- 05 Ocak 2022 Çarşamba 10:48

Bu başarının sırrı maddi imkansızlıklardan geliyor

A
A
A
Bu başarının sırrı maddi imkansızlıklardan geliyor

Edirne’nin Elçili köyüne gelin gelen Karadenizli kadın, maddi imkansızlıklar sebebiyle çocuğunun eğitimine yeterli desteği sağlamak için 29 yaşında okuma yazma öğrenerek, sosyal medyada geniş kitlelere ulaşıyor.

Edirne’nin Elçili köyüne gelin gelen Karadenizli kadın, maddi imkansızlıklar sebebiyle çocuğunun eğitimine yeterli desteği sağlamak için 29 yaşında okuma yazma öğrenerek, sosyal medyada geniş kitlelere ulaşıyor.


Edirne’nin Elçili köyüne gelin gelen Karadenizli Nokta Tam, oğlunun eğitimi için önce 29 yaşında okuma yazma öğrendi ve şimdi ise sosyal medyayı aktif olarak kullanmaya başladı. Maddi imkansızlıklar nedeniyle çocuğunun eğitimine yeterli katkıyı sağlayamayan kadın, annelik duygusundan cesaret alarak ilk önce okuma yazma öğrendi sonra ise gelir elde edebilmek için sosyal medya platformunda içerik üretmeye başladı. Köy yaşamından, ektiği tarım ürünlerine kadar farklı konularda videolar çeken kadın, kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.


Video paylaşım sitesine yüklediği içeriklerle hatırı sayılır bir izleyici kitlesine sahip olmayı başaran 2 çocuk annesi Nokta Tam, buradan elde edeceği gelirle evladının eğitim masraflarını karşılamayı hedefliyor.



Oğlu için önce okuma yazma öğrendi, şimdi ise sosyal medyada içerik üretmeye başladı


İçinde okul kıyafeti giyip İstiklal Marşı okuma ukdesi kalan Nokta Tam’ın en büyük hayali 9 yaşındaki oğlunu okutup iyi bir yerlere gelmesine ve meslek sahibi olmasına katkı sağlamak okuma yazma bilmediği için ilk çocuğuna eğitim hayatında destek olamayan 52 yaşındaki Nokta Tam, küçük oğlunun eğitimi için önce okuma yazma öğrendi ve öğrendikleri bu bilgilerle ‘Çocuklar ağlamasın’ adlı bir kitap yazdı. Ayrıca kendisini geliştirmek ve daha fazla bir şeyler yapmak için video paylaşım sitesinde ürettiği içerikleri paylaşan Tam, buradan elde edeceği gelirle evladının eğitim masraflarını karşılamak için destek bekliyor.


Oğlunu okutabilmek için sosyal medya üzerinden faydalı bilgileri içeren videolar paylaşan Nokta Tam, buradaki izleyici kitlesini genişletip elde edeceği gelirle ise oğlunu markete götürerek etiketlerine bakmadan alışveriş yapma hayalini gerçekleştirmeyi hedefliyor.



“Hiçbir zaman okul kıyafeti giyemedim”


Hiçbir zaman okul kıyafeti giyemeyen ve içinde ukde kalan 52 yaşındaki Nokta Tam, “Sırtıma çantamı alıp da okula gidip İstiklal Marşı okunurken hiç o bayrağın altında selam verip de İstiklal Marşı’nı okuyamadım. Ben yapamadım çocuklarım iyi bir yere gelsin istedim. İlk çocuğumda okuma yazma bilmiyordum destek olamadım okutamadım. İkinci çocuğum için bir şeyler yapayım dedim. Artık okuma yazmayı öğrenmem gerek bu çocuğu okula götürüyorum ama öğretmeni ders verecek ben dersinden anlamıyorum. Yapıp yapmadığını nasıl kontrol edeceğim. Kitabı kalemi elime almam lazım dedim. Epey zorlandım. Gece yatmadan önce ve sabaha karşı kalkıp hiç uyumuyordum acaba A harfi, B harfi ne demek diye düşünüyordum. Hiçbir imkânım yok, gelirim yok, elimde bir mesleğim yok sadece burada bir çiftçi tarla yok. Ben okuma yazma öğrenip bir kitap yazayım dedim. Bir kelime olsun benim de bir kitabımı okuyan olsun istedim köydeyim elimden ne gelir bağım yok bahçe yok ne yapsam dedim. Böyle bir youtube kanalı açmaya karar verdim. Oğlumu okutabilmek ve insanlarla faydalı bilgiler paylaşmak için bu şekilde bir şey yapıyorum. Oğlumu bir yerlere getirmek için uğraşıyorum. Burada kendimi geliştireceğim. İlk kazancım ile oğlumu markete götürüp oğlum ne istiyorsan kendine al deyip etiketlere bakmadan kasada parayı ödeyip çıkmayı hedefliyorum” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Devrek davasında ilk duruşma tamamlandı: Eski Başkan Bozkurt’un ev hapsi kaldırıldı Zonguldak’ın Devrek Belediyesinde usulsüzlük, rüşvet ve zimmet iddialarıyla açılan 30 sanıklı davanın ilk duruşması, kilit isimlerin savunmaları ve mahkeme heyetinin ara kararıyla tamamlandı. Eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt hakkındaki ev hapsi kararı kaldırılırken, davanın tek tutuklu sanığı eski İnsan Kaynakları Müdürü Tuncay Ulupınar zimmet ve sahtecilik eylemlerinin tamamını kendisinin yaptığını itiraf etti. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın son oturumunda iddianamenin bir numaralı isimleri hakim karşısına çıktı. Duruşmaya ev hapsi nedeniyle elektronik kelepçe ile katılan eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, 8 defa nitelikli zimmet, icbar suretiyle irtikap, 2 defa resmi belgede sahtecilik ve ihaleye fesat karıştırma suçlamalarına karşı savunma yaptı. "Belediye başkanı bordro görmez, dolandırılan benim" Belediye başkanının bordro incelemediğini, sadece en son aşamada onay verdiğini belirten Çetin Bozkurt, "İnsan kaynakları bordroları düzenler, birim amirleri onaylar, muhasebeye sevk eder, ben de en son onaylarım. Emeklilik işlemleri için İller Bankasına başvurulur" dedi. İhalelerin sel felaketi döneminde ve Şişli Belediyesi’nin eksik bıraktığı işler için yapıldığını savunan Bozkurt, müteahhit Satılmış B.’nin iddialarına da yanıt verdi. Bozkurt, "2018 yılında annemin üzerine ortak müşterek tapumuz var. Diğer müştereklerden üçünden gitmiş almış. Şua davası açmak için yalvardı. Sonra iki daire üzerinden trampa yaptık. Bana verdiği daireyi başkasına vermiş. Burası benim yerim nasıl başkasına satarsın dedim. Tarihte dolandırılan belediye başkanı ben olacağım diye cümle kurdum. Ben sana başka yerden daire vereceğim dedi. Beni aldı şu an kullandığım evin oraya getirdiler. Burayı bari devralalım ama sözleşme yapalım dedim. Beyefendi her beyanında diyor ki benle sözleşme yapmadı. Beni görmezden geldi. Adamla bir değil 2 sözleşme yapmışız. Hakkında 14 madde çıkardım, yalan söylüyor. İmzalamadığım belgeler yüzünden 400 gündür evimdeyim" diyerek ev hapsinin kaldırılmasını talep etti. İnsan Kaynakları Müdüründen tam itiraf: "Bütün işlemleri ben yaptım" Duruşmaya damga vuran anlar ise 79 defa zimmet ve 55 defa resmi belgede sahtecilik suçuyla yargılanan tutuklu sanık eski İnsan Kaynakları Müdürü Tuncay Ulupınar’ın savunmasında yaşandı. Suçlamaların tamamını kabul eden Ulupınar, alkol bağımlılığı nedeniyle hatalarının önünü alamadığını belirterek, şunları söyledi: "Bu olaylar başıma gelmeden önce işini düzgün yapan, kendisini düzgün yetiştirmeye çalışmış, iyi aile babası, iki evlat babası biriyken insanın başına her şey gelebiliyor. Ben bu işlemleri yaparken iş yerinde alkol kullanmaya başladım. Gün boyunca hatalarımın farkında olmaksızın bunu yapmaya başladım. Önünü alamıyordum. Başka boyutlara geçti. Görev ve sorumluluklar çerçevesinde taleplerini yerine getiren mali hizmetler müdürlüğüne sevkiyatı sağlayan şeffaf şekilde hesaplayıp harcama yetkililerine gönderiyordum. Bir iki ufak çaplı sıkıntı oldu. Sonradan fazla hesaplanan mesailerde hesaplanarak benim tarafıma gelmeye başladıktan sonra zarf içine kendilerine gönderiyordum. Oradaki eylemlerin tamamı bu şekilde yürüyordu. Ben bu 77 eylemin içinde olanların hepsi bu şekilde. Kurum içi denetim zafiyeti vardı. Benim gönderdiğim evraklar fiziken gidiyor. Muhasebeleştirme esnasında oradaki tarih ve sayısını yazdığı zaman dijital olarak entegrasyon yapar. Benim gönderdiğim evrak eş değer ile ekleriyle aynı. Ama ne hikmetse fazla mesai yapalım denilen evrakla manuel giriş yapılıyor. Kendileri de müdürlerinden bu evrakları saklıyordu. Ben bu suçlamaların tamamını kabul ediyorum. İller bankasından başkanın herhangi bir suçu yok. Buradaki tüm işlemleri ben yaptım. Etkin pişmanlık çerçevesinde ifade vermek istiyorum diye demiştim. Yapılan tüm iş ve işlemlerde benim suçum vardır. Kendi yaşamımı sonlandırmak isterken kararımı değiştirdim. Başkanıma atıfta bulunuyorlardı içki konusunda. O içkiyi içen bendim. Bana başkanım ‘Tuncay sen artık başka boyuta geçtin’ dedi. Ben artık son noktasına gelmiştim. En ufak bir sıkıntıda içki içer hale geldim. Ben bunları anlatabilecek durumda değildim. Cezaevi bana yaradı. İçkiden kurtuluyorum. Ben bütün bunları samimiyetle anlattım. Toplamda kıdem tazminatlarındaki tutar 3 milyon 500 bin liraydı. Bunları ben geri yatırmıştım. Maaş usulsüzlüklerinde 1 milyon 900 bindi. Ben suçluyum. Bir şekilde ceza alacağım. Eşit şartlarda anlatmak istiyorum. Adli kontrol talebim olabilir. 9 ay boyunca başsavcılıktan ifadeye çağrılacağım diye bekledim. Ben yüce adaletimize güveniyorum. Kimseye suç atmadan anlatmak istedim" dedi. Muhasebe Müdürü ve Başkan Yardımcısı iddiaları reddetti Duruşmada 62 defa zimmet ve rüşvet almak suçuyla yargılanan Muhasebe Müdürü Nafia Ç. de iddiaları kesin bir dille reddetti. Nafia Ç., hesaplamaların İnsan Kaynakları tarafından yapıldığını, kendisinin sadece ödeme emri verip bankaya gönderdiğini belirterek, "Fazla mesailer gelince ’Maaş alamayacağız, yaptırmayın’ diye direndim. Beni orada müdür olarak istemediler. Müfettişe eksik evrak sunulmuş, ben noter tasdikli doğrularını verdim" dedi. "Rüşvet gelecekse zarfla gelir, hesabına niye göndersin" Nafia Ç.’nin avukatı Süleyman Caner ise müvekkilinin 62 eylem yapmasının akılla bağdaşmayacağını söyleyerek, "Sayıştay’dan rapor alınması gerektiğini düşünüyorum. Sahte belge ve kaşeler de var. Onları sunacağız. Kocasının ölümüne denk gelen yoğun bakım süreçleri var. Kendisine yapılan yardımlar var. Rüşvet gelecekse zarfla gelir. Hesabına niye atsın. Bizde belediye avukatlığı yaptık. İşleyişi biliyoruz. Sel, afet aşırı bir yoğunluk oldu. Fazla mesailer bu sebeple yazılmış" dedi. Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve 3 defa zimmet suçuyla yargılanan eski meclis üyesi ve başkan vekili Şeref A. ise, geçici görevlerinde mali evrak imzalamadığını ve belgelerdeki imzaların kendisine ait olmadığını savundu. Eski Başkan Yardımcısı Recep K. da sel felaketi dönemindeki yoğunluk nedeniyle insan kaynaklarından gelen evrakları okumadan, doğru diyerek imzaladığını ifade etti. Duruşmada diğer sanıklarda haklarındaki suçlamaları reddetti. Eski başkanın ev hapsi kaldırıldı Sanık savunmalarının ve avukat beyanlarının tamamlanmasının ardından Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti ara kararını açıkladı. Mahkeme, eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt hakkındaki konutu terk etmeme (ev hapsi) adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına, davanın tek tutuklu sanığı Tuncay Ulupınar’ın ise tutukluluk halinin devamına karar verdi. Ayrıca hakkında adli kontrol yükümlülükleri bulunan sanıkların bu durumları değişmezken, imzaların sanıklara ait olup olmadığının tespiti için bilirkişi raporu alınmasına ve Sayıştay denetçilerinden oluşacak bir heyetten eylemlere dair rapor istenmesine karar veren mahkeme, duruşmayı ileri tarihe erteledi. Duruşma çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çetin Bozkurt, ev hapsi kararının kaldırılmasına ilişkin soruya, "Olması gereken oydu" yanıtını verdi.
Ankara Zuhal Böcek’in ek ifadesi ortaya çıktı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki soruşturmada ek ifade veren Zuhal Böcek’in ifadesi ortaya çıktı. Soruşturma dosyasına giren ifadede Zuhal Böcek, eşi Gökhan Böcek’in Ankara seyahatlerinden birinde "Genel merkeze para teslim edeceğini" söylediğini aktardı. Uçakta karşılaştıkları bir isim aracılığıyla otele geçtiklerini anlatan Böcek, ertesi gün eşini bizzat genel merkeze götürdüğünü belirtti. İfadede en dikkat çeken detay ise Gökhan Böcek’in sürekli yanında taşıdığı sırt çantası oldu. Genel merkeze bu çantayla girdiğini hatırladığını söyleyen Böcek, çıkışta çantanın durumunu ise net hatırlamadığını ifade etti. Yolda yapılan bir telefon görüşmesi de Zuhal Böcek’in ifadesinin kritik noktalarından biri oldu. Böcek, eşinin genel merkeze giderken Veli Ağbaba ile telefonda konuştuğunu söyledi. İfade metninde yer alan bir diğer çarpıcı bölüm ise adaylık sürecine ilişkin oldu. Zuhal Böcek, eşinin babasının belediye başkan adaylığı için ciddi miktarda para verildiğini sık sık dile getirdiğini aktardı. "O kadar para verdik, hala açıklanmadı" şeklindeki sitemlerin evde konuşulduğunu belirten Böcek, sürecin eşinde ciddi strese neden olduğunu vurguladı. Böcek ifadesinde ayrıca "1 milyon euro" ifadesinin geçtiğini, ancak bu paranın kaynağını bilmediğini söyledi. İfadede İstanbul’daki Kapalıçarşı detayı ise dikkat çeken bir başka başlık oldu. Gökhan Böcek’in medya işleriyle uğraştığı belirtilen E.B. ile birlikte küçük bir dövizciye girdiğini anlatan Zuhal Böcek, kendisinin kapıda beklediğini söyledi. İçeride gerçekleşen para trafiğine dair doğrudan tanık olmadığını belirten Böcek, çıkışta eşinin kendisine "dövizciye şifre olarak para gösterildiğini" söylediğini aktardı. Bu olayın "ilginç" olduğu için aklında kaldığını vurgulayan Böcek, paranın miktarını ise bilmediğini ifade etti. İfadesinde paranın kim tarafından sağlandığına dair bilgisinin olmadığını belirten Zuhal Böcek, eşinin babası Muhittin Böcek’in konumu nedeniyle iş insanlarından kolaylıkla para temin edebildiğini söyledi. Zuhal Böcek, seçim döneminde birçok kişinin maddi katkı sağladığını duyduğunu da dile getirdi. Şüphelinin avukatı ise müvekkilinin suç kastı bulunmadığını savundu. Paranın temini, toplanması ya da tesliminde herhangi bir rolü olmadığını belirten avukat, Zuhal Böcek’in sadece eşine eşlik ettiğini ifade etti. Avukatı, ayrıca müvekkilinin bu tür ödemelerin yasa dışı olduğunu bilmediğini, herkesin adaylık sürecinde benzer ödemeler yaptığını düşündüğünü öne sürdü.