ASAYİŞ - 07 Şubat 2026 Cumartesi 14:26

Meriç Nehri taştı, tarım arazileri ve yerleşim alanları sular altında kaldı

A
A
A
Meriç Nehri taştı, tarım arazileri ve yerleşim alanları sular altında kaldı

Bulgaristan’daki yağışlar ve kar erimeleri sonrası debisi artan Meriç Nehri’nin taşmasıyla Edirne’de tarım arazileri, çiftlikler ve bağ evleri sular altında kalırken, vatandaşlar hayvanlarını ve eşyalarını kurtarmak için seferber oldu.


Bulgaristan’da etkili olan yoğun yağışlar ve kar erimelerinin ardından debisi yükselen Meriç Nehri, Edirne’de yatağından çıkarak tarım arazileri ile yerleşim alanlarını sular altında bıraktı. Meriç Nehri’nin taşması sonucu özellikle Bosnaköy mevkisinde bulunan çiftlikler, bağ evleri ve ekili tarım arazileri suyla kaplandı. Nehir çevresindeki su seviyesinin hızla yükselmesi bölgede yaşayan vatandaşları zor durumda bıraktı.


Büyük mağduriyet yaşayan vatandaşlar, mülklerini koruyabilmek için önlem almaya çalıştı. Bağ evlerinde bulunan eşyalar güvenli alanlara taşınırken, çiftlik sahipleri de mahsur kalan hayvanlarını tahliye edebilmek için yoğun çaba harcadı.


Su seviyesinin yer yer binaların giriş katlarına kadar ulaştığı bölgede ulaşımın traktörler yardımıyla sağlandığı öğrenildi. Bölgedeki taşkın ve su seviyeleri yetkililer tarafından yakından takip ediliyor.


Arazi, çiftlikleri ve hayvanları sular altında kalan vatandaşlar zor durumda olduklarını belirtti.



Meriç Nehri taştı, tarım arazileri ve yerleşim alanları sular altında kaldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep GTB Başkanlarından Gaziantep’e ’Gazi’ unvanı verilişinin 105. yılı mesajı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından Gaziantep’e ’Gazi’ unvanı verilişinin 105. yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. ’Gazi’ unvanının bu toprakların bedelle, sabırla ve imanla yazılmış tarihin en onurlu nişanelerinden biri olduğunu belirten GTB Başkanları, yayımladıkları mesajda, "Gaziantep Savunması, tarihin altın sayfalarına kazınmış, eşine az rastlanır bir kahramanlık destanıdır. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından önce İngilizler, ardından Fransızlar tarafından işgal edilen Antep, 11 ay boyunca ağır bir kuşatma altında kalmış; yokluk, açlık ve imkânsızlıklar içinde destansı bir direniş sergilemiştir. Ancak bu kuşatma, Antep halkının iradesini kıramamış, aksine vatan sevgisini daha da güçlendirmiştir. Dışarıdan hiçbir destek almadan, yalnızca inancına ve bağımsızlık tutkusuna yaslanarak mücadele eden Antep halkı, ‘Ölürsem şehit, kalırsam gazi’ anlayışıyla tarihe geçmiştir. Bu kutlu mücadelede 6 bin 317 evladını şehit veren Antep, yalnızca kendi geleceğini değil, Anadolu’nun bağımsızlık yürüyüşünü de etkilemiş; tüm dünyaya bir milletin neleri başarabileceğini göstermiştir. Şahinbey, Şehitkâmil, Karayılan gibi yiğit kahramanları bağrından çıkaran bu şehir, Türkiye’nin kurtuluş mücadelesinin sembol şehirlerinden biri olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 8 Şubat 1921 tarihinde Antep halkının bu eşsiz direnişini ‘Gazi’ unvanıyla taçlandırarak tarihe not düşmüştür. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Ben Anteplilerin gözlerinden nasıl öpmem ki? Onlar yalnız Antep’i değil, Türkiye’yi de kurtardılar’ sözleriyle ifade ettiği bu büyük onur, Gaziantep halkı tarafından 105 yıldır aynı gurur ve sorumlulukla taşınmaktadır. Bu unvan, şehrimizin kimliği olmuş; nesilden nesile aktarılan bir onur mirasına dönüşmüştür. Bugün, Gaziantep’e ‘Gazi’ unvanı verilişinin 105. yıl dönümünde; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Antep’i Gaziantep yapan tüm aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Gaziantep halkı, geçmişinden aldığı güçle bu onuru ebediyen yaşatmaya ve geleceğe kararlılıkla yürümeye devam edecektir" ifadelerine yer verdi.
İstanbul Türk - Yunan mübadelesinin 103’üncü yılı Büyükçekmece’de unutulmadı Türk-Yunan nüfus mübadelesinin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de unutulmadı. Çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcisi, Büyükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen anma programında bir araya geldiği programda, mübadillerin karaya çıkışı temsil edilirken duygusal anlar yaşandı. İstanbul Büyükçekmece ilçesinde, Türk-Yunan nüfus mübadelesinin 103’üncü yıl dönümünde bir dizi anlamlı anma programı düzenlendi. Büyükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen programa, Büyükçekmece Kaymakamı Ali İkram Tuna, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, mübadil dernekler yöneticileri ve Yunanistan Volos Belediyesi Müzik Okulu Korosu ekibi katıldı. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Yapılan konuşmaların ardından, 103 yıl önce mübadeleden gelenlerin karaya ilk ayak bastıkları, noktada temsil gerçekleştirilip denize karanfiller bırakıldı. Program, 103 yıl önce yine mübadilleri taşıyan gemi ‘Gülcemal’in adını taşıyan, Gülcemal Mübadele Kültür Evi’nin açılış kurdelesi ile devam etti. Programın açılışında bir konuşma yapan Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "Mübadele yalnızca bir yer değişikliği değil, sandıklara sığdırılan anılar, yarım kalan hayatlar ve her şeye rağmen yeni bir vatan kurma iradesidir. Bu topraklara gelen mübadiller acılarını da umutlarını da beraberinde getirmişlerdir. Büyükçekmece çok sayıda mübadil topluluğuna ev sahipliği yapan bu hafızayı canlı tutan bir kenttir. Bugün aynı zamanda mübadil torunlarının bir araya geleceği bir buluşma noktası, geçmişin tanıklarının korunacağı, herkesin mübadil tarihini öğreneceği yaşayan bir mekan olan Gülcemal Mübadele Kültür Evi’nin açılışını birlikte gerçekleştireceğiz. Bu merkeze verdiğimiz Gülcemal ismi, Selanik’ten, Kavala’dan Girit’ten binlerce insanı bu kıyılara taşıyan mübadillerin hafızasında yeni yurdun kapısı olarak yer etmiş vapurun adı, yolculuğun simgesidir" dedi. Açılışta konuşma yapan Büyükçekmece Kaymakamı Ali İkram Tuna, "Kitlelerin toplumsal benliklerinde en fazla iz bırakan olaylar önce savaşlar sonrada kitlesel göçler, yer almaktadır. Ben burada her iki sivil toplum örgütlerinin başkanlarının ortak açıklamalarını gördüm çok mutlu oldum. Böyle büyük bir kitlesel göçü en ufak bir tavır takınmadan kimseyi suçlamadan, hiçbir politik söylemde bulunmadan sadece insani söylemde ele almış olmaları ben bundan sonraki devletlerin alacağı kararlarda çok büyük bir kazanç olarak görüyorum" diye konuştu.