KÜLTÜR SANAT - 19 Haziran 2025 Perşembe 09:25

Evde pirinçten taş ayıklayan kadınlar, arkeolojik kazılarda buluntu ve veri ayıklıyor

A
A
A
Evde pirinçten taş ayıklayan kadınlar, arkeolojik kazılarda buluntu ve veri ayıklıyor

İnsanlık tarihine ışık tutan Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki 12 bin yıllık Çayönü Tepesi’nde devam eden arkeolojik kazı çalışmalarında bulgular, 32 kadın işçinin elinden çıkıyor.


Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinin 7 kilometre güneybatısında, Ergani Ovası kuzeyinde yer alan Çayönü Tepesi, insanlık tarihinin yerleşik yaşama geçiş sürecini temsil ediyor. İlk Neolitik dönemden itibaren, yaklaşık 12 bin yıl önce ilk defa iskan edilen bu yerleşim yeri, sadece Anadolu değil, aynı zamanda Yakındoğu ve Levant coğrafyasında dünya kültür tarihi için anahtar niteliğinde bir yerleşim yeri olarak biliniyor.


Kazı projesi, ilk olarak 1964 yılında İstanbul Üniversitesi Prehistorya (Tarih Öncesi Arkeolojisi) kurucularından Prof. Dr. Halet Çambel ve Chicago Üniversitesi’nden Prof. Dr. Robert John Braidwood ortak projesi olarak başlatıldı. Kazı başkanlığı daha sonra 1987-1992 yılları arasında Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ve ardından 2015-2023 yılları arasında Prof. Dr. Aslı Erim-Özdoğan tarafından yürütüldü.


Cumhurbaşkanlığı kararlı kazılar kapsamında; Çayönü Tepesi Kazı ve Araştırma Projesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında yürütülüyor.


Kazılarda, son iki yıldır kadınlar yer alıyor. 37 işçiden 32’si tarım işçisi kadın olurken, 39 kişilik bilim heyeti üyesinden (arkeolog, coğrafyacı, jeolog, mimar, antropolog, restoratör, harita mühendisi) 21’i yine kadınlardan oluşuyor.


Doç. Dr. Sarıaltun, İHA muhabirine Çayönü Tepesi’nin dünyaca ünlü neotik yerleşme olduğunu, bu yerleşmenin ilk kazılarının 1964’te başladığını hatırlattı. Bu kazıların aralıklarla 61 yıldır devam ettiğine değinen Sarıaltun, son iki yıldır da kendi başkanlığında devam eden bir proje olduğunu söyledi.


Sarıaltun, buradaki asıl önemli noktanın MÖ 10 binlerden MÖ 6 binlere kadar kesintisiz bir şekilde yerleşim gösteren yer olduğuna dikkat çekerek, "O dönemli ilgili bildiğimiz bütün verileri bizlere detaylarıyla sunan bir yerleşme. Geleceğe Miras Projesiyle bu yoğunluğumuzu artırdık. Çünkü Çayönü Tepesi’nin bir ören yeri olmasını istiyoruz. Arkeolojik verileri açığa çıkartırken son iki yıldır ağırlıklı olarak bölgede tarım işçisi olan kadınlarla çalışmayı tercih ediyoruz. Kadınlarla çalışmayı tercih etmemizin birkaç nedeni var. Bundaki en önemli nokta, yerelde istihdamı sağlamak. Aile ekonomisine katkı sunmak. Kültürel mirasın korunması ve geleceğe aktarılması açısından kadınların eğitici olduklarına inanıyoruz. Hane içinde, çevredekilere dolaylı bir eğitim verdiklerini düşünüyoruz" dedi.



"Seviye kazarken ilk başta kadınlar ona dokunuyor, fark ediyor"


Geçen sene yüzde 90, bu sene ise yüzde 87 oranında kadın işçi sayıları olduğunu kaydeden Sarıaltun, konuşmasına şöyle devam etti:


"Kadınlarla geçen seneden beri çalıştığımızda deneyimlerimiz şu; özelikle daha temiz ve daha düzenli çalışma. Daha detaylı verilere sahip olmamız açısında çok önemliydi. Şöyle tanımlıyorum; evinde, hanesinde pirinçten taşı ayıklayan kadınlar, şu anda topraktan buluntu ve verileri ayıklıyorlar. Çok daha rahatız, müthiş küçük küçük buluntularımız gelmeye başladı. Sadece nicelik olarak bakmıyoruz. Aynı zamanda eğitim açısından da önemli olduğunu gördüğümüzden dolayı her gün olmasa da, sıklıkla ne yaptığımız, neden yaptığımız, niçin yaptığımızı anlatmaya çalışıyoruz. Çünkü seviye kazarken ilk başta kadınlar ona dokunuyor, fark ediyor. Hocam, ‘duvar geliyor, burada biraz daha buluntular arttı, ya da burada biraz daha çanak artıyor gibi verileri söylemeye başladılar. Bayağı arkeolog olmaya başladılar. Umarım bu vizyonumuz ileri daha önemli aşamalara getirir."



"O kadına bir vefa borcumuz olduğunu düşünüyorum"


Sarıaltun, bu işi tanımlayan noktaya değinerek, "25 yıldır bu işi yapıyorum, bu sene ilk defa işçilerim bana şunu söyledi, ‘Bizi niye müzeye götürmüyorsun? Burada bulduğumuz şeyler müzede nasıl sergileniyor, bunu görmek istiyoruz.’ Bunu daha önce hiçbir işçim söylememişti. Bir de arkeolojik açıdan bizim bir bağlamımız var. Onunda altını çizmekte fayda görüyorum. Çayönü’nde şu ana kadar ki antropolojik verilerde, en yaşlı birey 64 yaşında bir kadın. Ortalama yaş ömrü 35-38 arasında. O kadına bir vefa borcumuz olduğunu düşünüyorum. Belki de toplumun önemli bir kadını. Bugüne kadar bulunmuş en yaşlı birey. Bununla beraber bu kazıları başlatan Halet hoca, bir kadın (Halet Çambel). Buraya ilk dokunan bir kadın. Benim hocam, 24 yıl aradan sonra tekrardan Çayönü Tepesi’ndeki kazıları başlatan yine bir kadın. Dolayısıyla Çayönü’nde bir kadın argümanı var. Sadece işçi de değil, bilim heyeti üyelerinde de şu anda yüzde 65-70 bandından kadınlarda. Birlikte daha güçlü olduğumuzu düşünüyorum" diye konuştu.


İşçilerden 51 yaşındaki Suna Pala, eskiden tarlaya gittiğini, çapa, pamuk ve fındığa gittiğini şimdi ise tarihi eser kazılarında çalıştığını, işinden de çok memnun olduğunu aktararak, "Tarihi eserleri buluyoruz. Hocamıza gösteriyoruz. O da poşetlere katıp müzeye götürüyor. Çok merak ediyoruz. Ne çıkabilir, nasıldır diyoruz. Bazen kemikler çıkıyor, dişler, küp parçaları, boncuk çıkıyor. Taştan yapılmış balta çıkıyor. 20 kişiden fazla kadın çalışıyor. 4-5 erkek çalışıyor. Tarih, adeta bizim elimizden çıkıyor. İşimizi severek yapıyoruz. Hem para kazanıyoruz" şeklinde konuştu. Keriman Türk ise, Çayönü’ne gelip tarihi kazı yaptıklarını belirterek, "Tarihi bulmaya çalışıyoruz. Boncuk, çömlek parçaları çıkıyor. Bir boncuk buluyoruz, dünyanın en mutlu insanı biz oluyoruz. Gerçekten çok mutlu oluyorum. Ama çocukluğum burada geçti. Buralıyım. 30-40 sene önce ağabeylerim burada çalışıyordu. Yemeklerini getiriyordum" ifadelerinde bulundu.



Evde pirinçten taş ayıklayan kadınlar, arkeolojik kazılarda buluntu ve veri ayıklıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Esnaf kavgasında 1 kişiyi öldüren, 2 kişiyi ağır yaralayan şüpheli tutuklandı Antalya’da komşu esnaflar arasında çıkan ve 1 kişinin öldüğü, 2 kişinin de yaralandığı kavgayla ilgili olayın şüphelisi çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kepez ilçesi Yeni Emek Mahallesi Şelale Caddesi üzerinde meydana gelen olayda, oto yıkamacı Mustafa O. (41) ile yan komşusu market işletmecisi Mustafa D. (51) arasında iddiaya göre araç parkı nedeniyle tartışma çıktı. Tartışmanın kısa sürede büyümesi üzerine Mustafa O., yanındaki silahla markettin önünde oturan Mustafa Deveci (22) ve akrabaları Şevket D. (24) Mustafa D.’ye (51) kurşun yağdırdı. Saldırıda, kurşunların hedefi olan 3 kişi sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Saldırıda ağır yaralanan 22 yaşındaki Mustafa Deveci, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Tutuklanarak cezaevine gönderildi Olayın ardından kaçan şüphelinin yakalanması için Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. Ekiplerin Mustafa O.’yu yakalamaya yönelik çalışmaları devam ederken, dün akşam 21.30 sıralarında Kepez’de rutin devriye atan ekipler, durumundan şüphelendikleri bir şahsa "dur" ihtarında bulundu. Yaya olarak kaçmaya çalışan şüpheli, kısa süreli kovalamacanın ardından kıskıvrak yakalandı. Gözaltına alınan şahsın yapılan sorgusunda cinayet şüphelisi Mustafa O. olduğu tespit edildi. Cinayet Büro Amirliği ekiplerine teslim edilen Mustafa O., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Gazetecilerin cinayeti neden işlediniz sorusuna "Çok pişmanım, böyle olsun istemezdim" şeklinde yanıt veren zanlı, çıkarıldığı mahkemece kasten öldürme suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Antalya Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında ara karar açıklandı Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davanın üçüncü duruşma gününde ara karar açıklandı. 3 tutuklu sanığın tahliyesine, Muhittin Böcek ve oğlunun tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de aralarında bulunduğu 5’i tutuklu toplam 41 sanık yargılandığı duruşmada tutuklu ve tutuksuz yargılanan sanıkların savunmalarının tamamlanmasının ardından Cumhuriyet Savcısı, ara mütalaasını açıkladı. Mütalaada, hakkında yakalama kararı bulunan N.E. ve O.M. adlı şahısların akıbetinin sorulması, tutuksuz sanık T.K. hakkında bu aşamaya kadar alınan beyanların niteliğine göre iftira ve yalan suçları yönünden Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulması, tutuksuz sanık S.T. hakkındaki yurt dışına çıkış yasağı ile adli kontrol kararının devamı, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin ayrı ayrı sürmesi ve yardım eden sıfatıyla 3628 sayılı Kanun’a muhalefet suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanık K.A.’nın tutuklanması talep edildi. Sanıklardan tahliye talepleri geldi Mütalaanın ardından söz alan sanıklardan Fazlı Ateş, "Suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatimi ve tahliyemi istiyorum" dedi. Hakkında zincirleme suç hükümleri kapsamında "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması" ve "haksız mal edinme" suçlarından cezalandırılması talep edilen sanık İlker Arslan da, "Tutuksuz yargılanmak üzere tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Tutuklu yargılanan sanık Mehmet Okan Kaya ise savunmasında, "Bana ailem tarafından ‘Devlet babadır’ diye öğretildi, bugüne kadar hizmet ederek bir şey sahibi oldum, iki küçük oğlum var. Ben suç işlemedim, sağlık sorunlarımdan bahsetmiştim, bir şekilde üstesinden geliyorum. Sezonda yüzlerce kişi çalıştırıyorum, turizm sezonu başlıyor, işlerin başında olmam lazım, devletime de malıma sahip çıktığı için teşekkür ederim. 7 aydır çocuklarımı hiç öpmedim, hanımım da çocuklarım cezaevi şartlarımı görmesin diye getirmedi, önce tahliyemi sonra beraatimi istiyorum" dedi. Duruşma sırasında savunma yapan avukatlardan birinin mahkeme heyetine teşekkür etmesinin ardından, salonda bulunan kalabalık da mahkeme heyetini alkışlayarak teşekkür etti. Mahkeme heyeti ara kararını açıkladı Mahkeme heyeti, tutuksuz sanık T.K. hakkında suç duyurusunda bulunulması talebinin reddine karar verdi. Heyet ayrıca, yardım eden sıfatıyla 3628 sayılı Kanun’a muhalefet suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanık K.A.’nın tutuklanması yönündeki talebi de kabul etmedi. Ara kararda, tutuklu sanıklar İlker Arslan, Fazlı Ateş ve Mehmet Okan Kaya’nın tahliyesine hükmedildi. Mahkeme, adli kontrol hükümleri kapsamında uygulanan yurt dışına çıkış yasağının devamına da karar verdi. Mahkeme heyeti, Muhittin Böcek ile Gökhan Böcek’in tutukluluk hallerinin devamına karar verirken, Muhittin Böcek’in son 1 yıl içerisindeki sağlık raporlarının mahkeme heyetine sunulmasını da istedi. Mahkeme, bir sonraki celsede suçtan zarar görenler ile tanıkların dinlenmesine karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.