ASAYİŞ - 27 Aralık 2024 Cuma 16:39

Sanık Nevzat Bahtiyar’ın avukatı "Er Ryan’ı Kurtarmak" filmi üzerinden savunma yaptı

A
A
A
Sanık Nevzat Bahtiyar’ın avukatı "Er Ryan’ı Kurtarmak" filmi üzerinden savunma yaptı

Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran cinayeti davasında sanık Nevzat Bahtiyar’ın avukatı Ali Eryılmaz, Er Ryan’ı Kurtarmak filminin senaryosunu örnek göstererek, "Bir araya gelmişler, ’Biz nasıl Enes’i bu işten çıkartıp, kurtarırız’ demişler. Ellerinden geleni yapmışlar. O kadar kişi 19 gün boyunca Narin’i aradı. Türkiye’nin en büyük kurtarma operasyonu yapıldı" dedi.


Merkez Bağlar ilçesine bağlı kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos günü kaybolmasının ardından 19 gün sonra 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde cesedi bulunan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında açılan davanın ikinci duruşması sürüyor. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Narin’in annesi Yüksel Güran, amcası Salim Güran ve ağabeyi Enes Güran ile Narin’in cansız bedenini bulunduğu dereye taşıyan komşuları Nevzat Bahtiyar, ‘iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanıyor.



Er Ryan’ı Kurtarmak filminin senaryosunu örnek verdi


Duruşma, sanık ve avukatların savunmaları ile devam ediyor. Sanık Nevzat Bahtiyar’ın yaptığı savunmanın ardından konuşan avukatı Ali Eryılmaz, Er Ryan’ı Kurtarmak filminden örnek verdi. Eryılmaz, "Bir araya gelmişler, ’Biz nasıl Enes’i bu işten çıkartıp, kurtarırız’ demişler. Ellerinden geleni yapmışlar. O kadar kişi 19 gün boyunca Narin’i aradı. Türkiye’nin en büyük kurtarma operasyonu yapıldı. Ona rağmen o kız bulunamadı. Neden bulunamadı? Narin aranırken, 95 sahte ihbar, 2 tane yangın, Narin’in terliğinin aynı rengi ve modelinde terlik bulma, gelen-giden arabalar, tanıkları, jandarmayı yanıltmak. Bu davranışlar olmasaydı Narin 2-3 gün içinde bulunurdu. Bunlar Narin’in bulunmasını da istemediler. Bir kabahat işlediler ve o kızın bulunmaması için ellerinden geleni yaptılar. Bulunursa bile, ‘O zamana kadar deliller kaybolur, bize ait bir şey çıkmaz. Biz de bu işten yırtarız’ diye düşündüler. Ama umdukları gibi gitmedi" diye konuştu.



"Aile içerisinde bir kişinin namusuyla ilgili iddia kurup savunma mekanizması geliştirmedik"


“Bu davaya vekil olarak katıldığımız 30 gün içinde karşımızdaki aile hakkında ithamda bulunmadık" diyen Eryılmaz, "Bunu hem mesleki anlamda etik görmedik. Karar veren makam, mevki de sizsiniz. Diğerlerinin bu ithamını da doğru bulmuyoruz. Diğer bir husus ise ben ve meslektaşım Adnan Bey, aile içerisinde bir kişinin namusuyla ilgili iddia kurup savunma mekanizması geliştirmedik. Ne konuştuysak dosya içinden konuştuk. Özelikle şahsıma, eşime attıkları laflara cevap bile vermiyorum. Sanıkların gazeteci arkadaşlara ve topluma söyledikleri laf yerinde değil. Kendi kabahatlerini başkalarına atmasınlar. Ellerinde bir delil de yok. Suçtan kurtulmaya çalışıyorlar. Dosya içinde o kadar delil var ki. Dosyada her delil belli. Eğer toplumun, gazetecilerin susmasını istiyorlarsa çıkıp itiraf edecekler. Çünkü olayın gideceği yer farklı. Bu olayı bir kişinin yaptığı belli. Çıkıp erkek gibi itiraf edecek. Allah’a havale ediyoruz. Bir saat bile günde iki defa doğruyu gösterir. 300 kişi köyde dinlendi. İfadelerin hepsi yalanlarla doğru. Ama her şeyi saklamak mümkün değil. Anne jandarma ifadesinde ’Narin’i çıktığım zaman her zaman Maşallah’a bırakıyorum’ diyor. Bunu da farklı yorumlayabiliriz. Rojin’in babası kızı kaybolduğu günden bugüne kadar çalmadık kapı bırakmadı. Hala çalmadık yer bırakmıyor. Bu ailede ilk günden beri aynı şeyi yapmış olsaydı birilerini dövmek yerine, delil karartmak yerine sahip çıksaydı böyle olmazdı" dedi.



"Aile yanlış yönlendirme yapmasaydı, devletin üstün çabasıyla ilk 3 gün içinde bulunurdu"


Gerçek katilin ortaya çıkması ve müvekkilinin katil olmadığının ortaya çıkmasını isteyen Eryılmaz, "Biz bunu kamu görevi olarak üstlendik. Her şeyi kendimiz karşılıyoruz. Bütün masrafımızı kendimiz karşılıyoruz. Narin bizim kızımızdır demesinler, Narin 86 milyonun kızı. Katilin kim olduğunu içlerinde biliyorlar. Mağdur rolü oynuyorlar. Ama para bol belki drama dersi de almışlar. Satacakları 400 dönüm yer var. Yargıtay’dan dönünceye kadar satarlar. Burada kendi his ve duygularımla değil, bana destek olanların hisleriyle de buradayım. Aile yanlış yönlendirme yapmasaydı, devletin üstün çabasıyla ilk 3 gün içinde bulunurdu. Kurdukları hikayenin sonu umdukları gibi bitmedi. O yüzden burada oturuyorlar. Salim Güran, komutanla yaptığı konuşmada 15.30 ve sonrasında saati hep değiştirdiler. Ailenin bu kadar çabası Nevzat’ı kurtarmak için mi? Nevzat onların ifadesiyle kim ki? Cinayetin biranda olup biten bir cinayet olduğunu düşünüyorum ki, savcı hanımın da mütalaasını böyle verdiğini düşünüyorum. Köyde bir sürü insan varken neden Nevzat? Kendi ifadelerinden cevap vereceğim. Köyde kimse yok, düğüne gitmişler. Salim, Nevzat’ı arıyor. Nevzat’ı biliyor. Çağıracağı ilk kişinin Nevzat olduğunu biliyor. Enes 1 saat içinde 16 kişi ile muhatap olmuş, Nevzat ise sadece Salim, eşi Gazal ve Yüksel ile muhatap olmuş. Nevzat toplam üç ifade değiştirdi. Ama sabit olan cesedi taşıdığını ve kimin verdiğini söyledi. Baz raporlarında, bilirkişi raporlarında imzalar farklı. Belki imzalar da sahte. Rapor fotoğraflarına Kırşehir fotoğrafları koyulmuş. Ciddiyetsiz ve samimiyetsizce raporlar hazırlanmış. Eşimin telefonuna ve kendi telefonuma kullanılan programı indirdim, ölçüm yaptık, çok farklı. Ölçüm ve değerler hat veriyor. Bilirkişi raporunu hazırlayan arkadaşlar, Nevzat Bahtiyar’ın yargılanmasını sağlayan tek delil DNA ve tanık ifadesi yok. Böyle bir uyduruk rapora mı güveneyim yoksa müvekkilin söylediğine mi? HTS kayıtlarına diyeceğim bir şey yok. Nevzat’ın yakalanma anına ilişkin jandarma kapıyı çalıyor, açıyor ve teslim oluyor. Kapıdaki araba benim diyor. Öyle söylendiği gibi dolapta yakalanmıyor. Adımsayar uygulaması cebinize ayrı, elinizde ayrı ve çantada ayrı sayılır. Müvekkilim için soğukkanlı diyor Salim. Asıl soğukkanlı kendisi, ki Salim iki fatura ödemesi yapıyor. Ölümüne sebebiyet verilen şeyi 15.14’te gördü, 15.16’da Narin bu dünyaya gözlerini yumdu" şeklinde konuştu.


Nevzat Bahtiyar’ın diğer avukatı Adnan Ataş ise, dava görüntülerinin 19 gün sonra incelenmediğini, 28-29 Ağustos’ta incelendiğinin tutanaklarda da olduğunu söyledi. Ataş, “Bir istismardan bahsedildi. Soruşturma boyunca 39 tanık dinlendi bu dosyada, 25’i Güran ailesi. Bizden önceki savunmada olay yeri evin içiymiş gibi söylendi. Olay yeriyle ilgili olarak müvekkilimizin tek beyanı yok, olay yerini tariflemedi. Narin kaybolduğu gün Arif Güran, ailesinden değil, başkalarından öğreniyor. Başka kişilerden öğrendiğini söyledi. Salim Güran tüm aile üyeleriyle görüşüyor, ama Narin’in babasını aramıyor. Müvekkille ilgili hep soğukkanlı olduğu söyleniyor. Ailesi burada değil güvenlik gerekçesiyle. Ailesi yanında olmak istedi, güvenlik için, duruşma düzeninde sorun olmaması için biz yanlarında olduğumuzu söyledik” diye konuştu.


Müvekkilinin soğukkanlı olma gerekçesine değinen Ataş, “Kendini yalnızlık ve çaresizlik içinde hissetti. Ve duruşmada bu tavır içinde oldu. Kendisine sözler söylendi. İçinde bu ruh halinden dolayı insan psikolojisinin geliştirdiği bir savunma. Cinayet için de ciddi bir gerekçe ortaya konulmadı. Enes’in vücudundaki 8-9 izden bahsediyoruz. Bu bir kavganın neticesinde olabilecek bir şey. Mısır koçanlarından olduğunu düşünmüyoruz. Arif Güran’ın evinin çevresinde bir şeyler olduğu belli. Ne olduysa o yokuşun yukarısında oldu. Mitokondiriyal DNA’sına ilişkin olarak tüm kıl ve saç yapılarının kendisine ait olduğunu düşünmüyoruz. Saç ve kıl boyutları farklıdır. Belki Narin katilini bize saç ve kıl örnekleriyle avucunda göstermeye çalıştı. Bu dört sanığın birlikte hareket etmesi mümkün değil, iştirak halinde olamaz. Orada çobana karşı bir eylem gerçekleştiriyorlar. Ölüm gerçekleştikten sonra müvekkilimin gittiği görülüyor daraltılmış baz istasyonları raporuna göre. Her türlü senaryoda 4 sanık birlikte hareket etmiş olamaz. Müvekkilim Narin’i oradan çıkartmak için 4 gün bekliyor, işe gitmiyor. Ama köydeki jandarmadan dolayı gidemiyor. Cinayete müvekkilimin iştirakına ilişkin mütalaayı kabul etmiyoruz, beraatını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya Teknokent COP 31 sürecinde iş birliğini güçlendiriyor Akdeniz Üniversitesi Antalya Teknokent, 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 31) sürecinde iş birliğini güçlendiriyor. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Antalya Teknokent Genel Müdürü, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği (TGBD) Başkanı Dr. İbrahim Yavuz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele (ÇEM) Genel Müdürü Prof. Dr. Kasım Yenigün’ü Akdeniz Üniversitesi ve Antalya Teknokent’te ağırladı. Görüşmede, Antalya’da düzenlenmesi planlanan 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 31) hazırlıkları kapsamlı şekilde ele alındı. Antalya’nın bu büyük organizasyona en iyi şekilde hazırlanabilmesi için kurumlar arası iş birliği, hazırlık çalışmaları ve organizasyon süreçlerinin etkin yönetimi gibi başlıklar değerlendirildi. Güçlü bir akademik katkı Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan üniversitelerin bu süreçte üstleneceği role dikkat çekti. Rektör Özkan, bilimsel bilgi üretimi ve bu bilginin sahaya aktarılması noktasında üniversitelerin kritik bir konumda yer aldığını belirterek, COP 31 gibi önemli bir organizasyona ev sahipliği yapacak olmanın hem akademik hem de toplumsal açıdan sorumluluk getirdiğini söyledi. Akdeniz Üniversitesi olarak bu sürece güçlü bir akademik katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti. Teknoloji ve inovasyon odaklı bir dönüşüm fırsatı Antalya Teknokent Genel Müdürü, TGBD Başkanı Dr. İbrahim Yavuz, Antalya’nın sahip olduğu potansiyelin bu tür uluslararası organizasyonlar için büyük bir avantaj sunduğunu belirterek, COP 31 sürecinin yalnızca bir organizasyon değil, aynı zamanda teknoloji ve inovasyon odaklı bir dönüşüm fırsatı olduğunu vurguladı. Üniversite, kamu ve özel sektör iş birliği Toplantının bir diğer önemli gündem maddesi Rio Sinerji Eylem Ajandası oldu. Üniversite, kamu ve özel sektör iş birliğinin artırılması, çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir çözümlerin yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Antalya Teknokent’in sahip olduğu Ar-Ge ve inovasyon kapasitesiyle bu sürece önemli katkılar sağlayabileceği belirtildi. Teknoloji geliştirme bölgelerinin COP 31’e aktif katılımı Ayrıca, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği (TGBD) iş birliği çerçevesinde Türkiye genelindeki teknoloji geliştirme bölgelerinin COP 31 hazırlık sürecine daha aktif şekilde dahil edilmesi konusu gündeme geldi. Antalya Teknokent Genel Müdürü, TGBD Başkanı Dr. İbrahim Yavuz ile yapılan görüşmede, ortak projeler geliştirilmesi, bilgi paylaşımının artırılması ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması konularında değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaretin sonunda, Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP 31 sürecinin hem şehir hem de ülke adına önemli bir fırsat olduğu vurgulandı.
Aydın Aydın sanayisinin kadın ustası: On parmağında on marifet Aydın’da oto doğrultma ustası olarak çalışan 63 yaşındaki kadın, erkek egemen sanayide 45 yıllık tecrübesi ve yetiştirdiği çıraklarla dikkat çekiyor. Koçarlı ilçesine bağlı Zeytinköy Mahallesi’nde tarım işlerinde çalıştıktan sonra gelin olarak Aydın’a gelen 63 yaşındaki Hatice Körükçü, evlendikten sonra eşinin yanında çırak olarak mesleğe adım attı. Zamanla kendini geliştirerek ustalığa yükselen Körükçü, yaklaşık yarım asırdır sanayide aktif olarak çalışıyor. Mesleğe başladığı yıllarda kadınların sanayide çalışmasının yadırgandığını belirten Körükçü, tüm ön yargılara rağmen işini bırakmadığını ifade ederek, "Kimsenin ne diyeceğine bakmadım, işime odaklandım" dedi. İki çocuğunu büyütürken bir yandan da mesleğini sürdürdüğünü anlatan Körükçü, zamanla işlerini büyüterek çok sayıda çırak yetiştirdi. Meslek hayatı boyunca yaklaşık 100 çırak yetiştirdiğini belirten Hatice Usta, bugün birçok öğrencisinin kendi iş yerini açtığını söyledi. Çalışmanın ve üretmenin önemine dikkat çeken Körükçü, iş yerinde çalışanlarına da adeta annelik yaptığını ifade etti. Eşiyle birlikte yaklaşık 45 yıldır aynı iş yerinde faaliyet gösterdiklerini dile getiren Körükçü, kadınlara çalışma hayatına katılmaları yönünde çağrıda bulunarak, "Kadınlar kendi ayakları üzerinde durmalı. Kimseye muhtaç olmadan kendi parasını kazanmalı. Çalışmak çok güzel bir duygu" diye konuştu. "Adamlara güvenmeyin" Kadınların kendi ayakları üzerinde durmasının çok önemli olduğunu belirten Hatice Usta, "Kadınlar evde boş boş oturmasın. Adam eline hiç bakmasın. Adamlara güvenmesin. Anasının babasının eline bakmasını da tavsiye etmem. Ben gelin olmadan önce köyde zeytin işleri yapıyordum. Evlenince kocamın yanında çalışamaya başladım. Adam 2 bin lira para verecek de çarşıda harcayacağım diye mi bakacağım. Kadın kendi parasını kazansa kötü mü olur. Kadın yediden yetmişe çalışmalı" diyerek çocukluğundan beri parasını kazandığını söyledi.
Düzce 86 yaşında eşi için gelin arabası süsledi, kendi yazdığı şiirle aşkını haykırdı Düzce’de yaşayan 86 yaşındaki adam, 55 yıllık hayat arkadaşı için unutulmaz bir yıl dönümü sürprizi hazırladı. Süslediği gelin arabası ile eşinin karşısına çıkan ve ona kendi yazdığı romantik aşk şiirini okuyan Adem Karagülle’nin, "Çocuk gibi heyecanlıyım, kendimi 25 yaşında hissediyorum" sözleri yarım asırlık sevdanın en güzel özeti oldu. Merkeze bağlı Çamköy’de ikamet eden ve yarım asrı aşan evlilikleriyle dikkat çeken Karagülle çifti, sevgi ve saygıyla geçen 55 yılı geride bıraktı. Her evlilik yıl dönümünde eşine sürprizler hazırlayarak genç çiftlere örnek olan Adem Karagülle, bu yıl dönümünde ise bir aracı gelin arabası gibi süsleyerek eşini mutlu etti. "Vatanımı, bayrağımı, eşimi çok seviyorum" Eşinin iyi bir hayat arkadaşı olduğunu ve kendisini güzel davranışlarıyla her zaman mutlu ettiğini dile getiren 77 yaşındaki Dilber Karagülle, "Onunla bir arada olduğum için mutluyum. Allah ondan razı olsun. Vatanımı, bayrağımı ve eşimi seviyorum. Evlilik konusunda yarım asrı devirdik, 55. yılımızı kutluyoruz. Evli olanlara ve evlenecek gençlere de bizim kadar mutlu ve uzun ömürlü bir beraberlik diliyorum. Bizleri yalnız bırakmayanlara da teşekkür ediyoruz" dedi. "Allah’a çok şükür aramıza üçüncü kişiyi sokmadık" Eşine duyduğu sevgiyi dile getiren Adem Karagülle ise yarım asırlık süreçte acıyı ve tatlıyı birlikte paylaştıklarını anlattı. Evliliklerinde karşılaştıkları zorlukları birlikte aştıklarını vurgulayan Karagülle, şunları kaydetti: "55 senedir evliyiz. Bu süreç içerisinde ağladık, güldük. Dilber Hanım’la beraber acısıyla tatlısıyla yaşıyoruz. Her zaman güler yüzlü olmadık ama Allah’a çok şükür aramıza üçüncü kişiyi sokmadık. Gençlere tavsiyem de araya üçüncü kişiyi sokmamalarıdır. Birbirimize her zaman sımsıkı sarıldık." "Şu anda kendimi 25 yaşında hissediyorum" Yıl dönümü hazırlığı için heyecanlandığını söyleyen Karagülle, "Bugün çocuk gibi heyecanlıydım. Sabahtan beri arabayı süslüyorum. Yaşım 86 ama ben şu anda kendimi 25 yaşında hissediyorum. Kendi mezar yerimi hazırlayıp taşımı yaptırdım. Her cuma günü gidip dua ediyorum. Allah hayırlı bir ömür versin, hayırsızsa vermesin" diye konuştu. "Nasıl seviyorum bir bilsen" Adem Karagülle, eşi için kaleme aldığı, "Aşkım, ay doğmuş gözlerine ışıl ışıl. Aşkın kalbimde yatıyor mışıl mışıl. Nasıl seviyorum bir bilsen. Ufacık ellerinle gözyaşımı bir silsen. Ne olur bana bir meleğim desen" dizelerinden oluşan şiiri de okudu.