GÜNDEM - 08 Ekim 2025 Çarşamba 10:32

55 yaşında 8 saatte okuma-yazma öğrendi, 70’inde kitap yazdı

A
A
A

Diyarbakır'ın Çermik ilçesinde yaşayan Naşide Can, 55 yaşında 4 hafta sonu gittiği 8 saatlik kursla okuma ve yazma öğrenip 70 yaşında kitap yazdı. Yazdığı kitapların geliriyle okul yaptırmak isteyen Can, yazmaya devam edecek hayallerinin peşinden gitmeye devam ediyor.

Çermik ilçesinde yaşayan Naşide Can, 8 yaşında okula gitmek istediği için babası kendisini döverek eğitim hayatının başlamasına izin vermedi. Bir hafta yemek yemeyen Can, bu süre zarfında günlerce dayak yedi. Eğitimine izin verilmeyen ve okuma hayaliyle büyüyen 70 yaşındaki Naşide nine hayalini, 55 yaşında sadece 4 hafta sonu gittiği kursta aldığı toplam 8 saatlik eğitimle gerçekleştirdi. Eğitim açlığı yaşayan Can, 7 çocuğunu okutup bu açlığını giderdi. Evlatlarını evlendiren Can, bu sefer yaşadıklarını yazmaya başladı. Okuma ve eğitim açlığını gideremeyen Can, satacağı kitaplardan elde edeceği gelirle bir okul yaptırma hayalini gerçekleştirmek istiyor.

55 yaşında 8 saatte okuma-yazma öğrendi, 70’inde kitap yazdı
Okula gitmek için aç kaldı, babasının inadını kıramadı

Naşide Can, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, 7 çocuğunun olduğunu, 8 yaşında okula gitmek istediğini, okula aşık ve eğitim açı olduğunu söyledi. Anne ve babasının okula gitmesine izin vermediğini ifade eden Can, dayak yediğini, bir hafta yemek yemediğini belirterek, "Yine dayak yedim, yine izin vermediler. Hayal kurdum, büyüdüm. O zaman kaymakam, değerli bir komşumuz eve geldi izin almak için babam, izin vermedi. Komşumuz, ‘Naşide'yi bana vereceksiniz' dedi. ‘Al götür, kes' dedi. ‘Ama benim kızım çok küçük, niye istiyorsun' dedi. Dedi, ‘Bunu götürüp okutacağım.' Ona da yok dedi, Naşide'yi okula göndermem dedi. ‘Naşide, bizim elimiz ayağımız, işimizi yapan olmaz' dedi. Ondan sonra dantel işlemeye başladım. Bir günde 7 metre dantel işledim. İlk öğrendiğim vakitti. ‘Çalışıyorsun işte, okulu ne yapacaksın' dedi. Sonra içime gömdüm, büyüdüm, evlendim" şeklinde konuştu.

55 yaşında 8 saatte okuma-yazma öğrendi, 70’inde kitap yazdı

Kitabın geliriyle okul yaptırmak istiyor

Hayal kurduğunu okursa bu çektiklerini kaleme alacağını ve kitabın geliriyle de okul yaptıracağını düşündüğünü vurgulayan Can, "Çünkü eğitim açıyım. 40 yaşında Kur'an kursuna gittim. 55 yaşlarındaydım, dükkan açtım. Matematiğim çok kuvvetliydi ama okuma yazmam yoktu. Her şeyi kafamda üretiyordum. Yetişkinler okulu açıldı. 4 hafta sonu gittim. 2 hafta sonu birinci kademe, 2 hafta sonu ikinci kademe okula gittim. Ondan sonra devam edip öğrendim. 8 saatte okumayı öğrendim. Her hafta sonu 2 saatti. Çünkü çalışıyordum, zamanım yoktu. Çocuklarımı okutmaya başladım. Hepsi şu anda çok güzel yerlerde. Sağ olsunlar onlarda beni utandırmadılar. Hatta oğlum 6 üniversite bitirdi. Sonra çocuklarım evlenip iş sahibi oldu. Yalnız kaldım, başladım yazmaya. Hayal kurdum, bu hayalin üstüne gideceğim. Hayatımı yazdım, çocukluktan evlenene kadar, evlilikten bu zaman kadar. Kitabın ismini de 'Naşide Güneydoğunun çileli çocuğu' koydum, kitap inşallah satılır. Devlet büyüklerim, değerli iş adamlarımız yardım ederlerse çok sevinirim. Bir okul yaptırayım. Çocuklarım bir tarafımı doyurdu, ancak bir tarafım eğitim açı. Bir okul yaptırırsam doyarım'' dedi.
Ne kadar düşüp çile çektiyse hiç pes etmediğini kaydeden Can, "Elhamdülillah çocuklarım da okudu. Biri avukat, hemşire, öğretmen, ilahiyatçı var, biri kurs öğretmeni, oğlum da sağlıkçıydı, şu anda ticaretle uğraşıyor. Çok takdir topladım, örnek oldum. Hedefim ilerlemek ve okul yapmak. Okulun önünde kurdele kesmeyi, hepinizi davet etmeyi hayal ediyorum. Herkes çocuğunu okutsun. Okuyan insan dünyaya meydan okur, okumayan da zindan okur. Ama tek okuma değil. Okusun, geliştirsin, hayal kursun üstüne gitsin. Düşüncenin gücü ayrı bir şeydir" şeklinde konuştu.

55 yaşında 8 saatte okuma-yazma öğrendi, 70’inde kitap yazdı

Rıdvan Kılıç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Eşinin dayısını bıçaklayarak öldüren sanık: "Demir sopayla saldırdı, korkutmak için bıçağı savurdum" Zonguldak’ta aralarında çıkan tartışma sonucu eşinin dayısını bıçaklayarak öldüren sanığın yargılanmasına başlandı. Sanık, maktulün demir sopayla kendisine saldırdığını iddia ederek, "Öldürme kastım yoktu. Bıçağı görür de kaçar diye düşündüm" dedi. Olay, 19 Aralık 2025 tarihinde akşam saatlerinde Zonguldak Valiliği önünde meydana geldi. Serkan Akdal (44) ile yeğeninin eşi olan Murat D. (44) arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Olayda Murat D.’nin bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Serkan Akdal, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Olay sonrası kaçan ve kısa sürede yakalanan şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Murat D., maktul Serkan Akdal’ın annesi Şirvan Akdal, olay anında maktulün yanında bulunan yaşı küçük yeğenleri B.A. (14) ile SEGBİS ile katılan Y.T.’nin (14) yanı sıra tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Mahkemedeki savunmasında cinayeti kasten işlemediğini ve maktulün kendisine hakaretler ettiğini savunan sanık Murat D., "Olaydan 1 ay önce beraber sohbet etme amaçlı oturduk. Alkolün etkisiyle bana küfür etti. Eşime sesli mesajlar attı. Eşimin kendisinin öz yeğeni olduğunu, küfür etmemesi gerektiğini söyledim. Aradan 20-25 gün geçti olay günü kendisini gördüm. Bana yine küfürler etmeye başladı. ’Seninle görüşeceğiz oğlum’ diyerek bana sataştı. Oradan ayrıldım. Az ileride arkadaşımla karşılaştık, sahil kısmına gelerek alkol aldık. Telefonumda Serkan’ın çağrısını gördüm. Telefonuna geri döndüm, ’Sorun ne?’ dedim, yine küfür etti. Kendi öz yeğenine mi küfür ediyorsun dedim. Amacım eşimin kendisinin yeğeni olduğunu hatırlatırsam belki küfür etmeyi bırakırdı. Ancak küfürler etmeye devam etti" dedi. "Demir sopayla vurdu, rastgele savurdum" Telefon görüşmesinin ardından maktulün yanına geldiğini belirten Murat D., "Bana ’Bekle seni öldürmeye geliyorum’ dedi. Sahilden ayrılıp tam rampayı çıkarken tekrar arandım. Beni aradığında ’geldim oğlum seni öldürmeye geliyorum’ dedi. Endişe duydum. Cebimdeki bıçağı çıkardım. Bıçağı görünce korkar kaçar diye düşündüm. Kafamı bir kaldırdım. Aramızda 2-3 metre mesafe vardı. Kendisine ’Serkan gelme’ bağırarak diye ellerimi kaldırdım. Demir sopayla bana saldırdı. Sağ omuzuma demir sopayla vurdu. O refleksle ban uzaklaşması için bıçağı rastgele savurdum. Öldürme kastım yoktu. Son ana kadar canımı kurtarmak için müdahalede bulundum. Hamle yaptım. Aksi bir kastım olsaydı eylemime devam ederdim. Maktulün fazla yara almadığını düşündüğüm için için taksiye binerek eve gitmek istedim.Eşime kapıda merdivende olanları anlattım. Polise teslim olacağımı söyledim. O sıra kendimden geçmişim" şeklinde konuştu. "Geçmişte yaşadıklarımın üzüntüsünü yaşarken bu olay bana kambur oldu" Olayda kullandığı bıçağın akıbetini bilmediğini, olayın şokuyla kendini kaybettiğini söyleyen Murat D., "Daha sonra Fener’de kafayı dağıtıp amacım karakola gitmekti. Bıçağı ne yaptım bilmiyorum. Epilepsi hastasıyım. Polis arabalarını gördüm. Beni aradıklarını düşündüm. Polislerin yanına gidip orada onlara olayı anlattım. Ben geçmişte yaşadıklarımın pişmanlığını üzüntüsünü yaşarken bu olay bana kambur oldu. Serkan’ın ailesinin acılarını paylaşıyorum. Öldürme niyetim de yoktu. Bıçağı görürde cayar gider diye düşündüm. Olaydan büyük üzüntü duyuyorum" dedi. Telefondaki kişiye "Benim keyfimi bozma" demiş Serkan Akdal’ın annesi Şirvan Akdal ise sanıktan şikayetçi olduğunu söyleyerek "Olay günü ise oğlumu telefonla aradım. Oğlum da yeğenleriyle kavurma yediğini yarım saat sonra eve geleceklerini söyledi. Ancak eve gelmedi. Saat 21.00 sıralarında da aralarında olay olduğunu öğrendim. Hastanede oğlumun ölüm haberini aldım. Şikayetçiyim" dedi. SEGBİS ile duruşmaya katılan Y.T. ise dayısı Serkan Akdal ile yemek yedikleri sırada telefonunun çaldığını ve dayısının telefonun ucundaki kişiye "Benim keyfimi bozma, sen kimi öldürüyorsun" diye tepki gösterdiğini anlattı. Y.T., "Dayım ’Kendinizi savunun. Bana bir şey olmadan kimseye bir şey yapmayın’ dedi. Murat ile karşılaştılar. Bıçağı görünce dayım üstüne gitti. Dayım bıçaklanınca karşı kaldırıma geçti. Ardından Murat D., diğer kuzenim olan B.A.’ya bıçak salladı. Sonra bıraktık dayıma koştuk. Sanıktan şikayetçiyim" diye konuştu. Duruşmada diğer tanık Selim N.’nin yanı sıra Murat D.’nin eşi Zehra D. ve Serkan Akdal’ın yaşı küçük oğlu S.A. (16) da ifade verdi. Duruşmada ses kayıtları dinlendi. Olaya ilişkin kamera görüntüleri izlendi. KGYS kameralarına yansıyan görüntülerde Murat D.’nin önden yürüdüğü, arkadaşı Selim N.’nin ise arkasından ilerlediği; sanığın bir süre sonra durarak bıçağını düzelttiği görüldü. Serkan Akdal’ın üstüne gittiği Murat D.’nin bıçağı havaya kaldırdığı görüntülere yansıdı. Murat D.’nın demir sopa ile omzuna darbe aldığı, yaşanan boğuşma esnasında Akdal’ın bıçaklandığı kamera görüntülerinde yer aldı. Mahkeme başkanı sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken Cumhuriyet Savcısı’nın mütalaasını hazırlaması için duruşma ileri bir tarihe ertelendi.