ASAYİŞ - 30 Haziran 2024 Pazar 14:19

Denizli’de çöplük alanda çıkan yangın büyümeden söndürüldü

A
A
A
Denizli’de çöplük alanda çıkan yangın büyümeden söndürüldü

Denizli’de çöplük alanda yangın meydana geldi. Yangın büyümeden kontrol altına alındı.



Yangın, Denizli’nin Sarayköy ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre çöplük alanda henüz nedeni bilinmeyen sebepten yangın çıktı. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi. Yangın itfaiye ekiplerinin çabalarıyla büyümeden kontrol altına alındı. Yangın çevredeki vatandaşlarda korkuya sebep oldu.


Yangınla ilgili soruşturma başlatıldı.


(HA-FK-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Mattia Ahmet Minguzzi’nin annesini tehdit eden sanık hakim karşısında Kadıköy’de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi’nin annesine yönelik sosyal medyadan tehdit içerikli paylaşımlar yapan sanık ilk kez hakim karşına çıktı. Dava dosyası, esasa ilişkin mütalaasını hazırlayabilmesi için cumhuriyet savcısına gönderildi. Kadıköy’de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Akıncılar Minguzzi’ye yönelik sosyal medya üzerinden tehdit içerikli paylaşımlar yaptığı öne sürülen Mehmet E.U.’nun (34) yargılanmasına başlandı. Bakırköy 42. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Mehmet E.U. katılmazken, müşteki Yasemin Akıncılar Minguzzi ile tarafların avukatları hazır bulundu. "Bu eylem de diğer tehditlerin bir parçasıdır" Duruşmada beyanda bulunan müşteki anne Minguzzi, sanıktan şikayetçi olduğunu belirtti. Ailenin avukatı Ersan Barkın’ın, sanığın cezalandırılmasını talep ettiği beyanında, "Takma isimli bir anonim hesaptan mağdur Minguzzi yüzlerce tehdit eylemine maruz kaldı. Bu eylemde, diğer tehditlerin bir parçasıdır. Suça konu paylaşımın bağımsız bir paylaşım olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Savunma yapan sanık avukatı ise, sanığın paylaşımı yapmasında herhangi bir suç örgütünün yönlendirmesi olmadığını belirterek, eylemin tehdit içermediğini aktardı ve sanığın beraatını talep etti. Dosya mütalaaya gönderildi Ara kararını açıklayan mahkeme, esasa ilişkin mütalaasını hazırlayabilmesi için dosyanın cumhuriyet savcısına gönderilmesine hükmederek, duruşmayı erteledi. "Hakaretlerin, tehditlerin hiç değilse cezasız kalmayacağını gösterir bir örnek olarak bu davanın açılmış olması kıymetliydi" Duruşma öncesi Bakırköy Adalet Sarayı önünde açıklama yapan ailenin avukatı Ersan Barkın, "Biz elim bir hadiseyle karşılaştık. Millet olarak evladımızı kaybettik. Minguzzi ailesi, Türkiye’de evlatları ölmesin diye mücadele etti. İlgilendiğimiz şey, yalnız kalmadığımızı, bu ülkede bir devletin olduğunu, bu tehditlerin hiç değilse cezasız kalmayacağını gösterir bir örnek olarak bu davanın açılmış olması kıymetliydi" dedi. İddianameden: Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi ‘müşteki’ Mehmet E.U. ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. İddianamede, şüphelinin sosyal medya hesaplarında ve posta hesaplarına, müştekinin oğlu Mattia Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesi sonrası çeşitli zamanlarda maktulün vücut bütünlüğüne yönelik saldırı gerçekleştirileceği şeklinde tehditlerde bulunulduğu aktarıldı. İddianamede, "Salvatore Guiliano" isimli sosyal medya hesap kullanıcısı şüpheli Mehmet E.U.’nun Mattia Ahmet Minguzzi’nin resmini 24 Eylül 2025 tarihinde paylaştığı, suç bildiren ifadeler kullandığı vurgulandı. Bu kapsamda şüphelinin, maktulün vücut bütünlüğüne yönelik saldırılarda bulunacağından bahisle yeni nesil suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak tehditte bulunulduğunun tespit edildiği belirtildi. Şüpheli Uyan’ın savcılık ifadesi de iddianamede yer aldı. Şüpheli, "Paylaşım benim tarafımdan yapıldı. Bundaki amacım, müştekinin yazıp sattığı kitabı normal fiyatından fazla imza günlerinde sattığı için onu eleştirmekti. Yaptığım paylaşım nedeniyle pişmanım" dedi. Hazırlanan iddianamede şüpheli Mehmet E. U. hakkında, ‘var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak tehdit’ suçundan 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
Eskişehir AK Parti milletvekillerinden yerel yönetime liyakatsizlik ve yatırım eksikliğiyle eleştirisi AK Parti Eskişehir Milletvekilleri Fatih Dönmez ve Nebi Hatipoğlu, kuruma tehlikesi yaşayan Sakaryabaşı’ndaki incelemelerin ardından yaptıkları açıklamada, bölgenin DSİ müdahalesiyle kurtarıldığını belirterek, Eskişehir’deki içme suyu ve altyapı sorunları üzerinden yerel yönetimi liyakatsizlik ve yatırım eksikliğiyle eleştirdi. AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından Sakaryabaşı Nehri’nde bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantı öncesinde, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Eskişehir AK Parti Milletvekili Fatih Dönmez, Eskişehir AK Parti Milletvekili Nebi Hatipoğlu ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan ile birlikte Sakarya Nehri gezildi. Düzenlenen programda, yeniden canlandırılan Sakaryabaşı Nehri ve kentin içme suyunun kullanılamaması gündeme getirildi. "Türkiye tarihinde de önemli girişimlerden birisine şahitlik ettik" Toplantıda söz alan AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Sakaryabaşı’ndaki su kaynaklarının yeniden canlandırılma sürecini şu sözlerle ifade etti: "Geçtiğimiz yıl maalesef buraya geldiğimizde bu manzara yoktu. Adeta kurumuş bir Sakaryabaşı söz konusuydu. Maalesef ilçe belediyemizin talihsiz bir girişimi neticesinde kaynağımız kurumayla karşı karşıya kaldı. Ardından Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz, bölge müdürümüz ve Sayın Bakanımız sürece müdahale ederek, buradaki kuruyan su kaynaklarının yeniden can bulması için ciddi bir mühendislik çalışması yaptı. Belki de Türkiye tarihinde de önemli girişimlerden birisine şahitlik ettik. Malum, Sakaryabaşı sadece bir kaynaktan beslenmiyor; ama en büyük kaynaklarından birisi burada, yüzlerce ’göze’ tabir ettiğimiz kaynaktan su akışı başlıyor. Aynı zamanda balıkçılık da yapılıyor. 1970’li yıllarda Ankara Üniversitemizin bir girişimiyle burada kültür balıkçılığı da yapılıyor, biraz hemen arkamızda. Bu çalışmalar neticesinde yine oradaki balık varlığı sayısı da tekrardan artış göstermeye başladı." "Bizde maalesef çatı akarken içeride boya badana ile uğraşıyoruz" Eskişehir’deki içme suyu kalitesi ve belediyecilik anlayışına dair eleştirilerini sürdüren Fatih Dönmez, konuşmasında, "Doğru bir soru; vatandaşlarımızdan da bize bu yönde içme suyu kalitesinin giderek düştüğüne yönelik şikâyetler alıyoruz. Bu vesileyle hem Büyükşehir Belediye yöneticilerimize hem de Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi yöneticilerimize biz de vatandaşların bu taleplerini iletmiş olalım. Arıtma tesislerinin modernize edilmesi son derece önemli. Kayıp-kaçak oranlarının azaltılması gerekiyor. Kentimizde önemli oranda bir kayıp-kaçak da söz konusu. Zaten belediyenin başlıca altyapı hizmetlerinden birisi de bu; içme suyu. Yani bunun öncelikli olarak masaya yatırılması lazım. Trafik de aynı şekilde. Maalesef belediyelerimiz, Belediye Yasası’nın kendilerine vermiş olduğu birinci dereceden asli işlerini bir tarafa bırakarak tali işlerle uğraşmayı seviyorlar. Çünkü o yerin altına belki yatırım yapması gerekiyor, para harcaması gerekiyor. O kısa sürede kendisine nasıl bir menfaat temin edebilir, o işlerle meşgul oluyor. Biz de diyoruz ki: Önce birinci dereceden işlerimizi yapalım. Yani bir insan oturduğu evin çatısı akıyorken içeride badana ile boya ile uğraşmaz. Önce çatıyı onarır, ondan sonra diğer işlere bakar. Bizde maalesef çatı akarken içeride boya badana ile uğraşıyoruz" dedi. "Liyakatsiz bir genel müdür atanarak yıllar ESKİ’de boşa geçirildi" Toplantıda son olarak söz alan AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, sorumluluk alanlarına ve liyakat tartışmalarına değinerek şunları söyledi: "Kimin sorumluluğunda derseniz; kanunen şehrimizdeki hem kullanım suyu hem içme suyunun geliştirilmesi, Eskişehir’e kadar getirilmesi, vatandaşa sunulması hepsi Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda. Ne dediniz? İşte buradan suyun Eskişehir’e gitmesi. Tamam, bunları biz hükümet olarak yapacağız ama bizim asli görevimiz değil, bunlar belediyenin asli görevi. Belediyenin ESKİ’ye yıllardır yapmadığı yatırımlardan kaynaklanıyor bunlar. Yani düzenli yatırımlar yıllardır ESKİ’ye yapılmış olsaydı bugün biz bu sorunlarla karşılaşmazdık. Ayrıca ESKİ’de, ben seçim döneminde de bunu ifade etmiştim; orası teknik bir bölüm, uzmanlık isteyen bir kurum. Buraya tabii liyakatsiz bir genel müdür atanarak yıllar ESKİ’de boşa geçirildi. Bu belediyelerimizdeki liyakatsizlik ESKİ’de örneğini gördü. Yapılan yanlış atamalar, sadece eski belediye başkanının yakını olması sebebiyle, sudan hiç anlamamasına rağmen, mühendis olmamasına rağmen ESKİ’ye bir genel müdür atandı ve sonucu hep beraber gördük. Kendisi de çok büyük skandallarla belediye tarafından işine son verilerek gönderildi."
Ankara Kayseri Belediye Başkanı Büyükkılıç: "2027 TÜRKSOY Kültür Başkenti olma unvanını almış olduk, Kayserimiz bir adım daha ön plana çıktı" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, "2027 TÜRKSOY Kültür Başkenti olma unvanını almış olduk. Bu açıdan da Kayserimiz, kültürün başkenti olarak bir kademe daha ön plana çıkmış oldu" dedi. Başkan Büyükkılıç, Türkiye Basın Federasyonu’nda (TÜBAF) "Anadolu Sohbetleri" çerçevesinde düzenlenen programda basın mensuplarıyla bir araya geldi. "Bu sene 3 milyon 300 binin üzerinde ziyaretçi Erciyes Kayak Merkezi’ni ziyaret etti" Burada konuşan Büyükkılıç, Erciyes Kayak Merkezi’nde kayak sezonunun 18 Aralık’ta başladığını ve kayak sezonunun hala devam ettiğini dile getirerek, "Bu sene 3 milyon 300 binin üzerinde ziyaretçimiz oldu. Kayserimizden gelen, çevre illerden ya da ülkemizin değişik illerinden gelenler oldu. Ben zaman zaman hafta sonları ağırlıklı olarak ziyaret ettiğimde soruyorum. En çok merak ettiğim de nereden geldiniz sorusunun cevabı. Bir bakıyorum, Endonezya’dan, Malezya’dan, İngiltere’den, Polonya’dan, Brezilya’dan geldiklerinin cevabını almak bizleri keyiflendiriyor, sevindiriyor. Bu anlamda da şehrimizi, ülkemizi olumlu yönüyle tanıtmaktan da keyif alıyoruz" diye konuştu. "Son beş senede 1 milyar 200 bin milyon lira hibe desteği verdik" Sanayi ve ticaretin yanı sıra il sınırları içerisinde yapılan tarım ve hayvancılık faaliyetleriyle de Kayseri’nin adından söz ettiren bir şehir konumuna geldiğini söyleyen Belediye Başkanı Büyükkılıç, "Yerel yönetici olarak da biz bu alanda yapmış olduğumuz desteklerle oradaki açıklamalardan da esinlenerek paylaşıyorum. 30 büyükşehir içerisinde tarım ve hayvancılığa en çok pay ayıran şehir olarak anıldığımızı ifade etmek isterim. Son beş senede 1 milyar 200 bin milyon lira hibe desteği verdik. Vatandaşımıza gerek tohum dağıtma, gereke nohut, fasulye, buğday gibi ürünler dağıtıyoruz. Aynı zamanda arı, tavuk, koyun ve manda dağıtıyoruz. ‘Kendi kendine yeten şehir, kendi kendine yeten ülke, kendi kendine yeten aile’ olma anlayışı içerisinde desteklerimizi sürdürüyoruz" ifadelerine yer verdi. "2027 TÜRKSOY Kültür Başkenti olma unvanını almış olduk, Kayserimiz bir adım daha ön plana çıktı" Kayseri’nin yaklaşık 6 bin yıllık tarihinde yer alan medeniyetlerden gelen kültürel zenginliğiyle adeta bir açık hava müzesi olduğunu söyleyen Büyükkılıç, "TÜRKSOY’un en önemli organizasyonlarından kültür başkentliğiydi. Bu anlamda şehrimizi yeterli gördüğümüz için gayretimizi sürdürdük ve 2027 TÜRKSOY Kültür Başkenti olma unvanını almış olduk. Bu açıdan da Kayserimiz, kültürün başkenti olarak bir kademe daha ön plana çıkmış oldu. Değişik etkinliklere fırsat veren yaklaşım içerisinde Kayserimizin en önemli en önemli buluşma alanı 1 milyon 260 bin metrekare büyüklüğünde Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi. Hakikaten 1 milyon 260 bin metrekare ama en önemlisi metrekareler değil. Ona yüklediğiniz fonksiyonlar, ona yüklediğiniz etkinlik ortamlarıdır. O anlamda da kendisine söz ettiren bir şehir olma yönünde irademizi sürdürüyoruz" dedi. "2029 Dünya Spor Başkenti unvanını almanın da keyfini yaşadık" Kayseri’nin ACES Europe tarafından verilen 2024 yılı Avrupa Spor Şehirleri ödüllerinde ‘Altın Bayrak’ ödülüne layık görülerek, yılın en iyi Avrupa Spor Şehri seçildiğini hatırlatan Büyükkılıç, "Bunu yeterli bulmadık çünkü bizim gerek altyapımız gerekse bu çalışmalarla birlikte o güzellikleri paylaşmak adına, dünyadaki olup bitenleri de hem önemsemek, hem onlarla birlikte yol almak adına kendimizi ifade etmeye çalıştık. Estonya’nın Başkenti Tallin’de yapılan bir çalışmada yaptığımız başvuruyla bu unvan için başvuruda bulunmuştuk. Madrid ya da Porto gibi şehirleri bunu alıyorsa biz niye almayalım diye sunumumuzu ifade eden bir paylaşım içerisinde bulunduk. Şu anda başvurusu bulunan 9 tane büyükşehir var. Bu şehirler arasında en iyi sunumu yapan ve spor altyapısıyla en iyi bu olayı hak eden Kayseri diye ifade etmişlerdi. Geçtiğimiz günlerde bu mail geldi ve 2029 Dünya Spor Başkenti unvanını almanın da şehrimize ikinci defa uluslararası boyutta zenginlik kazandırmanın da keyfini hep beraber yaşadık" ifadelerine yer verdi. "Benim yanımdayken makbul, benim yanımdan ayrıldığı zaman o en kötü insan mantığı doğru değil" Ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan Büyüklılıç Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti’ye katılacağına yönelik iddiaların sorulması üzerine, "Bu manada bize verilen bir bilgi yok. Elbette bir siyasi partiden seçiliyoruz ama hiçbir zaman bir siyasi partili olarak hizmetlerimizi tasnif etmiyoruz. Eğer bunu yapan varsa zaten kaybeden olur. Ayrıştıran, ötekileştiren her zaman kaybeden olur. Kucaklayıcı olan, birleştiren de her zaman kazanıcı olur. Belediye başkanlarından beklenilen bu. Belediye başkanı hizmet etmek için seçilir. Özellikle Beykoz Belediye Başkanımızın açıklamasını herhalde görülmüştür. ‘Babacan tavırla, bağrına basan anlayışıyla, her zamanki değer veren yaklaşımıyla’ diyor. Bunlar çok önemli. Elbette bir siyasi partiden seçilince orada süreci yönetmesi, dönemini tamamlaması doğru olanıdır, şık olanıdır. Ama siz orada o ortamı, huzuru, o ilgiyi, o yaklaşımı göremiyorsanız isterseniz başka mecralara yönelmeye insanoğlunun doğası gereği eğilim olur. Karşı tarafı itham ederken biraz da kendimize bakacağız. Şimdi A, B ya da C partisinde insan süreci yönetememeyi, ayrılmayı düşünüyorsa kendimizi sorgulayacağız. Olayı böyle görmek lazım, böyle değerlendirmek lazım. İnsanlara iftira ederek, çamur atarak ya da benim yanımdayken makbul, benim yanımdan ayrıldığı zaman o en kötü insan mantığı doğru değil. İnsan ya iyidir ya kötüdür" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Ersoy: "Türkçe, uçsuz bucaksız Türkistan topraklarından Anadolu’ya uzanan bir medeniyet yürüyüşünün sesidir" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Türkçe hakkında, "Türkçe, uçsuz bucaksız Türkistan topraklarından Anadolu’ya ve gönül coğrafyamızın en uzak köşelerine kadar uzanan, tarihle yaşıt bir medeniyet yürüyüşünün sesidir" dedi. Mehmet Nuri Ersoy, Ankara’da düzenlenen "749. Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi Anma Etkinlikleri: Karaman Kızıl Elma Türkçe Ödülleri" programına katıldı. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı’nda düzenlenen programda konuşan Bakan Ersoy, Türkçenin kültürel mirasın en önemli taşıyıcılarından biri olduğunu belirterek, dilin korunmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Yunus Emre’nin asırlardır gönüllere hitap eden diliyle Türk kültürünün en önemli değerlerinden biri olduğunu ifade eden Ersoy, Türkçenin dünya dili olarak güçlenmeye devam ettiğini kaydetti. "Türkçe, uçsuz bucaksız Türkistan topraklarından Anadolu’ya uzanan, tarihle yaşıt bir medeniyet yürüyüşünün sesidir" Türk Dil Kurumu’nun (TDK), Türkçeye yön veren bir kurum olduğunu belirten Bakan Ersoy, "Karamanoğlu Mehmet Bey’in, "Bugünden sonra hiç kimse divanda, dergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil konuşmayacak." fermanının 749. yıl dönümü vesilesiyle bir aradayız. Anadolu’nun kalbinden yükselen bu güçlü irade zamana yenik düşmeden asırları devirmiş, kutlu bir emanet bilinip sahiplenilmiş, gereği daima yerine getirilerek 13. yüzyıldan 21. yüzyıla yol alıp bizlere ulaştırılmıştır. Bugün de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iradesiyle vücuda gelmiş olan, Türkçenin kalesi Türk Dil Kurumunun çatısı altında fikri ve fiili attığımız ilgili her adıma yön vermekte; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkçemizi küresel ölçekte bir kültür ve diplomasi dili haline getirme kararlılığında kendisine yer bulmaktadır. Türkçe, uçsuz bucaksız Türkistan topraklarından Anadolu’ya ve gönül coğrafyamızın en uzak köşelerine kadar uzanan, tarihle yaşıt bir medeniyet yürüyüşünün sesidir. Dilimiz; milletimizin hafızasını diri tutan, kültürünü taşıyan ve medeniyet düşüncesini, anlayış ve algısını nesilden nesile aktaran benzersiz bir hazine; milli kimlik ve karakterimizin özgün vesikasıdır" diye konuştu. "Dil; onu kullanan herkesin özen göstermesi, sahip çıkması, hassas davranması gereken bir emanettir" Atatürk’ün Türkçe için birçok çalışma yaptığını ve bunların başında TDK’nın geldiğini dile getiren Bakan Ersoy, "Kaşgarlı Mahmud’un dert edinip uğruna diyar diyar gezdiği, Yunus Emre’nin Allah aşkını nakşettiği, Karacaoğlan’ın gönlüne dilmaç ettiği Türkçe, konu ne olursa olsun onu eksiksiz anlatma ve aktarma gücüne sahiptir. En sade haline bile en derin anlamları sığdırabilen, ağdalı ve abartılı ifadelere ihtiyaç duymadan vurucu bir hitabet sağlayan yapısıyla gerçekten çok özeldir. Hani toprak deyip geçmek var, bir de onu Aşık Veysel gibi anlatabilmek var. İşte Aşık Veysel’in ki gibi engin bir gönül deryasını kelimelere sığdırabilen dil Türkçedir. Atatürk, "Türk dili dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin." diyerek dilimizi kullanırken ve üzerinde çalışma yaparken esas alınacak en temel ilkeyi ortaya koymuştur. Dil bilinci sadece onun üzerinde çalışma yapan bilim insanlarının, eser veren ediplerin sorumluluğu değildir. Dil, onu kullanan herkesin özen göstermesi, sahip çıkması, hassas davranması gereken bir emanettir" şeklinde konuştu. "Diline sahip çıkan milletler hem geçmişine hem de geleceğine sahip çıkmış olur" Türkçenin Türk dünyasını birbirine bağlayan en önemli unsur olduğunun altını çizen Bakan Ersoy, "Diline sahip çıkan milletler hem geçmişine hem de geleceğine sahip çıkmış olur. Türk Dil Kurumu bu bilinçle çalışmakta; bir asra yaklaşan kurumsal bilgi ve birikimiyle, yürüttüğü bilimsel faaliyetlerle, dil ve kültür hayatımıza sunduğu kıymetli eser ve kaynaklarla yalnızca ülkemize değil, Türkçenin yankı bulduğu çok geniş bir coğrafyaya hizmet etmektedir. Bu hizmet; Türk dünyasını birbirine bağlayıp kenetleyen dil köprüsünü ayakta tutmakta, Türkçenin zenginliğini bilimsel bir hassasiyet ve titizlikle kayıt altına almaktadır. Ayrıca bütün temel unsurları korunarak Türkçemizin dijital çağın ihtiyaçlarına uyum sağlayacak şekilde güçlendirilmesi, üreten ve yön veren bir konuma taşınması için ciddi bir mücadele vermekte, bu alanda belirleyici bir rol oynamaktadır. Elbette bu yolda bizlere yarenlik eden; kalemini ve kelamını, duygusunu ve düşüncesini, zamanını ve hayatını Türk diline vakfeden çok değerli insanlarımızı da daima desteklemekte, takdir ve taltif etmekteyiz. 13 Mayıs Türk Dil Bayramı münasebetiyle burada takdim edeceğimiz ‘Karaman Kızıl Elma Türkçe Ödülleri’nde bu özel insanlara duyduğumuz saygının, vefanın, minnetin bir ifadesidir. Her birine şükranlarımı sunuyor, kendilerini tebrik ediyorum" dedi. "Dil, milletimizin hafızası, kültürü ve ortaklığını geçmişten geleceğe taşıyan en önemli paydamız" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu ise, Türkçenin milletin ortak hafızası ve en güçlü bağı olduğunu belirterek, dilin korunması ve doğru kullanımının milli bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Türkçenin sadece bir iletişim aracı olmadığını dile getiren Zorlu, aynı zamanda medeniyetin, kültürün ve tarihin taşıyıcısı olduğunu söyledi. Türkçenin sadece Türkiye’de değil, tüm Türk dünyasında geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulayan Zorlu, "Dil, milletimizin hafızası, kültürü ve ortaklığını geçmişten geleceğe taşıyan en önemli paydamız. Bugün iki önemli zemin üzerinde Türk dilinin çok önemli bir konumunun ve geleceğe çok önemli ışık saçtığını söyleyebiliriz. Birincisi Türk dili, elbette 86 milyon yurttaşımızın birliğini ve ortaklığını temsil eden yegane çimentomuzdur. Resmi dilimiz Türkçenin asla tartışılmasının bir alternatifi olmadığı gibi, ona uzanan hiçbir el de Türk milletinin vicdanında kabul görmeyecektir. İkincisi ise Türk dili elbette sadece Türkiye sınırları içerisinde konuşulan bir dil değil. Burası çok kıymetlidir çünkü Karamanoğlu Mehmet Bey’in yıllar önce ortaya koyduğu bu duruş ve irade, böylesine bir birliktelik zemininin güçlenmesine de katkı sağlamıştır" ifadelerini kullandı. "Yunus Emre de Hoca Ahmet Yesevi’nin yolundan giden onun alperenlerinden birisidir" Hoca Ahmet Yesevi’nin eserleriyle birlikte Türkçe’nin kaybolmasının önüne geçildiğini söyleyen Zorlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Geçtiğimiz yıl 15 Aralık tarihinde çok önemli bir gün ilan edildi. UNESCO Genel Kurulu Semerkant’ta gerçekleşti ve Cumhurbaşkanımızın da önerisiyle o gün UNESCO bünyesinde Dünya Türk Dili Ailesi günü ilan edilmiştir. Elbette bugünün seçilmesinin bir anlamı vardır. Zira 15 Aralık 1893 tarihi, Orhun Yazıtlarının çözümlendiği ve dünyaya duyurulduğu gündür. İşte biz tam da o gün Türk dünyasında bir siyasi parti tarafından hazırlanan ilk Türk dünyası vizyon belgesini Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyuna açıkladık. Bu bizim devletimizin en üst noktada Cumhurbaşkanımızın net ve salih iradesiyle ortaya konulmuş çok açık bir çağrıdır. İşte yıllar sonra Karamanoğlu Mehmet Bey o gün yazıklarından sonra ifade ettiği o önemli söz ve ilahide beyanı, o tarih çizgisinin 13. yüzyıldaki vücut bulmuş halidir ve çok önemli bir gerçekle tespittir ki aynı dönemde Anadolu’daki bu uyanışın bir benzeri kadim Türkistan topraklarında bir kez daha yükselmiştir. Hoca Ahmet Yesevi hikmetlerini Türkçe yazma suretiyle Türk dilinin kaybolmaya yüz tutmuş o dönemine o bölgede aslında yeni bir meşale yakmıştır. İşte bugün andığımız Yunus Emre de Hoca Ahmet Yesevi’nin yolundan giden onun alperenlerinden birisidir. Bu basit ve özet bir tablo olarak çizdiğim duruş ve uyanış çizgisi Türk milletinin geleceğe adım adım emin adımlarla ilerlemekte olduğunun net bir ifadesidir."
Manisa Özel’in yakın arkadaşı Demirhan Gözaçan gözaltına alındı Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) önceki dönem Manisa il yöneticilerinden Demirhan Gözaçan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında sabaha karşı düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yakın arkadaşı olan Gözaçan’ın evinde ve aracında arama yapıldığı öğrenildi. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın kamuoyuna yansıyan "1 milyon TL parayı Denizli’de, CHP il başkanlığı binası yakınında, Özgür Özel’in yakın arkadaşı olarak bildiğim Demirhan isimli şahsa, yine Özgür Özel’in talimatıyla çanta içerisinde nakit olarak teslim ettim" iddialarının ardından Demirhan Gözaçan bu sabaha karşı Manisa’da gözaltına alındı. Gözaçan’ın evi ve arabasında arama yapıldığı ve Manisa İl Emniyet Müdürlüğünden İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğü öğrenildi. CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper tarafından yapılan yazılı açıklamada, son günlerde Demirhan Gözaçan’a yönelik iftira ve karalama kampanyalarının yürütüldüğü öne sürülerek, gözaltı işleminin "yetkisiz" şekilde gerçekleştirildiği ifade edildi. Açıklamada, "Cumhuriyet Halk Partisi önceki dönem il yöneticimiz Sayın Demirhan Gözaçan, son günlerde şahsına yöneltilen iftiralar ve karalama kampanyaları neticesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında bu sabaha karşı şafak operasyonuyla yetkisiz bir şekilde gözaltına alınmış, evi ve arabası aranmıştır" denildi. Gözaçan’ın Manisa İl Emniyet Müdürlüğü’nden İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtilen açıklamada, CHP Manisa İl Başkanlığı’nın sürecin takipçisi olacağı vurgulandı. İl Başkanı İlksen Özalper açıklamasında, "Cumhuriyet Halk Partisi Manisa İl Başkanlığı olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz" ifadelerine yer verdi.