EKONOMİ - 04 Mart 2026 Çarşamba 10:01

Şubat ayında Denizli ihracatı yüzde 14,9 arttı

A
A
A
Şubat ayında Denizli ihracatı yüzde 14,9 arttı

Denizli ihracatı şubat ayında yüzde 14,9 artışla 389 milyon dolara ulaştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Denizli, Türkiye genelinde 8. sıraya yükselirken, DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu artışın yılın geri kalanı için iyimserlik oluşturduğunu söyledi.



Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Hüseyin Memişoğlu, şubat ayı ihracat rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ülke genelinde ihracatın şubat ayında yüzde 1,6 artışla 21,1 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Memişoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından açıklanan verilere göre Denizli ihracatının ise yüzde 14,9 artışla 389 milyon dolara ulaştığını ifade etti. Denizli’nin bu performansla Türkiye genelinde 8. sıraya yükseldiğini vurgulayan Memişoğlu, Denizli İhracatçılar Birliği’nce kayda alınan ihracatın da yüzde 12,7 artışla 301 milyon dolar olduğunu kaydetti.



Ocak-Şubat döneminde ise Denizli ihracatının yüzde 5,3 artışla 758 milyon dolara ulaştığını belirten Memişoğlu, "Ocak ayında yaptığımız güçlü başlangıcın ardından şubat ayında yakaladığımız çift haneli artış, yılın geri kalanı için beklentilerimizi daha da güçlendirdi" dedi.



"Ana pazarlarımızda talep canlanıyor"


Şubat ayındaki artışta Avrupa başta olmak üzere ana pazarlardaki talep toparlanmasının etkili olduğunu dile getiren Memişoğlu, euro/dolar paritesindeki yükselişin de ihracata pozitif yansıdığını söyledi. "Her şeye rağmen rotasını ihracattan şaşmayan tüm firmalarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.



Önde gelen sektörlerde güçlü artış


Şubat ayında tekstil ve konfeksiyon ihracatının yüzde 1,6 artışla 104 milyon dolar, elektrik-elektronik ihracatının yüzde 31,1 artışla 95 milyon dolar, demir ve demir dışı metaller ihracatının yüzde 23,8 artışla 73 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Memişoğlu; tarım sektörünün 30 milyon dolar, madencilik sektörünün ise 24 milyon dolar ihracat yaptığını açıkladı.



"Zirvede İngiltere var"


Şubat ayında Denizli ihracatında ilk sırada yer alan Birleşik Krallık’a ihracatın yüzde 51,6 artışla 63 milyon dolar olduğunu belirten Memişoğlu, ardından İtalya’ya 33 milyon dolar, Almanya’ya 31 milyon dolar, ABD’ye 29 milyon dolar ve Fransa’ya 23 milyon dolar ihracat gerçekleştirildiğini söyledi. Almanya’nın üçüncü sıradaki yerini korumasının ve yüzde 7,2’lik artışın talepte iyileşme sinyali verdiğini belirten Memişoğlu, ABD’nin ise aylık bazda artış kaydetmesine rağmen dördüncü sırada yer aldığını ifade etti.


P


MI ve İklim Endeksi toparlanma sinyali veriyor


İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Türkiye İmalat PMI verilerine de değinen Memişoğlu, ocak ayında 48,1 olan manşet PMI’ın şubatta 49,3’e yükseldiğini, daralmanın sürdüğünü ancak hız kestiğini söyledi. Yeni siparişlerdeki düşüşün son iki yılın en ılımlı seviyesine gerilediğini, üretimdeki yavaşlamanın ise son 14 ayın en düşük oranında gerçekleştiğini belirtti.


İhracat Pazarları İklim Endeksi’nin aralıkta 51,6 iken ocakta 52,1’e yükseldiğini kaydeden Memişoğlu, başta İngiltere, Almanya, ABD ve Orta Doğu olmak üzere pek çok ekonominin 2026 yılına pozitif başladığını dile getirdi. Denizli ihracatının yaklaşık yüzde 50’sinin Avrupa’ya yapıldığını hatırlatan Memişoğlu, Avrupa’daki toparlanmanın il için kritik önemde olduğunu vurguladı.



Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilere göre şubat ayında TÜFE’nin yıllık yüzde 31,53, aylık yüzde 2,96 arttığını hatırlatan Memişoğlu, enflasyondaki kademeli gerilemeye rağmen üretim maliyetlerindeki yüksek seyrin ihracatçılar üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul 2020 A.Ş.’den SPK, Asya-Körfez Ortaklıkları ve G.Y.O. hamlesi İstanbul 2020 A.Ş., 270 bin metrekarelik portföyü sermaye piyasalarına entegre etmek için kurumsal adımını attı. Grubun, milyarlarca liralık aktif büyüklüğünü Kızılgüney G.Y.O. çatısı altında kurumsallaştırmak amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvurusunu tamamladığı ve resmi onay sürecinin devam ettiği açıklandı. Küresel ölçekli altyapı yatırımlarının merkez üssü haline gelen Kanal İstanbul ve Sazlıdere Köprüsü hattı, uluslararası sermaye gruplarının 2026-2030 makro stratejileriyle yeniden şekilleniyor. Şehrin demografik ve ekonomik büyüme ekseninde yer alan Başakşehir bölgesi, bu dönüşümün kalbinde yer alıyor. Bu vizyon doğrultusunda konumlandırılan Selvi Park Comfort projesi, İstanbul 2020 A.Ş.’nin bölgedeki planlı yapılaşma ve stratejik arazi geliştirme hamlelerinin prestijli bir vitrini olarak öne çıkıyor. 270 bin metrekarelik portföy için SPK süreci başladı Son 4 yıl içerisinde 200 bin metrekareyi aşan inşaat alanını başarıyla tamamlayan ve an itibarıyla 70 bin metrekarelik yeni aktif alan inşasını sürdüren İstanbul 2020 A.Ş., bu portföyü sermaye piyasalarına entegre etmek için önemli kurumsal adımını attı. Grubun, milyarlarca liralık aktif büyüklüğünü Kızılgüney G.Y.O. çatısı altında kurumsallaştırmak amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvurusunu tamamladığı ve resmi onay sürecinin devam ettiği açıklandı. Bu makro operasyonun ve Asya-Körfez eksenindeki stratejik sermaye ortaklıklarının mimarı Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ömer Faruk Kızılgüney liderliğindeki stratejik akıl; Çinli partnerleri ve Dubai merkezli Körfez sermayesi ile kurulan temaslar sayesinde, şirket portföyünü yerel bir gayrimenkul hareketinden ziyade "küresel bir sermaye ve alan yönetimi" platformuna dönüştürüyor. Grubun 2026-2030 vizyonu ve SPK süreci hakkında resmi değerlendirmelerde bulunan İstanbul 2020 A.Ş. İcra Kurulu Üyesi Faruk Aydın, şu ifadeleri kullandı: "Yeni dünya düzeninde gayrimenkul, sadece konut üretmek değil; sürdürülebilir yaşam alanları, akıllı şehir entegrasyonu ve uluslararası sermaye çekim merkezleri oluşturmaktır. Sazlıdere Köprüsü ve Kanal İstanbul hattı, tam olarak bu küresel vizyonun yeni sahasıdır. Yönetim Kurulu Başkan Vekilimiz Ömer Faruk Kızılgüney’in Asya-Pasifik ve Körfez bölgesiyle kurduğu stratejik köprüler ile 270 bin metrekareyi aşan devasa üretim kapasitemiz birleştiğinde, karşımıza Kızılgüney G.Y.O. gerçeği çıkmaktadır. SPK sürecimizin tamamlanmasıyla birlikte, İstanbul 2020 A.Ş. yarının İstanbul’una sadece binalarla değil, güçlü sermaye yapısıyla da yön verecektir."
Diyarbakır Boşanma ve velayet davası 3 yıl sürdü, 7 yaşındaki çocuğun velayeti, raporlara rağmen babaya verildi Diyarbakır’da bir kadın, boşanma aşamasında olduğu eşine karşı yürütülen velayet davasında mahkemenin bilirkişi raporlarına rağmen 7 yaşındaki E.K.’nin geçici velayetini babaya verdiğini belirterek, sürecin uzamasına tepki gösterdi. Diyarbakır’da Ö.K (29) ile eşi arasında devam eden boşanma ve velayet davası 3 yıl sürdü. Dosya kapsamında 3 ayrı bilirkişi raporu temin edildi. Dosyaya sunulan 3 ayrı bilirkişi raporunun tamamında 7 yaşındaki E.K.’nin velayetinin anneye verilmesinin çocuğun üstün yararına uygun olacağı belirtilirken, annenin çocuğun bakım, eğitim ve gelişim ihtiyaçlarını karşılama konusunda daha yeterli olduğu ifade edildi. Altıncı ve yedinci celselerde dava ertelendi. Son celsede ise mahkeme çocuğun geçici velayetini babaya verdi. Ö.K., çocuğun halen halası tarafından bakıldığını iddia etti. Ö.K., "Depremden önce kızım çölyak hastasıydı. Ben tek başıma kızımı hastanelere götürdüm. Tanılarını falan hep tek başıma mücadele ederek yaptırdım. Sonra biyopsi yaptıktan sonra çölyak tanısı koyuldu. Bu süreçte hiçbir şekilde kimse yanımızda yoktu. Her aşamada ben tek başıma bir kadın olarak bunu yürüttüm. Kızıma biyopsi yapıldıktan sonra, çölyak raporunu aldıktan sonra glutensiz diyet uygulamam gerekiyordu. Kimse maddi olarak destek sunmadı. Her seferinde kendi ailemden para istiyordum. Çölyak ürünleri çok pahalı, glutensiz ürünler çok pahalı. Ona rağmen hiçbir şeyini eksik etmemeye çalışıyordum. Alıyordum ve çok şükür değerlerini biraz düşürdüm. Kızımın durumu biraz iyiye gitti ve gelişimi düzeldi" dedi. 6 Şubat depremlerinde kızıyla tek kaldığını ve kendi ailesine sığındığını anlatan Ö.K., şu ifadeleri kullandı: ’’Deprem gördük. Biz kızımla birlikte depremde yalnız evdeydik. Babayı aradım, sabah saat 5-6 gibi babaya hiçbir şekilde ulaşamadım. Cebimde sadece 5 lira vardı ve ben sokakta kalmıştım. Baba hiçbir şekilde bize maddi destek göndermedi. Bu olanlar birikti ve ben artık boşanma kararını verdim. Depremden bu yana ben boşanma davasını açtım. Kızımın okul düzeni de sağlığı da bir tık da olsa iyiydi. 3 tane uzman raporu anneden yana rapor çıkarmasına rağmen son duruşmada kızımın velayeti babaya verildi. Baba kendisi dile getiriyor, ben inşaatta çalışıyorum, şehir dışında kalıyorum, kızım halasında kalacak, halası bakacak diyor. Bir kadın olarak ne yapacağımı bilmiyorum ve sesimi bir şekilde duyurmak istiyorum. Tek istediğim şey kızımın sağlıklı ve huzurlu bir ortamda büyümesi, ne sağlığından ne eğitimden mahrum kalmaması. Kızım sağlıklı bir ortamda, huzurlu bir ortamda büyüsün istiyorum. Ne okulundan ne de sağlığından mahrum kalsın istemiyorum. Ben adaletin yerini bulmasını istiyorum.’’ Dava 3 yıldır sürüyor Ö.K.’nın avukatı Elif Göçtürk ise davanın yaklaşık 3 yıldır sürdüğünü ve son 1 yıldır yapılan üç celsede de dosyanın tekemmül etmesine rağmen, dosyada herhangi bir eksiklik bulunmamasına rağmen duruşmaların sürekli ertelendiğini söyledi. Göçtürk, "Müvekkilimin anayasada güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkını açık bir şekilde ihlal etmektedir. Öte yandan dosya kapsamında geçici velayete ilişkin 3 ayrı inceleme raporu ve uzmanlık raporu alındı. Bu raporlarda çocuğun üstün yararı gereği velayetin müvekkilime verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bunlar pedagojik ve bilimsel açıklamalara, yani gerekçelere dayanarak belirtilmiştir. Zaten yargılamanın da her safhasında davalı baba çocuğa fiilen bakamayacağını, sürekli şehir dışında çalıştığını belirtmektedir. Ancak buna rağmen velayet davalı babaya verildi. Bu durum çocuğun sürekli üçüncü kişilerle yaşamak zorunda kaldığını, riskli bir sosyal çevrede yaşamak zorunda bırakıldığını göstermektedir. Bu da ileride çocuğun kişisel yaşamını ve kişisel gelişimini ciddi bir şekilde etkilemektedir. Son olarak şunu belirtmek istiyorum, velayet sadece çocuğun bakma yetkisinin davanın taraflarına verilmesi değildir. Velayet aynı zamanda çocuğun eğitim hayatının sürdürülmesi, çocuğun kişisel gelişiminin sağlıklı bir biçimde sürdürülmesi ve çocuğun güvenliğinin temin edilmesini kapsamaktadır’’ şeklinde konuştu. İlk 6 duruşmanın tanık dinletilmesi ya da eksik hususlar, bilirkişi raporları ve inceleme raporları gibi nedenlerle ertelendiğini aktaran Göçtürk, şu ifadeleri kullandı: ’’Ancak son 3 duruşmada herhangi bir gerekçe gösterilmeden duruşmaların ertelendiğini görüyoruz. İlk duruşmadan beridir biz şunu belirtiyoruz; çocuğun velayetinin anneye verilmesi gerekiyor. Nitekim dosyaya giren inceleme raporları ve uzmanlık raporları da davacı müvekkilimin, çocuğun üstün yararı gereği velayetinin annede kalması gerektiğini belirtmiştir. Ancak bunların dikkate alınmadığını görüyoruz maalesef."