GÜNDEM - 12 Mayıs 2026 Salı 09:36

Özel hastane, sistemde görünen rapora ‘vermedim’ dedi, hayatı kabusa dönüştü

A
A
A
Özel hastane, sistemde görünen rapora ‘vermedim’ dedi, hayatı kabusa dönüştü

Diyarbakır’da denetimli serbestlik uygulanan bir kişi, hastalığı nedeni ile denetime gidemeyeceği için Özel Batı Hastanesinden 2 defa heyet raporu aldı. Raporlar e-nabız, e-devlet ve Sağlık Bakanlığı sisteminde görünmesine rağmen hastanenin ’’Raporları biz vermedik’’ demesiyle şahsın hem denetimi kaldırıldı hem de hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma başlatıldı.


Diyarbakır’da yaşayan İsmail Korkar isimli vatandaş, 2025’in ekim ve kasım aylarında Özel Batı Hastanesinde heyet raporu aldı. Aldığı heyet raporları e-nabız, e-devlet ve Sağlık Bakanlığının sisteminde görünen Korkar, birkaç ay sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden gelen yazı ile neye uğradığını şaşırdı. Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün mazeretsiz denetime gelmemesi nedeni ile dosyasının kapatıldığını öğrenen Korkar, avukatı aracılığıyla İnfaz Hakimliğine başvuruda bulundu. İnfaz Hakimliği de Özel Batı Hastanesine yazı yazarak raporu istedi. Özel Batı Hastanesi, e-nabız, e-devlet ve Sağlık Bakanlığının sisteminde görünmesine rağmen raporu kendilerinin vermediğini belirtince Korkar’ın denetimli serbestlikten yararlandırılmasının kaldırılması istendi. Korkar hakkında ayrıca resmi belgede sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunuldu. İsmail Korkar, mart ayında denetiminin biteceğini beklerken infazının yandığını üstüne hakkında soruşturma açıldığını öğrenince yıkıldı. Korkar, şimdi tüm resmi kaynaklarda görünen raporunun işlenip hakkındaki kararların kaldırılmasını bekliyor.



’’Devletin sisteminde görünen raporuma sahte diyorlar’’


Karaciğer yağlanması, guatr gibi kronik rahatsızlıklarının olduğunu belirten Korkar, ’’Ben de bu dönemde influenza olmuştum. Bununla birlikte başladı rapor alma olayı. Gidemiyordum denetime, hatta denetimdekiler bile bana raporunu sen getirme, ağabeyin, arkadaşın getirsin demişlerdi halimi gördükten sonra. Sonrasında Özel Diyarbakır Batı Hastanesinden iki tane heyet raporu aldım KBB bölümünden. Aradan birkaç ay geçtikten sonra infaz hakimliğinden bir karar çıktı. ‘Batı Hastanesinden alınan raporlar şahıs tarafından PDF üzerinden kendisi düzenlemiş, bize teslim etmiş’ diye bir karar çıkardılar. Sonra da hakkımda resmi belgede sahtecilikten suç duyurusunda bulundular. Raporum sahte değil, e-nabız uygulamasında görünüyor, e-devlette görünüyor, Sağlık Bakanlığı sistemlerinde görünüyor, SGK’da görünüyor. Devletin sisteminde görünen raporuma, sahte diyorlar’’ dedi.



Hastanenin gönderdiği kağıtta TC numarası yanlış girilmiş


Konunun ardından ertesi gün hastaneye gittiğini aktaran Korkar, konuşmasına şöyle devam etti:


’’Başhekime dedim ki zaten gönderdiğiniz kağıtta da bir hata var, mahkemeye gönderdikleri kağıtta TC kimlik numaramı da yanlış girmişler. Hatalı girdiklerini belirttim onlar da ‘Yok biz hata yapmadık, zaten hakkımızda bir soruşturma var, müfettiş atanmış Sağlık Bakanlığından’ dedi. Sonra da dedi ki ‘Doktorlarımız korkuya kapılıp, denetimden aramışlar İsmail’in nesi var diye, bunlar da demek ki haklarında bilmediğimiz bir soruşturma var, korkudan o soruşturma olduğunu sanmışlar, İsmail’i tanımıyoruz demişler, doktorlar da panikle kendi sistemlerinden silmişler’ dedi başhekim bana.’’



İnfazı yandı, cezaevi yolu göründü


Hem infazının yandığını cezaevine iadesine karar verildiğini hem de hakkında da suç duyurusunda bulunulduğunu anlatan Korkar, ‘’Bir buçuk yaşında bir çocuğum var, rahatsız. Zaten bu denetimi bitirip rahatlamak istiyorduk. 8 Martta bitmiş olması gereken denetimim biz bu ayın başında denetimimizin bitmediğini tekrardan cezaevine gönderileceğimi öğrendim’’ diye konuştu.



’’Hastane bizde kayıt yok diyor’’


Müvekkili İsmail Korkar’a, Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü tarafından denetimli serbestlik uygulandığını ifade eden Av. Aycan Ceylan, ’’Bununla ilgili bir dosya kapama kararı çıktı. Hastane raporlarını Denetimli Serbestlik Şubesi kabul etmedi. Daha sonra biz İnfaz Hakimliğine müracaatta bulunduk. Raporlarımızın olduğunu ve müvekkilimin geçerli bir mazereti bulunduğuna dair, itirazımızın kabul edilmesi için karar verilmesini istedik. İnfaz Hakimliği başta bu talebimizi kabul etti. Ve geçerli bir mazeret var dedi. 2 ay sonra birden ek karar çıkartarak ben sehven hata yapmışım, Batı Hastanesine yazı yazmam gerekiyormuş ve o raporları oradan sorgulatmam gerekiyormuş diye Batı Hastanesine bir müzekkere yazdı. Batı Hastanesi ise müvekkilimizin e-nabız, e-devlet, e-rapor sistemi ve Sağlık Bakanlığının veri tabanında kayıtlı olan raporlarına ilişkin olarak bizde böyle bir kayıt yoktur dedi’’ şeklinde konuştu.



Gülistan Doku olayından örnek verdi


Şu anda infazın durdurulmasına ilişkin itirazda bulunduklarını burgulayan Av. Ceylan, şöyle devam etti:


’’Çünkü müvekkilim ile ilgili remzi belgede sahtecilik suçundan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunuldu. Biz raporları doğrulama sisteminden doğrulayabiliyoruz ancak Diyarbakır Özel Batı Hastanesi kesinlikle bu raporlar bizim tarafımızdan verilmedi, herhangi bir kayıt da bulunmamaktadır diyor. Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü tarafından uygulanan denetim tedbirini yerine getirmesi gerekiyor, eğitim alması gerekiyordu bununla ilgili de sürekli bir başvuruda bulunması gerekiyordu ancak müvekkilimin kronik rahatsızlıkları olduğu için bir tedavi süreci gördü. O tedaviye ilişkin de yasal metni çok açık bir şekilde geçerli bir mazeret sunduğun takdirde biz bunu kabul ederiz diyor. Biz de mazeretleri Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne sunmamıza rağmen denetimli serbestlik dosyayı kapama yaptığı için komisyon kararı ile haliyle İnfaz Hakimliğine itiraz yoluyla ancak mazeretin geçerli olduğunu kabul ettirebildik. 2025’in ekim ve kasım aylarına ilişkin farklı tarihlere dair raporlar bunlar. Bir inkardan bahsetmiyoruz, tekerrüre düşmüş sürekli bir inkardan bahsediyoruz. Diyarbakır Özel Batı hastanesi kesinlikle bu raporları biz vermedik, bizde herhangi bir kaydı bulunmamaktadır demesine rağmen Sağlık Bakanlığının veri tabanında e-nabızda, e-devlet verilerinde tamamında ve doğrulanabilir belge olarak bu raporlar kayıt altında. Yakın zamanda da vahim bir olay yaşadık kişisel verilerin sızdırılması yahut yok edilmesine ilişkin Gülistan Doku olayı da buna bir örnektir. Haliyle müvekkilimin verileri hastane tarafından eğer silindiyse, doktorlar tarafından eğer silindiyse ve hastanenin iddia ettiği gibi herhangi bir teftiş süreci varsa bununla ilgili detaylı bir inceleme de yapılması gerekmektedir.’’


Öte yandan, Özel Batı Hastanesi, konunun hastaneleri ile ilgili olmadığını doktorların sorumluluğunda olan bir konu olduğunu savundu.



Özel hastane, sistemde görünen rapora ‘vermedim’ dedi, hayatı kabusa dönüştü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir EGİAD’dan stratejik uyarı: "Enerji güvenliği artık bir maliyet değil, rekabetin ana belirleyicisi" EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, enerji güvenliğinin iş dünyası açısından kritik bir eşik noktasına ulaştığını vurgulayarak, "Artık enerji meselesi; yalnızca maliyetler veya arz dengesi üzerinden okunabilecek teknik bir başlık değil" dedi. Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), küresel ölçekte derinleşen jeopolitik kırılmaların iş dünyası üzerindeki etkilerini çok boyutlu bir perspektifle ele almak amacıyla "Jeopolitik Gerilimler ve Enerji Güvenliği" başlıklı seminer düzenledi. EGİAD merkezinde gerçekleşen seminerde, iş dünyasının karar alma süreçlerinde giderek daha belirleyici hale gelen enerji güvenliği konusu, SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Kıdemli Enerji Analisti Yael Taranto’nun katılımıyla kapsamlı biçimde değerlendirildi. Orta Doğu’da artan gerilimler, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası değişen enerji dengeleri ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmaların enerji piyasalarına etkileri ele alındı. Artan enerji maliyetleri, arz güvenliği riskleri ve karbon regülasyonlarının iş dünyası üzerindeki çok katmanlı etkileri, katılımcılara veri temelli analizlerle aktarıldı. Küresel ölçekte enerji güvenliğinin yalnızca arz meselesi olmaktan çıkarak; yenilenebilir enerji kapasitesi, enerji verimliliği, kritik mineraller, depolama teknolojileri ve karbon yönetimi gibi unsurları kapsayan bütüncül bir dönüşüm alanına evrildiği vurgulandı. Enerjiye erişim güvenli değilse, üretim de güvenli değildir EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, konuşmasında enerji güvenliğinin iş dünyası açısından kritik bir eşik noktasına ulaştığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: "Artık enerji meselesi; yalnızca maliyetler veya arz dengesi üzerinden okunabilecek teknik bir başlık değil. Enerji güvenliği; ekonomik istikrarın, sanayi rekabetçiliğinin, dış ticaret dengelerinin ve sürdürülebilir büyümenin merkezinde yer alan stratejik bir kalkınma meselesidir. Enerjiye erişim güvenli değilse, üretim de güvenli değildir; enerji maliyetleri öngörülebilir değilse, rekabet gücünden söz etmek mümkün değildir." Özhelvacı, küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin enerji konusunu doğrudan bir "iş sürekliliği" ve "risk yönetimi" başlığı haline getirdiğini ifade etti. Jeopolitik gerilimler, enerji piyasalarında yeni bir dönem başlatıyor Konuşmasında son yıllarda ard arda yaşanan krizlerin küresel sistemde kalıcı etkilere neden olduğunu belirten Özhelvacı, pandemi sonrası tedarik zinciri kırılmaları, savaşlar ve bölgesel gerilimlerin enerji piyasalarında yeni bir paradigma oluşturduğunu belirterek, "Dünya, yeni bir jeopolitik kırılma döneminden geçiyor. Bu süreç, enerji arz güvenliğini küresel ekonominin en kritik başlıklarından biri haline getirmiştir. Artık enerji güvenliği dediğimizde yalnızca petrol ve doğal gazı değil; yenilenebilir kaynakları, enerji altyapısının dayanıklılığını ve karbon rekabetçiliğini birlikte ele almak zorundayız." dedi. EGİAD Başkanı Özhelvacı, enerji konusunun şirketler açısından dönüşen rolüne dikkat çekerek, şu stratejik çerçeveyi ortaya koydu: "Enerji artık şirketlerimiz için yalnızca bir gider kalemi değil; yatırım stratejisidir, sürdürülebilirlik performansıdır, ihracat rekabetidir ve finansmana erişimin anahtarlarından biridir. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, firmalarımız için enerji yönetimini kritik bir rekabet unsuru haline getirmiştir." Etkinlikte, enerji verimliliği yatırımları, yenilenebilir enerjiye erişim ve karbon ayak izinin azaltılması gibi başlıkların, şirketlerin küresel pazarlardaki konumunu doğrudan belirlediği ifade edildi. Enerji dönüşümünde fırsatlar ve kırılganlıklar masaya yatırıldı Seminerde SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Kıdemli Enerji Analisti Yael Taranto, Türkiye’nin enerji dönüşümü sürecini küresel gelişmeler ışığında değerlendirerek; yenilenebilir enerji yatırımları, enerji arz güvenliği, maliyet baskıları ve politika çerçevesindeki gelişmeleri kapsamlı bir analizle paylaştı. Taranto’nun sunumunda, Türkiye’nin enerji dönüşümünde sahip olduğu potansiyelin yanı sıra, dışa bağımlılık, fiyat oynaklığı ve regülasyon uyumu gibi kırılganlık alanlarına da dikkat çekildi. Stratejik bir gündem, ortak bir akıl EGİAD tarafından düzenlenen seminer, iş dünyasının enerji güvenliği perspektifini güçlendirmeyi, üyelerin stratejik karar alma süreçlerine katkı sunmayı ve İzmir iş dünyasında ortak bir farkındalık oluşturmayı hedefledi. Etkinlik, katılımcıların yoğun ilgisi ve etkileşimiyle tamamlanırken; enerji güvenliği ve sürdürülebilir dönüşümün önümüzdeki dönemde iş dünyasının en kritik gündem maddelerinden biri olmaya devam edeceği güçlü şekilde vurgulandı.
Samsun Babasını 8 kurşunla öldüren şahıs adliyeye sevk edildi Samsun’un İlkadım ilçesinde tartıştığı babasını tabancayla 8 yerinden vurarak öldürdükten sonra jandarmaya teslim olan şahıs, adliyeye sevk edildi. Olay, İlkadım ilçesi Kadamut Mahallesi’nde dün akşam meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Samsun Büyükşehir Belediyesi hayvan barınağında çalışan Doğan Can Y. (35), evde babası İbrahim Y.’ye (59) tabancayla ateş açtı. Atakum Belediyesinden emekli olduğu öğrenilen ve vücuduna 8 kurşun isabet eden İbrahim Y., olay yerinde hayatını kaybetti. Babasını vurduktan sonra İlkadım İlçe Jandarma Komutanlığına giderek teslim olan Doğan Can Y.’nin ihbarı üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Eve giden sağlık ekipleri, İbrahim Y.’nin hayatını kaybettiğini belirledi. İbrahim Y.’nin cansız bedeni, jandarma ekiplerinin olay yerindeki incelemesinin ardından otopsi için Samsun Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığına gönderildi. "Babam elinde bıçakla üzerime saldırınca korkup ateş ettim" Bekar ve ailenin tek çocuğu olduğu öğrenilen Doğan Can Y. ifadesinde, "Babam çok alkol kullanıyordu. 35 yaşında olmama rağmen her işime karışıyordu. Sürekli benimle tartışıyordu. Davranışlarından dolayı psikolojim bozuldu. Olay günü işe gitmeyip rapor aldım. Dolaşıp kafamı dağıtmak istedim. Akşam evin önünde arabanın tamponuyla ilgili tartışma çıktı. Eve çağırdı, ’menemen yapalım’ dedi. O sırada yatalak annemin ihtiyaçlarına yardımcı oluyordum. Bana yine küfürlü sözler söyledi, bağırıp çağırdı ve menemen kabını fırlattı. Daha sonra ’ikinizi de öldüreceğim’ diyerek mutfağa gitti. Bizi bıçakla öldüreceğini düşündüm. Yatağın altındaki taşıma ruhsatlı silahımı alıp belime koydum. Babam elinde bıçakla üzerime saldırınca korkup ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi bilmiyorum" dediği öğrenildi. Jandarmadaki sorgusu tamamlanan katil zanlısı, bugün Samsun Adliyesine sevk edildi.