GÜNDEM - 25 Şubat 2026 Çarşamba 12:47

Kasapoğlu: "Erişebilirlik önünde ne engel varsa hep birlikte mücadele edeceğiz"

A
A
A
Kasapoğlu: "Erişebilirlik önünde ne engel varsa hep birlikte mücadele edeceğiz"

Edirne’de düzenlenen TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu İstişare Toplantısında konuşan AK Parti İzmir Milletvekili ve Komisyon Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, "Erişilebilirlik... Şehirlerimizin kurumlarımızın engelsiz hale getirilmesi Bu konuda attığımız çok büyük adımlar, çabalar, devrim niteliğinde yasalar var" dedi.


TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, Edirne’de bölge istişare toplantısını gerçekleştirdi. Edirne’deki programa Valilik ve belediye başkanlığı ziyaretiyle başlayan komisyon üyeleri, Edirne Belediyesi Engelsiz Yaşam Merkezi’nde ve Faika Erkurt Özel Eğitim Okulu’nda incelemelerde bulundu. Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Edirne bölge istişare toplantısında Edirne’nin yanı sıra Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’den gelen kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, engelli bireyler ve aileleriyle bir araya geldi.


Toplantının açılışında konuşan Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili ve Komisyon Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu bölgesel istişare toplantılarının temel amacının, yerelin yönlendirmesiyle merkezde güçlü, rasyonel ve sürdürülebilir politika önerileri meydana getirmek olduğunu söyledi.


Dr. Kasapoğlu, "1 Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, bu ülkede bir milattır, ciddi bir devrimdir. O yasayla, engellilik meselesi tıbbi bir konu olmaktan çıkıp, sosyal bir hak ve eşit vatandaşlık meselesi olarak devletimizin en üst politikası haline geldi. Engelliler Hakkında Kanun ile, EKPSS gibi dünyada eşine az rastlanan bir sistemle binlerce engelli bireyimizi kamuda istihdam ettik. Bununla birlikte engelli bakım destekleriyle ailelerimizin omuzundaki yükü hafiflettik ve engelli bireylerin sosyal hayatın içinde olması en hızlı şekilde gerçekleşmeye başladı. Bugün sporda, sanatta, siyasette, üretimde, akademide göğsümüzü kabartan gurur duyduğumuz pek çok sonuç bu hak temelli adımların birer meyvesi. Elbette bugüne kadar yaptığımız çalışmaların hepsi bizim için gurur vesilesi ama yeni ihtiyaçlarımızın da farkındayız. Kurumlararası veri sorunu yakından takip ettiğimiz bir konu. Türkiye’de gerçekte il il kaç engelli vatandaşımız olduğunu, bu vatandaşlarımızın engel gruplarına, yaşlarına veya eğitim durumlarına göre dağılımının tam ve net olarak, ortaya konması komisyonumuzun gündemlerinden biri. Hedefi tam on ikiden vuracak politikayı üretmek net veriye sahip olmaktan geçiyor. Sağlık ve raporlama süreçlerinde de vatandaşlarımızın yorulmamasını istiyoruz. ÇÖZGER ve erişkin raporları arasındaki uyumsuzluklar acilen çözülmeli. Tek kapıdan hizmet alınabilecek, multidisipliner ÇÖZGEM benzeri merkezlerin sayısının arttırılması konusu tespitlerimiz arasında. Eğitim alanı da yine çok kritik konulardan biri. Kaynaştırma sınıflarımız çok güzel bir başlangıç ama sınıfların içinde hem bu evlatlarımızın hem de öğretmenlerimizin daha güçlü desteklenmesi çok kıymetli. Sadece okul çağını değil, 0-36 ay erken müdahale dönemini de çok güçlü bir şekilde sisteme entegre etmeliyiz. İstihdamda engelli bireylerimize yönelik rekorlar kırdık bu bir gerçek. Ancak özel sektördeki kotaların sadece kâğıt üzerinde doldurulup engelli bireyin fiili üretime katılmaması gerçeğini bazı bölgelerde, bazı uygulamalarda görüyoruz. Bu bizim için kabul edilebilir değil. İstihdamın gerçek bir şekilde uygulanmasından yana olan tavrımızı da yine komisyon olarak net bir şekilde ortaya koyup takipçisi olacağız" dedi.


Erişilebilirlik alanında devrim niteliğinde yasalar çıktığını belirten Dr. Kasapoğlu konuşmasının devamında "Erişilebilirlik... Şehirlerimizin kurumlarımızın engelsiz hale getirilmesi Bu konuda attığımız çok büyük adımlar, çabalar, devrim niteliğinde yasalar var. Görme engelliler için yapılan sarı hissedilebilir yüzeyin üzerine park etmiş bir araç, aylardır tamir edilmeyen bir metro asansörü veya standart dışı rampalar görüyoruz. Bunlara el birliğiyle dikkat edelim, bu konudaki ihlalleri gözlemleyip gereken yaptırımı, gereken önleyici tedbirleri ortaya koymamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.


Komisyon Başkanı Dr. Mehmet Kasapoğlu ve Komisyon üyeleri, Engelli Bireyler ve Aileleri ile İftar Programı’na katıldıktan sonra tarihi Selimiye Camii’ni ziyaret ederek vatandaşlarla sohbet etti.



Kasapoğlu: "Erişebilirlik önünde ne engel varsa hep birlikte mücadele edeceğiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin" (1) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ teması ile çeşitli etkinlikler düzenlenmesi için 81 ile yazı göndermesine gelen tepkilere ilişkin, "Gençlerimizin dilinde küfür, hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın açıkça söyleyin" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’de gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. Görev uçuşu için 9. Ana Jet Üssü Komutanlığından kalkan F-16 uçağının kaza kırıma uğradığını ve pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın şehit olduğunu hatırlatan Erdoğan, şehide Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi. Erdoğan, kazanın nedenlerinin tespitine yönelik gerekli inceleme ve soruşturmanın başlatıldığını sözlerine ekledi. "Bu Ramazan’da da aklımız, gönlümüz ve dualarımız Filistinli kardeşlerimizle" Yoksulun, ihtiyaç sahibinin, kimsesizin daha çok hatırlandığı, komşuluk ve akrabalık hukukunun daha da güçlendirildiği, paylaşmanın ve dayanışmanın zirveye çıktığı Ramazan ayının aynı zamanda büyük bir fırsat olduğunu dile getiren Erdoğan, "Başta aziz milletimiz olmak üzere tüm İslam aleminin bu rahmet ve bereket ortamından azami derecede istifade etmesi, Ramazan’ın gönüllerimizi kaynaştıran, kalplerimizi yumuşatan manevi atmosferini doya doya yaşaması, en büyük dileğimiz, en büyük arzumuz ve temennimizdir. Ancak Gazze’de 10 Ekim’de varılan ateşkese rağmen devam eden saldırılar ve yapılan tüm anlaşmalara rağmen insani yardımların istendiği şekilde ulaşamaması, maalesef Ramazan-ı Şerif’i buruk geçirmemize sebep oluyor. Bu Ramazan’da da aklımız, gönlümüz ve dualarımız Filistinli kardeşlerimizle" diye konuştu. "Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır, bu milletin fotoğrafıdır" Türkiye genelinde Ramazan ayının çok farklı bir manevi atmosferde idrak edildiğini ve camilerin dolup taştığını kaydeden Erdoğan, "Çocuklarımız, gençlerimiz gittikçe artan oranda camilerimizi şenlendiriyor. Sofralarımız hamdolsun bereketleniyor. İhtiyaç sahibi kardeşlerimiz bu ayın bereketiyle daha çok gözetiliyor. Kur’an-ı Kerim’in o eşsiz sedası kulaklarımıza, kalplerimize adeta şifa oluyor. Bu yıl ayrıca ülkenin her yerinde terennüm edilen ilahilerle coşkuyu, neşeyi, manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz. ‘Kabe’de hacılar hu der Allah’ ilahisini yediden yetmişe insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek haline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini, hep bir ağızdan coşkuyla Allah lafzı celalini seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti ve gururlandırdı. Tüm Türkiye’nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri, aynı sesleri terennüm etmesi özlediğimiz, arzuladığımız, hasretini çektiğimiz bir iklimdi. Kimse bundan gocunmamalı, rahatsız olmamalı ve kimse tedirgin olmamalıdır. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır, bu milletin fotoğrafıdır" ifadelerine yer verdi. "Ramazan-ı Şerif’in son gününe kadar dayanışma ve paylaşmanın dozunu artıracağız" AK Parti’nin Ramazan ayında tam kadro sahada olduğunu aktaran Erdoğan, "Ramazan ayının rahmet ve merhamet iklimini hep beraber milletimizle teneffüs etmeye çalışıyoruz. Kabine üyelerimiz, milletvekillerimiz, kadın ve gençlik kollarımız, Merkez Yürütme Kurulu ile Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyelerimiz ve elbette AK Parti’nin hizmet siyasetinin lokomotifi olan belediyelerimiz, on bir ayın sultanını idrak ve ihya etmek için bizi biz yapan, bizi diğerlerinden ayıran güzel hasletlerimizi yaşatmak için cansiperane bir gayret sergiliyor. Bilhassa yuvalarına kavuşan depremzedelerimize konuk olduğumuz ‘Yeni Evim İlk İftarım’ programımızın yüreklere dokunduğunu görüyorum. Bu sene ikincisini tertiplediğimiz ‘Külliyede Ramazan’ etkinlikleri de Ankaralı kardeşlerimizin yoğun ilgisine mahzar oluyor. ‘Niyetimiz bir, inancımız bir, yolumuz bir’ diyerek en küçük köyümüzden en büyük şehrimize kadar 86 milyona kardeş olan teşkilatımızın her neferine teşekkür ediyorum. AK Parti teşkilatlarının daha önceki tüm Ramazanlarda olduğu gibi bu senede yoksulları, kimsesizleri, garip gurebayı gözetiyor olmasından bu partinin genel başkanı olarak gurur duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. İnşallah aynı tempoda çalışmaya devam edecek, Ramazan-ı Şerif’in son gününe kadar dayanışma ve paylaşmanın dozunu artıracağız" ifadelerini kullandı. "Yapılan doğrudur, yerindedir ve hukukidir" Milli Eğitim Bakanlığı’nın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ teması altında çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi için 81 vilayete yazı göndermesine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu yazıda neler var? Ramazan ayı boyunca öğrenciler için söyleşi programları düzenlenecek. Okul-aile iş birliğini güçlendirmek için iftar sofraları kurulacak. Çocukların milli ve manevi değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri, tecrübe etmeleri için okul dışı öğrenme ortamları hazırlanacak. Öğrencilerimizin paylaşma bilinci geliştirilecek; birlik ruhu, adalet, merhamet, vatanseverlik gibi hasletlerin çocuklarımıza aşılanması sağlanacak. Bu etkinlikler gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacak. Bu etkinlikler hiç şüphesiz anayasal dayanağı olan etkinliklerdir. Anayasamızın gerek başlangıç kısmında gerekse sonraki diğer maddelerinde her vatandaşın manevi varlığını geliştirme hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığımızda anayasanın kendisine yüklediği sorumluluk mucibince öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini güçlendirme amacıyla tamamen gönüllülük esasına göre böyle güzel bir çalışmayı yapmıştır. Yapılan doğrudur, yerindedir ve hukukidir. Ramazan’ın manevi iklimine uygun olmasının yanı sıra milletimizin hissiyatına da tercüman olan çok hayırlı bir hizmettir. Hangi siyasi görüşten olursa olsun milletimizin kahir ekseriyeti de genelgeye destek vermiş, memnuniyetle sahiplenmiş, fevkalade olumlu karşılamıştır" açıklamasında bulundu. "Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin" "Bu yazının gönderilmesinin hemen akabinde Ramazan-ı Şerif’ten sadece bir gün önce artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı, o bayat ‘laiklik elden’ gidiyor şarkısını söyleyen, zehir saçan, baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayınladı" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar. Bunlar güya cadılar bayramı kılıfı altında ne idiği belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar. Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya, her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar. Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar. Bunlar batıda çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar. Ama ne zaman ki Ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların milli ve manevi değerleri anlatılacak olsa, işte bundan hemen rahatsız olurlar. Biz bunların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz bunların karın ağrısının asıl sebebini gayet iyi biliyoruz. Laiklik kavramının arkasına saklanarak, on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahrik ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz. Bunların derdi laiklik değil, hiçbir zaman da laiklik olmadı. Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların milli ve manevi değerleriyle ve bunların derdi bu milletin ta kendisiyledir. Çocuklarımızın namazı, orucu öğrenecek olması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın teneffüs saatlerinde okul bahçelerinde hep bir ağızdan ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor? Gençlerimizin dilinde küfür, hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın açıkça söyleyin. Lafı dolandırmayı bırakın, dilinizin altındaki baklayı çıkarın. Kimse kusura bakmasın ama bu milletin hiçbir ferdi, bu milleti var eden milli ve manevi değerlerin öğretilmesinden rahatsız olmaz, olamaz. Rahatsız olan varsa gitsin bu vatanla, bu bayrakla, bu toprakla, bu milletle aidiyetini tekrar sorgulasın." "Hakka tapan milletimin istiklaline hiç kimse el uzatamayacak, dil uzatamayacak, hiç kimse ona kast edemeyecek" Türk milletinin mayasında İslam olduğunu, Türk milletini her türlü farklılığa rağmen bir arada tutan durumun manevi değerler olduğunu söyleyen Erdoğan, "Ordumuz, unutmayın peygamber ocağıdır. Şehitlerimiz ’İslam şehitleri’dir. Zaferlerimiz ’İ’lâ-yi Kelimetullah’ istikametindeki zaferlerdir. Bu milletin temelinden ezanı, Kur’an’ı, peygamber sevgisini, Ramazan’ı, orucu, zekatı, sadakayı çekip aldığınız zaman geriye ne tarih kalır, ne istikbal kalır, ne millet kalır, ne de devlet kalır. İstiklal Marşımız ne diyor? ’Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.’ Bu ezanlar ebedi yurdumun üstünde inleyecek ve bu sayede Hakk’a tapan milletimin istiklaline hiç kimse el uzatamayacak, dil uzatamayacak, hiç kimse ona kast edemeyecek. Biz büyük imparatorluklar kurmuş, büyük medeniyetler inşa etmiş bir milletin evlatlarıyız. Bizim tarih boyunca üç kıtaya huzur götüren büyük devletlerimizin harcında, dünyaya istikamet çizen medeniyetlerimizin temelinde Kur’an vardır, peygamber aşkı vardır, iman vardır, oruç vardır. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Mevlana, Ahmedi Hani ve daha nicesi İslam’ın gür sedasıyla bu vatanın ve bu milletin harcını karmışlardır. Ezanı unutursa, Kur’an’ı unutursa, peygamberi unutursa, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş’ı unutursa bu milletten geriye hiçbir şey ama hiçbir şey kalmaz" dedi. "İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye’ye baksın, ders alsın" Kimsenin Türk milletine azınlık hakları ve inanç özgürlüğü dersi vermeye kalkışmaması gerektiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz bu değerleri dışarıdan alıp öğrenecek bir millet değiliz. Biz bu değerleri dünyaya öğretmiş, dünyaya öğretecek bir milletiz. Bin yıldır bu topraklardayız. Bu topraklarda bin yıldır Türk de var, Kürt de var, Arap da var; Sünni, Alevi, Hristiyan, Musevi daha nicesi var. Avrupa’da farklı mezhepler birbirlerini doğrarken, bu topraklarda ecdadımız bir arada yaşamanın eşsiz terazisini kurdular. İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye’ye baksın, ders alsın. Farklı inançlara karşı adalet içinde bir yaklaşım görmek isteyen Türkiye’ye baksın, ders alsın. Bizim dışarıdan yabancı kavram, yabancı değer ithal etmeye ihtiyacımız yok. Selçuklu’nun, Osmanlı’nın mirası, Türkiye’nin birikimi bize yeter. Bizim her inanca, her mezhebe, her manevi değere sonsuz saygımız var. Herkesin inanç ve ibadet hakkını koruruz; ama bu vatanı vatan yapan milli ve manevi değerleri de sonuna kadar savunur, sonuna kadar koruruz. İthal projeleriyle, ithal ideolojileriyle kirlenmiş zihinleri, çirkin ve çirkef bildirileriyle kimse bize parmak sallayamaz" ifadelerine yer verdi. "Türkiye Yüzyılı’nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Ezandan, Kur’an’dan, camiden, namazdan, oruçtan, Ramazan’dan rahatsız olanlar vardı. Ülkemizi işgal etmeye giriştiler, Anadolu kadınının örtüsüne el uzatmaya kalktılar. İstiklal Savaşı’nda biz onlara gereken dersi verdik. Aynı kirli eller aynı mukaddes ve muazzez değerlere bir daha uzanırsa, bu millet yine aynısını yapacaktır. Tarihten ders almamakta ısrar eden varsa buyursun. Türkiye, Türkiye olarak büyüyecek; bunu hiç kimse aklından çıkarmasın. Kendi özümüzle büyüyeceğiz, kendi ruhumuzla büyüyeceğiz; kendi devlet, millet, medeniyet değerlerimizle büyüyeceğiz. Başkalarına benzeyerek değil; biz olarak, kendimiz olarak, Türkiye olarak düştüğümüz yerden kalkacak, doğrulacak ve 86 milyon el ele, gönül gönüle verip Türkiye Yüzyılı’nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz."
Bursa BTSO meclisi Bursa Business School’da toplandı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ekonomide değişim ve dönüşüme karşı geliştirdikleri stratejik hamleleri değerlendirerek, "İşletmelerimizin en büyük sermayesi artık fiziki varlıkları değil, bilgi birikimi ve adaptasyon kabiliyetleridir" dedi. BTSO’nun Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı, iş dünyasının referans eğitim merkezi Bursa Business School’da gerçekleştirildi. Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla düzenlenen toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte dengelerin hızla değiştiğini, iş dünyasının bu dönüşüme uyum sağlamak zorunda olduğunu ifade etti. Bir tarafta teknolojinin üretim modellerini değiştirdiğini, diğer tarafta tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğini belirten Başkan Burkay, "Yapay zekâ, veri ekonomisi, yeşil mutabakat, savunma ve uzay teknolojilerindeki gelişmeler artık gündelik hayatın parçası haline geldi. Böyle bir çağda şirketlerimizi dünün refleksleriyle yönetemeyiz. Bilgiye yatırım yapmadığımız takdirde ağır bedeller ödeyebiliriz. İşletmelerin en büyük sermayesi artık fiziki varlıkları değil, bilgi birikimi ve adaptasyon kabiliyetidir" dedi. "Mekanlar betonla değil içindeki fikirlerle büyür" Bu süreçte kentin sanayi ve ticaret hafızasını geleceğin diliyle buluşturan projelerin önemine dikkat çeken İbrahim Burkay, BTSO çatısı altında ortak aklı harekete geçirerek gerçekleştirdikleri TEKNOSAB, GUHEM, BUTEKOM ve Model Fabrika gibi projelerin bu vizyonun birer parçası olduğunu söyledi. "Biz mekânları betonla değil, içindeki fikirlerle büyütmeyi hedefledik" diyen Burkay, özellikle Bursa Business School’un iş dünyasının strateji geliştirdiği, yöneticilerin küresel trendleri analiz ettiği ve şirketlerin dönüşüm programlarını kurguladığı bir merkez olarak tasarlandığını söyledi. Uludağ’ın dört mevsim yaşayan bir çekim merkezine dönüşmesinin de aynı vizyonun bir parçası olduğunu belirten İbrahim Burkay, eğitim, kongre ve sektör buluşmalarıyla bölgenin 12 ay aktif hale gelmeye başladığını dile getirdi. "Tekstilden vazgeçme lüksümüz yok" Küresel ölçekte tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu kritik dönemde, kentin üretim kaslarını bir üst lige taşıma kararlılığında olduklarını ifade eden Başkan Burkay, stratejik dönüşümün lokomotif sektörlerdeki etkisine değindi. Başta tekstil ve hazır giyim olmak üzere emek yoğun kolların ciddi bir darboğazdan geçtiğini ancak bu alanların ekonominin omurgası olmaya devam ettiğini hatırlatan Burkay, yıllık 30-35 milyar dolarlık ihracat katkısı ve 1 milyona yaklaşan istihdam gücüyle tekstilin ekonominin temel taşlarından biri olduğunu ifade etti. "‘Bitti, bitiyor’ denilen bu devasa sektör bugün hâlâ dünyanın en güçlü markalarının en güvenilir iş ortağı konumunda. Yüzyıllara dayanan bu birikimi kaybetme lüksümüz yok. Geleneksel üretim gücümüzü teknik ve fonksiyonel tekstillerle harmanlayarak sektörü daha üst bir lige taşımak zorundayız" ifadelerini kullanan Başkan İbrahim Burkay, şöyle devam etti: "Türkiye ve bilhassa Bursa, dünyanın en köklü üretim merkezleri arasında. Bizim bu kazanımlarımızı kaybetme lüksümüz yok. Yapmamız gereken; yeni iş modellerini hızla sistemimize entegre etmektir. Geleneksel üretim gücümüzü teknik ve fonksiyonel tekstillerle harmanlayarak sektörü çok daha nitelikli, dirençli ve vazgeçilmez bir küresel güce dönüştürmeliyiz. BUTEKOM bünyesindeki Türkiye’nin en büyük mükemmeliyet merkezleri, konvansiyonel üretim yapan firmalarımızın teknik alanlara geçişinde önemli bir itici güçtür. Bu stratejik dönüşümle tekstil başta olmak üzere tüm üretim değerlerimizi çok daha nitelikli, dirençli ve küresel ölçekte vazgeçilmez bir konuma taşıyacağımıza inanıyorum." KFA fuarcılık ile savunma sanayinde küresel rol BTSO’nun iştirakleriyle birlikte Türkiye’nin en büyük ticaret platformlarında etkin rol üstlendiğini belirten Burkay, "IDEF, dünyanın en büyük savunma sanayi fuarlarından biri. 3-9 Mayıs 2027 tarihlerinde fuarımızı iştirakimiz KFA Fuarcılık organizasyonunda gerçekleştireceğiz. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ile iş birliği protokolümüzü imzaladık. Savunma sanayi, ülkelerin stratejik gücünü belirleyen en kritik alanların başında geliyor. Yüksek teknoloji üretme kabiliyeti, mühendislik altyapısı ve ihracat potansiyeli ekonomik bağımsızlığın temel unsurlarıdır. KFA organizasyonuyla 2025’te elde ettiğimiz başarıyı 2027’de daha ileri taşımayı hedefliyoruz" dedi. "Ortak akıl ve dayanışma en büyük gücümüz" Ekonomide zorlu bir dönemden geçildiğini ancak Bursa iş dünyasının güçlü bir dayanışma kültürüne sahip olduğunu belirten Burkay, "Odamızın son yıllardaki en önemli kazanımlarından biri ortak akıl iradesidir. Farklı görüşleri aynı masada buluşturabilme olgunluğumuz var. Bursa iş dünyasının ortak menfaatini kişisel önceliklerin önüne koyabilme iradesine sahibiz. Bu meclis her zaman birlik ve beraberliğini en güçlü şekilde ortaya koydu. Bu duruşu koruduğumuz sürece Bursa’mızın potansiyelini daha ileri taşıyacağımıza yürekten inanıyorum. Dağınık duruşlar zayıflık üretir, ortak duruş ise güç üretir. BTSO’nun en büyük sermayesi işte bu birlik ve beraberlik ruhudur. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da 60 bini aşkın üyemizin yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Meclis Başkanı Ali Uğur’dan iş dünyasına yardım teşekkürü Toplantıda ayrıca BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da Ramazan ayının birlik ve dayanışma duygularını pekiştirmesini temenni ederek, "Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayının manevi iklimini paylaşmanın sorumluluğuyla, ihtiyaç sahiplerine yönelik erzak kolisi desteklerimizi gerçekleştirdik. Katkı sunan, destek veren tüm meclis üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum. BTSO olarak 70 meslek komitemizle birlikte ortak akıl, istişare ve iş birliği kültürüyle çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" dedi.
Isparta Başkan Başdeğirmen, KYK erkek yurdunda öğrencilerle iftar sofrasında buluştu Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Ramazan ayı dolayısıyla Murat Hüdavendigar KYK Erkek Yurdu’nda kalan öğrencilerle iftar programında bir araya geldi. Gençlerle aynı sofrayı paylaşan Başkan Başdeğirmen, iftar öncesinde yemek dağıtımına da eşlik ederek öğrencilerle sohbet etti. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, mübarek Ramazan ayının manevi atmosferini bu kez öğrencilerle paylaştı. Üniversite gençliğiyle bir araya gelen Başkan Başdeğirmen, öğrencilerle yakından ilgilendi. Başkan Başdeğirmen ve beraberinkiler, ezan öncesi öğrencilerle birlikte yemek sırasına girdi. Yemeğini alan Başkan Başdeğirmen, masada ezanı beklerken öğrencilerle sohbet etme fırsatı buldu. Ardından okunan ezanla birlikte oruçlar hep birlikte açıldı. İftar programında öğrencilerle aynı masada oturan Başdeğirmen, samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada gençlerin talep ve önerilerini dinledi. Öğrencilerle eğitim hayatları, sınav süreçleri, barınma şartları ve sosyal yaşam üzerine sohbet eden Başdeğirmen, belediye olarak gençlere yönelik projelere önem verdiklerini ifade etti. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, belediye ekibi olarak öğrencilerle iftar açmak için geldiklerini belirterek, herkese olduğu gibi üniversite öğrencilerine de her zaman kapılarının açık olduğunu dile getirdi. Başdeğirmen, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da iftarda öğrencilerle bir araya geldiklerini ifade ederek, "Rabbim sağlık, sıhhat, afiyet içerisinde daha çok birlikte olmayı nasip eylesin" diye konuştu. Gençlik ve Spor İl Müdürü Murat Çağrı Kaya da iftarda öğrencilerle bir araya gelen Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür etti. Kaya, "Başkanımızın ayağına sağlık. Başkanımız taleplerimizi her zaman yerine getirdi. Yollarımızı yaptı, kanalizasyon hatlarımızı yaptılar. Öğrencilerimiz ve kurumumuz adına başkanımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Allah razı olsun" dedi.
Ordu Ordu’da Ramazan denetimleri sürüyor Ordu’da Ramazan ayıyla birlikte gıda üretimi ve satışı yapılan işletmelerde denetimler sıklaştırıldı. İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay, artan tüketim nedeniyle özellikle unlu mamuller, tatlı ve şekerli ürün üreten işletmelerde riskin yükseldiğini belirterek, "Tüketicimizin güvenilir gıdaya ulaşması bizim kırmızı çizgimiz" dedi. Ordu’da Ramazan ayıyla birlikte gıda üretimi ve satışı yapan işletmelere yönelik denetimler artırıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla fırın, pastane, market ve kasaplarda kontroller gerçekleştirdi. Denetimlerde ürünlerin son kullanma tarihinden imalathane temizliğine, hijyen şartlarından çalışma belgelerine kadar birçok kriter incelendi. 2025’te 223 işletmeye 14 milyon lira ceza Altınordu ilçesinde yapılan denetimlere katılan İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay, Ramazan ayının gıda tüketiminde artışa neden olduğunu, bu nedenle denetimlerin yoğunlaştırıldığını söyledi. Ay, geçen yıl il genelindeki 6 bin 900 işletmede yaklaşık 13 bin denetim yapıldığını ve bu denetimler sonucunda 223 işletmeye toplam 14 milyon lira civarında cezai işlem uygulandığını ifade etti. "Ramazan ayında tüketim arttığı için risk faktörü yükseliyor" Müdür Ay, Ramazan döneminde unlu mamuller, tatlı, pasta ve şekerli ürünlerde tüketimin arttığını belirterek, "Denetim mantalitemiz tamamen riske dayalı analiz üzerine kurulu. Ramazan ayında özellikle fırınlar, tatlıcılar, pastaneler ve şekerli mamuller üreten yerlerde tüketim çok yoğun. Dolayısıyla bu işletmelerin hem üretim hem de satış süreçlerinde hata payı azalmalı. Biz de buna uygun şekilde denetimlerimizi artırıyoruz" diye konuştu. Gıda güvenliğinin kırmızı çizgileri olduğunu aktaran Ay, denetimlerde yalnızca işletmelerin yüzeysel temizliğine değil, belgelere ve kayıt sistemine de bakıldığına dikkat çekerek, "Bazı ekipmanlar birkaç kullanımın ardından yıkanmalı, bazıları ise tek kullanımlık olmalı. Bu kurallara uyulup uyulmadığını inceliyoruz. Zemin temizliği, tezgâhların uygunluğu, dolapların hijyeni gibi detaylar bizim için oldukça kritik" şeklinde konuştu. "Haşere mücadele kayıtlarına mutlaka bakıyoruz" Denetimlerin önemli başlıklarından birinin de haşere kontrolü olduğunu kaydeden Ay, işletmelerin bu hizmeti ruhsatlı firmalardan düzenli olarak almak zorunda olduğuna dikkat çekerek, "Ziyaret ettiğimiz işletmelerde mutlaka haşere mücadele kayıtlarına bakıyoruz. Çünkü gıda güvenliğini en çok riske atan unsurlardan biri budur. İşletmeler hem bu hizmeti almak hem de kayıt altında tutmak zorunda" dedi. Ay, ayrıca bakanlık tarafından geçen yıl yürürlüğe alınan karekod uygulamasının önemine dikkat çekerek, "Vatandaşlarımız ’Tarım Cebimde’ uygulamasını indirerek işletmenin güncel denetim bilgilerini doğrudan görebiliyor" ifadelerini kullandı.