GENEL - 05 Ağustos 2017 Cumartesi 11:23

Su dilenen köy

A
A
A
Su dilenen köy

Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Üçkuyu köyü, köy statüsüne kavuştuğu günden beri susuzlukla mücadele ediyor.

Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Üçkuyu köyü, köy statüsüne kavuştuğu günden beri susuzlukla mücadele ediyor. 150 yıldır su sorunu aşılamayan köyde cenazeleri yıkamak için bile 8 kilometre uzaklıktaki köyden su taşınıyor.


İhtiyaç duydukları içme suyunu köye 8 kilometre uzaklıktaki komşu köylerden karşılayan vatandaşlar, içme suyu dışındaki ihtiyaçlarını ise köyün 5 kilometre uzağından geçen Kulp Çayı’ndan eşeklerin sırtında taşıyarak karşılıyor. 30 haneden oluşan 150 nüfuslu köyde içme suyu bulamadıkları için eşeklerle Kulp Çayı’na giderek evlerine su taşıyor. Vatandaşlar eşek sırtında köylerine taşıdıkları su ile banyo, bulaşık, hayvanların sulanması gibi ihtiyaçlarını karşılıyor.



"Defalarca ilgili kurumlara dilekçe verdik bir sonuç alamadık"


Konuyla ilgili olarak defalarca yazılı dilekçelerle ilgili kurumlara müracaat ettiklerini ve aradan geçen süre içerisinde halen su sorunlarının çözülmediğini belirten Üçkuyu Muhtarı Barış Taş, ”Köyümüz kuruluşundan şimdiye kadar suyumuz yok. Kış mevsiminde kar ve yağmurdan dolayı derelerde biriken ve sağlıklı olmayan suları kullanmaktayız. Yaz aylarında ise traktörleri olanlar traktörlerin arkasına bağladıkları su tankerleriyle köyümüze 7-8 kilometre uzaklıkta bulunan komşu köylerin su kaynaklarında getirdikleri sularla ihtiyaçlarını karşılıyor. Traktörleri ve tankerleri olmayan köylülerim ise yine köyümüzde 5-6 kilometre uzaklıkta bulunan Kulp Çayı’ndan yük hayvanlarının sırtında bidonlarla evlerine su taşıyarak ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Hemen hemen her sene ilgili kurumlara 4-5 defa yazılı dilekçelerle müracaat ederek su sorunumuzun çözülmesini istiyoruz. Sadece geçen yıl Büyükşehir Belediye Başkanlığı bünyesindeki DİSKİ tarafından köyümüzde bir su sondajı çalışması yapıldı, ancak su çıkmadığı için çalışmalara ara verildi ve ondan sonra da her hangi bir girişimleri olmadı. Su sorunumuzun çözülmesi için bize 7-8 kilometre uzaklıkta bulunan Uzunova köyüne bağlı Oymak mezrasının alt kısmında geçen derede bir keson kuyunun açılması ve buradan borularla köyümüze su nakledilmesi gerekiyor. Köyümüz dağlık bir yapıya sahip olduğu için tarım alanları azdır, tek geçim kaynağı hayvancılıktır. Bu hayvancılıkla uğraşan köylülerin normal şartlarda günde üç öğün hayvanlara su vermesi gerekiyor, ama su olmadığı için günde sadece bir defa hayvanlara su veriyoruz. Yetkililerden beklentimiz köyümüz kurulduğundan beri devam eden su sorunumuzun bir an evvel çözüme kavuşturulmasıdır" dedi.



"Evlendiğim ilk günden beri su sorunu yaşıyorum"


Evlendiği ilk günden şimdiye kadar su sorunu çektiğini dile getiren 3 torun sahibi 15 nüfuslu Seyran Taş isimli kadın, 40 yıl önce gelin geldiği köyde ilk günden beri su sorunu yaşadığını söyledi. Taş, "40 yıl önce bu köye gelin geldim ve geldiğim günden beri su yüzünden sıkıntı çekiyoruz. İçmeye su bulamıyoruz. Su ihtiyacını Kulp Çayı’ndan karşılıyoruz. Hayvanların su ihtiyacını da çaydan getirdiğimiz suyla karşılıyoruz. Banyoda su yok. Lavaboda su yok. Mutfakta su yok. Bulaşık için su yok. Çok sıkıntılıyız. Hayvanlarımızı çaydan getirdiğimiz suyla suluyorum. Eğer su getirebilirsek içiyorlar, getiremezsek susuz kalıyorlar. Su sıkıntısı yüzünden çocuklarım ve torunlarım haftalarca banyo yapamıyor. Okula giden torunlarım banyo yapmadan gidiyorlar. Bizim tek isteğimiz yetkililerin bir an evvel su sorunumuzu çözmesidir" diye konuştu.



"Cenazelerimizi yıkayacak su bulamıyoruz"


Cenazelerini yıkayacak bu bulamadıklarını belirten Saniye Taş isimli köylü de bu sorunlarının bir an evvel çözülmesini istediklerini söyledi. Saniye Taş, "Biz en temel ihtiyacımızdan mahrum kaldık. Sadece su istiyoruz başka bir şey istemiyoruz. Artık sözün bittiği yerdeyiz. Su dediğimizde her şey duruyor. Cenaze olduğunda büyük sıkıntı yaşıyoruz. Birkaç yıl önce köyümüzde biri vefat etti, saatlerce cenazesinin yıkanması için su bekledik. Yakın köylerden tankerlerle su getiriyoruz. Çoğu zaman da eşeklerin sırtında su getiriyoruz. Bize 5 kilometre uzaklıkta bulunan Kulp Çayı’ndan eşek sırtından su taşıyoruz. Taşıma suyuyla bir yere kadar, artık sabrımız kalmadı. Sular hijyenik değil. Mecburiyetten bu suları kullanmak zorundayız. Yeri geldiğinde sağlık sorunları yaşıyoruz. 150 nüfuslu köyümüze su bekliyoruz" şeklinde konuştu.



"Su sorunu yüzünden cami imamı köyümüzde görev yapmak istemiyor"


Köydeki su sorunu yüzünden cami imamının köyde görev yapmak istemediğini anlatan Resul Taş ise şunları söyledi:


"Köyümüzde camimiz var ancak, köydeki su sorunu yüzünden resmi kadrolu imamımız köyümüzde görev yapmıyor. Yıllardır resmi imamımız olmasına rağmen camimiz imamsızdır. Resmiyette imamımız var ama buraya ataması yapılan imam köyümüze gelmiyor. Susuzluktan dolayı camimizde imam göremediğimiz gibi bir taziyemiz olduğu zamanlar çok büyük sıkıntılar yaşamaktayız. Susuzluktan en çok çocuklarımız etkileniyor. Çocuklarımız hasta oluyor. Devamlı pisliğin içerisinde duruyoruz. Su sorunu yüzünden çamaşır makinesi alamıyoruz. Köyümüzün kadınları çamaşırı elleriyle yıkıyorlar. Su olmayınca bir şey yapamıyoruz. Bulaşık ve çamaşır makinesi olanda zaten kullanamıyor. Banyo, içme suyu ihtiyacını da varillere koyarak karşılıyoruz. Eşeklerle ve traktörlerle su taşıyoruz. Elimize aldığımız bidonlarla suyu taşıyoruz. İçme suyunu ayrı taşıyoruz. Çocuklarımız yüzlerini yıkamaya su bulamıyor. Su yüzünden haftalarca çocuklarımız banyolarını yapamıyorlar. Bizde diğer köylüler gibi medeni bir şekilde, sağlıklı su kullanmak istiyoruz, bu nedenle su sorunumuzun giderilmesini istiyoruz".



"Su dileniyoruz"


Su sıkıntısını doğduğundan beri çektiğini ve bir türlü suya kavuşamadıklarını dile getiren Adem Taş, su dilendiklerini söyledi. Köylerinin 150 yıllık bir geçmişi olduğunu belirten Adem Taş, köy statüsüne kavuştukları günden beri su sorunu yaşandığını söyledi. Taş, “Adeta su dileniyoruz. Aşımız var ekmeğimiz var. Sadece su sorunu için dileniyoruz. İçme suyu bulamıyoruz, abdest alamıyoruz, doğru dürüst bir banyo yapamıyoruz. Maddi durumlarımız iyi olmadığı için kendi imkanlarımızla bizden uzakta bulunan kaynaklardan su getiremiyoruz. Yetkililerin sesimizi duymasını istiyoruz ve bir an evvel su sorunumuzun çözülmesini talep ediyoruz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Onur: "Arvasi Hoca Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" Gazeteci yazar Hüdâvendigâr Onur, büyük Türk milliyetçisi Ahmet Arvasi’nin aynı zamanda bir fıkıh âlimi de olduğunu belirterek, "Bu sahada ‘İlmihâl’ kaleme almıştır. Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" dedi. Ülkücü hareketin sembol isimlerinden Erdem Karakoç’un düzenlediği haftalık ‘Vefa’ toplantıları devam ediyor. Koçoba’daki son etkinlikte büyük Türk milliyetçisi ve mütefekkiri S. Ahmet Arvasi anıldı. Erdem Karakoç, 12 Eylül öncesi zor zamanlarda Arvasi Hoca’nın yazılarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini, yetiştirdiğini, batıl ideolojilere saplanmaktan koruduğunu söyledi. Karakoç ayrıca, Ahmet Arvasi’nin savunduğu davayı yaşayan ‘örnek bir şahsiyet’ olduğunu söyledi. MHP Şişli ilçesi eski başkanlarından Kamil Balyer de konuşmasında, Ahmet Arvasi’nin kadroya önem verdiğini belirterek, "Söylediğini yaşamaya gayret ederdi. Ülkücü hareketin manevi mimarlarından biridir. Bir davayı anlatmada, devlet yönetiminde, yapılacak her işte başarılı olmak için kadroların kalitesinin önemine değinirdi. O Ahmet Yesevi ruhluydu" dedi. "Yazılarında Türklük vurgusu çoktur" Gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur da, Türk milliyetçilerinin yetişmesinde emeği olanlardan birinin Ahmet Arvasi olduğunu belirterek, "Yazıları dikkatle okunduğunda, satır aralarında Türk tarihine, din ve felsefeye, kısacası yaşadığı döneme ait tüm konulara değindiği görülür. Ahmet Arvasi’ye göre Türk milliyetçiliği, İslâm’ın çizdiği sınırlar içerisinde Türk’ün mutluluğunu arayan bir harekettir. Bu bir iddia değil tespittir" dedi. Hüdâvendigâr Onur, aynı zamanda Ahmet Arvasi’nin bir din bilgini olduğunu belirterek, "O, fıkıh âlimidir. İlmihâl kaleme almıştır. Şöyle der, ‘İlmihâl bilmeyen, ne İslam’ı bilir ne de onun dünya ve kâinata bakışını.’ Ülkücü hareketin, Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" ifadelerini kullandı. Ahmet Arvasi’nin yaşadığı dönemin tüm sorunlarına değindiğini, çareler ürettiğini belirten Onur, Arvasi’nin güzel sanatlara verdiği önemden de bahsetti. Ahmet Arvasi’ye göre estetiğin bir ilim olduğunu belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı: "Arvasi’ye göre sanat, güzele ulaşmak ve çirkinden uzaklaşmaktır. Sanatkâr mutlak güzeli arar. Sinan imparatorluğumuzun temel taşlarından Süleymaniye çıkabileceğini, Selimiye çıkacağını ispatladı. Arvasi’ye göre bu muhteşem eserlerde hendesenin zaferi ve dinin zaferi vardır. İslâmiyet’e göre en güzel Allah’tır."
İstanbul Garanti BBVA’dan melek yatırımcılık eğitimi Garanti BBVA’nın hayata geçirdiği First Venture eğitimleri, startup yatırımcılığına adım atmak isteyen müşterilerini kapsamlı bir eğitim programında buluşturdu. Özellikle melek yatırımcılık odağında yapılandırılmış bu eğitimi hayata geçiren banka, katılımcılara deneyimli uzmanlardan yatırımcı bakış açısını güçlendiren uygulamalı içerikler sundu. Garanti BBVA’nın, melek yatırımcılığa ilgi duyan ve yatırımcılık çerçevesine uygun müşterileri için hayata geçirdiği ‘First Venture: Melek Yatırımcılığı Eğitimi’ başarıyla tamamlandı. Sınırlı kontenjanla kurgulanan program, katılımcılara birebir etkileşim ve derinleşme imkânı sundu. Dört hafta süren programda, startup yatırımcılığına ilgi duyan katılımcılar, melek yatırımcılığın temel ve ileri seviye dinamikleri hakkında teorik ve pratik bilgi alma fırsatı buldu. Hibrit formatta tasarlanan First Venture eğitimleri boyunca ilham veren konuşmalar, vaka analizleri ve startup ekosistemi katılımcılara bütüncül bir bakış açısıyla aktarıldı. Ayrıca her oturumun kaydı, katılım sağlayamayan katılımcılarla da paylaşıldı. Startup ekosisteminde yatırımcı perspektifi ve girişimcilik deneyimiyle tanınan Günce Önür’ün eğitmenliğinde gerçekleşen programda, katılımcılara yatırım stratejisi oluşturmadan portföy yönetimine uzanan kapsamlı bir içerik sunuldu. Dört haftalık melek yatırımcılık eğitimleri Programın ilk haftasında global ve yerel startup ekosisteminin gelişimi ile yatırım stratejilerinin temelleri ele alındı. İkinci haftada yatırım sürecinde kullanılan hukuki yapılar, dealflow yönetimi ve due diligence süreçleri aktarıldı. Üçüncü hafta, yatırım inceleme ve karar süreçlerine odaklanıldı. Programın son haftasında ise portföy yönetimi, değer katma mekanizmaları ve büyüme destek süreçlerine mercek tutuldu. Eğitimin yüz yüze gerçekleşen oturumları Garanti BBVA ev sahipliğinde Ferko Signature, Feriye Palace ve Kolektif House Levent’te düzenlendi. Program, sertifika töreni ve networking etkinliği ile tamamlandı. Startup dünyasıyla doğrudan temas First Venture, Garanti BBVA’nın girişimcilik ve inovasyon ekosistemine verdiği desteğin önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Girişimcilik ekosisteminin en kritik ihtiyaçlarından biri olan yatırımcı tarafını güçlendirmeyi hedefleyen program, Garanti BBVA’nın bu alanda aldığı stratejik inisiyatiflerden biri olarak hayata geçirildi. Eğitimler kapsamında girişimler için yetkin, küresel dinamikleri okuyabilen yatırımcıların yetiştirilmesi hedeflenirken, aynı zamanda Garanti BBVA müşterilerinin startup yatırımları konusunda bilgi ve farkındalık kazanmaları amaçlandı. Bu sayede katılımcıların, konvansiyonel yatırım araçlarının ötesinde farklı bir yatırım perspektifiyle tanışmaları hedeflendi. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, startup ekosistemiyle daha yakın temas kurmalarını sağlayan Global Expansion Day etkinliğine davet edildi; eğitimlerin ardından planlanan takip ve devam buluşmasıyla da yatırım yolculuklarının desteklenmesi ve edinilen kazanımların pekiştirilmesi amaçlandı. Yapılan açıklamaya göre; banka, First Venture eğitimleriyle müşterilerine finansal ürün ve hizmetlerin ötesine geçen, bilgi paylaşımı ve network odağında kurgulanmış bir değer önerisi sunuyor. Banka, bu program aracılığıyla startup yatırımcılığı alanında bilinçli ve uzun vadeli değer oluşturmaya odaklanan bir yatırımcı kitlesinin oluşmasına katkı sağlamayı ve girişimcilik ekosisteminin sürdürülebilir gelişimini desteklemeyi hedefliyor.