EKONOMİ - 13 Mayıs 2026 Çarşamba 10:23

DTO tekstil dönüşüm tecrübesini ab ile paylaşıyor

A
A
A
DTO tekstil dönüşüm tecrübesini ab ile paylaşıyor

Denizli Ticaret Odası (DTO) bünyesinde faaliyet gösteren Denizli Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi (ABİGEM), tekstil sektöründe yeşil ve dijital dönüşüm için geliştirilen uluslararası Skills4Circularity Projesi’nin sektörü ve iş dünyasını temsil eden önemli paydaşlarından biri oldu. DTO Başkanı Uğur Erdoğan, Denizli ABİGEM aracılığıyla Denizli’deki ve Türkiye’deki işletmelerin dahil olacağı bu proje ile uluslararası platformda yer alacaklarını belirterek; "Avrupa döngüsel tekstil yetkinliklerinin inşasında rol alacağız. Tekstil sektöründe dönüşümün bir parçası olan döngüsel tekstilin geleceğine birlikte yön vereceğiz" dedi.



Avrupa tekstil sektöründe döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle insan kaynağı yetiştirmeyi hedefleyen Skills4Circularity Projesi, Türkiye’den Denizli ABİGEM’in de aralarında bulunduğu 21 stratejik ortakla hayata geçiyor. Avrupa Birliği’nin Erasmus+ programı tarafından desteklenen ve tekstil endüstrisinde geri dönüşüm, izlenebilirlik ile sertifikasyon gibi kritik alanlardaki beceri açıklarını kapatmayı amaçlayan proje, İspanya’dan Universitat Politcnica de Catalunya (UPC) koordinasyonunda 48 ay sürecek bir yolculuğa başladı. Projeye yön vermek üzere Kasım ayında İspanya’da düzenlenen toplantı sonrasında projenin stratejik adımlarının somut çıktılara dönüştürüldüğü ikinci Yüz Yüze Yönlendirme Komitesi Toplantısı, tüm ortakların katılımıyla Ege Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. İzmir’de iki gün süren toplantıda, farklı paydaşlarla iş birlikleri güçlendirilerek tekstil sektörünün gelecekte ihtiyaç duyacağı beceriler ve eğitim yaklaşımları ele alındı, sektördeki gelişmeleri takip edecek bir yapı kurmaya yönelik çalışmalar ilerletildi.



Başkan Erdoğan: "Denizli, Avrupa’daki dönüşümün kritik bir halkası"


Denizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, Denizli ABİGEM aracılığıyla Avrupa’nın tekstildeki geleceğini şekillendiren bir projede yer aldıklarını belirterek "Tekstil sektörü artık sadece üretmekle ilgili değil, döngüsel ekonomi ve dijitalleşme sürecine girildi. Skills4Circularity Projesi ile de bu anlamda tekstil ekosisteminin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştirmek için stratejik bir eğitim modeli hayata geçiriyoruz. Denizli ABİGEM aracılığıyla, akademik bilgi ile sanayi pratiklerini birleştiren bir köprü kuruyoruz. Odamız bünyesindeki Denizli Teknik Tekstil Merkezimiz ve kümelenme ağımızla da Avrupa’daki bu büyük dönüşümün aktif bir paydaşı ve kritik bir halkasıyız. Hedefimiz, sürdürülebilir üretimi bir standart haline getirerek küresel rekabet gücümüzü artırmaktır" diye konuştu.



Tekstil sektöründe ihtiyaca özel çözümler


Projeyle, mesleki eğitim ve yükseköğretim sistemlerine entegre edilecek yenilikçi müfredatlar aracılığıyla kapsamlı bir eğitim ekosistemi tasarlanıyor. Kitlesel Açık Çevrimiçi Dersler (MOOC), bölgesel ve uluslararası bootcamp’ler ile hackathon’lar gibi modern araçlarla desteklenen bu yapı, sanayi paydaşları ve akademik kurumlar için pratik ve ihtiyaca özel çözümler sunuyor. Uzun vadede sektör için sürekli beceri analizi yapacak stratejik bir mekanizma geliştirmeyi hedefleyen Skills4Circularity, tekstil dünyasının rekabet gücünü ve dayanıklılığını artırarak sürdürülebilir üretimi Avrupa genelinde bir standart haline getirmeyi amaçlıyor.



Denizli, Avrupa’nın dijital ve yeşil beceri ağına Denizli ABİGEM ile entegre oluyor


Denizli ABİGEM, akademik bilgi ve endüstriyel uygulama arasında stratejik bir köprü kurarak projenin Türkiye ayağında kritik bir sorumluluk üstleniyor. Özellikle Denizli’de ve bölgesindeki Türk tekstil firmalarının bu dönüşüm sürecine dahil edilmesi ve uygulamalı yerel eğitimlerin organize edilmesi gibi faaliyetlerde aktif rol alacak Denizli ABİGEM, Denizli Teknik Tekstil Merkezi (DTTM) ve Denizli Teknik Tekstil Kümesi (DTTK) ağı ile, projenin sektörel hedeflerine ulaşılmasını sağlarken, Ege Üniversitesi ve Mavi Giyim ile de Türkiye’nin bu uluslararası dönüşümdeki temsil gücünü pekiştiriyor.



DTO tekstil dönüşüm tecrübesini ab ile paylaşıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Oğlunun ölüm davasında erteleme kararı çıkan anne hastanelik oldu Karabük’te 23 ay önce meydana gelen ve motosiklet sürücüsünün hayatını kaybettiği trafik kazasına ilişkin davanın karar duruşmasının ertelenmesi üzerine fenalaşan anne hastaneye kaldırıldı. 2024 yılı Haziran ayında Karabük-Yenice kara yolu Yeşilköy mevkiinde meydana gelen kazada, Yenice yönüne seyir halinde olan 25 yaşındaki Sefa Tulumoğlu, akaryakıt tesisine dönüş yapmak için manevra yapan Tuncay İncebacak (40) idaresindeki otomobile çarpmış, genç sürücü hayatını kaybetmişti. Kazaya ilişkin açılan davanın duruşması Karabük Adalet Sarayı’nda görüldü. Duruşmaya, hayatını kaybeden motosiklet sürücüsünün annesi Fatma Tulumoğlu, babası Satılmış Tulumoğlu, yakınları ile üyesi olduğu KASK Kafalılar Motosiklet Derneği üyeleri katıldı. Mahkeme heyeti, bilirkişi raporunun eksik veya çelişkili olması nedeniyle uzman ekiplerce yeniden değerlendirme yapılmasına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Kararın ardından anne Fatma Tulumoğlu sinir krizi geçirerek bayıldı. Yakınları ve çevredekilerin yardımıyla adliye dışına çıkarılan Tulumoğlu’na sağlık ekipleri ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Daha sonra ambulansla hastaneye kaldırılan Fatma Tulumoğlu’nun sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. KASK Kafalılar Motosiklet Derneği Başkanı Umut Kahriman, karar duruşmasının kusursuz olmalarına rağmen ileri bir tarihe ertelenmesinden dolayı üzüntü duyduklarını belirterek, adalet istediklerini söyledi.
Ankara Bakan Yumaklı: "Barajlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 75’ler civarında, bazı barajlarımızda yüzde 100’e ulaşmış durumda" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Son 7 aydaki yağışlar, 66 yılın en yüksek seviyesini gördü. Barajlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 75’ler civarında. Hatta bazı barajlarımızda yüzde 100’e ulaşmış durumda" dedi. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) Etlik Tesisleri’nde yeni iş makinelerinin hizmete alınması dolayısıyla tören düzenlendi. Törene Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta ile çok sayıda davetli katıldı. Konuşmasında maliyeti yaklaşık 2,7 milyar lira olan 150 yeni iş makinesinin hayırlı olmasını dileyen Yumaklı, "Son 23 yılda 4,7 trilyon liralık yatırım yaparak, 11 bin su ve sulama tesisini hizmete aldık. 805 baraj ve 522 gölet inşa ettik. Bu yatırımlarla su depolama kapasitemizi yüzde 38 arttırarak, 184 milyar metreküp seviyesine ulaştırdık. Sulanan alan miktarımızı yüzde 52 artışla 72 milyon dekara çıkardık. 352 içme suyu tesisi inşa ederek, şehirlerimizin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşıladık. 6 bin 239 yeni taşkın koruma tesisi inşa ettik. 2026 yılı içerisinde de 300 su projesini daha hizmete alacağız" diye konuştu. "Barajlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 75’ler civarında, bazı barajlarımızda yüzde 100’e ulaşmış durumda" "Geçen yıl kuraklıkla ilgili önemli bir sınav verdik" diyen Bakan Yumaklı, "Bu yılki yağışlar normaline göre yüzde 30, geçen yıla göre ise yüzde 73 artmış durumda. Hatta bazı bölgelerimizde bu artış yüzde 100’ün üzerine çıktı. Son 7 aydaki yağışlar, 66 yılın en yüksek seviyesini gördü. Barajlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 75’ler civarında. Hatta bazı barajlarımızda yüzde 100’e ulaşmış durumda. Bu rakamlar elbette memnuniyet verici. Ancak su doğru yönetilmediğinde ve bilimsel kurallara uygun şekilde kontrol altına alınmadığında dünyanın en yıkıcı afetlerinden birine dönüşebiliyor. Bu anlamda DSİ’nin iş makineleri, taşkın korumada ve afetle mücadelede çok büyük bir vazife üstleniyor" şeklinde konuştu. "İş makinesi ve ekipman sayımız 5 bin 776’ya ulaştı" Bakan Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sadece 2025 yılı içerisinde 81 ilimizde toplam 199 toplu makinalı çalışma ve bin 311 münferit çalışma gerçekleştirdik. Bu çalışmalarla yaklaşık 20 milyon dekar alan korundu, 10 binden fazla yerleşim yeri taşkın riskinden korundu. DSİ bugün Türkiye’nin en büyük kurumsal iş makinesi parkını yönetiyor. Son alımlarla birlikte iş makinesi ve ekipman sayımız 5 bin 776’ya ulaştı. Bugün teslimini gerçekleştirdiğimiz yeni 80 dozerle dozer sayımız yüzde 35 artışla 311’e yükseldi. Genç dozer oranı yüzde 41’den yüzde 67’ye ulaştı. Bu modernizasyon sayesinde yıllık kazı kapasitemiz yüzde 58 artışla 63 milyon metreküpe yükseldi. Ülke ekonomisine bu sayede yıllık yaklaşık 2,2 milyar lira katkı sağlamış oluyoruz. Alınan iş makinaları kendisini 1 yılda amorti ediyor." Bakan Yumaklı, DSİ’nin yalnızca taşkınlarla değil, deprem, orman yangını ve çığ gibi afetlerle de mücadelede aktif rol aldığını belirterek, iş makinelerinin AFAD koordinasyonunda afet bölgelerine sevk edildiğini söyledi. Yumaklı, son olarak Samsun, Çankırı ve Şırnak’ta aşırı yağışların ardından DSİ ekiplerinin diğer kurumlarla birlikte sahada çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Gerektiğinde Milli Savunma Bakanlığı emrinde Mehmetçiğe de destek verdiklerini kaydeden Yumaklı, taşkın risklerini azaltmak amacıyla Taşkın Erken Uyarı Sistemi’ni yaygınlaştırdıklarını, bu sistem sayesinde ani su yükselmelerinin anlık takip edilerek vatandaşlar ve ilgili kurumların SMS ile hızlı şekilde bilgilendirildiğini aktardı. Dualar eşliğinde kurdele kesimi gerçekleştirilen törenin ardından Bakan Yumaklı, araçları inceleyerek detaylı bilgi aldı. İş araçlarının kullanımına yönelik simülasyon eğitimi verilen alanları gezip deneyimleyen Bakan Yumaklı, "Burada, sahada bizatihi herhangi bir makinenin üzerine çıkmadan bile arkadaşlar kendilerine gösterilmiş olan bir alanın senaryoyla birlikte gerçekleştirmelerini, o görevi ifa etmelerini burada simüle edebiliyor. Her şeyden önce kazalardan korunmuş oluyorsunuz. Operatörlerin yapmış oldukları hataları arkadaşlarımın burada sonradan tekrar tekrar kendilerine gösterme imkanı oluyor. Gerçekten elimizdeki makinelerin, ekipmanların son dönemdeki hem gençleştirme hem de teknolojinin son jenerasyonunu kullanma anlamında yeni yatırımlarımız çok büyük kolaylıklar sağlıyor. Ben her zaman şunu söyledim; bu makinelerin hepsi bize bu milletin emaneti. Doğru yerde doğru zamanda kullanmamız gerekiyor" dedi.
Erzurum Coğrafi işaret alan Erzurum Paça Çorbası tanıtıldı UNESCO Gastronomi Şehri Erzurum’un kadim lezzetlerinden biri olan Erzurum Paça Çorbası’nın coğrafi işaret tescil belgesi alması vesilesiyle Müceldili Konağı’nda düzenlendi. Programda basın mensuplarına Erzurum Paça Çorbası tanıtıldı ve katılımcılara ikram edildi. Erzurum’un asırlık lezzetlerinden paça çorbasının coğrafi işaretle tescillenmesi, kentin gastronomi kimliğinin güçlenmesine ve yöresel mutfak kültürünün daha geniş kitlelere tanıtılmasına katkı sağlaması bekleniyor. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan geçmişiyle Türk mutfağında önemli yere sahip paça çorbası, Erzurum Büyükşehir Belediyesinin Türk Patent ve Marka Kurumuna yaptığı başvuru sonucu "Erzurum Paça Çorbası" adıyla tescil edildi. Şehirde Erzurum paça çorbasıyla birlikte 62 ürün coğrafi işaret alırken, 20 ürünün ise tescil aşamasında olduğu belirtildi. "Şehirler; kültürüyle, sanatıyla, musikisiyle, mutfağıyla ve hafızasıyla büyür" Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, programda yaptığı konuşmada, Erzurum’un asırlardır kaynayan kültür kazanına, sofrasının bereketine, kadim mutfak mirasına ve Anadolu irfanına sahip çıkmanın gururunu yaşadıklarını ifade ederek, "Erzurum Paça Çorbası, yalnızca bir yemek değildir. O; bu şehrin hafızasıdır. Bu şehrin sabahıdır, emeğidir, misafirperverliğidir. Dadaş diyarının sert ikliminde gönülleri ısıtan bir kültür mirasıdır. Bugün çorbamızın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenmesi, köklü kültürün resmî anlamda koruma altına alınması bakımından son derece kıymetlidir. Bizler inanıyoruz ki şehirler sadece beton yapılarla büyümez. Şehirler; kültürüyle, sanatıyla, musikisiyle, mutfağıyla ve hafızasıyla büyür. Eğer bir şehrin mutfağı yaşıyorsa, o şehir geçmişiyle bağını koparmamış demektir. Şimdi bu büyük kültür hazinesine Erzurum Paça Çorbası da coğrafi işaret güvencesiyle daha güçlü bir şekilde eklenmiştir. Bugün tescillenen Erzurum Paça Çorbası da bu köklü geleneğin önemli bir parçasıdır. Bundan sonra bu lezzet, hem korunacak hem de şehrimizin gastronomi kimliğinin önemli bir değeri olarak tanıtılacaktır. Biz istiyoruz ki Erzurum yalnızca kış turizmiyle değil; kültürüyle, mutfağıyla, tarihiyle, sanatıyla ve medeniyet birikimiyle de dünyada daha güçlü şekilde anılsın. Çünkü Erzurum buna layıktır. Bu şehir sadece geçmişte destan yazan bir şehir değildir; geleceğe yön verecek büyük bir kültür merkezidir. Bugün tescillenen bu değer; yalnızca Erzurum’un değil, aynı zamanda Anadolu kültürünün ortak hafızasının da önemli bir parçasıdır. Bundan sonra da şehrimizin tüm kültürel değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Programda Erzurum Vali Yardımcısı Sinem Büyüknalçacı, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Gastronomi Müdürü Resul Parlak da birer konuşma yaptı.
Tekirdağ Emek ve sabır bir araya geldi: Özel öğrencilerin el emeği eserleri sergilendi Tekirdağ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde özel öğrenciler tarafından hazırlanan el emeği ürünler düzenlenen sergide beğeniye sunuldu. Okulda eğitim gören özel öğrencilerin yıl boyunca hazırladığı çalışmalar için sergi programı düzenlendi. Sergide öğrencilerin yaptığı süs eşyaları, tablolar, vazolar ve çeşitli el işi ürünleri ziyaretçilerin ilgisini çekti. Öğrencilerin büyük emek harcayarak hazırladığı ürünler, öğretmenler ve aileler tarafından da takdir topladı. Sergiyi gezen davetliler öğrencilerin çalışmalarını tek tek inceleyerek bilgi aldı. Etkinlikte öğrencilerin sosyal gelişimlerine katkı sağlayan sanatsal çalışmaların önemine dikkat çekilirken, özel bireylerin ortaya koyduğu başarıların desteklenmesi gerektiği ifade edildi. Tekirdağ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Öğretmeni Leyla Rahşan Karavelioğlu yaptığı açıklamada, ‘’Biz Özel Eğitim Sınıfları olarak, öğretmen arkadaşlarımızla birlikte bu hafta bir farkındalık haftası. Engelliler Haftası Demek İstemiyoruz biz, farkındalık haftası demek istiyoruz. Bizde farkındalığımızı göstermek istedik ve çocuklarımızla birlikte hepsi el emeği göz nuru bir sergi düzenledik. Sergimizin içerisinde panç örnekleri var, çocuklarımızın yaptığı resimler var, kendilerinin sıfır atıkla yaptıkları ürünler var. Burada özellikle şunu vurgulamak istedik bizim çocuklarımızın çok güzel destekle, çok güzel şeyler yapabileceklerini kanıtlamak istedik. Burada özellikle pançı yapan öğrencilerimiz var gerçekten diyorlar ki bunları sizin öğrenciler yapmıyorlar, hayır onlar kendileri yapıyorlar. Resimleri yapan öğrencilerimiz var gerçekten onlar yapıyorlar, onların emekleri. Bizde bu emekleri sizlere göstermek istedik, gerçekten çok güzel yıl boyunca yaptıkları işler var ama bir şeylerin görünmesi gerekiyor. Bu çocukların bir şeyleri başardığını topluma göstermemiz gerekiyor" dedi.