GÜNDEM - 17 Nisan 2026 Cuma 10:14

Dijital dünyadaki büyük tehlikeler

A
A
A
Dijital dünyadaki büyük tehlikeler

Dijital güvenlik uzmanları, ebeveynlerin sosyal medyada çocuklarına dair yaptığı paylaşımların önümüzdeki yıllarda ciddi riskler doğuracağı konusunda uyarıyor. Yapılan değerlendirmelere göre, önümüzdeki dört yıl içinde dünyadaki kimlik hırsızlığı vakalarının üçte ikisinin bu paylaşımlardan kaynaklanabileceği belirtiliyor.


Uzmanlara göre sorun, verilerin tek seferde çalınmasından ziyade "yapboz" yöntemiyle ilerliyor. Siber saldırganlar, farklı kaynaklardan topladıkları küçük bilgileri bir araya getirerek çocuklar ve aileler hakkında kapsamlı profiller oluşturabiliyor.



"Asıl hedef çocuklar üzerinden aileler"


Son yıllarda siber saldırı yöntemlerinin değiştiğine dikkat çeken Siber Güvenlik Uzmanı Yazar Elçin Biren, hackerların artık doğrudan yetişkinleri değil, çocukları hedef aldığını vurguladı. Özellikle çevrim içi oyunlar ve sosyal medya platformları üzerinden kurulan iletişimler, saldırganlar için önemli bir giriş noktası oluşturuyor.


ABD’de yaşanan bir olayda, başarılı bir genç sporcunun sahte bir hesap üzerinden manipüle edilerek özel görüntülerinin yayıldığı ve bu durumun organize bir kampanyanın parçası olduğunun ortaya çıktığı aktaran Biren, bu tür saldırıların bireysel değil, çoğu zaman sistematik şekilde yürütüldüğünü ifade etti.



Algoritmalar ve dikkat süresi alarm veriyor


Sosyal medya platformlarının kullandığı algoritmaların çocukların dikkat süresini ciddi şekilde düşürdüğüne de dikkat çeken Elçin Biren, "Yapılan araştırmalara göre, Z kuşağının dikkat süresi saniyeler seviyesine gerilerken, ilk kez bir neslin bilmekle alakalı testlerde önceki kuşaklardan daha düşük performans gösterdiği belirtiliyor. Ayrıca dijital platformların artık "dikkat ekonomisinden" "sohbet ekonomisine" geçtiği, yapay zekâ araçlarıyla kullanıcıların platformlarda daha uzun süre tutulmasının hedeflendiği ifade ediliyor" dedi.



Oyunlar "dijital bağımlılık" riskini artırıyor


Araştırmalar, bazı çevrim içi oyunların dopamin seviyesini uyuşturucu maddelerden bile daha fazla artırabildiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, özellikle sonu olmayan ve sürekli ödül sistemiyle çalışan oyunların çocuklarda bağımlılık riskini yükselttiğini belirtiyor.


Bu durumun çocukları yalnızca ekran başında tutmakla kalmadığı, aynı zamanda onları siber saldırılara ve dolandırıcılıklara karşı daha savunmasız hâle getirdiği vurgulanıyor.



En büyük tehdit: "Grooming" ve dijital şantaj


Siber Güvenlik Uzmanı Biren’in en çok dikkat çektiği konulardan biri ise "grooming" olarak adlandırılan çevrim içi istismar süreci. "Bu yöntemde saldırganlar, çocuklarla uzun süreli güven ilişkisi kurarak onları manipüle ediyor, ardından şantaj ve tehdit yoluyla sömürmeye başlıyor.


Bu süreçte çocukların büyük bir bölümünün yaşadıklarını utanç nedeniyle paylaşmadığı, vakaların önemli kısmının kayıt altına alınmadığı ifade ediliyor."



Kriz anında ne yapılmalı?


Biren, muhtemel bir dijital şantaj durumunda şu adımların hayati önem taşıdığını belirtiyor: "Kesinlikle ödeme yapılmamalı, saldırgan engellenmeli, delil niteliğinde ekran görüntüleri alınmalı, yetkili kurumlara başvurulmalı, psikolojik destek alınmalı"



"En güçlü savunma iletişim"


Dijital ebeveynlikte en önemli unsurun kontrol değil, iletişim olduğunu vurgulayan Elçin Biren, çocukların çevrim içi dünyada karşılaştıkları riskleri aileleriyle paylaşabilmeleri için güven ortamı oluşturulması gerektiği belirtti.


Biren, ebeveynlere şu önerilerde bulundu: "Çocukların kullandığı uygulamalar yakından takip edilmeli. Konum, kamera ve mikrofon izinleri kontrol edilmeli. Paylaşımlar sınırlı ve bilinçli yapılmalı. Çocuklara erken yaşta dijital farkındalık kazandırılmalı."



"Teknolojiye yetişmek mümkün değil, bilinç şart"


Teknolojinin, toplumun uyum sağlayabileceğinden çok daha hızlı ilerlediğine dikkat çeken Biren, "Bu nedenle ebeveynlerin, okulların ve devletlerin tek başına çözüm üretmesi yeterli değil. Dijital dünyada çocukları korumanın yolu, toplumsal farkındalık ve bilinçli kullanım alışkanlıklarından geçiyor" dedi.


"Bir çocuğu büyütmek için bir köy gerekir" sözünü hatırlatan Biren, dijital çağda bu sorumluluğun artık herkes tarafından paylaşılması gerektiğini vurguladı.



Dijital dünyadaki büyük tehlikeler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara OPET, "Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy" projesiyle birlikte Türkiye’de geniş çaplı bir farkındalık oluşturuyor OPET, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile birlikte hayata geçirdiği ’Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’yle tüm Türkiye’yi kapsayan bir çevre temizliği hareketi başlattı. OPET ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ilk kez 8 Nisan 2026 tarihinde tanıttığı "Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy" Projesi kapsamında akaryakıt sektöründe bir ilke imza atıldı. Türkiye genelinde yaygın bir ağa sahip olan OPET, akaryakıt istasyonlarında sıfır atık bilincinin yükselmesi için adımlar atarken, projenin toplumun tüm kesimlerinde bir farkındalık oluşturması adına Türkiye’nin 7 bölgesindeki 7 farklı şehirde peş peşe çevre temizliği etkinlikleri düzenlenmeye başlandı. İlki Antalya’da yapılan çevre temizliği hareketinin ikincisi ise Ankara Pursaklar Kent Ormanı’nda gerçekleştirildi. Ankara’daki etkinliğe katılan OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, doğaya büyük saygı duyduklarını belirterek, OPET olarak sıfır atık bilincinin yaygınlaşmasını kararlılıkla sürdüreceklerini ve bu kapsamda akaryakıt istasyonlarında yeni bir döneme girildiğini söyledi. "Asıl amacımız farkındalık oluşturmak" Çöplerin doğaya verdiği zararı OPET olarak en aza indirgemeyi hedeflediklerini ve bu yönde çalışmalar yürüttüklerini belirten OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, "Bugün çok anlamlı bir amaç için buradayız. Buradaki çöpleri ayrıştırarak topluyoruz. Ama asıl amacımız farkındalık oluşturmak ve çöpün doğaya verdiği, çevreye verdiği, ekonomimize verdiği zararı gözler önüne sermek. Biz ilk olarak 2021 yılında Ege’deki büyük orman yangınlarının ardından bu konuya eğilme kararı verdik. Araştırmalar gösteriyor ki yangınların yüzde 90’dan fazlası insan eliyle ve sağa sola atılan çöplerden kaynaklanmakta. 2021’den beri Doğaya Saygı Projesiyle bu nedenleri ortadan kaldırmak için etkinlikler yapıyoruz. Yanan köyleri yeniliyoruz. Yanan ormanların yerine yenisini koymaya çalışıyoruz ama halen bu sorun çözülebilmiş değil. Çünkü bu bireysel olarak veya herhangi bir şirketin çözebileceği bir olay değil. Bu, tüm toplumun bilinçlenmesi ve görevini yapması gereken bir olay. Onun için her şeyden önce ‘atma, sakın atma, vatanını yakma, çevreyi ağlatma’ gibi sloganlarla istasyonlarımıza gelen müşterilerimizi de uyararak bu etkinliği büyütmeye çalışıyorduk. 8 Nisan’da Çevre, Şehircilik ve İlim Değişikliği Bakanlığımızla bir protokol imzaladık. Bu protokol gereği kendi istasyonlarımızda ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy’ diyerek projemizin bir başka bacağını başlatmış bulunuyoruz. Bugün burada toprak üzerine düşen her şeyi, insan eliyle atılan ve kirletilen her şeyi ayrı ayrı toplayarak bunların da ayrıştırılması gerektiğini duyurmak istiyoruz" diye konuştu. "Bu çöpleri mutlaka ekonomiye kazandıralım diyoruz" Türkiye’de başlattıkları ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ ile toplanan atıkları ayrıştırarak ekonomiye kazandırmayı amaçladıklarını da dile getiren Öztürk, "İstasyonlarımıza koyacağımız bu atıkları çeşitlerine göre toplamayı gerektiren materyallerle ayrı toplayacağız. Bunları mutlaka ekonomiye kazandıralım diyoruz. Ama önce atmamayı topluma alıştıralım. Bu amaçla biz ‘Tertemiz Yarınlar Okullardan Başlar’ projemiz kapsamında 77 bin okulda bir çalışma başlatmıştık. Çevreyle ilgili konuları da çocuklarımıza öğreterek bu projeyi okullarımıza da taşımak istiyoruz. Onun için bu bir başlangıç diyoruz. Bakanlığımızla ülkemizin 7 bölgesinde, her bölgeyi temsil eden bir ilde etkinlikler yapacağız. İlkini geçen hafta Antalya’da yaptık. Bugün İç Anadolu Bölgesi’ni temsilen Ankara’dayız. Bundan sonra diğer illerimizde de çevre temizliği etkinliklerimiz devam edecek" dedi. "2017 yılından bugüne 90 milyon ton atığı lisanslı tesislerde dönüştürdük" Sıfır Atık Projesi ile sadece atıkları dönüştürmediklerini, bu projenin bir farkındalık projesi de olduğunu vurgulayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Sıfır Atık Uygulamaları Dairesi Başkanı Ekrem Yıldırım ise, "Bugün Bakanlığımız ile OPET arasına gerçekleştirdiğimiz iş birliği protokolü ile hayata geçen ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ kapsamında doğada atıkların toplanması için bir araya geldik. 2017 yılında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendinin başlatmış olduğu ‘Sıfır Atık Projesi’yle aslında sadece atıkları dönüştürmekle kalmıyor, stratejik bir projeyi hayata geçirmiş bulunuyoruz. Bu kapsamda 2017 yılından bugüne 90 milyon ton atığı lisansı tesislerde dönüştürdük" ifadelerini kullandı. Düzenlenen etkinliğe OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Sıfır Atık Uygulamaları Dairesi Başkanı Ekrem Yıldırım, Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin ve gönüllüler katılım sağladı.
Ankara Fidan, Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları Toplantısı’na ev sahipliği yapacak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan dışişleri bakanlarının üçüncü toplantısına Antalya Diplomasi Forumu marjında ev sahipliği yapacak. Bakan Fidan, Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın üçüncüsüne bugün Antalya’da ev sahipliği yapacak. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, toplantı Antalya Diplomasi Forumu 2026 marjında gerçekleştirilecek. Toplantıda, bölgesel sahiplenme anlayışı çerçevesinde başta ABD/İsrail-İran savaşı olmak üzere, bölgesel sorunlara bölgesel çözümler üretilmesi konusunun ele alınması öngörülüyor. Bakan Fidan, 18 Mart’ta Riyad’da düzenlenen ve Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Katar, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Suudi Arabistan, Suriye ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanlarının katıldığı toplantıya iştirak etmişti. Söz konusu toplantı kapsamında Fidan, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan dışişleri bakanlarıyla dörtlü formatta ayrı bir görüşme gerçekleştirmişti. Bu görüşmenin devamı niteliğinde, aynı formatta ikinci toplantı 29 Mart’ta İslamabad’da yapılmıştı. Öte yandan, dörtlü formatta son olarak 14 Nisan’da İslamabad’da bakan yardımcıları düzeyinde bir toplantı daha düzenlenmişti.
İstanbul 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal, vefatının 33’üncü seneyi devriyesinde kabri başında anıldı Türkiye Cumhuriyeti’nin 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin katıldığı törende İstanbul Topkapı’daki anıt mezarı başında anıldı. 1993 yılında hayatını kaybeden Türk siyasetinin önemli ismi ve 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal, vefatının 33’üncü senesinde Zeytinburnu’nda bulunan anıt mezarda anıldı. Tören programına merhum Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, Ahmet Özal’ın eşi Asuman Özal, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İstanbul Valisi Davut Gül, TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili Nuri Aslan, 52. Motorlu Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Hakan Tunç, İstanbul İl Jandarma Komutanı Korgeneral Yusuf Kenan Topcu, İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, İl Müftü Yardımcısı Ahmet Aktürkoğlu katıldı. Özal’ın kabrine çelenk bırakıldı Anma töreni, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın özgeçmişi okunması ile başladı. Özgeçmişin okunmasının ardından Özal’ın kabrine, askerler tarafından Cumhurbaşkanlığı çelengi bırakıldı. Duanın ardından törene katılan protokol üyeleri, Turgut Özal’ın ailesine taziyelerini iletti. Bakan Mustafa Çiftçi ve beraberindeki heyet, anıt mezar içerisinde bulunan Turgut Özal Müzesini de ziyaret etti. Bakan Çiftçi, Adnan Menderes ve arkadaşlarının kabirlerini ziyaret etti İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve protokol heyeti anma programının ardından Adnan Menderes, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun kabirlerini ziyaret ederek karanfil bıraktı. Bakan Çiftçi ve İstanbul Valisi Davut Gül, Adnan Menderes’in eşi Berin Menderes, Aydın Menderes’in eşi Ümran Menderes ve Aydın Menderes’in kabirlerini de ziyaret etti.
Mersin Akdeniz Belediyesi üretiyor, onarıyor, tasarruf sağlıyor Mersin’in merkez ilçe Akdeniz Belediyesi, ilçe genelinde daha temiz ve yaşanabilir bir çevre oluşturmak amacıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında kendi atölyelerinde üretim, bakım ve onarım faaliyetlerini sürdürerek önemli ölçüde tasarruf sağlıyor. Belediye ekipleri, 7 gün 24 saat esasına göre çalışmalarını sürdürürken, maliyetleri azaltmak ve hizmet kalitesini artırmak için atölyelerde yoğun mesai harcıyor. Fen İşleri Müdürlüğüne bağlı teknik birimlerde görev yapan ekipler, belediyeye ait iş makineleri, araçlar ve çeşitli ekipmanların yanı sıra mobilya ürünlerinin de üretim, bakım ve onarımını gerçekleştiriyor. İlçeye bağlı 65 mahallede çöp konteyneri ihtiyacını karşılamak için yeni alımlar yapan belediye, kullanım sonucu eskiyen, kırılan ya da zarar gören konteynerleri de atölyelerde yenileyerek yeniden hizmete sunuyor. Bu çalışmalar sayesinde belediye bütçesinde önemli ölçüde tasarruf sağlanıyor. Fen İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulan atölyelerde görevli ekipler, kaynak ve boya işlemleriyle her gün onlarca çöp konteyneri ve kovasını onarıp yeniliyor. Bakım ve tadilattan geçirilen konteynerler, ihtiyaç duyulan mahalle, sokak, park ve meydanlara yerleştirilerek hizmete kazandırılıyor. Bu sayede hem konteyner eksikliği kısa sürede gideriliyor hem de yeni alım maliyetlerinin önüne geçiliyor. Akdeniz Belediyesinin bu uygulamasıyla hem çevre temizliğine katkı sağlanıyor hem de kamu kaynakları daha verimli kullanılıyor.