SAĞLIK - 10 Ekim 2023 Salı 16:55

Çocuk Hastalıkları Uzmanı: "Bir çocuğun neredeyse 10 günde bir ateşlenmesi burnunu akması öksürmesi tamamen doğal bir süreç"

A
A
A
Çocuk Hastalıkları Uzmanı: "Bir çocuğun neredeyse 10 günde bir ateşlenmesi burnunu akması öksürmesi tamamen doğal bir süreç"

Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Hakan Onur, okulların açılmasıyla beraber çocukların kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirmesinden dolayı virüs hastalıklarının çoğaldığını belirterek, "İlk defa okula başlıyorsa, yılda 6 ila 8 kereden 10 ila 12 kereye kadar hastalanma şansı vardır" dedi.


Sonbahar aylarının gelmesi ve okulların açılmasıyla beraber çocukların kapalı ve kalabalık ortamlardan dolayı sık hastalandıklarına dikkat çeken Dicle Memorial Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Hakan Onur, okul döneminin başlamasıyla beraber özellikle mevsim dönüşünün bu döneme denk gelmesi ve çocukların da toplu alanlarda yaşama zamanının çoğalmasının virüs hastalıklarının çoğalmasına neden olduğunu söyledi.


Özellikle bu dönemde el, ayak ve ağız hastalığı gibi koksaki virüsün neden olduğu RSV virüs gibi bronşiyolit seyreden, rino virüs gibi nezleyle seyreden, rota virüs gibi göz enfeksiyonları, ishaller ve yüksek ateşle seyreden virüs hastalıklarının bugünlerde ebeveynlerin tedirginlikle en çok ziyaretlerine neden olan şikayetler olduğunu kaydetti.


İlk defa okula başlayan çocuklarda geçen yıla oranla hastalıkların sayısının artmasını doğal olarak beklendiğini aktaran Onur, şöyle konuştu:


"Çocuklarımızda, özellikle ilk defa anaokuluna kreşe giden çocuklarda geçen yıllara oranla hastalık sayısının artması doğal olarak beklenen bir sonuç. Çünkü yaklaşık olarak 3 yaşına kadar ev ortamında izole olarak tek başlarına büyüyen bir çocuğun 15-20 kişilik bir sınıfa girmesi ve bu çocuklardan virüsleri kapması en doğal sonuçtur. Bir çocuğun ilk 3 yıldan sonra ilk kez okula başlamasının yılda 6 ila 8 kereden 10 ila 12 kere hastalanma şansı var. Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı araştırmalar ve verdiği bilgilere dayanarak eğer bir çocuk ilk 3 yılından sonra kreşe, anaokuluna ya da ilk defa okula başlıyorsa, yılda 6 ila 8 kereden 10 ila 12 kereye kadar hastalanma şansı vardır. Bu hastalık dönemlerini de okulun açık olduğu ve mevsim dönüşlerinin sık yaşandığı sonbahar ve kış aylarına böldüğümüz zaman Eylül ile Nisan arasında yaklaşık 9 aylık 12 defa hasta olacak bir çocuğun neredeyse 10 günde bir ateşlenmesi burnunu akması öksürmesi tamamen doğal bir süreç. Bu dönem yapılacak en önemli işlemler hijyen ve izolasyon. Özellikle anne ve babalardan kreş ortamında anaokulunda ya da okul ortamında çocuklarınız ateşliyse burnu akıyorsa çocuklarınızı 2-3 gün okula göndermeyerek bu akut dönemi evde geçirmelerini sağlamanız özellikle damlacık enfeksiyonu ile bulaşan bu hastalıklar için en önemli koruma faktörü.”


Grip aşılarının koruyuculuğunun yüzden 70 olduğunu ve aşılamanın önemine değinen Onur, “Ailelerin en çok sorduğu soru biz bu çocuklarımızı aşılamalı mıyız? Aşı ne kadar bizi koruyacak? Şimdi yine yapılan çalışmalarda grip virüsüne karşı yapılan aşıların yüzde 0 ile 70 arasında bir koruyuculuğu olduğu söyleniyor. Genellikle bu aşılar bir yıl önce en etken görülen dünya çapında en fazla pandemiye ya da hastalığa neden olan 5-6 virüsü içeriyor. Bu virüslerle tekrardan çocuklar karşılaşırsa virüsler yine bu yıl etkili olursa korunmamız yüzde 100’e yakın olur. Öncelikle çocuk sağlığını korumak için biz aşı yapılmasını öneriyoruz. Eğer çocuğunuz 9 yaşındaysa, daha önce hiç aşılanmamışsa 1 ay arayla 2 kez ve 6 aydan büyük çocuklarda bu aşıyı güvenilir bir şekilde yaptırabilirler. Sonuç olarak çocuklarımız hastayken okula göndermeyin” dedi.



Çocuk Hastalıkları Uzmanı: "Bir çocuğun neredeyse 10 günde bir ateşlenmesi burnunu akması öksürmesi tamamen doğal bir süreç"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Rektör Çakmak, SAHA 2026’da savunma sanayii temsilcileriyle bir araya geldi Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayii organizasyonları arasında yer alan SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret ederek sektörün önde gelen firmalarının yetkilileriyle bir araya geldi. İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen ve çok sayıda yerli ve yabancı firmanın katılım sağladığı SAHA 2026 kapsamında temaslarda bulunan Rektör Çakmak, savunma sanayii alanında faaliyet gösteren öncü kuruluşların temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirerek üniversite-sanayi iş birliği imkânlarını değerlendirdi. Fuar kapsamında özellikle öğrencilerin staj imkanları, uygulamalı eğitim süreçleri, teknik gezi programları ve mezunların istihdam imkânlarına yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyareti sırasında birçok teknoloji firmasının stantlarını inceleyen Rektör Çakmak, yerli ve millî savunma teknolojilerinde gelinen noktaya ilişkin bilgi alırken, ETÜ’nün mühendislik ve teknoloji odaklı akademik birikiminin sektörle daha güçlü iş birlikleri geliştirmesine yönelik temaslarda bulundu. Rektör Çakmak ayrıca, T ÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın ile bir araya gelerek üniversite-sanayi iş birliği, bilimsel araştırmalar ve teknoloji geliştirme süreçlerinde yürütülebilecek ortak çalışmalar üzerine görüş alışverişinde bulundu. Ziyaretin ardından değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak, savunma sanayiinin yüksek teknoloji üretimi ve nitelikli insan kaynağı açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çekerek:" Öğrencilerimizin teorik bilgiyle birlikte sektör deneyimi kazanmasını son derece önemsiyoruz. SAHA 2026 kapsamında gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, öğrencilerimize yönelik staj imkânları, uygulamalı eğitim süreçleri ve ortak proje potansiyelleri üzerine verimli temaslarda bulunduk. ETÜ olarak savunma sanayiinde faaliyet gösteren öncü firmalarla iş birliklerimizi güçlendirmeyi ve gençlerimizi geleceğin teknolojilerine daha donanımlı şekilde hazırlamayı hedefliyoruz" diye konuştu.
Şırnak Şırnak’ta göçerler yüzlerce koyunu imece usulü kırkıyor Şırnak’ın Silopi ilçesinde onlarca kişi imece usulü koyun kırkma etkinliğinde buluştu. Bu yıl havaların geç ısınmasıyla birlikte hayvancılık yapan göçerler, yüzlerce koyunu imece usulü kırkıp dayanışma örneği gösterdi. Isınan havalarla birlikte hayvanlarının rahat etmesi ve süt veriminin artması için koyun kırkmaya başlayan göçerler, meşakkatli işlerini kolaylaştırmak için çalışmaları el birliği yapıyor. Gün doğumunda bir araya gelerek akşam saatlerine kadar koyunların kırkan göçerler, imece geleneğiyle dayanışma ve yardımlaşma ruhunu da yansıtıyor. Göçerler, yaylada tüm aile bireylerinin katılımıyla yaptıkları kırkım işleminden elde ettikleri yünleri fabrikalara satarak ek gelir sağlıyor. Cudi Dağı eteklerinde huzurun hakim olduğu Silopi ilçesi Uçağaç köyü Bestabelek mezrasında, halk arasında "Cevezi" olarak bilinen geleneksel imece usulü koyun kırkma etkinliği bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Bölgenin kanaat önderlerinden Hacı Abdullah Kasımoğlu’nun köyünde düzenlenen etkinlik, hem üretime katkı sundu hem de birlik ve beraberlik duygularını pekiştirdi. Sabahın erken saatlerinde başlayan etkinlikte, süt koyunu olarak beslenen yaklaşık 400 küçükbaş hayvan, çevre köylerden gelen vatandaşların da desteğiyle kısa sürede kırkıldı. Katılımcıların bir kısmı koyunları kırparken, diğerleri ise demli çay eşliğinde sohbet ederek imece ruhuna katkı sundu. Dönüşümlü şekilde sürdürülen çalışmalar sayesinde öğle saatlerine kadar tüm koyunların kırpma işlemi tamamlandı. ’’Etkinlik dedelerimizden bize miras kaldı’’ Şimalbey mezrasından etkinliğe katılan Mehmet Dökmen, Cevezi geleneğinin önemine dikkat çekerek, "Bu etkinlik dedelerimizden bize kalan çok kıymetli bir yardımlaşma geleneğidir. Her yıl normalde Nisan ayı başında yapılır ancak bu yılki yoğun yağışlar nedeniyle mayıs ayına kaldı. Hep birlikte toplanıp koyunları kırpıyoruz. Bu bir nevi festival havasında geçiyor. Eğer bu dayanışma olmasa bu kadar hayvanın kırkılması günler sürerdi. Ama birlikte hem işimizi görüyoruz hem de sohbet edip kaynaşıyoruz. İş bitince de yemekler yenir, çaylar içilir" dedi. Etkinliğe ev sahipliği yapan bölgenin kanaat önderlerinden Hacı Abdullah Kasımoğlu ise katılım sağlayan herkese teşekkür ederek, "Bu güzel geleneği yaşatan, imece ruhunu diri tutan tüm dostlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Birlik ve beraberlik içinde yapılan bu çalışmalar hem işlerimizi kolaylaştırıyor hem de kardeşliğimizi güçlendiriyor. İnşallah bu gelenek nesilden nesile aktarılmaya devam eder" diye konuştu. Yüzyıllardır sürdürülen Cevezi geleneği, bölgede sadece bir üretim faaliyeti olmanın ötesinde sosyal dayanışmanın, kültürel mirasın ve toplumsal birlikteliğin en güzel örneklerinden biri olmaya devam ediyor.