri sıvalıdır. Çatısı kırma çatılıdır ve marsilya tipi kiremitle kaplanmıştır. Cami hariminin güney, doğu ve batı duvarlarındaki kalem işi süslemeler iki pano halinde iç cepheyi dolanmaktadır. Çiçek demeti motifi, bant halinde bütün cepheyi çevrelemektedir. İç bölümün duvarlarını süsleyen panolar ve kubbe içi harimin kuzey cephesindeki mahfil altındaki duvarlar, tamamen bitkisel motifler ve bunun yanında cami, terazi ve kandil tasvirleri ile bezenmiştir. Harimin tavanında, minberinde, kapısında, mahfilinde zengin oyma ahşap işçiliğini görmek mümkündür.



Denizli Büyükşehir, tarihi Akköy Yukarı Cami’yi yeniden ayağa kaldıracak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.