GÜNDEM - 07 Ocak 2025 Salı 14:50

Kocasına boşanma davası açan kadın, nafaka ödemeye mahkum edildi

A
A
A

Diyarbakır’da kocasına boşanma davası açan kadın, 3 bin lira nafaka ödemeye mahkum edildi.

Diyarbakır’da öğretmenlik yapan bir çocuk annesi N.K., 16 yıl önce ilk evliliğinden sonra bir kez evlendikten sonra boşanan ve iki çocuğu ile yaşayan F.K. ile evlendi. N.K., geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açtı. N.K., dava dilekçesinde eşinin evliliği ciddiye almadığını belirterek, evin ve çocukların ihtiyaçları ile ilgilenmediğini ileri sürüp maddi-manevi tazminat, iştirak ile yoksulluk nafakası talebinde de bulundu. F.K., ise dilekçesinde anlatılan olayların tamamen uydurma olduğunu savunarak, müvekkilinin evliliğin kendisine yüklediği tüm sorumlulukları yerine getirdiğini savunarak, maddi ve manevi tazminat isteyerek yoksulluk nafakası talebinde bulundu. Diyarbakır 1. Aile Mahkemesi’ndeki boşanma davası 2 yıl sonra karara bağlandı. Mahkeme, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmederek, çifti boşadı.

Kocasına boşanma davası açan kadın, nafaka ödemeye mahkum edildi

Mahkemenin gerekçeli kararında, şu ifadeler yer aldı:

“Davacı kadının da; eşinin önceki evliliğinden çocukları olduğunu bile isteye evlendiği halde; evlendikten sonra bu çocukları kabullenmeyerek, bu çocuklara karşı düşmanca tavır sergileyerek, bu hususta eşine ve eşinin önceki evliliğinden olan çocuklara karşı sürekli olarak ağır hakaretlerde bulunması, küfürler savurması, küçük düşürücü ve rencide edici söz ve davranışlarda bulunması, eşine ve eşinin önceki evliliğinden dünyaya gelen Burak’a karşı fiziksel şiddet uygulaması nedenleriyle boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Her iki tarafın davranışları sebebiyle ortak hayatın temelinden sarsıldığı ve birliğe devam etmenin artık mümkün olmadığı açıktır. Eşler birliğin temelinden sarsılmasına sebep olan davranışları ile eşit kusurludurlar. Bu halde eşleri birlikte yaşamaya zorlamak kanunen de mümkün değildir. Açıklanan sebeplerle asıl boşanma davası ile karşı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar vermek gerekmiştir.” Mahkeme, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumlarını dikkate alarak, davacı kadının yasal şartları oluşmayan yoksulluk nafakası talebinin reddine, karşı davacı erkek yararına karar tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 3 bin TL tedbir nafakasının davalı kadından alınarak, karşı davacı erkeğe verilmesine, karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştikten sonra yoksulluk nafakası olarak devamına, hükmedilen nafakanın kararın kesinleşmesini müteakip her yıl ÜFE oranında artırılmasına hüküm verdi. F.K’nin avukatı Ayşegül Birtane İpek, vekili olarak kadının açmış olduğu boşanma davasına karşılık, karşı dava açarak hem boşanmayı, boşanma ile birlikte boşanmanın feri niteliğinde sayılabilecek talepleri olduğunu söyledi.

Kocasına boşanma davası açan kadın, nafaka ödemeye mahkum edildi

Bunlarda biri de yoksulluk nafakası olduğunu belirten İpek, “2 yıl süren dava yaklaşık bir ay önce neticelendi. Yerel mahkeme tarafları eşit kusurlu sayarak boşanmaya karar verdi. Boşanmayla birlikte erkek müvekkilimiz sürekli bir gelirinin olmadığından, düzenli bir geliri olmadığından, işi olmadığından ötürü lehine nafakaya hükmetti. Bilindiği üzere Türk Medeni Kanunun 175. Maddesinde yer alan yoksulluk nafakasının kanunda yer alan şartları mevcuttur. Bunlardan en önemlisi daha ağır kusuru olmamak şartı ile nafaka hükmedilir” dedi.

Meskûn boşanma davasında müvekkilinin eşinden daha kusurlu olmadığına mahkemenin kanaat getirdiğini aktaran İpek, şunları söyledi:

“Düzenli bir geliri olmadığı sosyal- ekonomik durum araştırması neticesinde tespit olunduğundan ve lehine nafakaya hükmedildi. Nafaka olarak kadın eş öğretmen müvekkilimizde dediğim gibi dava devam ederken işini kaybetmesinden ötürü, düzenli bir geliri de olmadığından 3 bin tl olacak şekilde hükmedildi. Tabi karar taraf vekilleri olarak hem biz tarafından hem karşı tarafın vekili tarafından üst mahkemeye taşındı. Bu durumun değerlendirmesini tabi ki üst mahkemede yapacak. Bölge Adliye Mahkemesine davayı taşıdık.” Öte yandan N.K’nın avukatı karara ilişkin görüş bildirmedi.

Rıdvan Kılıç - Mehmet Ali Kaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın anısına anlamlı sergi: "Unutulmadığınız zaman ölmemiş oluyorsunuz" Eski İstanbul 4. Vergi Mahkemesi Başkanı emekli hakim Ahmet Güler tarafından, şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın hatırasına atfettiği 8. kişisel resim sergisi, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde kapılarını sanatseverlere açtı. Açılışta konuşan şehit babası Hakkı Kiraz, "Şehit aileleri olarak ihtiyacımız olan, milletimiz ve devletimiz tarafından unutulmamaktır" dedi. 31 Mart 2015’te terör örgütü mensuplarınca şehit edilen Savcı Mehmet Selim Kiraz, şehadetinin 11’inci yıl dönümünde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde düzenlenen anlamlı bir sergiyle anıldı. Eski İstanbul 4. Vergi Mahkemesi Başkanı emekli hakim Ahmet Güler, yargı camiasını duygulandıran vefa dolu sanat yolculuğuna devam ederek 8. kişisel resim sergisini Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın anısına gerçekleştirdi. Daha önceki 7 sergisinde olduğu gibi bu sergisini de şehit meslektaşının hatırasına adayan Güler’in eserleri, yargı camiası ve sanatseverlerin beğenisine sunuldu. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin ev sahipliği yaptığı sergi, 1-15 Nisan tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. "İhtiyacımız olan, milletimiz ve devletimiz tarafından unutulmamaktır" Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz, oğlunun hiçbir zaman unutulmayacak olmasının verdiği gururu dile getirerek, "İnsan ölür gider birkaç gün sonra unutulur, ama unutulmamak çok güzel bir şeydir. Aslında unutulmadığınız zaman ölmemiş oluyorsunuz; yaşıyorsunuz. Bu vesileyle bu sergiyi düzenleyen Ahmet Başkanıma ve bu fırsatı verip burada sergi açtıran çok kıymetli Başsavcıma, Komisyon Başkanlarıma ve bütün adliye teşkilatına çok çok teşekkür ediyorum. Gerçekten bizi unutmamışlar, oğlumu unutmamışlar. Oğlumun adına böyle bir sergi açılması beni çok mutlu etti. Her yerde görüyorum; bu bizim Türk milletimizin duyarlılığında vardır, asaletinde vardır, kanında vardır. Türk milleti çok asil bir millettir. Hem oğlumun hem de diğer bütün şehitlerin adına diyebilirim ki her bir şehidimizin adı Türkiye’nin en ücra köşesinde bile ya bir ormana, ya bir okula ya da bir çeşmeye adı verilmiş. Tabii bu Türk milletinin asaletinin ve büyüklüğünün eseridir. Bu da biz şehit ailelerini çok mutlu ediyor. Şehit ailelerinin tamamının adına da konuşabilirim ki; hiçbirimizin maddiyata ihtiyacı yoktur. Fakat ihtiyacımız olan, milletimiz ve devletimiz tarafından unutulmamaktır. Bakıyoruz ki bu millet öyle yüce bir millettir ki hem ölüsüne hem dirisine saygısı vardır. Oğlumuz burada şehit olmuştur fakat Türkiye’nin her yerinde adı vardır. Ahmet Başkanıma çok çok teşekkür ediyorum, böyle bir eser yapmış ve bırakmış. Bu bizim için unutulmaz bir eserdir. Gördüğümde kendi kendime dedim ki, ’Oğlum, Allah’a çok şükür ki demek ki biz de sana haram lokma yedirmemişiz’. Oğlum gerçekten de hala bizimle yaşıyor, fiziken yanımızda olmasa bile manen ve ruhen yanımızdadır. Emeği geçen herkese çok çok teşekkür ediyorum" dedi. "Yargı olarak barıştan, adaletten ve hukuktan yanayız" Eski İstanbul 4. Vergi Mahkemesi Başkanı Ahmet Güler, yargının tüm birimleri olarak terörle mücadeleden hiçbir şekilde vazgeçilmeyeceğinin altını çizerek, şunları söyledi: "Değerli savcımızı şehadetinin 11’inci yıl dönümünde saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyoruz. Terörün her türlüsüne karşı olduğumuzu bir kez daha yüksek sesle haykırıyoruz. Yargı olarak barıştan, adaletten ve hukuktan yanayız. Bu vesileyle aziz şehidimize Allah’tan rahmetler diliyoruz, mekanı cennet olsun. Terör ister kişisel ister bireysel olsun, basit insanların kullandığı bir araçtır. Rabbim devletimize ve milletimize zeval vermesin. Biz yargı olarak her zaman savunduğumuz ilkelerle kararlı bir şekilde yürümeye ve her zamankinden çok daha fazla sesimizi yükseltmeye devam ediyoruz. Bu konuda azimliyiz, kararlıyız ve ilkeli duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz." Resim sergisine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Hazar Turan Alim, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Metin Sarıhan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Adalet Komisyonu Üyesi Ömer Özgür Ercan, İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanı Veysel Bülbül, Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz, Başsavcı Vekilleri, Daire Başkanları, Hakimler, Cumhuriyet Savcıları ve sayıda personel katıldı.
Ankara Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Balcı: "200 gram ekmek fiyatını 17 buçuk lira olarak güncellemek zorunda kaldık" Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, "Kilogramı 87 liraya denk gelecek şekilde 200 gram ekmeğik 17 buçuk lira, 230 gram ekmeği 20 lira olarak güncellemek zorunda kaldık" dedi. Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, federasyon genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yeni ekmek fiyatlarını açıkladı. 8 aydır ekmek fiyatlarında değişim olmadığını belirten Balcı, "Kilogramı 87 liraya denk gelecek şekilde 200 gram ekmeği 17 buçuk lira, 230 gram ekmeği 20 lira olarak güncellemek zorunda kaldık" diye konuştu. "Ekmek konusunda göstermiş olduğumuz hassasiyeti paydaşlarımızın da göstermesi gerekir" Enflasyonla mücadele konusunda da büyük hassasiyet göstermeye devam edeceklerini vurgulayan Balcı, "Bizim göstermiş olduğumuz hassasiyeti ekmek konusunda bizim paydaşlarımızın da göstermesi gerekir. Bu süre içerisinde ekmek fiyatı yüzde 39 artarken, yalnız 8 ayda un fiyatının yüzde 45, yüzde 50 civarında artması kabul edilir bir durum değil. Yani ekmeklik un fiyatında un sanayicileri de fırıncı esnafının gösterdiği hassasiyeti göstermesi gerekir diye düşünüyoruz. Bugün itibarıyla Ankara, İstanbul, Kocaeli, İzmir, Bursa, Balıkesir, Aydın, Denizli, Sakarya, Düzce ve Eskişehir ilerinde 200 gram ekmek 17 buçuk lira veya buna denk gelen 230 gram ekmek 20 lira üzerinden fiyat değişikliği uygulamaya girmiş oluyor" ifadelerini kullandı. "Hem esnafımızı hem tüketici olan halkımızı düşünmek zorundayız" Ekmekteki artışın mağduriyet getirdiğini aktaran Balcı, "Hayatında fırından ekmek almayan siyasetçilerin veya fırıncı esnafının ekmeği nasıl yapıldığını bilmeyen siyasetçinin ekmek üzerinden siyaset yapmak adı altında 17 buçukla 20 olan ekmeği ‘20 yapmayın, 50 lira yapın’ gibi gayriciddi açıklamalar yaptığını görüyoruz. Onların vatandaşımızı bizim kadar düşündüğünü zannetmiyorum. Biz hem esnafımızı hem tüketici olan halkımızı düşünmek zorundayız" dedi. "Zincir marketlerin tamamında ekmek satışının olmaması konusunda çalışmamız gündeme gelebilir" Balcı, esnafın maliyet konusunda dikkat etmesi gerektiğinin altını çizerek, şu ifadeleri kullandı: "Zincir marketlerin fırıncı esnafın üzerine yük olmaktan kendilerine çeki düzen vermeleri gerekiyor. 150 ekmek alıp, bunun 50 ekmeğini iade ettiğinde bizim ekmek maliyetimiz artmaktadır. Fırıncı esnafımız mağdur olmaktadır. Eğer biz bir taraftan ekmek fiyatı makul bir seviyede tutmaya çalışıyorsak, enflasyonla mücadele etmek için özveri gösteriyorsak, eğer böyle bir netice alamayacak olursak fırına yakın çevrelerde zincir marketlerin belki de tamamında ekmek satışının olmaması konusunda çalışmamız gündeme gelebilir. Esnafımızın rahat etmesi konusunda, sorunların çözümü noktasında gerek Ticaret Bakanlığımız, gerekse Tarım Bakanlığımızla çalışmamız devam ediyor. Bu mağduriyet ortadan kalkmazsa, kendi aramızda bunu çözmüş olmazsak bunu da gündeme getirip, bir çözüm noktası bulmak zorundayız."
Kocaeli Hekimsen’den mart ayı verilerine ilişkin değerlendirme Hekimsen, Mart 2026 dönemini kapsayan açlık ve yoksulluk sınırı araştırması neticelerini değerlendirdi. Kamuoyuna yansıyan mart ayı ekonomik verileri üzerine Hekimsen’den yazılı açıklama yapıldı. Araştırmadan verilerin paylaşıldığı açıklamaya göre, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık harcama 34 bin 302 TL’ye ulaştı. Şubat ayında 33 bin 328 TL olan açlık sınırı, bir ayda yaklaşık 974 TL arttı. Aynı dönemde, gıda dışı temel ihtiyaçların da eklenmesiyle hesaplanan yoksulluk sınırı ise 111 bin 734 TL’ye yükseldi. Böylece yaşam maliyetindeki aylık artış yaklaşık 3 bin 172 TL oldu. Gıda enflasyonu yüzde 2,92 Açıklamada, "Mart ayında gıda fiyatlarındaki artış oranı yüzde 2,92 olarak hesaplandı. Şubat ayındaki yüzde 3,62’lik artışa göre hızda sınırlı bir düşüş yaşansa da, gıda fiyatlarındaki yükselişin sürdüğü dikkat çekti. Uzmanlar, artış hızındaki bu yavaşlamaya rağmen fiyat seviyesinin yüksek kalmasının, özellikle sabit gelirli kesimler üzerindeki baskıyı azaltmadığını vurguluyor" denildi. Kişi başı gıda harcamaları 10 bin TL’ye dayandı Açıklamada, Mart 2026 yılı itibariyle aylık kişi başı gıda harcamaları verilerine de yer verildi. Bu veriler, "yetişkin erkek 10 bin 13 TL, yetişkin kadın 8 bin 648 TL, 10 yaş kız çocuğu 7 bin 912 TL, 7 yaş erkek çocuğu 7 bin 728 TL" olarak ifade edildi. Açıklamada, "Bu veriler, özellikle çocuklu ailelerde beslenme maliyetinin hane bütçesi üzerindeki yükünün giderek arttığını ortaya koyuyor" ifadelerine yer verildi. En yüksek artış süt ve sebze-meyvede En yüksek artışın süt ürünleri ile sebze-meyvede yaşandığının bildirildiği açıklamada, "Süt ve süt ürünlerinde yüzde 5,35, sebze ve meyvede yüzde 4,30 olduğu görüldü. Et, balık ve bakliyat grubunda artış yüzde 1,67 seviyesinde kalırken, ekmek ve tahıl grubunda artış yalnızca yüzde 0,25 ile sınırlı kaldı. Uzmanlara göre özellikle süt ürünleri ve sebze-meyve grubundaki artışlar, toplam gıda enflasyonunu yukarı çeken ana kalemler oldu" ifadelerine verildi. Açıklamanın son bölümünde, Hekimsen’in şu görüşü yer aldı: "Asgari ücret, açlık sınırının altında kalmaya devam ediyor. Emekli maaşları açlık sınırının oldukça gerisinde bulunuyor. Kamu çalışanlarının önemli bir bölümü yoksulluk sınırının altında gelir elde ediyor. Bu durum, ücret artışlarının enflasyon karşısında yetersiz kaldığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Raporda, Türkiye’de yaşanan geçim sıkıntısının artık geçici değil, kalıcı ve yapısal bir sorun haline geldiği vurgulanıyor. Gıda fiyatlarındaki artışın kontrol altına alınamaması ve gelirlerin bu artışa paralel yükselmemesi nedeniyle, özellikle dar ve sabit gelirli kesimlerin yaşam şartları her geçen ay daha da zorlaşıyor. Ücret politikaları, vergi düzenlemeleri ve sosyal destek mekanizmalarının açlık ve yoksulluk sınırı verileri dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi gerekiyor."
Edirne Edirne’de buzağı kayıplarını azaltma ve verimlilik eğitimi Edirne’de hayvancılıkta verimliliğin artırılması ve buzağı ölümlerinin azaltılması amacıyla düzenlenen eğitim programında, savaş ve küresel krizlerin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü öncülüğünde hayvancılık sektörüne katkı sunulması amacıyla gerçekleştirilen programda ’yeni doğan buzağı ölümlerinin azaltılması ve döl veriminin artırılması’ konuları ele alındı. Programın açılış konuşmasını yapan İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, her buzağının ülke ekonomisi açısından değer taşıdığını belirterek, buzağı kayıplarının azaltılmasının sürdürülebilir hayvansal üretimin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Köse, üreticilerin bilinçlendirilmesine yönelik eğitim çalışmalarının devam edeceğini kaydetti. Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı ise günümüzde tarım ve hayvancılığın yalnızca üretim faaliyeti değil, aynı zamanda stratejik bir alan haline geldiğini belirterek savaş, kuraklık ve ekonomik dalgalanmaların üretim maliyetlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Subaşı, küresel gelişmelerin girdi fiyatlarında öngörülemeyen artışlara yol açtığını belirterek, üreticilerin hem iç hem de dış riskleri hesaplayarak hareket etmesinin önemine vurgu yaptı. Subaşı ayrıca, buzağı ölümlerinin azaltılmasının da üreticinin bir yıllık emeğinin korunması anlamına geldiğini dile getirdi. Eğitimde Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Engin Canikli tarafından doğum öncesi bakım, doğum sürecinin doğru yönetimi ve doğum sonrası buzağı sağlığını korumaya yönelik bilimsel yöntemler aktarıldı. Sağlıklı bir buzağı için dikkat edilmesi gereken noktaları paylaşan Canikli, gebeliğin son sürecinde annenin de doğru beslenmesi ve bu sürecin hijyen kurallarını uygun bir şekilde geçirilmesi gerektiğine değindi. Yetiştiricilere yönelik düzenlenen eğitimde, sağlıklı buzağı yetiştirmenin gebelik döneminden itibaren planlı bakım ve doğru besleme ile mümkün olduğu vurgulandı. Eğitimlerle buzağı kayıplarının önlenmesi, verimli üretim için doğru bakım yöntemleri ve hayvancılıkta sürdürülebilirliğin artırılması hedefleniyor. Eğitimin ikinci etabı 2 Nisan Perşembe günü Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek.