ASAYİŞ - 14 Eylül 2024 Cumartesi 09:22

Narin cinayetinde tutuklu amca Salim Güran’ın ifadesi yeninden alındı: “Nevzat Bahtiyar’ın aleyhime söylemiş olduğu tüm hususlar yalandır”

A
A
A

Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran’ın cinayetiyle ilgili soruşturma kapsamında tutuklu olan Salim Güran’ın (46) yeniden ifadesi alındı. Güran, “Nevzat Bahtiyar’ın aleyhime söylemiş olduğu tüm hususlar yalandır” dedi.

Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında, 2 Eylül’de tutuklanan amca Salim Güran’ın cezaevinden getirildiği Diyarbakır Adliyesi’nde soruşturmayı yürüten 3 savcı tarafından ifadesi alındı. İşlemlerinin tamamlanmasının ardından Salim Güran, cezaevine götürüldü.

Güran, savcılıkta, olay günü yaptıklarına ilişkin daha önce jandarma ve savcılıkta verdiği ifadeleri tekrarladı, kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti. Aracına farklı çocukların bindiğini savunan Güran, "Sadece Narin’in DNA’sının çıktığına ilişkin herhangi bir diyeceğim yoktur" dedi.

Soruşturma kapsamında tutuklanan Mehmet Selim Atasoy’un olay günü tarlada kızlarının olmadığını, sadece oğlu ve kendisinin olduğunu belirttiğinin aktarılması ve "olaydan 2 gün önce Salim’in kızlarını köydeki evine götürdüğü" yönündeki beyanlarının sorulması üzerine Güran, şunları ifade etti:

"Bu beyanı kabul etmiyorum. Olay günü kızları da tarladaydı. Kızlarını ben olay günü eve götürdüm. 20.00 sıralarında bana telefon geldi ve ’Narin kayıp’ dediler. Beni arayan kızım Gizem’di. Köyün içine arabayla gittiğimde bütün köy kapıdaydı. Ben telefonla jandarma komutanını arayıp ’Kardeşimin kızı kayıptır’ dedim. Yürüyerek aramaya katıldım. Sabaha kadar arama yaptık."

Güran, "18.59’da okulun önünden geçtiğinin kamera kayıtlarından tespit edildiği"nin belirtilmesi üzerine, o yolu kullandığını dile getirdi.

"Mehmet Selim Atasoy telefonla arayıp, ’Yolda ileri geri giden şüpheli bir araç var’ demesinin üzerine hemen M’yi Hüseyin amcasının evinin önünde bırakıp hızlıca şüpheli aracın olduğu yere doğru gittim. Söz konusu kameranın önünden geçme nedenim de budur." diyen Güran, olay günü, tutuklu Nevzat Bahtiyar ile saat 15.08’de yaptığı görüşmenin içeriğinin içme suyu olduğunu iddia etti.

Savcılığın, "Sizden ele geçirilen cep telefonuna ilişkin yapılan Dijital Materyal İnceleme Raporu’nda 23 Ağustos gününden önceki tüm normal arama ve whatsApp arama kayıtlarını sildiğiniz anlaşılmıştır. Neden arama kayıtlarını silme ihtiyacı duydunuz?" sorusu üzerine Güran, "Sürekli telefonumda bulunan dijital verileri siliyorum. Narin’in ölümüne ilişkin herhangi bir delili yok etme amacı taşımıyorum" ifadelerini kullandı.

“Sizin ailenin birçok üyesinin 21 Ağustos gününe ilişkin telefonunda bulunan arama, mesajlaşma, whatsApp kayıtlarını sildikleri tespit edilmiştir. Neden böyle bir şey yapma ihtiyacı hissetmişlerdir?" sorusu üzerine Güran, aile üyelerinin neden bu verileri sildiklerini bilmediğini ileri sürdü.

Soruşturma kapsamında tutuklanan Nevzat Bahtiyar’ı tanıdığını aktaran Güran, ifadesine şöyle devam etti:

"Nevzat Bahtiyar’ın aleyhime söylemiş olduğu tüm hususlar yalandır. Kesinlikle olay günü Nevzat’a seslenmedim. Onu 15.00-16.00 saatleri arasında kesinlikle görmedim. Sadece saat 20.00’den sonra köyün içine evime doğru ilerlerken bir kalabalığın içerisinde gördüm. Bu beyanlarını kabul etmiyorum. Yeğenim Narin’i öldürerek cesedini arabama yükledikten sonra kendisine teslim etmedim."

"Olay günü Nevzat Bahtiyar’ın sizi aradığında tarlada olduğunuzu ve devamındaki süreçte saat 20.00’ye kadar Nevzat Bahtiyar ile hiç görüşmediğinizi söylemenize karşın alınan HTS analizlerinde olay günü saat 15.21 ile 15.46 saatleri arasında Nevzat Bahtiyar’ın beyanı ile uyumlu birlikte olduğunuz anlaşılmıştır. Bu çelişkiye ilişkin beyanınız nedir?" sorusunu Güran, "Kesinlikle olay günü Nevzat Bahtiyar ile görüşmedim. Baz analizleri yanlıştır. Bu hususu da kabul etmiyorum" şeklinde yanıtladı.

Olay günü, tutuklu Mehmet Selim Atasoy’un oğlu R.A. ile farklı saatlerde yaptığı telefon görüşmeleri de sorulan Salim Güran, tarla ile ilgili konular konuşmuş olabileceklerini, konuşmaların içeriğini hatırlamadığını söyledi. R.A. ile saat 18.37, 18.42, 18.51 ve 18.54’te yaptığı görüşmenin içeriği de sorulan Salim Güran, konuşmaların "şüpheli" olarak değerlendirdikleri beyaz araçla ilgili olduğunu iddia etti.

"Mehmet Selim Atasoy’un sizi araması üzerine okulun önünden geçerek beyaz renkli arabayı kontrol etmeye gittiğinizi beyan ettiniz. HTS incelemelerinde Mehmet Selim Atasoy’un sizi 18.27’de aradığı, ancak 18.59’da okulun önünden geçtiğiniz kamera görüntüleri ile sabit olduğu, ayrıca R.A. ile 18.37-18.54 arasında yapmış olduğunuz 4 görüşmenin araba ve tarlaya ilişkin olduğunu ve arabayı kontrol ettiğiniz noktada gerçekleştiğini, sonrasında tarlaya ve sondajın olduğu yere gittiğinizi beyan ettiniz. Bu durum okul kamerası önünden 18.59’da geçtiğiniz sabit olduğu hususu ile çelişmektedir" denilerek, söyleyeceklerinin sorulması üzerine Salim Güran, bu hususta söyleyeceği bir şey olmadığını savundu.

Rıdvan Kılıç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AK Partili Gökçek: "Mansur Yavaş suyu Ankaralılara fahiş fiyatlarla sattığından dolayı bunun utancını yaşamalıdır" AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek, "Mansur Yavaş suyu Ankaralılara fahiş fiyatlarla sattığından dolayı bunun utancını yaşamalıdır" dedi. Gökçek, Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin ASKİ su tarifelerinde değişiklik yapılmasına ilişkin belediye meclis kararını iptal etmesi nedeniyle basın toplantısı düzenledi. Su gibi temel kamu hizmetinin belediyecilik adı altında vatandaşa yük bindirme aracı haline getirilemeyeceğini dile getiren Gökçek, "Seçim öncesinde Mansur Yavaş ne demişti? Ben suyu ucuzlatacağım demişti. Su insan hakkıdır demişti. 50 liralık faturaları 15 liraya düşüreceğim diye söz vermişti. Peki gerçek ne oldu? Bırakın ucuzlatmayı, Ankaralı vatandaşlarımızın sırtına göreve geldiği günden bu yana yüzde 3 bini aşan zamlar yaptı. Yetmedi, son yaptığı zamları savunurken ne dedi? Biz zam yapmadık, çok su kullananlara yansıtıyoruz dedi. Biz ne dedik? Bu zamların ne enflasyonla ne maliyette açıklanamayacağını söyledik. Ve vatandaşımızın hakkını savunmak için konuyu yargıya taşıdık. Değerli basın mensupları bugün geldiğimiz noktada mahkeme ne dedi? 2 ayrı bilirkişi raporu neyi ortaya koydu? Birinci bilirkişi raporunda konut ve iş yerlerinde suyu yüzde 93 zamlı sattığı ortaya çıktı.Sonra Büyükşehir itiraz etti. İkinci bir rapor daha hazırlandı. Bu da 11 tane ayrı abone grubunun içerisinde olduğu, burada da yüzde 31 zam yaptığı ortaya çıktı" ifadelerini kullandı. "Mahkeme, konut ve iş yerlerinde yüzde 93, 11 ayrı abone grubunda ise yüzde 31 zam yapıldığını ispatladı" Vatandaşa söylenen ile yapılan tamamen farklı olduğunun altını çizen Gökçek, "Su tarifeleri maliyet esasına göre belirlenmek zorunda. Peki burada ne yapıldı? Su gibi temel bir insan hakkı, doğal tek el olan bir kamu hizmeti, vatandaşın sırtından gelir kapısına çevrildi. Değerli basın mensupları mahkemeye Ankara Büyükşehir Belediyesi yüzde 6.5 karla biz bu suyu satıyoruz dedi. Peki mahkeme ne dedi? Konut ve iş yerlerinde yüzde 93, 11 ayrı abone grubunda yüzde 31 zam yapıldığını ispatladı. Yani açık konuşuyorum. Vatandaşın cebinden haksız bir kazanç sağlanmıştır. Mansur Yavaş ve ekibi de aleni olarak yargıya, vatandaşa yalan mı söylemiştir? Değerli Ankaralılar, Ankara Büyükşehir Belediyesi elindeki Meclis çoğunluğuna güvenerek; biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi’nde çoğunluk, vatandaşımıza adeta zulmetmiştir. Çamlıdere’ye bir pompa istasyonu dahi kuramadılar. Buradan açıkça söylüyorum. Bugün mahkeme, bu kararı iptal etti. Eğer aynı anlayışla aynı zihniyetle bu işi tekrarlamaya kalkarsa Masur Yavaş biz yine buradayız. Yine yargıya gideriz. Yine bu hukuksuzluğu durdururuz. Bu şehrin seçilmiş bir milletvekili olarak şunu çok net olarak söylemek istiyorum" diye konuştu. "Mansur Yavaş suyu Ankaralılara fahiş fiyatlarla sattığından dolayı bunun utancını yaşamalıdır" Vatandaşların her zaman yanında olacaklarını ifade eden Gökçek, "Suyu ucuzlatacağız diye geldiniz. Bu zamları yapmaya devam edecek misiniz? Belediye ve bağlı şirketleri batırmanızın faturasını vatandaşa kesmeye utanmıyor musunuz diyorum. Meclis çoğunluğunuzu arkanıza alıp Ankara halkını cezalandırmaya daha ne kadar devam edeceksiniz? Bu yargı kararını nereye koyacağız sayın basın mensupları? Yargı önünde iki tane bilirkişi raporuyla bu işler ispatlandı. Şimdi Mansur Yavaş vatandaşın yüzüne bakıp ne diyecek. Yazık günah değil mi bu vatandaşa? Elini vatandaşın cebine sokup bir de utanmadan yüzde 6.5 ben zam yaptım diyorsun. Mahkemede yüzde 93 ve 31 olduğu ortaya çıkıyor. Ben bir milletvekili olarak bugün bir vatandaşımın evine bir nebzede olsa maddi açıdan katkı sağlayabilmenin gururunu, sorumluluğunu taşımaktayım. Mansur Yavaş da aynı şekilde vatandaşın cebine kirli ellerini sokarak suyu fahiş fiyatlarla sattığından dolayı bunun utancını yaşamalıdır" dedi.
Eskişehir Milletvekili Hatipoğlu’ndan Balmumu Heykeller Müzesi için ’’Sır’ yapı iddiası AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi’nin mülkiyeti, yönetimi ve kontrolü hala tam bir muamma olduğunu iddia ederek, "Eskişehir halkının gözü önünde işleyen bu çarkın, hangi kaynaklarla döndüğü ve elde edilen milyonların nereye aktığı bugüne kadar açıklanmamıştır" diye belirtti. Milletvekili Hatipoğlu, yaptığı sosyal medya paylaşımında, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Balmumu Heykeller Müzesi için "Eskişehir’in göbeğinde, yıllardır herkesin gördüğü ama arka planındaki gerçeklerin ’Sır’ gibi saklandığı bir yapı olarak tanımladı. Müzenin, Eskişehir’de şeffaflıktan uzak yönetim anlayışının, cevapsız soruların ve karanlık ilişkiler ağının en somut sembolü haline geldiğini iddia eden Milletvekili Nebi Hatipoğlu, "Ortada devasa bir ekonomik değer vardır; ancak bu değerin mülkiyeti, yönetimi ve kontrolü hala tam bir muammadır. Eskişehir halkının gözü önünde işleyen bu çarkın, hangi kaynaklarla döndüğü ve elde edilen milyonların nereye aktığı bugüne kadar açıklanmamıştır. Buradan, kaçamak cevaplara yer bırakmayacak netlikte soruyorum, ’Bu müzenin gerçek sahibi kimdir, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi mi, yoksa bir vakıf ya da şahıs mıdır?’ Eğer bu yapı bir vakfa aitse, belediye ile bağı nedir? Müze binası inşa edilirken, içindeki eserler yapılırken belediye bütçesi, personeli ve imkânları kullanılmış mıdır? Kullanıldıysa, harcanan kamu kaynağının toplam tutarı ne kadardır? Eğer bu yapı bir vakıf çatısı altında faaliyet gösteriyorsa; bu vakfın başkanı kimdir, mütevelli heyeti hangi isimlerden oluşmaktadır? Vakfın yönetim yapısı, karar alma mekanizmaları ve vakıf senedinin içeriği kamuoyuna açık mıdır? Bu vakıf ile belediye arasındaki mali ve idari ilişki hangi hukuki zemine dayanmaktadır? Kamu kaynaklarının kullanıldığı bir süreç söz konusuysa, bu kaynakların hangi usulle, hangi kararlarla ve kimlerin onayıyla aktarıldığı; ayrıca müzenin işletme giderleri, personel maaşları, elektrik ve bakım gibi kalemlerin hangi bütçeden karşılandığıda açık ve şeffaf bir şekilde ortaya konulmalıdır. Şayet bu müze belediyeye ait değilse; içeride çalışan personelin maaşını kim ödemektedir? Elektrik, bakım ve işletme giderleri hangi bütçeden karşılanmaktadır? Kamu personeli, özel bir yapının hizmetinde mi çalıştırılmaktadır? Müzenin açıldığı günden bugüne yaklaşık 3 milyon ziyaretçi ağırladığı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından ifade edilmektedir. Ortalama bilet bedelleri üzerinden yapılan basit bir hesapla, karşımızda toplam yaklaşık 360 Milyon TL’lik devasa bir gelir çıkmaktadır." diye belirtti. Bursa ve Bolu’da CHP’li belediyeleri örnek gösterdi "Aynı yönetim anlayışının izleri görülmektedir" Milletvekili Nebioğlu, ’Bu gelirler, belediyenin hangi bütçe kalemindedir?’ diye sorarak açıklamasını şöyle sürdürdü; "Eğer belediye kasasında değilse, bu parayı kim toplamakta, kim yönetmektedir? Bu paralar hangi kişi ya da kurumlara, hangi amaçla aktarılmaktadır? Kamuoyuna ayrıca bu gelirlerin öğrencilere burs olarak verildiği yönünde iddialar da yansımıştır. Eğer böyle bir uygulama söz konusuysa; bu burslar hangi öğrencilere verilmektedir, ne zamandan bu yana dağıtılmaktadır ve bugüne kadar toplam ne kadar ödeme yapılmıştır? Eskişehir’de kamu kaynaklarının "vakıf" maskesi altında belirli yapılar üzerinden yönetildiğine dair çok ciddi bir algı ve iddia vardır. Eski Büyükşehir Belediye Başkanının "vakıf kurma, yönetme ve vakıf malları üzerinden ailesine kazanç sağlama" konusundaki maharetini tüm Türkiye bilmektedir. Eskişehir’de "kravatlı hırsız" yakıştırmasının da bu vakıflar üzerinden yürütüldüğü iddia edilen yolsuzluk tartışmalarıyla birlikte anılır hale gelmesi, kamu vicdanında oluşan rahatsızlığın en açık göstergesidir. Ancak mesele bilgi değil, şeffaflıktır! Kimse "burası vakıftır" diyerek kamu kaynağının hesabını vermekten kaçamaz. Bugün Türkiye’nin farklı noktalarında gördüğümüz tablo ibret vericidir. Bursa’da ve Bolu’da CHP’li belediyelere yönelik "örgütlü suç, rüşvet ve irtikap" iddialarıyla yürütülen soruşturmalar, yerel yönetimlerde hesap verilebilirliğin ne denli zayıfladığını açıkça ortaya koymaktadır. Eskişehir’de de aynı yönetim anlayışının izleri görülmektedir. Şeffaflıktan kaçılan her nokta, yolsuzluğa açılan bir kapıdır. Eskişehir sahipsiz değildir! Kamu kaynaklarını kapalı kapılar ardında, vakıflar üzerinden yönetenlerden hesap sormak boynumuzun borcudur. Eğer ortada bir kamu kaynağı yoksa, bunu belgeleriyle ispatlayın; eğer varsa, kuruşu kuruşuna hesabını verin. Bu soruların net cevabı kamuoyuna açıklanana kadar bu meselenin takipçisi olacağız."
Samsun Vezirköprü OSB’de yatırım hamlesi: 1 milyon metrekarelik alan tahsise açıldı Samsun Valiliği tarafından yapılan açıklamada, Vezirköprü Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin(OSB) Samsun’un yükselen sanayi merkezlerinden biri olma yolunda hızla ilerlediği bildirildi. Toplam 1,5 milyon metrekare alan üzerine kurulan OSB’de 1 milyon metrekarelik bölüm için tahsis süreci başlatıldı. Bölgede yer alan 40 sanayi parselinden 6’sı yatırımcılara tahsis edilirken, kalan 34 parselin yatırımcılarını beklediği belirtildi. Karadeniz’in stratejik noktalarından birinde konumlanan OSB’nin, farklı ölçeklerde üretim yapmak isteyen sanayicilere hazır altyapı ve geniş parsel imkânı sunduğu vurgulandı. İş gücü açısından avantajlı bir yapıya sahip olan bölgenin, aynı zamanda geniş tarım arazileri sayesinde tarıma dayalı sanayi için önemli fırsatlar barındırdığı ifade edildi. Zengin orman varlığıyla da mobilya ve ahşap sektörleri için güçlü bir hammadde merkezi olduğuna dikkat çekildi. Ulaşım olanakları bakımından da öne çıkan OSB’nin, Samsun-Ordu D030 karayoluna yakınlığıyla dikkat çektiği; Havza Organize Sanayi Bölgesi’ne 25 dakika, Samsun Çarşamba Havalimanı’na 90 dakika, Samsun merkez sanayi bölgelerine 75 dakika, şehir merkezi ve limana 60 dakika, Merzifon Havalimanı’na ise 45 dakika mesafede bulunduğu aktarıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yatırım teşvik sisteminde beşinci bölgede yer alan OSB’de; vergi avantajlarından sigorta desteklerine, makine-ekipman temininden personel giderlerine kadar birçok teşvik unsurunun yatırımcılara sunulduğu kaydedildi. Metrekare tahsis bedelinin 600 TL olduğu ifade edilen bölgenin, Karadeniz ve İç Anadolu’daki en uygun maliyetli yatırım alanlarından biri olduğu belirtildi. Enerji nakil hattı ve su isale hattının tamamlandığı OSB’de, yol ve altyapı çalışmalarının da hızla sürdüğü bildirildi. Tarım, orman ürünleri ve iş gücü potansiyelini aynı noktada buluşturan Vezirköprü Karma OSB’nin, Samsun’un büyüyen sanayi ekosisteminde yeni bir odak noktası olmaya hazırlandığı vurgulandı. Açıklamada ayrıca, Samsun’un; Merkez, Yeni, Havza Organize Sanayi Bölgesi, Kavak ve Çarşamba OSB’leri ile özel endüstri bölgeleri ve lojistik yatırımlarıyla Türkiye’nin önemli sanayi merkezlerinden biri haline geldiği ifade edilerek, Vezirköprü OSB’nin bu güçlü yapının yeni halkası olacağı belirtildi.