SAĞLIK - 10 Ocak 2022 Pazartesi 16:26

Edirneliler bu kırmızıyı sevmedi

A
A
A
Edirneliler bu kırmızıyı sevmedi

Edirne’de Covid-19 vaka sayılarında geçen hafta 329,11 olan sayının bu hafta 428,44’e ulaşarak yükselişe geçmesi vatandaşları endişelendiriyor.

Edirne’de Covid-19 vaka sayılarında geçen hafta 329,11 olan sayının bu hafta 428,44’e ulaşarak yükselişe geçmesi vatandaşları endişelendiriyor. Kırmızı rengini çok seven Edirneliler, risk haritasındaki kırmızıyı sevmedi.


Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, illere göre 7 günlük her 100 bin kişide görülen yeni tip koronavirüs vaka sayılarını açıkladı. 25-31 Aralık arasında illere göre Edirne’deki Covid-19 vaka sayılarına bakıldığında geçen hafta 329,11 olan sayı bu hafta 428,44’e ulaşarak yükselişe geçti. Edirne’nin vaka yoğunluğu en fazla artan 10 il arasına girmesi ve risk haritasında kırmızı kategoride yer alması hem kent esnafını hem de vatandaşları korkutuyor.


Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi’nde hatırlatma dozu için uzun kuyruklar oluşurken, havaların soğumasıyla birlikte ise test yaptırmaya gelen vatandaşların sayısında da artış yaşanıyor.



“Herkes aşısını olsun”


Hatırlatma dozunu yaptıran Naide Karaoğlu, “Herkes aşı olsun. Aşı olmak iyi bir şey. Hastalanmayalım başkalarına bulaştırmayalım. Herkes kendisini kollasın. Maskesini taksın bugün sende yarın bende. Bu hastalığın kimde olduğu belli değil herkeste olabilir” dedi.


Ali Çalışkan, “Aşı meselesini mutlaka halletmemiz lazım. Benim başımdan bir şey geçti. Korona virüse yakalandım ama ayakta atlattım. Bu aşı olmasaydı belki de beni götürebilirdi. Bu yüzden herkes aşısını olsun. Maske konusuna da dikkat etmek lazım. Hem kendimiz hem de başkası için kurallara uymamız gerekiyor. Dışarıdan gelenler de var. Bu işi gevşettik kurallara uymayı aksattık. Aşıya güvenerek tedbiri bırakmayalım. Birbirimizi korumamız lazım. Yoksa bunu başka türlü atlatamayız” diye konuştu.


Edirne’nin risk haritasında kırmızı kategoride olması nedeniyle bazı vatandaşların sokağa çıkmaya korktuğu görülürken, bazılarının ise aşının verdiği rahatlıkla maske takmadığı ve kurallara uymadığı dikkat çekiyor.


Edirneliler olarak kırmızıyı sevdiklerini söyleyen vatandaşlar, haritadaki kırmızıyı hiç sevmediklerini belirtti.



Trakya genelindeki artış sürüyor


Geçtiğimiz hafta ile bu hafta açıklanan risk haritası arasında büyük artış ve farklar görüldü. Tekirdağ’da 18-24 Aralık tarihleri arasında 333,00 olan sayının 25-31 Aralık tarihleri arasındaki haritada 287,12’ye yükseldiği görülürken 468,85 olan Kırklareli’nin ise 590,21’e yükseldiği görüldü.



Edirne ilk 10 arasında


25-31 Aralık arasında vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok artan 10 il ise şöyle sıralanıyor: "Eskişehir, İstanbul, İzmir, Aydın, Çanakkale, Muğla, Kırklareli, Gümüşhane, Edirne, Kocaeli.


Vatandaşlardan Gülşen Bayır, “Vaka sayıları Edirne’de çok arttı. Kimse maske takmıyor. Ben 70 yaşındayım maskesiz dışarıya çıkmıyorum. Biraz dikkat etseler bunlar olmayacak. Ne maske takıyorlar ne kurallara uyuyorlar. Edirne’mizde bu kadar yoktu şimdi çok arttı. Durumlar çok kötü. 5 tane aşı oldum. Aşı olmak istemeyenler aşı olsunlar hiç korkmasınlar” şeklinde uyarıda bulundu.



“Maskesiz dolaşan da çok var”


Vatandaşlardan Alican Demiray, “Vaka sayıları yeniden artışa geçti. Biz Edirneliler olarak kırmızı rengini seviyoruz. Ama haritada maalesef sevmiyoruz. Edirne’de yaşanan turist yoğunluğu ekonomik anlamda iyi olsa da kurallara uymayanlar yüzünden vakalar artıyor. Pazara gittiğimizde Edirneli bulmak mümkün değil. İnsanlar özellikle kalabalık ortamlarda kendisini kollamıyor kurallara da dikkat etmiyor. Maskesiz dolaşan da çok var. Daha fazla dikkat edilmesi gerekiyor. Aşı olmayan ve duyarsız insanlar çok var. Devletimiz kurallara uyum konusunda uyarıyor aşılamanın önemini de anlatıyor. Ama insanlar maalesef kollamıyor. Duyarsız davrananlar yüzünden artışlar yaşanıyor” dedi.



“İnsanlar korktuğu kadar kurallara uymuyorlar”


Edirneli esnaf Ahmet Çakır, “Vaka artışlarının çarşıya da yansıdığını görüyoruz. Ama tabi insanlar korktuğu kadar kurallara uymuyorlar. Devletin aldığı tedbirler var bunlara uyulursa artışların da önüne geçilir. Maskemizi takmamız lazım, kapalı alanlarda dikkat etmemiz lazım. Rehavete kapılmamak lazım. Bu inişli çıkışlı durumlar bizleri korkutuyor. Ben esnafım ilk etkilenenlerden birisi biziz. Bir pandemiden çıktık daha hala kendimizi toparlayamadık. Kapanmaktan korkuyoruz. Tam toparlayacağız derken son 1 haftadır işlerimiz durgunlaştı. İnsanlar artışlardan kaynaklı dışarıya çıkmamaya başladı. Biraz daha dişimizi sıkmamız gerektiğine inanıyorum. Herkes ilk önce kendisini koruyacak başkası maske takmıyor diye biz de böyle yapmayalım” ifadelerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kayseri’deki cinayetin şüphelisi özel ekip ve 575 saatlik kamera kaydı ile Mersin’de yakalandı Kayseri’de 29 Mart 2026 tarihinde meydana gelen cinayetin asli şüphelisi, kurulan özel ekibin 575 saatlik kamera kaydını izlemesi ile Mersin’de yakalandı. Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı Yıldırım Beyazıt Mahallesi Hür Sokak’ta müstakil bir ikamette meydana gelen olayda, E.A., ismin öğrenilemeyen bir arkadaşıyla oturduğu sırada ikamete kimliği belirsiz şahıslar geldi. E.A. ile şahıslar arasında yaşanan tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine, E.A. tabancayla başından vurularak yaralandı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, sağlık ekipleri de olay yerindeki ilk müdahalenin ardından E.A.’yı ambulansla hastaneye kaldırdı. Hastaneye kaldırılan E.A., yapılan bütün müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybederken, olayla ilgili D.K. (19) ekipler tarafından yakalanarak cezaevine teslim edildi. Meydana gelen olayın aslı şüphelisi A.K. (51) ise olay yerinden kaçarken, firari şüpheliyi yakalamak için Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından özel ekip kuruldu. Kurulan ekip tarafından yapılan saha çalışmaları ve yaklaşık 575 saatlik kamera incelemeleri sonucu şüpheli A.K.’nin Mersin’e kaçtığı tespit edildi. Yapılan tespit üzerine ekipler Mersin’e giderek şüpheli şahsı yapılan operasyonla yakalayarak gözaltına alarak Kayseri’ye getirdi.
İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: "Türkiye olarak son 24 yılda kadınların sosyal ve ekonomik hayattaki konumunu güçlendirmek için önemli adımlar attık" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Kadınların bu ekosistemdeki varlığı her geçen yıl daha da artıyor. Ar-Ge ve tasarım merkezleri ile teknoparklarda çalışan kadın Ar-Ge personeli sayısı son 10 yılda yaklaşık sekiz kat artarak, 61 binin üzerine çıkmıştır. Bunun yanı sıra Türkiye, uluslararası patent başvurularında yüzde 26’yı aşan kadın buluşçu oranıyla dünyada ilk sırada yer almaktadır" dedi. Belçika Ekonomik Misyonu’nun ziyareti kapsamında İstanbul Ticaret Odası (İSO) ev sahipliğinde ‘Kadınların Ekonomik Katılımı ve İş Dünyasında Kadın Hakları Paneli’ düzenlendi. İSO’da yapılan panele Belçika Kraliçesi Mathilde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Belçika heyeti ve çok sayıda davetli katıldı. Panelin açılış konuşmasını İSO Başkanı Bahçıvan yaptı. "Dünya ekonomisi dijitalleşme, yeşil dönüşüm, yapay zeka, yeni üretim teknolojileri ve küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerle yeniden şekilleniyor" Dünya ekonomisinin dijitalleşme, yeşil dönüşüm, yapay zeka, yeni üretim teknolojileri ve küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerle yeniden şekillendiğini söyleyen Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, "Bugün ele aldığımız konu, sadece kadınların iş hayatındaki temsiliyle sınırlı değildir. Bu mesele kalkınmanın yönü, üretimin niteliği, toplumsal refahın derinliği ve gelecek nesillere bırakacağımız ekonomik düzenle doğrudan ilgilidir. Dünya ekonomisi dijitalleşme, yeşil dönüşüm, yapay zeka, yeni üretim teknolojileri ve küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerle yeniden şekilleniyor. Bu yeni dönemde ülkelerin gücü, sermaye birikimi, pazar büyüklüğü ya da doğal kaynaklarla sınırlı kalmayacak. Asıl belirleyici olan insan kaynağını harekete geçirme, bilgiyi değere dönüştürme ve fırsatları toplumun tüm kesimlerine açma kabiliyeti olacak" dedi. "Kadınların bu ekosistemdeki varlığı her geçen yıl daha da artıyor" Kadınların ekosistemdeki varlığının her geçen yıl daha da artığını ifade eden Bakan Göktaş, "Türkiye olarak son 24 yılda kadınların sosyal ve ekonomik hayattaki konumunu güçlendirmek için önemli adımlar attık. Kadınlara eğitim, dijital beceri, teknolojiye erişim, mentorluk, pazara açılma, finansmana erişim imkanları sunuyoruz. Güvenli çalışma koşullarını güçlendiriyor, karar alma süreçlerinde daha fazla temsil edilmelerini destekliyoruz. Geçtiğimiz yıl başlattığımız ‘Yükselen Kadınlar, Kendi İşim, Benim İzim’ programıyla girişimcilik desteklerini yerelden ulusala uzanan güçlü bir ekosisteme dönüştürüyoruz. Bugün ülkemiz, küresel ölçekte rekabet eden dinamik girişimcilik ekosistemiyle kadın girişimcilere güçlü üretim ve inovasyon fırsatları sunuyor. Kadınların bu ekosistemdeki varlığı her geçen yıl daha da artıyor. Ar-Ge ve tasarım merkezleri ile teknoparklarda çalışan kadın Ar-Ge personeli sayısı son 10 yılda yaklaşık sekiz kat artarak 61 binin üzerine çıkmıştır. Bunun yanı sıra Türkiye, uluslararası patent başvurularında yüzde 26’yı aşan kadın buluşçu oranıyla dünyada ilk sırada yer almaktadır. Bu başarı, kadınların bilim, teknoloji ve inovasyon alanlarındaki güçlü potansiyelini ortaya koymaktadır. Diğer yandan Türkiye’de kadınlar, yazılımdan yapay zekaya, savunma sanayiinden temiz teknolojilere, ileri üretimden dijitale kadar pek çok stratejik alanda başarı hikayeleri yazıyor. Belçika Kraliyet Ekonomik Misyonu’nun Türkiye ziyareti, ülkelerimiz arasında ticaret, yatırım, teknoloji ve inovasyon alanlarında yeni temaslara kapı aralıyor. Bugünkü panelin de bu temaslara stratejik bir boyut kazandıracağına inanıyorum. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, kadınların iş dünyasında güçlenmesi, sadece ulusal politikalarla sınırlı kalamayacak kadar büyük bir meseledir. Türkiye olarak, kadınların üretimde, girişimcilikte, teknolojide ve liderlikte daha etkin yer almasını sağlayacak her ortak çabaya katkı sunmaya hazırız" şeklinde konuştu. "Çalışma hayatında kadının güçlenmesi; güvenli, saygın ve onurlu çalışma ortamlarından ayrı düşünülemez" Çalışma hayatında kadının güçlenmesi, güvenli, saygın ve onurlu çalışma ortamlarından ayrı düşünülemeyeceğine değinen Belçika Kraliçesi Mathilde, "Belçika deneyimine dayanan üç düşüncemi sizlerle paylaşmama izin verin: Birincisi, kadınların ekonomik ve siyasi karar alma süreçlerine eşit ve anlamlı katılımı; kapsayıcı ekonomik büyüme, inovasyon ve toplumsal direnç için bir ön koşuldur. Belçika’nın deneyimi, eşitliğin tesadüfen değil, bilinçli ve yapısal seçimlerle elde edildiğini göstermektedir. Geleceği şekillendirmek istiyorsak şimdi harekete geçmeliyiz. İlerleme, ücret şeffaflığı ve sosyal diyalog girişimleri ve ayrıca erişilebilir, yüksek kaliteli çocuk bakımına yönelik sürdürülebilir yatırımlar gerektirir. Aynı zamanda, eğitimde, mentorlukta ve mesleki ağlarda gerçek eşitlik, kadınları ve kız çocuklarını güçlendirmek için gerekli olsa da bu yeterli değildir; buna ayrımcılık ve stereo tipleştirme gibi kalıcı engelleri ortadan kaldırma çabaları da eşlik etmelidir. İkincisi, çalışma hayatında kadının güçlenmesi; güvenli, saygın ve onurlu çalışma ortamlarından ayrı düşünülemez" ifadelerini kullandı. Bugün kadınlara ve kız çocuklarına bilinçli bir şekilde yatırım yaparak, sadece daha adil değil, aynı zamanda gelecek için daha donanımlı bir işgücü piyasası inşa ettiklerini belirten Kraliçe Mathilde, "Belçika, kapsamlı bir yasal ve politika çerçevesi aracılığıyla önleme, koruma ve hesap verebilirliği birleştiren entegre bir yaklaşım benimsemektedir. Mevzuatı; işverenler için önleyici yükümlülükler, gizli danışmanlık mekanizmaları, misillemelere karşı korumalı resmi şikayet prosedürleri, gayri resmi uyuşmazlık çözüm prosedürleri ve son olarak gerektiğinde iş müfettişlerine ve mahkemelere erişim gibi stratejiler sunar. Uygulamada, gizli ve gayri resmi mekanizmalar hayati bir rol oynamaktadır: Belçika’daki iş yeri vakalarının yüzde yetmişinden fazlası, sesini çıkarmakta tereddüt edebilecek mağdurlar için güvenli alanların önemini yansıtacak şekilde arabuluculuk veya gayri resmi prosedürler yoluyla çözülmektedir. Uluslararası düzeyde Belçika, iş yerinde şiddet veya tacizin önlenmesini güçlendiren ve mağdurları koruyan mekanizmaları güçlü bir şekilde desteklemektedir. Bu hedefleri teşvik ederek ve en iyi uygulamaları paylaşarak, dünya çapında daha güvenli ve daha kapsayıcı iş yerlerine doğru ilerleme kaydedeceğiz. Bu sadece kadınlara değil, bir bütün olarak topluma fayda sağlayacaktır. Bugün kadınlara ve kız çocuklarına bilinçli bir şekilde yatırım yaparak, sadece daha adil değil, aynı zamanda gelecek için daha donanımlı bir işgücü piyasası inşa ediyoruz" diye konuştu. Konuşmaların ardından panele geçildi. Etkinlikte kadınların ekonomik yaşama tam katılımı, iş dünyasında fırsat eşitliği, girişimcilik ve kadın haklarının ekonomik alanda desteklenmesine ilişkin konular ele alındı.
Edirne Edirne’de koruyucu aile tanıtımı türküler eşliğinde yapıldı Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından Anneler Günü kapsamında "Koruyucu Aile Tanıtım Programı ve Anne Türküleri Konseri" düzenlendi. Devecihan Kültür Merkezi’nde düzenlenen program yoğun ilgi gördü. Programda koruyucu aile hizmet modeli hakkında bilgiler verilirken, Nefes Türk Halk Müziği Topluluğu tarafından seslendirilen anne türküleri dinleyicilere bazen neşeli, bazen ise duygu dolu anlar yaşattı. Etkinlikte koruyucu aile sisteminin önemine dikkat çekilerek, toplumsal farkındalığın artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Anneler Günü’ne özel hazırlanan konser programında seslendirilen türküler katılımcılar tarafından büyük beğeni topladı. Programda konuşan Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Harun Tohumcu, koruyucu ailenin önemine dikkat çekti. Koruyucu aile olarak bir cana dokunulduğunu belirten Tohumcu, "Bir yavrunun hayatına girmek ve hayatınıza bir yavrunun girmesi ve sofranızda hayatınızda bir can daha olması ve insan yetiştirmeye talip olmak. Dolayısıyla siz koruyucu aile olduğunuzda eviniz şenlendiği gibi bir yavrunun da gelişimine katkı sunup, onun hayatına dokunmuş olacaksınız. Koruyucu aile olduğu zaman kişinin mesela biz bir koruyucu ailenin yanına gittiğimizde o yavrunun o eve kattığı neşeyi gözlerimizle görüyoruz. O yavrunun mutluluğunu da görüyoruz" dedi. Koruyucu aile olma konusunda çağrıda bulunan Tohumcu, "Herkes koruyucu aile olmaya çalışsın. Gönülden buna destek versin. Eşine, dostuna, komşusuna anlatsın. Ben de koruyucu aile olabilir miyim diye bu sunumu, videoyu ve arkadaşları, misafirleri bu şekilde dinlesin. Dolayısıyla inşallah bu toplantılardan, bu tanıtımlardan sonra koruyucu aile sayımızın ilimizde de artmasını istiyoruz" dedi. Programa katılan koruyucu aileler Perihan Curacı ve İlknur Günay de hayatlarındaki değişiklikler ve yaşadıkları deneyimleri paylaştı. Katılımcılar, koruyucu aileleri dinlerken duygu dolu anlar yaşadı. Konuşmaların ardından Nefes Türk Halk Müziği Topluluğu konser verdi.