SAĞLIK - 14 Haziran 2025 Cumartesi 12:46

Zayıflamak için canınızdan olmayın

A
A
A
Zayıflamak için canınızdan olmayın

’Zayıflama çayı’ adı altında satılan ve kilo vermek isteyenlerin rağbet ettiği ürünler, kontrolsüz kullanımlarda ölüme kadar götürebiliyor. İlaç ve gıda takviyelerinin fazla kullanımının insanların sağlığına zarar verebileceğini belirten Aktar Hamit Sipahi, "internet ortamında satılan çok kirli zayıflama ilaçları var" dedi.


Yaz ayrılarının gelmesi ile birlikte vatandaşları zayıflama heyecanı sardı. Yaz mevsimine zayıf ve fit girmek isteyenler satılan zayıflama çaylarını da kullanmayı tercih ediyor. Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan izin alınmadan merdiven altı üretilen hızlı kilo verme vaadli ilaçlar, kullananların geri dönüşü olmayan sağlık sorunları yaşamalarına, hatta yaşamlarını yitirmelerine sebep oluyor. Özellikle son dönemde sık sık haber bültenlerine konu olan zayıflama çayları ile ilgili olarak uyarılarda bulunan Düzceli Aktar Hamit Sipahi, hem zayıflama çaylarının hem de karışımlarına dikkat çekti.


Hamit Sipahi, yaptığı açıklamalarda şunları söyledi: "Sağlıksız ve bilinçsiz kullanımında, doktora danışılmadan alınan hele de internet ortamında satılan ürünlerin ne derece güvenli olduğu malum. İnsanları doktorlarından almış oldukları fikir doğrultusunda vücut değerleri kullanıma elverişliyse bitkisel gıda takviyeleri kullanılabilir. Metabolizmayı hızlandıracak bazı bitki tohumları var. Onlar kullanılabilir, herhangi bir problem yaşanmaz ama bilmediği, kesin olarak üretiminden emin olunmadığı hijyenik ve steril ortamda üretilmeyip bakanlık onayı olmayan internet ortamında satılan çok kirli ürünler var. Bunları maalesef insanları alıp kullanıyor. Sonrasında da şikayetlerle hastanelere gidiyorlar. İnsanların sağlığı ile oynamamak lazım."



"İnsanlar evlerinde daha masrafsız ve sağlıklı çaylar yapabilir"


Hamit Sipahi, verdiği röportajda, insanların fazla masrafa girmeden sağlıklı zayıflayabilecekleri çay yapmalarının mümkün olduğunu da belirterek, "Evlerinde insanlar kendi karışımlarını da yapabilirler. Metabolizmayı hızlandırmak için kete tohumu kullanabilirler. Yine bağırsaklardaki şişkinliği almaya yardımcı olur. Çia tohumu şu an çok popüler. Yulaf ezmesi midede şişkinliği önlüyor ve tokluk hissi veriyor. Tok tuttuğu için rejim yapanlar bu bitkilerden faydalanıyorlar. Bunların da herhangi bir yan etkisi ve yok, gıda olarak tüketilebilen bitkiler" diye konuştu.



"Doktor tavsiyesi önemli"


Hamit Sipahi, ayrıca röportajında "Bitkiler kimyasallara göre daha masum ama fazlası zarar verir. O nedenle tıbbi yardım almadan, doktor tavsiyesine uymadan insanların kafalarına göre kullanmamaları iyi olur. İnsanlar zayıflamak için 9’lu bitki çayı dediğimiz 9 bitkinin karışımı ile yapılan çay var. Hem ödem atmada hem de zayıflama da yardımcı olur. Yıllardır insanlara veriyoruz. Şimdi ya kadar hiçbir sorun yaşanmadı. İçinde funda yaprağı, biberiye, yeşilçay, barut ağacı, tarçın, cimea gibi bitkilerin karışımıdır. Günde kupa bardakla 2 barda tüketilirse vücuttaki ödemi atmaya ve yağ yakmaya yardımcı olur" dedi.


İnternet ortamından alınan sağlık ilaçlarının büyük kısmının sağlık bakanlığı ve Tarım Orman Bakanlığı onayının olmaması tüketicilerin ürün alırken bu onaylara bakmadan ve reklama göre ürün almaları ise ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor.



Zayıflamak için canınızdan olmayın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Merdan Yanardağ: "Spor olsun diye casusluk yapmışız" Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan tutuklu sanık gazeteci Merdan Yanardağ, "Spor olsun diye casusluk yapmışız. Ben yayıncılık yaparken bir ara canım sıkılmış hobi olsun diye casusluk yapmışız. 40 yıllık gazeteciyim işimiz gücümüz başımızdan aşkın biraz da casusluk yapayım hobi olsun diye. Tele1 TV’ye izleyici sponsoru olmak için hesap numaralarını vermişiz, ilan etmişiz. Bu davaya konu olan, Hüseyin Gün’ün manevi annesi Seher Alaçam bu çağrıya cevap veren on binlerce destekçimizden biridir" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 2. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Merdan Yanardağ savunma yaptı. "Spor olsun diye, hobi olsun diye casusluk yapmışız" Yanardağ savunmasında, "Dün iki savunma izledik. Birisi, kısa bir süre sonra bu ülkede Cumhurbaşkanı olacak Ekrem İmamoğlu’ydu. Diğeri bu davaya temel teşkil eden Hüseyin Gün. Ekrem İmamoğlu’nun savunmasından da görüldüğü gibi bu dava siyasal niteliğe sahiptir. Umuyorum ki bu davaların sonunda Silivri’den Türkiye’ye bir Cumhurbaşkanı çıkacak. Spor olsun diye casusluk yapmışız. Ben yayıncılık yaparken bir ara canım sıkılmış hobi olsun diye casusluk yapmışız. 40 yıllık gazeteciyim işimiz gücümüz başımızdan aşkın biraz da casusluk yapayım, hobi olsun diye" dedi. "Bilgi ve belge var mı, yok" Yanardağ savunmasının devamında, "Yabancı bir ülkeye gerek yokmuş, yabancı bir istihbarat örgütüne de gerek yok savcılara göre çünkü bulamadılar. Eğer yabancı bir örgüt yoksa, yabancı bir devlet lehine yapılmamışsa, Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesi okuyalım. Ne diyor? Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin eden kimseye 15 yıldan 20 yıla kadar ceza verilir. Madde bu. Devletin niteliği gereği gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri ele geçireceksiniz. Böyle bilgi ve belge var mı, yok. Nasıl ele geçirildiği belli mi, o da yok. Savcının tezinde yabancı devlete gerek yok, peki yabancı bir örgüt var mı, o da yok" ifadelerini kullandı. "İzleyici sponsoru olmak için hesap numaralarını vermişiz, Hüseyin Gün’ün manevi annesi destekçimizden biridir" Merdan Yanardağ savunmasının devamında "Operasyonun iki temel amacı var . Birincisi Tele1’e el koymak, beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmak. Tele1 TV’ye izleyici sponsoru olmak için hesap numaralarını vermişiz, ilan etmişiz. Bunların hepsi açık kaynaklar, bizim sitelerimizde bunlar. Canlı yayında yaptığım çağrılar var. Bu davaya konu olan, benim tanıdığım Seher Alaçam (Hüseyin Gün’ün manevi annesi) bu çağrıya cevap veren on binlerce destekçimizden biridir. Ben Hüseyin Bey’i çok tanımam. Seher Alaçam’ın yanında ve onun oğlu olarak tanıdım kendisini. Biz her programda, seyircilere sorularını, görüşlerini ve eleştirilerini yazmaları için çağrı yaparız. İzleyiciden soru alınır, talimat alınmaz. Hiç kimseden talimat alınmaz" dedi. "Tele1 üzerinden manipüle etmişiz ve Ekrem Bey seçimi o nedenle kazanmış, deli saçması" Yanardağ savunmasının devamında "İddianame şunu iddia ediyor, Tele1 üzerinden manipüle etmişiz ve Ekrem Bey seçimi o nedenle kazanmış. Deli saçması. Ben Tele1 üzerinden Hüseyin Gün’ün talepleri doğrultusunda Ekrem İmamoğlu lehine bir algı operasyonu yapmışım. Hüseyin Bey’i dinledik. Hüseyin Bey’in ifadesinde böyle bir şey yok. ‘Merdan Yanardağ basın ayağında yer almıştır’ demiyor. Niyet mi okuyorsunuz yahu siz? Bu nasıl bir savcılık makamı? Biz izleyicilere çağrı yaptık ve bir destek istedik Tele1 olarak. Hüseyin Gün’ü yanlış hatırladık kanaatindeyim. Annesi Seher Alaçam bize ufak tefek desteklerde bulundu. Ben bir kere kimseden doğrudan para almam. Biz bunu izleyici sponsorluğu diye bir kuruma dönüştürdük. Biz demokratik ve şeffaf bir finansman modeline sahibiz" ifadelerini kullandı. Duruşma avukat savunmaları ile sürüyor Merdan Yanardağ, "Başka kanıt bulamamışlar Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığımız programı örgütün yönlendirmesiyle gerçekleştirilmiş bir televizyon etkinliği olarak planlamışlar. Vallahi ben savcılığın Kemal Kılıçdaroğlu aşkını anlayabilmiş değilim. Aralarından su sızmıyor, bütün güçleriyle Kemal Bey’i korumaya çalışıyorlar. Şimdi Kemal Bey’le uzun yıllara dayanan bir ilişkimiz hatta bir dostluğumuz olduğunu söyleyebiliriz. Kemal Bey’i sıkıştırmışız sorularımızla yahu gazetecinin görevi sıkıştırmaktır. Ekrem İmamoğlu lehine algı oluşturmuşuz. Niye? Ne demişiz? Peki, savcılık burada hangi suçu bulmuş ve hangi soru bana talimatla gelmiş ve onu sormuşum bu yok" dedi.