ÇEVRE - 10 Ocak 2024 Çarşamba 10:43

Basra Körfezi’ne dökülen Dicle Nehri’nde hayat tehdit altında

A
A
A
Basra Körfezi’ne dökülen Dicle Nehri’nde hayat tehdit altında

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Hevsel Bahçeleri’nin ortasından geçen ve Basra Körfezi’ne dökülen, canlı popülasyonunun yoğun olduğu Dicle Nehri, evsel atıklar, sanayi atıkları ve tarımsal atıklar birçok canlı türünü tehdit ediyor. Durumu değerlendiren Prof. Dr. Ahmet Kılıç, “Diğer sulak alanlarda yaşayamayan hayvan türlerimiz nehrimize sığınıyor ve nehirde de bizim evsel atıklarımız, sanayi atıklarımız ve tarımsal atıklarımız o türleri etkiliyor. Bu canlı türlerimiz için Dicle Nehri son şanstır” dedi.


Elazığ’ın Sivrice ilçesinden doğup Diyarbakır’dan geçerek Şattülarap’ta Basra Körfezi’ne dökülen Dicle Nehri’ne karışan evsel atıklar, sanayi atıkları ve tarımsal atıklar insanları, hayvanları ve tarım alanlarını tehdit ediyor. Önlem alınmadığı takdirde uzmanlar, Dicle Nehri’nde birçok canlı türünün yok olacağını ve önümüzdeki yıllarda kuraklık açısından çok ciddi sonuçlar doğuracağını öngörüyor.


Dicle Nehri’nin bölge için tam bir vaha özelliği arz ettiğini belirten Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kılıç, kentte birçok baraj, küçük dere, çay ve göletlerin yeterince yağış olmaması nedeniyle kuruduğunu söyledi.



“200 kuş türünü Dicle Nehri ve Hevsel Bahçeleri’nde görme şansına sahibiz”


Geçtiğimiz sene kuruyan sulak alanlarda yaşayamayan birçok memeli, omurgasız ve eklem bacaklı hayvan türlerinin Dicle Nehri’ne sığındığını, Dicle Nehri’nin bahsedilen canlı türleri için son şans olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kılıç, “Bilindiği gibi küresel ısınmadan dolayı Devegeçidi Barajı, küçük derelerimiz, çaylarımız, göletlerimiz yeterince su ve yağış olmaması dolayısıyla kurudu. Buralarda kurumayla birlikte özellikle su kuşları Dicle Nehri’ne yoğunlaştı. Biz yıl boyunca 200 civarında kuş türünü Dicle Nehri ve Hevsel Bahçeleri’nde görme şansına sahibiz. Fakat burada bir başka problem karşımıza çıkıyor. O da Dicle Nehri suyunun kirliliğidir. Diğer sulak alanlarda yaşayamayan hayvan türlerimiz nehre sığınıyor ve nehirde de bizim evsel atıklarımız, sanayi atıklarımız ve tarımsal atıklarımız o türleri etkiliyor. Bu canlı türlerinin içerisinde memeli hayvan türlerini, çeşitli omurgasız türleri, eklem bacaklı türlerimiz mevcuttur. Bu canlı türlerimiz için Dicle Nehri son şanstır” dedi.



“Önümüzdeki dönem daha kurak geçecek”


Dicle Barajı’ndan bırakılan suyla Dicle Nehri’nin hayat bulduğunu dile getiren Kılıç, “Dicle Barajımızdan bırakılan suyla Dicle Nehri hayat buluyor. Fakat bizim her geçen gün su kıtlığı yaşayacağımız artık bellidir. Bu yüzden suyu kirletmememiz lazım. Atık su tesislerimizi buna göre yeniden revize etmemiz lazım. Bunu yaparsak zaten Diyarbakır’ımızda güzel bir tesis var. Bu gibi çalışmalara daha çok önem vermeliyiz. Çünkü önümüzdeki dönem daha kurak geçecek. Dicle Nehri’mizin korunması lazım” diye konuştu.


Dicle Nehri’nde 40 balık türünün yaşadığı ama şu an kirlilikten bir kısmının yok olduğunu ifade eden Kılıç, şunları kaydetti:


“Maalesef nehrin doğu tarafında yeni yerleşim yerlerine ait atık sular olduğu gibi nehre boşaltılıyor. Bu suların bir yerde toplanması lazım. Ya Dicle Nehri’nin doğu tarafına atık su arıtma tesisi yapılması lazım ki bu da oldukça maliyetlidir. En kolay yol, bu suları toplayıp mevcut olan atık su artıma tesisine sevk etmemiz lazım. O zaman suyun kalitesi iyileştirilirse biz su samurlarını, Fırat Kaplumbağası gibi nadide türleri yaşatma şansına sahip olacağız. Diğer bir önemli husus da Dicle Nehri’nde 40 balık türü yaşarmış. Bunları biz yaşatacak olursak, Diyarbakır’a ve çevre illerimize yüzbinlerce ton balık avlama şansına kavuşacağız. Ama maalesef şu an bahsettiğimiz 40 tür balık nehirde mevcut değildir. Çünkü kirlilikte balığın yaşama şansı yok. Yeter ki suyun kalitesini bozacak unsurları kontrol altına alalım ya da atık suları arıtmadan bırakmayalım. Atıklar nehre ulaşmayınca balık türlerinin yeniden eski sayıya ulaşamasa bile ona yakın bir yere ulaşma potansiyeli var. O zaman halkımız daha ucuz protein kaynağı olan balığa ulaşır.”


Son olarak Dicle Nehri’nin temiz tutulduğu takdirde pek çok biyolojik çeşitliliğin korunma şansına sahip olabileceğine dikkat çeken Kılıç, “Dicle Nehri bizim, şehir bizim. Buradaki canlı türleri insanlığa emanettir. Biz çevremizi ve özellikle sularımızı tutacak olursak pek çok biyolojik çeşitliliğimiz, canlı türlerimizi de koruma şansına sahip olacağız. Maalesef bu konuda yeterince kamuoyu yok. Kurumlarımızın da bu konuda daha duyarlı olmasını bekliyoruz. El birliğiyle tüm kamu ve kuruluşlarımız yardım ederse Dicle Nehri’nin kaliteli suya kavuşacağını düşünüyoruz. Çünkü hepimiz şehrimizi seviyoruz. Önümüzdeki yıllar kuraklık açısından çok ciddi sonuçlar doğuracaktır. Bizim her damla suya ihtiyacımız var. Dicle Nehri’ni de temiz tutmak hepimizin görevidir” ifadelerine yer verdi.



Basra Körfezi’ne dökülen Dicle Nehri’nde hayat tehdit altında

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Gönüllerden Yükselen Türküler: BEUN’da "Bu Toprağın Sesleri" Konseri Büyük Beğeni Topladı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) ev sahipliğinde, Kozlu Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından düzenlenen "Bu Toprağın Sesleri" adlı Türk halk müziği konseri, dinleyicilere hem duygusal hem de coşku dolu anlar yaşattı. Farabi Kampüsünde yer alan Sezai Karakoç Kültür Merkezinde gerçekleştirilen konser, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer ve eşi Seran Özölçer Hanımefendi, Zonguldak İl Millî Eğitim Müdürü Uygar Keskin, il ve ilçe protokol üyeleri, akademik ve idari personel ile çok sayıda sanatsever katıldı. Açılış konuşmasının ardından sahne alan koro ekibi, Türk halk müziğinin seçkin eserlerini ustalıkla icra ederek dinleyicilerden büyük alkış aldı. Salonu dolduran sanatseverler, türkülere zaman zaman eşlik ederek gecenin coşkusunu hep birlikte paylaştı. Anadolu’nun zengin kültürel mirasını yansıtan eserler, dinleyicilerden büyük beğeni topladı. Program sonunda koro ekibine çiçek takdim edildi. Ardından hatıra fotoğrafı çekimiyle program sona erdi. Rektör Özölçer: "Türkülerimiz ve Şarkılarımız, Milletimizin Ortak Hafızasıdır" Konserin ardından değerlendirmelerde bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, sanatın toplumsal birlik ve kültürel süreklilik açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek şu ifadeleri dile getirdi: "Bu Toprağın Sesleri adlı bu anlamlı programda, kültürümüzün en önemli taşıyıcı unsurlarından biri olan Türk halk müziğini hep birlikte dinlemek bizler için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağıdır. Türkülerimiz, şarkılarımız; milletimizin hafızasını, sevinçlerini, hüzünlerini ve ortak değerlerini geleceğe taşıyan en kıymetli miraslarımızdandır. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak bizler; sadece bilimsel üretimi değil, aynı zamanda kültür ve sanat alanındaki gelişimi de en az onun kadar önemli görüyoruz. Çünkü sanat, bireyin estetik dünyasını zenginleştirirken toplumsal bağları da güçlendiren evrensel bir dildir. Bu duygu ve düşüncelerle böylesine anlamlı bir organizasyona emek veren Kozlu Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ailesine, değerli koro ekibine ve bizleri yalnız bırakmayan tüm sanatseverlere gönülden teşekkür ediyorum. Kültürü ve sanatı yaygınlaştıran Üniversitemiz, sanatı ve sanatçıyı desteklemeye, kültürel değerlerimizi yaşatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya kararlılıkla devam edecektir."
Sakarya Sakarya’da şiddetli yağış yol çöktürdü: Doğal gaz borusu açığa çıktı Sakarya genelinde iki gündür etkili olan kuvvetli yağışlar nedeniyle Karapürçek ilçesinde nehir kenarındaki yolda çökme meydana geldi. Göçük sonucu doğal gaz borusunun açığa çıkması üzerine bölgeye sevk edilen ekipler, gaz akışını keserek güvenlik önlemi aldı. Kent genelinde iki gündür süren kuvvetli yağış, Karapürçek ilçesi Mesudiye Mahallesi’nden geçen Adapazarı-Karapürçek yolu üzerinde bulunan Mesudiye Köprüsü’nün bitişiğindeki yolun çökmesine sebep oldu. Nehir üzerinden geçen yol güzergahında meydana gelen çökme nedeniyle, toprağın altında bulunan doğal gaz borusu gün yüzüne çıktı. Borunun; nehrin sert akıntısına doğrudan maruz kalması, muhtemel bir patlama veya sızıntı ihtimaline karşı mahallede panik oluşmasına neden oldu. "Doğal gaz borusunun patlama ihtimali üzerine vanaları kapattılar" Durumun yetkilere bildirildiği ve gerekli önlemlerin alındığını bildiren Mesudiye Mahallesi Muhtarı İdris Gümüş, "Gece saatlerinden itibaren başlayan yağışlardan dolayı bugün sabah saatlerinde yol çökmesi yaşandı. Yıkılan yer, yeni köprü yapılmadan önce kullanılan yan yoldu. Bu sabah saatlerinden itibaren ekipler tedbirlerini aldı. Bu bölgede kimsenin durmasını istemiyorlar, doğal gaz borusunun patlama ihtimali üzerine vanaları kapattılar. Şuan bizim burada durmamız bile tehlikeli" dedi.
Ankara ÜNİPERSEN, kurucuları arasında yer aldığı Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu (KASK) kuruldu Üniversite İdari Personel Sendikası’nın (ÜNİPERSEN) kuruluşunda yer aldığı ve 5 sendikanın çatı kuruluşu oluşturacak Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu (KASK) kuruldu. Üniversite İdari Personel Sendikası, (ÜNİPERSEN) kurucuları arasında yer aldığı KASK Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu’nun kuruluşunu kamuoyuna açıkladı. Kamu çalışanlarının haklarını daha güçlü, daha ilkeli ve daha etkili şekilde temsil etmek amacıyla kurulan KASK’ın; farklı hizmet kollarında faaliyet gösteren bağımsız sendikaların ortak iradesiyle hayata geçirildiği belirtildi. Bu doğrultuda Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu’nun; HEP-SEN, ÜNİPERSEN, BİZİM-SEN, Kamu399 ve HEP Büro-Sen ile birlikte kuruldu açıklandı. ÜNİPERSEN tarafından yapılan açıklamada, KASK’ın kuruluşunun yalnızca yeni bir konfederasyon yapılanması olmadığı; kamu çalışanlarının yıllardır biriken sorunlarına, temsil noktasında duyulan güçlü ihtiyaca ve bağımsız sendikacılığın daha etkili bir zemine taşınması iradesine verilen önemli bir cevap olduğu ifade edildi. Açıklamada, kamu çalışanlarının mali, sosyal ve özlük hakları başta olmak üzere; görevde yükselme, unvan değişikliği, tayin ve yer değişikliği sorunları, çalışma şartları, sosyal haklar ve kamuda liyakat gibi birçok alanda çözüm bekleyen sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgulandı. ÜNİPERSEN’in de kurucuları arasında yer aldığı KASK’ın; herhangi bir siyasi anlayışın arka bahçesi olmadan, kamu çalışanlarının hak ve menfaatlerini önceleyen, bağımsız, ilkeli, katılımcı ve çözüm odaklı bir sendikal anlayışla faaliyet göstereceği bildirildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "ÜNİPERSEN olarak bugüne kadar üniversite idari personelinin mali, sosyal ve özlük hakları için kararlı bir duruş ortaya koyduk. Üniversite idari personelinin yıllardır çözüm bekleyen sorunlarını gündeme taşıdık, haklı taleplerini kamuoyuna duyurduk ve her platformda güçlü şekilde savunduk. Kurucuları arasında yer aldığımız KASK Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu, bu mücadelenin daha güçlü bir zeminde sürdürülmesi açısından stratejik bir adımdır. KASK; farklı hizmet kollarında faaliyet gösteren bağımsız sendikaların ortak iradesiyle, kamu çalışanlarının daha güçlü, daha etkili ve daha gerçekçi bir şekilde temsil edilmesi amacıyla kurulmuştur." KASK’ın temel hedefinin kamu çalışanlarının haklı taleplerini daha güçlü şekilde duyurmak, hak kayıplarına karşı etkili bir temsil ortaya koymak ve çalışma hayatında hakkaniyetli bir düzenin güçlenmesine katkı sunmak olduğu kaydedildi. ÜNİPERSEN açıklamasında, KASK çatısı altında kamu çalışanlarının sorunlarına gerçekçi çözümler üretmek, toplu sözleşme süreçlerinde daha güçlü bir temsil anlayışı ortaya koymak ve bağımsız sendikacılığı daha geniş bir zeminde büyütmek için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi. "ÜNİPERSEN olarak, üyelerimizin haklarını daha güçlü şekilde savunmaya devam edeceğiz" KASK’ın kamu çalışanlarının alın terini, emeğini ve hakkını esas alan bir anlayışla yola çıktığı dile getirilen açıklamada, "Bu yolda temel ilkemiz; bağımsız sendikacılık, güçlü temsil ve hakkaniyetli çalışma hayatıdır. ÜNİPERSEN olarak, üyelerimizin haklarını daha güçlü şekilde savunmaya ve kamu çalışanlarının ortak sorunlarının çözümü için sorumluluk almaya devam edeceğiz" denildi ÜNİPERSEN, KASK Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu’nun kuruluşunun kamu çalışanlarına, sendikal hayata ve ülkeye hayırlı olması temennisinde bulundu.