EKONOMİ - 01 Haziran 2023 Perşembe 18:39

Edirne’de örtü altı tarımla üretilen ürünler İstanbul pazarında alıcı bulacak

A
A
A
Edirne’de örtü altı tarımla üretilen ürünler İstanbul pazarında alıcı bulacak

Edirne’de ’Örtü Altı Üretim Alanlarının Revizyonu Projesi’ ile kentte üretilen her türlü sebze ve meyve, İstanbul pazarında fiyat açısından alıcı bulacak.

Edirne’de ’Örtü Altı Üretim Alanlarının Revizyonu Projesi’ ile kentte üretilen her türlü sebze ve meyve, İstanbul pazarında fiyat açısından alıcı bulacak. Edirne Valisi Hüseyin Kürşat Kırbıyık, yaptığı açıklamada "Çeltik üretiminde birinci sıradayız. Ayçiçeği üretiminde 3’ncü, buğday üretiminde ise 7’ci, kişi başına üretilen tarımsal gelirde Türkiye’de 2’nci sıradayız" dedi.



Edirne’de Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü desteğiyle alternatif üretim yöntemlerinin geliştirilmesi ve kent tarımının gelişmesine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirilen ’Örtü Altı Üretim Alanlarının Revizyonu Projesi’ düzenlenen toplantıyla hayata geçti. Tarım İl Müdürlüğünün bahçesinde düzenlenen programda üreticilere Örtü Altı Üretim Alanlarının Revizyonu Projesi çerçevesinde yüzde 75 hibeli sera naylonu dağıtıldı. İstanbul’un sebze-meyvesinin büyük oranda Antalya ve güney hattından geldiğine değinen Edirne Valisi Hüseyin Kürşat Kırbıyık, il genelinde üretilen her türlü sebze ve meyvenin İstanbul pazarında fiyat açısından alıcısını rahat bulabileceğini aktardı.



"Örtü altı tarımının yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz"


Örtü altı tarımının yaygınlaştırılmasını hedeflediklerinin altını çizen Vali Kırbıyık, Edirne’nin İstanbul’a yakınlığının büyük avantaj sağladığına değindi. İstanbul’un sebze meyvesinin büyük oranda Antalya ve güney hattından geldiğini vurgulayan Vali Kırbıyık, Edirne’nin İstanbul’a birkaç saatlik mesafede olması sebebiyle kentte üretilecek her türlü sebze ve meyvenin İstanbul pazarında fiyat açısından alıcısını rahat bulabileceğini ve bunun bir avantaj olduğunu ifade etti.



"Edirne tarımsal gelirde Türkiye’de ikincisi"


Edirne’nin tarım şehri olduğunu söyleyen Edirne Valisi Kırbıyık, "Çeltik üretiminde yüzde 45’ini tek başına üreten ve bu konuda birinci sıradayız. Ayçiçeği üretiminde 3. sırada, buğday üretiminde ise 7. sıradayız. Kişi başına üretilen tarımsal gelir bakımından TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2. sıradayız. Vatandaşlarımızın gelir bakımından geçim kaynağı olan en önemli alanın tarım alanı olduğunu görüyoruz. Tarımın gelişmesi için her türlü çabayı ve projeyi desteklemek gibi sorumluluğumuz ve vizyonumuz var. Bizim en büyük avantajlarımızdan bir tanesi de tüm tarım arazilerimizin neredeyse ekilebilir halde olmasıdır" şeklinde açıklamada bulundu. Sulanabilir tarım arazisi miktarını arttırma konusunda sorumlulukları olduğunu söyleyen Vali Kırbıyık, bu konudaki yatırımların devam ettiğine değindi. Uzun yıllardan sonra Özel İdarenin bütçesine 25 milyon Türk lirası kadar ödenek konulduğunu belirten Vali Kırbıyık, 14 ayrı kırsal yerleşim sahasında tarımsal sulama alt yapısını yenilediklerini ve yaklaşık 25 bin dönüme yakın araziyi de bu vesileyle sulamaya açmayı planladıklarını ifade etti.



"Edirne genelinde 306 örtü altı işletmemiz mevcut"


Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü desteğiyle bu yıl 8 proje hazırladıklarını söyleyen Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, hazırlanan alternatif üretim yöntemlerinin geliştirilmesi ve yine kent tarımı projesi çerçevesinde hazırladıkları örtü altı üretim alanlarının revizyonu projesini hayata geçirdiklerini belirtti. Edirne genelinde 306 örtü altı işletme bulunduğunu aktaran Bayazıt, domates, salatalık, biber, patlıcan, taze fasulye, marul ve maydanoz gibi ürünler olmak üzere toplam 70 bin metrekare alanda sera altında üretim yapıldığını hatırlattı.



"Edirne’de hayata geçirilen örtü altı projeden 81 üretici faydalanacak"


Üreticiler adına konuşan Münire Güler, Edirne Valisi Hüseyin Kürşat Kırbıyık başta olmak üzere desteklerini esirgemeyen herkese teşekkür ederek daha fazla üretim yapmaya devam edeceklerini aktardı.


Konuşmaların ardından Vali Kırbıyık ve beraberindekiler, Karaağaç Mahallesi’nde üretilen örtü altı tarım ürünlerinin bulunduğu stantları dolaşılarak bilgi aldı. Daha sonra 81 üreticiye yüzde 75 hibeli sera naylonu dağıtıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de sahil hattına ’Plaj Mersin’ projesi Mersin Büyükşehir Belediyesinin, kent merkezinde denize güvenli ve kolay erişim sağlamak amacıyla Müftü ve Mezitli dereleri arasında 8 kilometrelik sahil hattında ‘Plaj Mersin’ projesini hayata geçirmeye hazırlandığı bildirildi. Mersin’de yaşayan her vatandaşa, erişilebilir bir kent ortamı sunma amacıyla çalışmalarını sürdüren Mersin Büyükşehir Belediyesi, turistik açıdan daha cazibeli bir kent için start verdi. Kent merkezinde yaşayanların güvenli bir alanda denize girebilmesi için çalışma yapan Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı, Müftü Deresi ile Mezitli Deresi arasında yer alan kuş uçuşu 8 kilometrelik bir alanda ‘Plaj Mersin’ projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Akdeniz’in mavi sularında serinlemek, plaj ve su sporları yapmak, deniz kenarında yürümek, açık hava sinemasının ve konserlerin tadını çıkarmak isteyen herkese hitap edecek olan ‘Plaj Mersin’, 40 metre genişliğindeki kum beslemesi yoluyla oluşturulacak. Batımetri (deniz tabanı kot ölçümleri) haritalanmasına başlanan proje sayesinde Mersinliler, deniz, kum ve güneşin tadını kentin en işlek alanında çıkarabilecek. "Kent merkezinde denize kolayca erişmek isteyen her yurttaşı düşündük" Projeyle ilgili bilgi veren Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan İnşaat Mühendisi Burhan Tokgöz, "Yenişehir ve Mezitli ilçeleri sınırları içerisinde yer alan ‘Plaj Mersin’ projemize başladık. Proje alanı, Müftü Deresi ile Mezitli Deresi arasında kuş uçuşu yaklaşık 8 kilometrelik bir hatta olacak. Bu hatta, 40 metre genişliğinde kum beslemesi yoluyla kumsal oluşturma ve koruyucu kıyı yapıları çalışılacak" dedi. Çalışmanın ilk aşaması olan batımetri ölçümlerinin başladığını da ifade eden Tokgöz, "Çalışmaları 2 adet tekne ve 1 adet insansız deniz aracı ile sürdürüyoruz. Proje kapsamında çeşitli plaj sporları, su sporları, yürüyüş alanı, açık hava sineması ve konser alanları gibi yapılar da yer alacak.Bu proje kapsamında, merkezde güvenli bir şekilde denize girmek isteyen her yaştan vatandaş için ‘Plaj Mersin’ çalışmalarını başlattık. En kısa sürede plajımızı hizmete sunacağız" diye konuştu.
Bursa Dijital dünyadaki büyük tehlikeler Dijital güvenlik uzmanları, ebeveynlerin sosyal medyada çocuklarına dair yaptığı paylaşımların önümüzdeki yıllarda ciddi riskler doğuracağı konusunda uyarıyor. Yapılan değerlendirmelere göre, önümüzdeki dört yıl içinde dünyadaki kimlik hırsızlığı vakalarının üçte ikisinin bu paylaşımlardan kaynaklanabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre sorun, verilerin tek seferde çalınmasından ziyade "yapboz" yöntemiyle ilerliyor. Siber saldırganlar, farklı kaynaklardan topladıkları küçük bilgileri bir araya getirerek çocuklar ve aileler hakkında kapsamlı profiller oluşturabiliyor. "Asıl hedef çocuklar üzerinden aileler" Son yıllarda siber saldırı yöntemlerinin değiştiğine dikkat çeken Siber Güvenlik Uzmanı Yazar Elçin Biren, hackerların artık doğrudan yetişkinleri değil, çocukları hedef aldığını vurguladı. Özellikle çevrim içi oyunlar ve sosyal medya platformları üzerinden kurulan iletişimler, saldırganlar için önemli bir giriş noktası oluşturuyor. ABD’de yaşanan bir olayda, başarılı bir genç sporcunun sahte bir hesap üzerinden manipüle edilerek özel görüntülerinin yayıldığı ve bu durumun organize bir kampanyanın parçası olduğunun ortaya çıktığı aktaran Biren, bu tür saldırıların bireysel değil, çoğu zaman sistematik şekilde yürütüldüğünü ifade etti. Algoritmalar ve dikkat süresi alarm veriyor Sosyal medya platformlarının kullandığı algoritmaların çocukların dikkat süresini ciddi şekilde düşürdüğüne de dikkat çeken Elçin Biren, "Yapılan araştırmalara göre, Z kuşağının dikkat süresi saniyeler seviyesine gerilerken, ilk kez bir neslin bilmekle alakalı testlerde önceki kuşaklardan daha düşük performans gösterdiği belirtiliyor. Ayrıca dijital platformların artık "dikkat ekonomisinden" "sohbet ekonomisine" geçtiği, yapay zekâ araçlarıyla kullanıcıların platformlarda daha uzun süre tutulmasının hedeflendiği ifade ediliyor" dedi. Oyunlar "dijital bağımlılık" riskini artırıyor Araştırmalar, bazı çevrim içi oyunların dopamin seviyesini uyuşturucu maddelerden bile daha fazla artırabildiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, özellikle sonu olmayan ve sürekli ödül sistemiyle çalışan oyunların çocuklarda bağımlılık riskini yükselttiğini belirtiyor. Bu durumun çocukları yalnızca ekran başında tutmakla kalmadığı, aynı zamanda onları siber saldırılara ve dolandırıcılıklara karşı daha savunmasız hâle getirdiği vurgulanıyor. En büyük tehdit: "Grooming" ve dijital şantaj Siber Güvenlik Uzmanı Biren’in en çok dikkat çektiği konulardan biri ise "grooming" olarak adlandırılan çevrim içi istismar süreci. "Bu yöntemde saldırganlar, çocuklarla uzun süreli güven ilişkisi kurarak onları manipüle ediyor, ardından şantaj ve tehdit yoluyla sömürmeye başlıyor. Bu süreçte çocukların büyük bir bölümünün yaşadıklarını utanç nedeniyle paylaşmadığı, vakaların önemli kısmının kayıt altına alınmadığı ifade ediliyor." Kriz anında ne yapılmalı? Biren, muhtemel bir dijital şantaj durumunda şu adımların hayati önem taşıdığını belirtiyor: "Kesinlikle ödeme yapılmamalı, saldırgan engellenmeli, delil niteliğinde ekran görüntüleri alınmalı, yetkili kurumlara başvurulmalı, psikolojik destek alınmalı" "En güçlü savunma iletişim" Dijital ebeveynlikte en önemli unsurun kontrol değil, iletişim olduğunu vurgulayan Elçin Biren, çocukların çevrim içi dünyada karşılaştıkları riskleri aileleriyle paylaşabilmeleri için güven ortamı oluşturulması gerektiği belirtti. Biren, ebeveynlere şu önerilerde bulundu: "Çocukların kullandığı uygulamalar yakından takip edilmeli. Konum, kamera ve mikrofon izinleri kontrol edilmeli. Paylaşımlar sınırlı ve bilinçli yapılmalı. Çocuklara erken yaşta dijital farkındalık kazandırılmalı." "Teknolojiye yetişmek mümkün değil, bilinç şart" Teknolojinin, toplumun uyum sağlayabileceğinden çok daha hızlı ilerlediğine dikkat çeken Biren, "Bu nedenle ebeveynlerin, okulların ve devletlerin tek başına çözüm üretmesi yeterli değil. Dijital dünyada çocukları korumanın yolu, toplumsal farkındalık ve bilinçli kullanım alışkanlıklarından geçiyor" dedi. "Bir çocuğu büyütmek için bir köy gerekir" sözünü hatırlatan Biren, dijital çağda bu sorumluluğun artık herkes tarafından paylaşılması gerektiğini vurguladı.
İstanbul Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, Şubat ayında 173,5 milyar dolar oldu Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, 28 milyon ABD doları artarak Şubat ayı itibarıyla 173,5 milyar dolar oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat ayı Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri’ni paylaştı. Buna göre, Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, 28 milyon ABD doları artarak Şubat ayı itibarıyla 173,5 milyar ABD doları oldu. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku, 239,2 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bankalar kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 0,5 oranında azalarak 77,2 milyar ABD doları oldu. Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, bir önceki aya göre yüzde 2,1 oranında azalarak 8,8 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Yurt dışı yerleşik bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 5,6 oranında azalışla 18,3 milyar ABD doları oldu. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı 22,2 milyar ABD doları olurken, TL cinsinden mevduatlar yüzde 3,3 oranında artarak 28,0 milyar ABD doları oldu. Diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 1,9 oranında artarak 69,6 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti. Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi yükümlülükleri, yüzde 1,6 oranında artarak 62,4 milyar ABD doları olurken, nakit kredi kaynaklı yükümlülükler yüzde 5,4 artarak 7,2 milyar ABD doları oldu. Döviz kompozisyonu incelendiğinde, KVDB stokunun yüzde 34,6’sının ABD doları, yüzde 26,0’sının Euro, yüzde 26,5’inin Türk lirası ve yüzde 12,9’unun diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü. Kalan vadeye göre KVDB stokunda, bankalar ve diğer sektörlerin kredi ve tahvil yükümlülükleri 70,4 milyar dolara düşerken, ticari kredi yükümlülükleri 63,1 milyar dolara yükseldi.